5 Aralık 2016 Pazartesi

Çini Kitap Dergisinde Kıyamet


ÇİNİ KİTAP DERGİSİNDE KIYAMET

- Evcil hayvan beslemek tamamen yasak.

- Her türlü ev işi için robot yardımcılar var.

- Hap kullanımı yasak. Başınız çatlasa ilaç yok.

- Evlenmek mecburi. Bekarlığa sert cezalar uygulanıyor.

- Çeşit ve renklilik içermeyen, tek kullanımlık kıyafetler yaygın.

- Sentetik beslenme kürüyle, yaşlanmanın ötelendiği, insan ömrünün üç yüz yıl olduğu günler. 

- Küresel nükleer terör saldırıları ve korkunç salgın hastalıklar nedeniyle, dünya nüfusu bir buçuk milyara düşmüş durumda.

- Uçan mobil araçların çoğaldığı, herkesin elektronik zihin bandajı taktığı, distopik siber devlet yönetiminin yansımaları.

- AIDS ve kanser gibi hastalıkların kolayca tedavi edilebildiği, ama Kök Hücre Mutasyonu gibi çok daha öldürücü hastalıkların türediği vakitler.

- Tüm vatandaşların yılda bir kez, 24 saat hapishanede, karanlık hücrede kalmaları zorunlu.

- Daha birçok akıl almaz gelişme... Farklı ve karanlık bir dünya... Yok olmaya sadece 99 gün var. Siz ne yaparsınız?

- 2 Aralık 2029 akşamında, şok bir haber bütün dünyaya yayılır:
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. 
Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır…
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" 
Tuti Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda...

Çini Kitap Dergisi
Sayı 38, Sayfa: 34

15 Kasım 2016 Salı

Üvercinka Dergisinde "Kıyamete Son 99 Gün" Tanıtımı




Kıyamete Son 99 Gün, 2030 yılında yaşayan münzevi bir şairi anlatan bir roman.

Şiiri ve bilimkurguyu iç içe geçiren benzersiz bir apokaliptik distopya.

Kitapta dünyanın son 99 gününü şiir yazmaya adamış bir sanatçının, gizemlerle örülü yaşantısının, heyecan dolu öyküsü anlatılmış.

William Blake ile İbn-i Arabî'nin kavramsal kabullerinin çatışmasını alt metin olarak ele alan, son derece heyecanlı bir kitap..."

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" Tuti Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı.


Üvercinka Dergisi

Sayı 25, Kasım 2016


The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry


Değerli arkadaşlarım Volkan Hacıoğlu ve Ümit Şener Ta'ya,
bu uluslararası şiir antolojisinin oluşum sürecinde, kolaylıklar dilerim.

Basın Duyurusu:

Modern ve Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’ne gösterilen ilgi için teşekkür ederiz. Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız ve Ümit Şener Ta tarafından hazırlanan Antoloji’de Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş şairlerle birlikte iyi şiir yazan genç şairlere de yer verilecektir.Antoloji'nin Editör'lüğünü Murat Nemet-Nejat yapmaktadır. Danışma Kurulu’nda ise Mustafa Ziyalan, Simon Pettet, Edward Foster yer almaktadır. Projenin amacı, Çağdaş Türk şiirinde öne çıkarak şiirini belirgin kılmış yaşayan şairlerden oluşan seçkin bir antoloji aracılığıyla Türk şiirinin köklü ve zengin birikimini çağdaş düzeyde temsil eden şiirleri dünya şiiri ile buluşturmaktır. Poetik statükoyu kırmak ve kanonik vasatlıktan bir çıkış stratejisi olarak nitelikten ödün vermeksizin alternatif olana ulaşmak bu antoloji projesinin temel felsefesidir.

İletişim: volkan_hacioglu@yahoo.com
Antoloji Yürütme Kurulu

Press Announcement:
Thank you for your interest in The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry. In the Anthology prepared by Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız and Ümit Şener Ta, place will be given to the young poets who write good poems together with established poets in Turkish poetry. The Editor of the Anthology is Murat Nemet-nejat. Mustafa Ziyalan, Simon Pettet and Edward Foster are in the Advisory Board. The aim of the Project is to meet the modern Works by contemporary living poets which are representative of rooted and rich collection of Turkish poetry with that of world poetry via a distinguished Antoholgy comprised of poets who come into prominence and made their poems distinct in contemporary Turkish poetry. The basic philosophy of this Anthology Project is to reach out to an alternative in order to break the poetical status quo and as a strategy to find a wayout of canonic mediocrity without making concessions.
Contact info {volkan_hacioglu@yahoo.com}
The Executive Committee of the Anthology


13 Kasım 2016 Pazar

Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum / Murat Gil



Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum

Murat Gil


            Şair ve yazar Polat Onat'ın son romanı Kıyamete Son 99 Gün elime geçer geçmez -sanatçının önceki kitaplarını okumuş biri olarak- elimde tuttuğum kitabın son dönemin fantastik ögelerle okuru yakalama derdine düşmüş, sanatsal değer kaygısı taşımayan yapıtlarından olmadığını düşünmeye inatla devam ettim. Doğruyu söylemek gerekirse bu düşüncemin aksine kitabın kapağı, başlığı ve kitap arkası tanıtım yazısı kitaba dair başta belirttiğim "okur avcısı roman"ın habercisi gibiydi. 

            Onat, cesur bir yazar. Daha ilk romanı "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nde dahi ağır, poetik bir bildiriyi romanına yedirebilecek kadar gözünü budaktan esirgemeyen cinsten hem de. Okurun ilgisini canlı tutmanın türlü yollarını bilmesine rağmen kafasındakini kağıda dökmekten sakınmayan bir sanatçı. Sade düzyazı da mı? Elbette hayır.  Onun "Son" ve "İhtiyarın Vefatı" şiir kitaplarını okuyanlar da dünyaya bakışının ne kadar derinlikli  olduğunu hatırlayacaklardır.

            Sözün özü, yazarın üslubunu az çok tanıyan benim için, kitapta salt merak duygusunu kamçılayacak, okuru roman sonlanana değin olaylar sarmalıyla kitaba tutunduracak bir öykü bulmayacağım sürpriz değildi. Buradan kitabı edinip okuyacaklar için belirtmeli ki, kitap boyunca yazarın aforizma niteliği taşıdığı aşikâr pek çok felsefi belirlemeyle karşılaşacak, bunların bütünüyle bir portre oluşturma kaygısı taşıdığına şahit olacaksınız. 

            Dünyanın sonunun belirli oluşu nereden bakarsanız bakın başlı başına ilgi çekici bir temadır. Bu tema üzerine eğilmeyi bugüne kadar onlarca sanatçı denedi. Hem yerli hem yabancı ürünler hâlâ hafızalarımızda. Dünya'ya günbegün yaklaşan bir meteor, iklimin aniden değişimi, olağan dışı bir virüs salgını vb. sebeplerle dünyanın sonunun gelişi, bir başka deyişle son nefesin belli oluşu; sonu belli bir kurguya vesile olsa da akıbetin ne şekilde olabileceğine dair merak, bu tip fantastik romanlarda okurun ilgisini fazlasıyla çekiyor. Buradaki kilit nokta, yazarın kolaya kaçıp yalnızca bu merak ögesine yaslanmayışında. Onat'ın bu kolaycılığa kaçmadığını söyleyebilirim.

            Roman son 99 gün boyunca günlük tutan, hayata tutkuyla bağlı olmadığını iddia eden varlıklı bir entelektüelin gözünden dünyanın sonuna gidişi anlatıyor. Baş karakter, bilim adamlarının dünyanın sonuna  -bir mucize gibi- 98 değil de 99 gün kaldığını söylemelerinin verdiği ilhamla önceleri sürekli ertelediği Allah'ın doksan dokuz ismine tek tek şiir yazma projesini hayata geçirmeye karar veriyor. 

            Polat Onat, kitap boyunca 2030'un dünyasına dair hayal gücünü kelimelere dökmüş. Açıkçası bunca yakın bir tarih; bireysel hava araçları, siber devletlerin varlığı, robotların insan hayatına hükmetmeye başlaması, adalet sistemi, gastronomiye dair belirlemeler ile kitabın gerçekçiliğine ters düşmüş. Kitap boyunca kurguya dair rahatsızlığını hissettiğim tek nokta bu oldu. Bu pek tabii benim görüşüm. 

            Kitap haliyle 99 parçadan oluşuyor ve her bir parça Allah'ın 99 ismine (Esma'ül Hüsna) ithaf edilen şiirlerden oluşuyor. Bu 99 parça boyunca dünyaya hakim olan kaos ve baş karakterin iç dünyasındaki gelgitler başarıyla okura sunulmuş. Yazarın iç dünyası ve yaşama bakışı ön planda olmasına rağmen şeytani güçlerin devreye girişi ve yazarı bir kabus gibi girdabına alan gizemli cinayetler okuru kitaba zincirleyecektir. Üslup bakımından okunurluğu rahat bir kitap Kıyamete Son 99 Gün ve okur kısa sürede kitabı sonlandıracaktır. 

            Entelektüel okur, hayatını disipline sokmak için dünyanın sonunun gelmesini bekleyen o varlıklı entelektüelde kendini bulacaktır diye düşünüyorum. Polat Onat'ın başardığı önemli işlerden biri bu. İki büyük romanında da aydın sorunsalını farklı biçimlerde çok etkileyici bir biçimde duyumsattı. Birinde taşraya hapsolmuş bir berber ile diğerinde dünyanın son gününe kendince kutsal bir yaratım derdine düşmüş varlıklı bir entelektüel ile... 

            Bir hiçliğe gittiğini bile bile projesini hayata geçirmeye uğraşan yazarımızın bu çabasına saygı duyacaktır Kıyamete Son 99 Gün romanının okuru. Tıpkı yazarın yirminci günün sonunda keşfettiği  "Ne yazık ki zaman geçmiyormuş, evet ciddiyim, zaman geçmiyor. Geçen biziz. Biz insanlar" düşüncesine katılacağı gibi.





9 Kasım 2016 Çarşamba

İstanbul Kitap Fuarına Gideceklere Önemli Bir Tavsiye

Kıyamete Son 99 Gün
romanıma gösterdiğiniz yoğun ilgi için teşekkür ederim.


12 - 20 Kasım'daki İstanbul Kitap Fuarına gidecek arkadaşlarıma,
Tuti Kitap standına da uğramalarını ve yayınevimizin birbirinden nitelikli kitaplarına göz atmalarını tavsiye ederim.