19 Mayıs 2018 Cumartesi

Ahlat Ağacı Filmi Cannes Film Festivalinde Büyük İlgi Gördü (VİDEO)

Ahlat Ağacı Filmi 
Cannes Film Festivalinde Büyük İlgi Gördü



Alıntı yapılan edebi kaynakları arasında PolatOnat'ın da yer aldığı, 
Nuri Bilge Ceylan'ın "Ahlat Ağacı" filmi, 
ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivali yarışmalı bölümünde, 
seyirciler ve jüri tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.

"Ahlat Ağacı"nın, Cannes Film Festivalinden 
büyük ödülle döneceğini tahmin ediyorum.

11 Mayıs 2018 Cuma

İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü / Arka Kapak Yazısı



Batman’da yaşayan, “Son” ve “İhtiyarın Vefatı” adlı şiir kitapları ilgiyle karşılanmış olan şair Polat Onat, imzalı kitap aramak için uğradığı sahafta, Adem Yoksun adlı bir berbere ait şiir dosyasına rastlamış ve dosyanın içeriğindeki birbirinden ilgi çekici tespitleri fark edince çok heyecanlanıp bize yollamıştı.

Adem Yoksun intihar ederek bu dünyadan ayrılmadan önce, şiir dosyasının başında önsöz olarak yer verdiği, ilginç bir roman olarak da okunabilecek müthiş bir metne imza atmış meğerse.

Adem Yoksun’un genelde insanlara, özelde edebiyat çevrelerine karşı, yeri geldiğinde içtenlik ve sevecenlik, yeri geldiğinde eleştiri ve öfke dolu duygularını saçtığı, ayrıca birçok orijinal  olay ve tespiti de paylaştığı bu özgün çalışmasından nemalanır hüviyette gözükmek istemediği için, dosyayı keşfedip bize gönderdiğinde 'Polat Onat' adı altında yayınlanmasını istemeyen, fakat sonradan ikna olup fikrinden vazgeçen yazarımıza bu vesileyle teşekkür ederiz.

Trajik bir sonla aramızdan ayrılan değerli şair Adem Yoksun'u ise saygı ve minnetle anıyoruz.



Okurken Sizi Alıp Götüren Bir Kitap: Ölümsüz Cümleler / Elif Yeğin


"Ben onları öldürmedim.Sadece kendilerini bekleyen sona ulaşmalarına aracılık ettim.Olsa olsa kader muhafızlığı denebilir buna.Cinayet asla denemez."
Değerli Yazarımız Polat Onat Bey'in okuduğum ikinci kitabıydı.İlk okuduğum kitabı Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuktu ve yazarımızın kalemine hayran kalmıştım.
ve
Durmadım ikinci kitabıyla yol aldım.
Şimdiye kadar yerli ve yabancı çok yazarımızdan polisiye roman okudum.
Okuduğum kitap diğerlerinden çok farklıydı.Kurgu bakımından tutunda romandaki karakterlerin isimlerini vermeyip ( Dedektif,Olay Yeri İnceleme Görevlisi,Otopsi Doktoru,Rüyadaki Sakallı Adam,Profesörün Kocası Ressam vb )
gibi tanımlamalarla anlatılmış kitapta
Dili sürükleyici okurken alıp sizi götürüyor.Katilin yazdığı şiirlerde onun ruh halini tamamlıyor.Şiirleri çok beğendiğimi söylemeliyim.
Yazarımı ölenlerin dış görünüşlerinde ünlülere yer vermiş ki bildiğim ve bilmediğim çok ünlüler
bu da kitaba renk katmış.Benimde çok sevdiğim isimlerle karşılaşmak hoşuma gitti.( Morgan Freeman, Gerard Depardieu,Robin Williams,Jack Nicholson )
Bilgilerle donatılmış bir kitaptı (tıpla ilgili,bitkilerle ilgili ) birçok kavram öğrendim.
Yazarımıza duyarlılığından dolayı çok teşekkür ederim.(Kitap okumanın önemini vurguladığı ve kitabında yer verdiği için)
Ünlü yazarlar ve şairleri görmek hoştu.
Kitaplarını ve şiirlerini not aldım.
Kaçırır mıyım?
Meraklı mı meraklı dedektifimizin apartmanındaki kapı komşusu beni gülmekten kırdı.Karnıma gülmekten ağrı girdi.Çoooook hoştu. :)
Teşekkürler Değerli Yazarım
Gelelim yorumuma
Son üç haftada öldürülen üç kişi
Ortak noktaları eğitimci olmaları
(İlkokul Öğretmeni,Üniversite Profesörü ve Lise Müdürü)
Dedektifimiz ve yardımcısı katili bulacak mı?
Peki siz bulacak mısınız ?
Ben yine katili kıl payı kaçırdım.
Ama katile de hak vermediğim değil
Sebebinde haklı
Polisiye sevenlerin ilgisini çekeceği gibi polisiye sevmeyenlerin bile hoşuna gidecek bu harika kitabı kaçırmayın derim.
Yazarımızın emeğine yüreğine ve kalemine sağlık
Buradan çok sevdiğim ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarcayı da saygıyla yad ediyorum.
Alıntılar
Bazı insanların karanlıktan korkmasına ise hiç anlam veremiyorum.Görecek bir şey olmayınca korkacak bir şey de olmaz ki!
Ünlü yazar Thomas Wolfe'un beyin tümörü nedeniyle hastanede yatarken,ölmeden önce söylediği son sözler ne olmuş biliyor musunuz?"Lütfen bir kalem..."
Hiçbir şey ,bir anıyı hafızaya,unutma arzusu kadar güçlü yerleştiremez.
Michel de Montaigne
Sadece aşkta ve cinayette gerçekten içten olabiliriz .
Friedrich Dürrenmatt
Bir gün daha geçti.Bir gün deyip geçmeyin.Bazen bir ömürdür bir gün.
Sokağınızdan aheste geçip gidecek içinde olduğum tabut ve aniden geçip gitmeye başlayacak hiç geçip gitmeyen.
Ey insanlar! Sizi bitimsiz acılarınızla baş başa bırakıyorum.
Benim gitmem gerek...

      Elif Yeğin


24 Nisan 2018 Salı

20 Nisan 2018 Cuma

Nuri Bilge Ceylan'ın Yeni Filmi "Ahlat Ağacı"nda Polat Onat'tan Yapılan Alıntı




NURİ BİLGE CEYLAN'IN YENİ FİLMİ

"AHLAT AĞACI"NDA

POLAT ONAT'TAN YAPILAN ALINTI

            Dün akşam, önce Ömer Taş, daha sonra Yunus Arslan adlı arkadaşlarım bana mesaj attılar. Usta yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, Cannes Film Festivalinde yarışacak yeni filmi "Ahlat Ağacı"nın resmi internet sayfasından aldıkları ekran görüntüsü fotoğraflarını gönderdiler. Tüm sinemaseverler tarafından merakla beklenen Ahlat Ağacı filminde, alıntı yapılan edebi kaynakların yazarları arasında "Polat Onat" adının geçtiğini belirtip tebrik ettiler.

            Twitter'a girip #AhlatAğacı etiketiyle yapılan paylaşımlarda da birçok benzer haber gördüm. En sevdiğim yönetmenlerden olan Nuri Bilge Ceylan gibi uluslararası bir sanatçının, benim kitabımı okuyup, son filminde alıntı yapması beni sevindirdi.


            Film, kitabını yayınlatmaya çalışan genç bir kasaba edebiyatçısının babasıyla çatışmasını anlatıyormuş. Büyük ihtimalle, benim "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü" adlı romanımdan alıntı yapılmıştır diye tahmin ediyorum.

            Tüm dünyada milyonlarca insanın dikkat ve heyecanla izleyeceği böyle önemli bir filmde, benden yapılacak bir alıntının kullanılması heyecan verici doğrusu. İşte edebiyatın ve kalemin büyük gücünü kanıtlayan bir olay: Sen Batman'da evinde otur, odana kapan, kitabını yaz... Sonra Nuri Bilge Ceylan gibi bir sinema dehasının yeni filminde alıntı yapması sayesinde, senin cümleni bütün dünya duysun.






























18 Nisan 2018 Çarşamba

Eğlence ve Heyecan Dolu Bir Polisiye Roman: Ölümsüz Cümleler / Çiğdem Doğan

EĞLENCE VE HEYECAN DOLU BİR POLİSİYE ROMAN:
ÖLÜMSÜZ CÜMLELER

            Sayın Polat Onat'ın "Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk" isimli kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıydı "Ölümsüz Cümleler". Birkaç tane yazarın kitapları haricinde aslında bu zamana kadar çok fazla polisiye okumadım. Hatta en son okumuş olduğum seri şekildeki polisiye tarzı kitabı çok beğenmiş uzun bir süre de etkisinde kalmıştım. Polat Onat'ın bu kitabını da okumaya başlamadan önce tereddüt ettim bir an aynı keyfi alabilecek miyim diye. " Alabildim mi peki?" sorouna "Fazlasıyla." diye cevap vererek yorumumu buraya bırakıyorum:

            Romanın işleniş tarzı ve olay örgüsü bir hayli değişik geldi bana. Bu da okurken insanda merak ve kafalarda bolca soru işareti bıraktırıyor. Bir şehirde arka arkaya işlenen seri cinayetler ve bu cinayetlerin ortak noktası ise hepsinin de eğitimci olması. Bu gizemli cinayetleri çözmek için görevli dedektif ve polis memuru. Ama işleri sanıldığı kadar kolay değil.

            Kitabı okurken daha doğrusu işlenen cinayetler hakkında varsayımlarda bulunurken kendi içsesimle öyle şeyler ortaya attım ki kitabı okuyup bitirdikten sonra kendime kocaman bir aferin verdim. Öyle kişileri katil yaptım ki hatta üniversitenin temizlik işlerinden sorumlu kişiden tutun da öldürülen öğretim görevlisinin oğluna kadar... Peki katil kim mi? Hiç olmayacak biri ve öldürme nedenini de düşündüğüm de azıcık da olsa haklı mı ne diye düşünmedim değil hani!

            Kitabın en farklı yanı ise kitaptaki karakterlerin hiçbirinin isminin verilmemiş olması. Roman boyunca onları Dedektif ,Polis Memuru, Garson Kız , Veteriner Hekim şeklinde meslekleriyle isimlendiriyor ve kişilerin dış görünüşleri ile ilgili tanımlama yapılırken de sanat dünyasındaki popüler kişiler örnek gösteriliyor. Kitabı okurken kim neye benziyor diye sık sık Google'dan yardım aldığım doğrudur. Çünkü Bu konuda epey cahil kaldığımın farkına vardım! Ayrıca katilin kitap aralarında kendi dünyasını yansıttığı şiirleri de bir hayli ilginç geldi bana.

            Ve son söz olarak: Hem eğlence dolu hem de polisiye türünde bir kitap okumak isterseniz bu kitabı sakın kaçırmayın diyerek, sayın Onat'ın kalemine sağlık diyorum.

                        Çiğdem Doğan



29 Mart 2018 Perşembe

Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk / @kitapciikiiz



Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk

"Yatılı okul hayatının dostluk ve dayanışma ile yoğrulmuş samimi ortamında bir araya gelmiş üç arkadaş, inanılmaz bir maceraya yelken açıyor..."

Çok eğlenceli bir çocuk hikâyesi.

Ama ben bunu sadece çocuklar için değil yetişkinler içinde okunabilir görüyorum çünkü ben okurken hem eğlendim hem ilkokul yıllarıma bir yolculuk yaptım böyle hatıralarım gözümün önüne geldi çok farklıydı.

Genelde hep uzun ve kalın romanlar okuduğum için arada böyle kısa hikâyeler okumak çok iyi geliyor zaten.

"Yatılı Okuldaki Hazine" de hem çocukluk dostluğunun hem böyle küçük gizemli maceralı bir yolculuğu anlatıyor.

Kitabın devamı da olacak ve çıktığı zaman devamını da hemen okumak istiyorum açıkçası. Çünkü asıl beklenen yerde son buluyor. En heyecanlı bölümün böyle bitmesi daha da merak ettiriyor tabii.
Özgür ve Soner yatılı okulda kalan iki arkadaşlar.

Bir gün kütüphaneye giderler ve orada son sınıflardan bir çocuk ile tanışırlar. Aralarında Sır Kardeşliği Kulübü kurarlar
Üçünün de buldukları gizemli bir kitap var. O kitaptan buldukları hazine haritası ile küçük bir plan yaparlar. Sonucunda ellerine geçen şey şu an belirsiz devamında göreceğiz artık.

Herkese bu eğlenceli hikâyeyi tavsiye ederim.

                   @kitapciikiiz

19 Mart 2018 Pazartesi

Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini Anlamadım / Çiğdem Doğan



Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini Anlamadım

Çiğdem Doğan

            Kalemi ile yeni tanıştığım Sayın Polat Onat'ın otobiyografik roman türünde yazmış olduğu, Kent Kitap etiketiyle çıkan "Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk" isimli kitabına dün memleketim Samsun'da dinlenme amaçlı oturmuş olduğum kafede şöyle bir göz gezdirdim. Yaşadığım ilçeye dönüş yolunda da okumaya inatla devam ettim.

            İnatla devam ettim diyorum çünkü bindiğim araçtaki insanların ayakta kitap okuyan birini ilk defa gördüklerini düşünüyorum. Bu anlamda da tıpkı yazar Polat Onat'ın yapmış olduğu tren yolculuğundaki tuhaflık, galiba benim de bu dönüş yolculuğum esnasında oldu sanırım.

            Ve gelelim kitabınıza: Tek cümle ile özetlemek istersem, "Kitabı okurken vaktin nasıl geçtiğini anlamadım bile." derdim. Ben çok beğendim doğrusu. Usta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın hüzünlü ve bir o kadar da şaşırtıcı hayat hikâyesi beni gerçekten çok etkiledi.

            Kitapta öyle satırlar var ki burada yazmadan geçemeyeceğim:

            - Hangi işte çalışırsan çalış, sabahleyin erkenden işine giderken birkaç şiir oku güne öyle başla. Yüreğin açılır, ayakların açılır, ellerin, zihnin ve yaşaman açılır.
 

            - Kalemler tükeniyor aynı hayatlar gibi. Ama yedek hayat yok.

            - Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyetiymiş. Kadıköy'deki dairesi, eşyaları, kitapları ve resimleriyle bir müze evi yapılmasını istemiş. İsmini de kendisi koymuş "Dağlarca'nın Gökyüzü". Keşke bir an evvel hayata geçirilebilse bu vasiyet. Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü şairin ışıltılı gözleriyle baktığı penceresinden... İnşallah en kısa zamanda bu dileği gerçekleşir diyorum, çünkü bunu ben bir vefa borcu olarak görüyorum.

            - Ve usta şair Dağlarca'nın kitaplarında yer almayan bir şiirinden, kısa bir alıntı:

            Kapı çalındı
            Gelen kim
            Ormancıydı o
            Ağaçlarını çok severdi
            Ormancıyı askere aldılar
            Giden kim

            Batman'dan başlayıp Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saat süren bir tren yolculuğu. Trendeki her türden insan örnekleri... Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile şiir sevdalısı bir gencin birlikte geçirdiği iki günün akıcı bir dille anlatımının olduğu bu hoş kitabı, herkesin okuması dileğiyle... Yazarın kalemi daim olsun.

            Dip not niteliğinde:
            Kitapta yer alan Erzurumlu Amca ile geçen diyaloğa çok güldüm.
            "İçi sarı, dışı beyaz?"
            "Yumurta."
            "Hah! Doğru, aferin!"

                        Çiğdem Doğan


18 Mart 2018 Pazar

Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem ve Tam Bir Karabasan: "Kıyamete Son 99 Gün"



Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem 
ve Tam Bir Karabasan:
"Kıyamete Son 99 Gün"

            Betiğin adı bile sizi kendine çekmeye yetiyor. "Kıyamete Son 99 Gün". Yazar Polat Onat gerçekten değişik bir bakış açısıyla yazmış.

            Okurken yer yer bir klasik okuyormuş tadı aldım. Özellikle başkişinin kendi algıladığı yaşam şeklinin öne çıktığı betik, yer yer bir sorgulama, yer yer bir isyan niteliğinde. Büyük günün açıklanmasından sonra toplumun nasıl tepkiler verdiğine de değinilmiş. Son yaklaşırken nasıl olur da bir distopya durumuna geliyor yeryüzü, günbegün okuyoruz. Ölümden korkanla korkmayanın aynı sonu yaşayacağı kaçınılmaz.

            Tüm bu olumsuzlukların ve kötülüğün içinde iyiyi görebilme beceresi oldukça az kişide var. Üstüne bir de doğaüstü güçler eklenince, gerilim, korku, gizem de baş gösteriyor. İnsanlık, tüm olanaklarını kullanarak kıyametten bir kaçış bulabilir mi yoksa bu da boşuna bir çaba mıdır? Her gün için kendine bir görev edinen başkişimiz ise yaşamı boyunca yaşamadıklarını yaşamaya başlıyor. Son güne kadar insanlığından vazgeçmeyecek kaç kişi vardır şu yeryüzünde?

            Konu çok ileri olmayan yakın bir gelecekte ve ileri teknolojide geçiyor. Bu da ayrı bir lezzet katmış. Görünmeyen canlılar türüyor ve doğa sarhoş olmuş gibi davranmaya başlıyor. Tam bir karabasan.

            Onat'ın kalemini ben çok sevdim. Her bir günü okurken çok güzel tümcelere de denk geldim. Bazılarında durup düşündüm. Kurgusu çok güzel olmuş. Bazen Filibeli Ahmet Hilmi"nin A'mak-ı Hayal'inin, bazen de Dostoyevskinin "Yer Altından Notlar"ının tadını aldım. Ancak tamamen kendine özgü bir betik.

            Bir diğer özelliği de yazım dilinden kaynaklı. Okuma geçmişi olmayan birinin okumaması gerekir çünkü bazı sözcüklerin derin anlamları var. Bir de konuyla ilgili belli oranda din bilgisinin de olması önerimdir.

            Herkese esenlikler dilerim.

                @b.e.t.i.k.e.v.i