26 Ağustos 2016 Cuma

Asaf Halet Çelebi'nin Kırılmış Mezar Taşı

Edebiyatımızın önemli şairlerinden
Asaf Halet Çelebi'nin, 
Küplüce mezarlığındaki,
kırılmış mezar taşı...

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Yazdığım Polisiye Romanın Karakterlerinin Fiziksel Profil Şeması


     Yazma motivasyonumu artırmak ve romanımdaki karakterleri kafamda daha net canlandırabilmek için böyle bir yöntem keşfettim :-)

17 Ağustos 2016 Çarşamba

99 Günün Sonunu Görmüş Gibiyim / Ceren Öztürk


   Şu an tüylerim diken diken... Kıyametin geleceği ve bundan kimsenin kaçamayacağı gerçeğini biliyor olmama rağmen 300 sayfa boyunca bununla beraber yaşamak ürpertici açıkçası. Diğer kitaplar gibi 'bu ben değilim nasılsa' diyerek rahat edemiyorsunuz da... Çünkü belki de 99 gün sonra gerçekten kıyamet gerçekleşebilir, bunu bilemeyiz.

   Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.

   Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.

   Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.

   Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.

   Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...

   Kitaptan bir alıntıyla bitireyim:

"- Sen mutlu musun?
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)


          Fotoğraflar ve Yorum:

  Ceren Öztürk (instagram / KoalaninKitapligi)





12 Ağustos 2016 Cuma

Kıyamete Son 99 Gün Olsa Siz Ne Yapardınız?




Bence herkes bu soruyu kendine sormalı. 

Ve cevabı neyse, geri kalan hayatını öyle yaşamalı.

Kıyamete Son 99 Gün olsa

SİZ NE YAPARDINIZ?




10 Ağustos 2016 Çarşamba

Ülke'deki Polat Onat Röportajı




ROMANLARIN İÇERİĞİNDE, EDEBİYAT SANATININ SUNDUĞU TÜM OLANAKLAR KULLANILMALI
  

Polat Onat ile son kitabı 
"Kıyamete Son 99 Gün" çerçevesinde
İlkay Yaprak konuştu.


            - Dört yıl önce Komşu Yayınlarından çıkan ilk romanınız "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nün ardından, şimdi de ikinci kitabınız olan "Kıyamete Son 99 Gün"ü Tuti Kitap etiketiyle yayınladınız. Her iki romanınızda da deneysel öğeler mevcut. Örneğin romanlarınızın içeriğinde, belli oranda şiirlere de yer veriyorsunuz. Bu tutumunuzu bundan sonraki eserlerinizde de sürdürecek misiniz?

            - Gözleminiz haklı ama eksik. Romanlarımın içeriğinde belli dozda şiirlere de yer veriyorum. Ancak sadece romanlarımda değil, yazdığım hikaye kitabında, masal kitabında da şiirlerimi kurgu içine yedirerek kullandım. Bunu bilinçli olarak yapıyorum. Edebiyat türleri arasında etkileşimlerin çoğaldığı, eskiden var olan keskin sınırların zamanla giderek belirsizleştiği kanısındayım. Ve bunun da okuma zevkinin renklenmesi açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.
            Edebiyat sanatının kullanmamız için bize sunduğu tüm biçimsel olanakları, kurgu şartlarının elverdiği ölçüde değerlendirmenin gerekli olduğunu göz önüne alarak hareket ediyorum. Ancak bundan sonraki eserlerimde, aynı tavrı gözü kapalı şekilde sürekli uygulayacağımı iddia edemem. Bundan sonraki kitabımda işlemek istediğim içerik, bu tür bir girişime izin verecek yapıda değilse, ille de şiirlerime yer vereceğim diye ısrar etmeyi düşünmüyorum elbette.

            - Kıyamete Son 99 Gün ile bilimkurgu ve distopya edebiyatına bir katkıda bulunuyorsunuz. Bu türde ilginizi çeken diğer eserler neler?

            - Açıkçası Türk Edebiyatında distopya türünde yazılmış yetkin bir esere rastlayamadığımı hemen belirtmek isterim. Bu olgu, türe meraklı bir okur olarak beni epeyce şaşırtmıştı. Son dönemde kaleme alınmış birkaç iyi niyetli çaba göze çarpsa bile, edebiyatımızın yetkin yazarlarının distopya ve bilimkurgu türüne ilgi göstermemelerini bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.
            Dünya edebiyatında ise; distopya türünde başyapıtlar kaleme almış, J.G.Ballard, Arthur C.Clarke, George Orwell, Ray Bradbury, Aldous Huxley, Margaret Atwood gibi muazzam yazarların, tahayyül dünyama önemli katkılar sunduğunu şükranla vurgulamam gerekiyor.

            - Kıyamete Son 99 Gün hakkında okurlardan gelen tepkiler nasıl?

            - Kitap hakkında genellikle çok olumlu tepkiler alıyorum. En sevindiğim nokta, okurların eserin sürükleyicilik ve akıcılık yönünü sık sık vurgulamaları. Çünkü içinde düşünsel yoğunluk taşıyan, felsefi göndermeler barındıran böyle bir eserin kolay okunur yapısının ön planda olması beni sevindiriyor.

            - Sizce roman sanatı nereye doğru gidiyor? Romanın geleceğinden umutlu musunuz?

            - Roman sanatının geleceğini çerçeveye alarak büyük büyük söylemlerde bulunmak, bana biraz boş laf etmek gibi geliyor. Ben sadece benim yazmayı planladığım romanlar perspektifinde konuşabilirim. Asırlar boyu edebiyatın lokomotifi konumunda varlığını sürdürmüş roman türünün geleceği hakkında kehanetlerde bulunmayı, kendi adıma gereksiz buluyorum. Yazı var oldukça, insanlar kitap okudukça, farklı formların beslemesini de bünyesine katarak, roman sanatının varlığını güçlenerek sürdüreceğini düşünüyorum.

            - Şu anda tezgahınızda ne olduğunu sorabilir miyim?

            - "Bir Uzaylının Dünyadaki Beş Saati" adını verdiğim bir romana çalışıyorum.

            - Cevaplarınız için teşekkür ederim.
           
            - Sorularınız için de ben teşekkür ederim.








Esmaül Hüsna Şiiri: El-Müheymin



el-MÜHEYMİN

            himayesiz değil yuvasındaki karınca
            koruyucusu var gökyüzündeki mavi kuşun,
            kendini kimsesiz hissedersen yaşadıkça
            ulaştıran her şeyi varacağı noktaya
            Müheymin'in gözettiğini unutma.

            şefkatiyle kollayan bütün belalardan
            ne kadar şükretsen minicik yer kaplar
            sınırlı değil gibi hayat sonsuzlaşır bakışım
            gözcü olan ruhaniler kaçırmaz anları.

            varlıkları murakabe eden
            yüceler yücesi Müheymin'in katında
            toz zerresi ve bir gezegen aynı görkemde.

                      POLAT ONAT
                      Kıyamete Son 99 Gün (sayfa: 40)




8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıyamete 99 Gün Kaldığını Bilsem Oturup Şiir Yazmazdım / İlknur Aksoy


* 2 Aralık 2029 akşamında bir haber yayınlanır; dev bir göktaşı büyük bir hızla dünyanın uydusu olan ay' a çarpacak, ay da çarpışmanın etkisiyle yörüngesinden çıkarak dünyaya çarpacaktır.
Tüm bu olayın gerçekleşmesi için de bir süre tespit edilmiştir: 99 gün...

99 gün sonra kıyamet kopacağını ve herkesin öleceğini bilseydiniz ne yapardınız? Kahramanımız şair olunca, bu 99 günde her gün için Esmaü'l-Hüsna hakkında şiirler yazmaya karar veriyor. Fakat o şiirler yazdıkça etrafındaki insanlar birer birer kanlı cinayetlerle yok edilmeye başlıyorlar. 

Oldukça ilginç bir kitaptı, etkilenmedim desem yalan olur.

İnsanların kıyamet yaklaşırken ve öleceklerini bilerek beklemesi sırasında yaşanacak kaosu çok güzel anlatmış yazar. Bu tarz kitap sevenler için güzel bir seçenek, tavsiyedir efendim.

Ama kıyamete 99 gün kaldığını bilsem oturup da şiir yazmazdım muhtemelen.
Huzurlu akşamlar olsun...

         Fotoğraflar ve Yorum:
İlknur Aksoy / İSTANBUL (instagram)


4 Ağustos 2016 Perşembe

Turgut Uyar'ın Mezarı


Milyonlarca okuru, seveni, hayranı olan
modern şiirimizin en büyük şairlerinden,
30 yıl önce vefat etmiş TURGUT UYAR'ın 
Aşiyan mezarlığındaki kabrinin durumu...
Sanatçılarımıza böyle güzel değer veriyoruz işte...


3 Ağustos 2016 Çarşamba

Korkutucu Bir Kitap: Kıyamete Son 99 Gün



     Merhaba. Nasılsınız? 
1 gün sonra dershanemin yaptığı sınav var. O yüzden ben iyi değilim. Bundan sonra da olabilir miyim, bilemiyorum zaten.
Neyse, Kıyamete Son 99 Gün bitti.
Yorumunu gireyim.
Kitabın kapağı gerçekten güzel.
Kitabın içindeki bölümler birer sayfa uzunluğunda. Zaten günlük şeklinde. O yüzden kitapta hemen ilerleyebiliyorsunuz.
Okurken yer yer korkup kitaptan gözlerimi kaldırıp etrafıma şöyle bir bakındığım anlar da olmadı değil. Bir şey göremedim ama.
Kitap, gelecekte geçiyor. 2029 ile 2030 senelerinde. 2 Aralık 2029 akşamı ''Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti" diye bir haber yayılır.
Ve Ay, 99 gün sonra Dünya'ya çarpacaktır.
Zamanın azalmasıyla birlikte Dünya'da kaos başlar. İnsanlar, her yeri yağmalamaya başlar.
Mutant hayvanlar, gökyüzünden yağan deniz mahsulleri ve iğrenç kokulu çiçekler de baş gösterir.
Bir de Lucipen...
Günlük dediğim bölümlerin sonlarında bir de şiir yer alıyor. Esma-ül Hüsna ile ilgili. Şiirleri anlamakta biraz zorlandığımı söylemeliyim.
Bir de 2029'da teknoloji bu kadar gelişecek mi yahu? Merak ettim şimdi.
Kitabı beğendim ben. 4 yıldız veriyorum.
Kitaptan seçtiğim bazı hoş cümleleri de paylaşmak isterim:
- Kimilerince güzel ve başarılı bulunacak bir kitap yahut bir şiir değil, sadece tek bir dize yazmak bile nesiller boyu sürecek bir sanatsal kalıcılığı yakalamaya yetebilir.
- Eğer yalnızsan gece karanlık bir kuyudur. Yalnız değilsen yıldızlı bir gökyüzüdür. Yalnız olmayıp da yalnız gibi hissediyorsan soğuk bir mezar...
- Sabırlıyım. Her gün hiçbir şey beklemeyeceğim günü bekliyorum. Beklemek kadar güzel ne var?
"Kıyamete Son 99 Gün - Polat Onat"

Barış Semerci
(instagram / birvagonkitap)

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıyamete Son 99 Gün'ün İlk 10 Sayfası


Bu linki açıp, çıkan sayfadaki KS99G kapağının altındaki "ÖNİZLEME"yi tıklarsanız, kitabın ilk 10 sayfasını okuyabilirsiniz.