20 Şubat 2017 Pazartesi
16 Şubat 2017 Perşembe
Polat Onat'ın Yatılı Okul Günleri Kitap Oldu / Ülkede Sanat
POLAT ONAT'IN YATILI OKUL GÜNLERİ KİTAP
OLDU
Yatılı
okulun yaşattığı çağrışımlar, hüzün, sevinç, özlem gibi duygular, kimi zaman
edebiyatın önemli konularından olmuştur.
Polat
Onat'ın, Samsun Veteriner Lisesi ve İstanbul Veteriner Lisesindeki anılarından
yola çıkarak yazdığı "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" adlı öykü
kitabı, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından piyasaya sunuldu.
Nevin
Avan Özdemir'in editörlüğünde hazırlanan, Enis Bayraktar'ın resimleriyle
katkıda bulunduğu kitapta, aynı gün içinde gerçekleşen beş farklı olay hikayeleştirilmiş.
Yatılı okulda okuyan beş arkadaşın başından geçen maceralar art arda
kurgulanmış. Sürükleyici bir anlatımla bütünleştirilmiş.
Günlük
hayatın, sıradan gibi gözükebilecek küçük ayrıntılarının içinden mutluluk
devşiren yatılı okul öğrencilerinin yaşadıkları, okurlara, dostluk ve
arkadaşlığın önemini gösteren, keyifli bir okuma serüveni vaat ediyor.
Bir
okuyuşta hemen bitirilecek, bazen neşeli, bazen hüzünlü anların ön plana
çıktığı kitabın, her yaş grubuna hitap eden geniş bir yelpazeyi içeren bir
anlayışla oluşturulduğu anlaşılıyor. Tüm bu nedenlerle, "Yatılı Okulda
Mükemmel Bir Gün"ün ilgiyi hak eden bir eser olduğunu söyleyebiliriz.
14 Şubat 2017 Salı
11 Şubat 2017 Cumartesi
Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün / Arka Kapak Yazısı
YATILI OKULDA MÜKEMMEL BİR GÜN
Yaşam mükemmel günlerle doludur.
Her zaman hatırlanacak bir başarının elde edildiği,
sevilenlerin sağlık haberlerinin alındığı,
doğayla iç içe geçen bir günde suları berrak
bir derenin kenarında oturulan,
ya da arkadaşlarla sıcacık birer bardak çayın paylaşıldığı
gün mükemmeldir.
Güzel bir gelecek kurmak için azimle çalışan,
cesur ve dürüst gençlerin duygu dolu anıları,
okurları bambaşka bir dünyaya götürüyor.
Polat Onat'ın kaleminden, yepyeni bir kitap...
6 Şubat 2017 Pazartesi
24 Ocak 2017 Salı
Ölümsüz Cümleler - Arka KapakYazısı
Katil kim?
Birbiri ardına öldürülen üç kişi. Üçü de eğitimci....
Bu tuhaf cinayetler acaba birbiriyle irtibatlı mı?
Dedektif ve yardımcısı olan memur, gizem ve heyecan yüklü bu olaylar zincirini çözebilecek mi?
Acaba aranan katil, üniversitenin dekanı olan, ilginç ve şüpheli tavırlar sergileyen adam mı?
Yoksa, maktullerin ortak öğrencisi olan veteriner hekim katil olabilir mi?
Belki de tesisatçı adam cinayetleri işlemiştir.
Ya da, birbirinden ilginç kişiliklere sahip olan diğer şüpheliler...
Romandaki heyecanlı olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı gizemli şiirleri, felsefi notları ve karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyacaksınız.
Ve cinayetlerin arasında aniden filizlenen bir aşka şahitlik edeceksiniz.
İpuçlarının ışığında, ilginç sürprizler eşliğinde, okurları şok edici bir sonuca götüren, psikolojik ögelerle yüklü, benzersiz bir polisiye roman:
"Ölümsüz Cümleler"
13 Ocak 2017 Cuma
7 Ocak 2017 Cumartesi
6 Ocak 2017 Cuma
Şiir Perisi Kayalıpark Yayınları ile Geliyor
Polat Onat'ın çocuklar için yeni hikayeleri,
ŞİİR PERİSİ'NİN SIRLARI
Kayalıpark Yayınları tarafından hazırlanıyor...
4 Ocak 2017 Çarşamba
Nisan Kumru'nun Hazırladığı "Kıyamete Son 99 Gün" Fragmanı (VİDEO)
Değerli Nisan Kumru 'nun hazırladığı, Tuti Kitap etiketiyle çıkan Kıyamete Son 99 Gün kitabının tanıtım videosu, cumartesi günü YOUTUBE.COM/NisanKumru kanalında gösterilecek.
(Bu nitelikli kanala abone olmanızı tavsiye ederim.)
Tadımlık olarak, hazırlanan bu güzel fragmanı paylaşmak istiyorum.
Tadımlık olarak, hazırlanan bu güzel fragmanı paylaşmak istiyorum.
31 Aralık 2016 Cumartesi
28 Aralık 2016 Çarşamba
Polat Onat'tan Ölümsüz Cümleler
Polat Onat'tan 'Ölümsüz Cümleler'
Hollywood tarzında,
nefes kesen bir polisiye roman...
Kent Kitap etiketiyle,
şubat 2017'de kitapçılarda...
15 Aralık 2016 Perşembe
Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman: Kıyamete Son 99 Gün / İlkay Coşkun
Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman:
Kıyamete Son 99 Gün
İlkay Coşkun
-Acaba Polat Onat, Esmaü’l Hüsna
şiirleri aracılığıyla aslında kendi dualarını mı yapmaktadır?
Merhaba dostlar,
Romanlar hakkında yazı yazmaktaki
en önemli sıkıntı romandaki konuyu, içeriği ve finali yazarak romanın dikkat
çekiciliğini, büyüsünü ortadan kaldırma yanlışlığıdır. Bunu romancı da istemez
değerlendirme yazısını yazanda ya da henüz kitabı okumamış okur adayları da
istemez. Romanın gizemini kaybetmemesi adına fazla açık olmayan bir
değerlendirme yapmak istiyorum.
Romanı okurken, meraktan son
sayfaları önce okuma dürtüsünü yoğun hissederek okudum eseri. Heyecan duyduğum
kitaplarda bu ruh halini hep yaşamışımdır. İnsanlar yaşarken topluluk halinde
olsalar da her birey tek başlılığını özünde yaşadığı gibi ölüme de topluca
gidilse dahi herkes kendi ölümünü tek olarak yaşayacaktır. Kaçınılmaz olan,
inancımıza göre kişi ölümden sonraki sürece de tek başına şahit olacaktır.
Romanın ismi kitabın içeriği
hakkında okura ön fikir veriyor esasen. Ana eksen konusu, dünyanın doksan dokuz
gün sonra Ay’la çarpışması ve akabinde kıyametin kopması üzerinedir. Yazara
göre bu çarpışmadan dünya üzerinde yaşayan tüm insanların bu çarpışmadan direkt
yahut dolaylı etkilenerek hayata veda edeceği öngörüsü. Doksan dokuz günlük
süreç 2 Aralık 2029 da başlayıp 10 Mart 2030 da sonlanıyor. Sona yaklaşmanın bu
kadar net ortada olması yazarın ve çevresinin bu süreçteki sancılarının yalın
fakat bir o kadar da derinlerde gizem barındıran anlatımını etkileyici buldum.
Süreç içerisinde ki negatif anlamdaki heyecanları ise romanı sürükleyen en
önemli hamleler.
Kıyamet tarihinin uzak değil de
yakın bir tarihin seçilmesi, okuru kendi dünyasına katma isteği olarak
düşünüyorum fakat romanın yaşandığı tarihte geçen birçok kavram şuan ki hayal
gücümüzü zorlar nitelikte. Mesela sincapların neslinin tükenmekte olduğu,
ortalama insan ömrünün sentetik ilaçlarla üç yüz seneye yükseldiği, karbon
takviye hapı, rüya görme makinesi, insanın avuç içinin deri altına monte edilen
para yerine geçen elektronik çipler,
havada yüzen ve uçma özelliğine de sahip ihtişamlı devasa konaklar gibi
birçok ütopik kavramlar var. Burada birbiriyle örtüşmeyen bir noktayı
yazarımızdan özür dileyerek dile getirmek istiyorum. Hayal gücümüzü zorlayan bu
kavramlar kullanılmış ve güzel de olmuş ama bunların geçtiği tarih 2030 değil
de kıyamet tarihini daha ileri bir tarih olarak okuyucuya sunsa idi daha
isabetli olurdu diye düşünüyorum. 2016-2030’lu yılları arasına bu hayal ötesi
kavramların varlığını sığdırmak fazlasıyla hayal gücü. Yazarımıza bu noktada
yaptığım eleştiriye vereceği cevabı merak etmekten de kendimi alamıyorum.
Kıyamete neden seksen gün değil de
doksan dokuz gün kaldı? Ya da neden yüz on gün değil? Yazarımızın doksan dokuz
gün üzerinden bu romanın iskeletini oluşturmasının nedenlerini, ikinci günün
sonunda belirgin şekilde okuyucunun önüne koymuştur. Her gün Allahın doksan
dokuz isminden biriyle oluşturulan bir şiirle sonlandırılması, romanı farklı
bir yaklaşımla okuyucuya sunmasını olumlu anlamda farklılık olarak
yorumluyorum. Yazar bu şiirleri romanla beraber taşımasını, kendi duası olarak
açıklamasını mantık dairesi içerisinde güzel buldum. Hal böyle iken yazarımız
hayalle, gizemle ve ezoterik bir dünya bakış açısıyla, en güzeli de şiirsel
dualarıyla okuyucuyu -inanç adasına-
taşımıştır.
Ölüm geliyor hepimizi almak için” diyen yazar bu gerçekte birleştiriyor okuyucuyu.
İnsanın ölümü kendisinin büyük kıyametidir başlı başına. Ölüm zamanının
bilinmezliği insanda ki umutları diri tutarken, kesinleşmiş tarihli bir ölümü
beklemenin insanda yarattığı duygu çöküşü bu romanın en etkin teması olarak
karşımıza çıkıyor. Her geçen an biraz daha ölüme yaklaşıyor olmak ölümün insan
beynini işgal etmesi, insana verilen en büyük ceza mıdır yoksa ödül müdür
tartışılır.
Romanın birçok yerinde şifrelenmiş
hissini uyandıran özel bölümler var. Esrarengiz kitap severlerin kıvrak zekasını
test edecek türden. Kullanılan tarihlere, saatlere kurnazca farklı anlamların,
çağrışımların yüklenmesi gibi.
Yazar romanın başkahramanıyla
kendini fazlasıyla özdeşleştirip zaman zaman başkahramanın önüne geçtiği anlar
da hissedilmiyor değil. Günleri sayma, saatleri, saniye, hatta saliseleri
sayma, kalan zamanın her zamankinden daha değerli olduğunun vurgusu adına
yapılan detaylı anlatımlar olarak görüyorum.
Ölüme inat kalıcı olma, ölüm
sonrasında iz bırakma daha genel anlamda ölüme çalım atma insanlığı üretken ve
diri kılıyor. Yazılan her eserde ileriye yönelik düşünülen bu felsefenin
izlerini buluyoruz. Bu eserde de bu izler fazlasıyla var “Ne yazık ki sonrası, uzun beyaz bir unutuş…”
Her ne kadar geleceğin romanı
hüviyetinde gözükse de günümüzle ilişikliğini de göz önünde bulundurduğumuzda
kitabın ayağı yere basan bir tarafı var. Her ne kadar romanda yabancı isimleri
kullanmış olsa da daha çok doğunun gizemli esintileri hissediliyor eserde.
Ayrıca Okültizm ve ezoterik gelenek anlayışından öte reel yaklaşımlar sunuyor
olması romanın tümüyle gerçek dışı bir eser olmaktan kurtarıyor.
Ana hatları sade ama gizem bezeli,
sürükleyici, menzili olan bir roman. Zihinsel zenginliğiyle deruni ruh
hallerini önceleyerek felsefik açılımlar sunuyor okura. Yazar bir bölümde “yazdıklarından çok, yazacakları merak
ediliyorsa o kişi iyi bir şair olmuş demektir” diyerek hem şair
tanımlamasını hem de romanını şiirlerle birlikte taşıma mantığını bu ifadelerle
paylaşmıştır.
Roman içerisinde cevaplandırmak
için sabırsızlandığım şu satırları sizlerle paylaşmak istiyorum. Nedensiz
sıkıntımı daha iyidir, yoksa nedensiz sıkıntı mı? Sorusuna elbette bir cevabım
var. Sıkıntının her iki şeklide arzu edilmez ama bir tercih yapılması
gerekirse, nedensiz sıkıntı daha iyi, daha bir rahatsınızdır. Bu anlamda suçlu
kimse yoktur ve hiç kimseyi suçlayamazsınız. Birileriyle karşı karşıya kalmamak
olumsuzluk içindeki tek olumlu haldir. Bu bir taraftan da kişiye rahatlık
sağlar.
Yazarımız, Muhyiddin İbn-i
Arabi’nin “Allah’ın İsimlerinin Sır
Manalarının Keşfi” kitabından alıntılar yaparak eseri zenginleştirmiştir. ”Varlık bir harftir, sen onun manasısın” , ”Söz
kabuk, mana özdür. Söz sedef ise mana incidir. Öz olmayınca kabuğu neylersin?
İncisi olmayan sedef, ruhsuz beden neye yarar” gibi.
Kitabın yeni okurlarla buluşmasını
engellememek adına nasıl bittiğiyle ilgili, kahramanlarıyla ilgili ipuçları
vermemeye çalıştım. Anlayacağınız eserin büyüsünü bozmayı aklımın ucundan dahi
geçirmedim. Esere bol şans dileyerek yazımı sonlandırıyorum.
Sağlıcakla kalınız.
Seçtiğim bir Esmaü’l Hüsna şiirini
burada sizlerle paylaşayım:
El-Vedud
sevilmeye en layık olan
itaatkar kullarını çok seven
velilerin kalplerine ilahi aşk
mutlak sevgi tohumları
saçan ziyadesiyle
ya Vedud
sevilme isteği
sevme duygusu
sevilenlere iştiyak
hep yüce ihsanınla
ya Vedud
dostluğa hakkıyla dildar
şefkate ziyadesiyle müstehak
muhabbet ışığını parlatan
ya Vedud
12 Aralık 2016 Pazartesi
Şiir Perisi Geliyor
Anneler, babalar, çocuklar!
Şiir Perisiyle tanışmaya hazır
mısınız?
ŞİİR PERİSİ'NİN
SIRLARI
Polat Onat'tan sevgi dolu, sıcacık
öyküler...
Leyla Yücel Aslan'ın
resimleriyle...
Pek yakında...
5 Aralık 2016 Pazartesi
Çini Kitap Dergisinde Kıyamet
ÇİNİ KİTAP DERGİSİNDE KIYAMET
- Evcil hayvan beslemek tamamen yasak.
- Her türlü ev işi için robot yardımcılar var.
- Hap kullanımı yasak. Başınız çatlasa ilaç yok.
- Evlenmek mecburi. Bekarlığa sert cezalar uygulanıyor.
- Çeşit ve renklilik içermeyen, tek kullanımlık kıyafetler yaygın.
- Sentetik beslenme kürüyle, yaşlanmanın ötelendiği, insan ömrünün üç yüz yıl olduğu günler.
- Küresel nükleer terör saldırıları ve korkunç salgın hastalıklar nedeniyle, dünya nüfusu bir buçuk milyara düşmüş durumda.
- Uçan mobil araçların çoğaldığı, herkesin elektronik zihin bandajı taktığı, distopik siber devlet yönetiminin yansımaları.
- AIDS ve kanser gibi hastalıkların kolayca tedavi edilebildiği, ama Kök Hücre Mutasyonu gibi çok daha öldürücü hastalıkların türediği vakitler.
- Tüm vatandaşların yılda bir kez, 24 saat hapishanede, karanlık hücrede kalmaları zorunlu.
- Daha birçok akıl almaz gelişme... Farklı ve karanlık bir dünya... Yok olmaya sadece 99 gün var. Siz ne yaparsınız?
- 2 Aralık 2029 akşamında, şok bir haber bütün dünyaya yayılır:
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur.
Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır…
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!
Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün"
Tuti Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda...
Çini Kitap Dergisi
Sayı 38, Sayfa: 34
15 Kasım 2016 Salı
Üvercinka Dergisinde "Kıyamete Son 99 Gün" Tanıtımı
Kıyamete Son 99 Gün, 2030 yılında
yaşayan münzevi bir şairi anlatan bir roman.
Şiiri ve bilimkurguyu iç içe
geçiren benzersiz bir apokaliptik distopya.
Kitapta dünyanın son 99 gününü şiir
yazmaya adamış bir sanatçının, gizemlerle örülü yaşantısının, heyecan dolu öyküsü anlatılmış.
William Blake ile İbn-i Arabî'nin
kavramsal kabullerinin çatışmasını alt metin olarak ele alan, son derece
heyecanlı bir kitap..."
Polat Onat'ın kaleminden
"Kıyamete Son 99 Gün" Tuti Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı.
Üvercinka Dergisi
Sayı 25, Kasım 2016
The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry
Değerli arkadaşlarım Volkan Hacıoğlu ve Ümit Şener Ta'ya,
bu uluslararası şiir antolojisinin oluşum sürecinde, kolaylıklar dilerim.
bu uluslararası şiir antolojisinin oluşum sürecinde, kolaylıklar dilerim.
Basın Duyurusu:
Modern ve Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’ne gösterilen ilgi
için teşekkür ederiz. Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız ve Ümit Şener Ta
tarafından hazırlanan Antoloji’de Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş
şairlerle birlikte iyi şiir yazan genç şairlere de yer
verilecektir.Antoloji'nin Editör'lüğünü Murat Nemet-Nejat yapmaktadır. Danışma
Kurulu’nda ise Mustafa Ziyalan, Simon Pettet, Edward Foster yer almaktadır.
Projenin amacı, Çağdaş Türk şiirinde öne çıkarak şiirini belirgin kılmış
yaşayan şairlerden oluşan seçkin bir antoloji aracılığıyla Türk şiirinin köklü
ve zengin birikimini çağdaş düzeyde temsil eden şiirleri dünya şiiri ile
buluşturmaktır. Poetik statükoyu kırmak ve kanonik vasatlıktan bir çıkış
stratejisi olarak nitelikten ödün vermeksizin alternatif olana ulaşmak bu
antoloji projesinin temel felsefesidir.
İletişim: volkan_hacioglu@yahoo.com
Antoloji Yürütme Kurulu
Press Announcement:
Thank you for your interest in The Anthology of Modern and
Contemporary Turkish Poetry. In the Anthology prepared by Volkan Hacıoğlu,
Josef Kılçıksız and Ümit Şener Ta, place will be given to the young poets who
write good poems together with established poets in Turkish poetry. The Editor
of the Anthology is Murat Nemet-nejat. Mustafa Ziyalan, Simon Pettet and Edward
Foster are in the Advisory Board. The aim of the Project is to meet the modern
Works by contemporary living poets which are representative of rooted and rich
collection of Turkish poetry with that of world poetry via a distinguished
Antoholgy comprised of poets who come into prominence and made their poems
distinct in contemporary Turkish poetry. The basic philosophy of this Anthology
Project is to reach out to an alternative in order to break the poetical status
quo and as a strategy to find a wayout of canonic mediocrity without making
concessions.
Contact info {volkan_hacioglu@yahoo.com}
The Executive Committee of the Anthology
13 Kasım 2016 Pazar
Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum / Murat Gil
Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum
Murat Gil
Şair
ve yazar Polat Onat'ın son romanı Kıyamete Son 99 Gün elime geçer geçmez
-sanatçının önceki kitaplarını okumuş biri olarak- elimde tuttuğum kitabın son
dönemin fantastik ögelerle okuru yakalama derdine düşmüş, sanatsal değer
kaygısı taşımayan yapıtlarından olmadığını düşünmeye inatla devam ettim.
Doğruyu söylemek gerekirse bu düşüncemin aksine kitabın kapağı, başlığı ve
kitap arkası tanıtım yazısı kitaba dair başta belirttiğim "okur avcısı
roman"ın habercisi gibiydi.
Onat,
cesur bir yazar. Daha ilk romanı "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir
Kitabı ve Önsözü"nde dahi ağır, poetik bir bildiriyi romanına
yedirebilecek kadar gözünü budaktan esirgemeyen cinsten hem de. Okurun ilgisini
canlı tutmanın türlü yollarını bilmesine rağmen kafasındakini kağıda dökmekten
sakınmayan bir sanatçı. Sade düzyazı da mı? Elbette hayır. Onun
"Son" ve "İhtiyarın Vefatı" şiir kitaplarını okuyanlar da
dünyaya bakışının ne kadar derinlikli olduğunu hatırlayacaklardır.
Sözün
özü, yazarın üslubunu az çok tanıyan benim için, kitapta salt merak duygusunu
kamçılayacak, okuru roman sonlanana değin olaylar sarmalıyla kitaba
tutunduracak bir öykü bulmayacağım sürpriz değildi. Buradan kitabı edinip
okuyacaklar için belirtmeli ki, kitap boyunca yazarın aforizma niteliği
taşıdığı aşikâr pek çok felsefi belirlemeyle karşılaşacak, bunların bütünüyle
bir portre oluşturma kaygısı taşıdığına şahit olacaksınız.
Dünyanın
sonunun belirli oluşu nereden bakarsanız bakın başlı başına ilgi çekici bir
temadır. Bu tema üzerine eğilmeyi bugüne kadar onlarca sanatçı denedi. Hem
yerli hem yabancı ürünler hâlâ hafızalarımızda. Dünya'ya günbegün yaklaşan bir
meteor, iklimin aniden değişimi, olağan dışı bir virüs salgını vb. sebeplerle
dünyanın sonunun gelişi, bir başka deyişle son nefesin belli oluşu; sonu belli
bir kurguya vesile olsa da akıbetin ne şekilde olabileceğine dair merak, bu tip
fantastik romanlarda okurun ilgisini fazlasıyla çekiyor. Buradaki kilit nokta,
yazarın kolaya kaçıp yalnızca bu merak ögesine yaslanmayışında. Onat'ın bu
kolaycılığa kaçmadığını söyleyebilirim.
Roman
son 99 gün boyunca günlük tutan, hayata tutkuyla bağlı olmadığını iddia eden
varlıklı bir entelektüelin gözünden dünyanın sonuna gidişi anlatıyor. Baş
karakter, bilim adamlarının dünyanın sonuna -bir mucize gibi- 98 değil de
99 gün kaldığını söylemelerinin verdiği ilhamla önceleri sürekli ertelediği
Allah'ın doksan dokuz ismine tek tek şiir yazma projesini hayata geçirmeye
karar veriyor.
Polat
Onat, kitap boyunca 2030'un dünyasına dair hayal gücünü kelimelere dökmüş.
Açıkçası bunca yakın bir tarih; bireysel hava araçları, siber devletlerin
varlığı, robotların insan hayatına hükmetmeye başlaması, adalet sistemi,
gastronomiye dair belirlemeler ile kitabın gerçekçiliğine ters düşmüş. Kitap
boyunca kurguya dair rahatsızlığını hissettiğim tek nokta bu oldu. Bu pek tabii
benim görüşüm.
Kitap
haliyle 99 parçadan oluşuyor ve her bir parça Allah'ın 99 ismine (Esma'ül
Hüsna) ithaf edilen şiirlerden oluşuyor. Bu 99 parça boyunca dünyaya hakim olan
kaos ve baş karakterin iç dünyasındaki gelgitler başarıyla okura sunulmuş.
Yazarın iç dünyası ve yaşama bakışı ön planda olmasına rağmen şeytani güçlerin
devreye girişi ve yazarı bir kabus gibi girdabına alan gizemli cinayetler okuru
kitaba zincirleyecektir. Üslup bakımından okunurluğu rahat bir kitap Kıyamete
Son 99 Gün ve okur kısa sürede kitabı sonlandıracaktır.
Entelektüel
okur, hayatını disipline sokmak için dünyanın sonunun gelmesini bekleyen o
varlıklı entelektüelde kendini bulacaktır diye düşünüyorum. Polat Onat'ın
başardığı önemli işlerden biri bu. İki büyük romanında da aydın sorunsalını
farklı biçimlerde çok etkileyici bir biçimde duyumsattı. Birinde taşraya
hapsolmuş bir berber ile diğerinde dünyanın son gününe kendince kutsal bir
yaratım derdine düşmüş varlıklı bir entelektüel ile...
Bir
hiçliğe gittiğini bile bile projesini hayata geçirmeye uğraşan yazarımızın bu
çabasına saygı duyacaktır Kıyamete Son 99 Gün romanının okuru. Tıpkı yazarın
yirminci günün sonunda keşfettiği "Ne yazık ki zaman geçmiyormuş,
evet ciddiyim, zaman geçmiyor. Geçen biziz. Biz insanlar" düşüncesine
katılacağı gibi.
1 Kasım 2016 Salı
Ölümsüz Cümleler
Katil kim?
Birbiri
ardına öldürülen üç kişi. Üçü de eğitimci....
Bu
tuhaf cinayetler acaba birbiriyle irtibatlı mı?
Dedektif
(Peter Falk) ve Memur (Sean Penn), gizem ve heyecan yüklü bu olaylar zincirini
çözebilecek mi?
Acaba
aranan katil, üniversitenin dekanı olan (Woody Allen) ilginç ve şüpheli
tavırlar sergileyen adam mı?
Yoksa,
maktullerin ortak öğrencisi olan veteriner hekim (Robin Williams) katil
olabilir mi?
Belki
de tesisatçı adam (Robert De Niro) cinayetleri işlemiştir.
Ya
da, birbirinden ilginç kişiliklere sahip olan diğer şüpheliler...
Romandaki
olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı
lirik şiirleri, felsefi notları ve karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat
hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyacaksınız.
İpuçlarının
ışığında, ilginç sürprizler eşliğinde, okurları şok edici bir sonuca götüren,
psikolojik ögelerle yüklü, benzersiz bir seri cinayet romanı:
"Ölümsüz
Cümleler"
Polat Onat'ın kaleminden...
2017'de...
20 Ekim 2016 Perşembe
Kıyamete Son 99 Gün Kitabı (VİDEO)
"KIYAMETE SON 99 GÜN"
ikinci baskısı tükenmek üzere olan kitabı
halen okumayan arkadaşlar için,
kısa bir hatırlatma videosu.
ikinci baskısı tükenmek üzere olan kitabı
halen okumayan arkadaşlar için,
kısa bir hatırlatma videosu.
15 Ekim 2016 Cumartesi
Kayseri Kitap Fuarına Gidilir Mi?
Kayseri ve civarındaysanız,
hafta sonunuzu bu kitap fuarını
görmekle renklendirebilirsiniz.
A-25 numaradaki TUTİ KİTAP
standına uğrayıp,
Kıyamete Son 99 Gün'ü
edinebilmeniz mümkün...
23 Eylül 2016 Cuma
22 Eylül 2016 Perşembe
Roman Yazmak İçin Oturuyorum Masama / Taze Bir Şiirle Kalkıyorum
Bugünlerde roman yazmak için oturuyorum çalışma masama.
Şiir dökülüyor kalemimden. Bir tanesini paylaşayım:
Şiir dökülüyor kalemimden. Bir tanesini paylaşayım:
ÇOCUK
haydi beni yatağıma yatır
masal anlatma, özlemeyi anlat.
masal anlatma, özlemeyi anlat.
peki ben ne yapıyorum
neden konuşuyorum geçmişimle?
neden konuşuyorum geçmişimle?
uyuyabilir miyim?
anne baksana
bugün bayram mı?
hayır mı? niye?
bugün bayram mı?
hayır mı? niye?
Polat Onat
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























