28 Aralık 2016 Çarşamba

Polat Onat'tan Ölümsüz Cümleler

Polat Onat'tan 'Ölümsüz Cümleler'

Hollywood tarzında, 
nefes kesen bir polisiye roman...

Kent Kitap etiketiyle, 
şubat 2017'de kitapçılarda...


15 Aralık 2016 Perşembe

Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman: Kıyamete Son 99 Gün / İlkay Coşkun


Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman:
Kıyamete Son 99 Gün

İlkay Coşkun


-Acaba Polat Onat, Esmaü’l Hüsna şiirleri aracılığıyla aslında kendi dualarını mı yapmaktadır?  

Merhaba dostlar,

Romanlar hakkında yazı yazmaktaki en önemli sıkıntı romandaki konuyu, içeriği ve finali yazarak romanın dikkat çekiciliğini, büyüsünü ortadan kaldırma yanlışlığıdır. Bunu romancı da istemez değerlendirme yazısını yazanda ya da henüz kitabı okumamış okur adayları da istemez. Romanın gizemini kaybetmemesi adına fazla açık olmayan bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Romanı okurken, meraktan son sayfaları önce okuma dürtüsünü yoğun hissederek okudum eseri. Heyecan duyduğum kitaplarda bu ruh halini hep yaşamışımdır. İnsanlar yaşarken topluluk halinde olsalar da her birey tek başlılığını özünde yaşadığı gibi ölüme de topluca gidilse dahi herkes kendi ölümünü tek olarak yaşayacaktır. Kaçınılmaz olan, inancımıza göre kişi ölümden sonraki sürece de tek başına şahit olacaktır.

Romanın ismi kitabın içeriği hakkında okura ön fikir veriyor esasen. Ana eksen konusu, dünyanın doksan dokuz gün sonra Ay’la çarpışması ve akabinde kıyametin kopması üzerinedir. Yazara göre bu çarpışmadan dünya üzerinde yaşayan tüm insanların bu çarpışmadan direkt yahut dolaylı etkilenerek hayata veda edeceği öngörüsü. Doksan dokuz günlük süreç 2 Aralık 2029 da başlayıp 10 Mart 2030 da sonlanıyor. Sona yaklaşmanın bu kadar net ortada olması yazarın ve çevresinin bu süreçteki sancılarının yalın fakat bir o kadar da derinlerde gizem barındıran anlatımını etkileyici buldum. Süreç içerisinde ki negatif anlamdaki heyecanları ise romanı sürükleyen en önemli hamleler.

Kıyamet tarihinin uzak değil de yakın bir tarihin seçilmesi, okuru kendi dünyasına katma isteği olarak düşünüyorum fakat romanın yaşandığı tarihte geçen birçok kavram şuan ki hayal gücümüzü zorlar nitelikte. Mesela sincapların neslinin tükenmekte olduğu, ortalama insan ömrünün sentetik ilaçlarla üç yüz seneye yükseldiği, karbon takviye hapı, rüya görme makinesi, insanın avuç içinin deri altına monte edilen para yerine geçen elektronik çipler,  havada yüzen ve uçma özelliğine de sahip ihtişamlı devasa konaklar gibi birçok ütopik kavramlar var. Burada birbiriyle örtüşmeyen bir noktayı yazarımızdan özür dileyerek dile getirmek istiyorum. Hayal gücümüzü zorlayan bu kavramlar kullanılmış ve güzel de olmuş ama bunların geçtiği tarih 2030 değil de kıyamet tarihini daha ileri bir tarih olarak okuyucuya sunsa idi daha isabetli olurdu diye düşünüyorum. 2016-2030’lu yılları arasına bu hayal ötesi kavramların varlığını sığdırmak fazlasıyla hayal gücü. Yazarımıza bu noktada yaptığım eleştiriye vereceği cevabı merak etmekten de kendimi alamıyorum.

Kıyamete neden seksen gün değil de doksan dokuz gün kaldı? Ya da neden yüz on gün değil? Yazarımızın doksan dokuz gün üzerinden bu romanın iskeletini oluşturmasının nedenlerini, ikinci günün sonunda belirgin şekilde okuyucunun önüne koymuştur. Her gün Allahın doksan dokuz isminden biriyle oluşturulan bir şiirle sonlandırılması, romanı farklı bir yaklaşımla okuyucuya sunmasını olumlu anlamda farklılık olarak yorumluyorum. Yazar bu şiirleri romanla beraber taşımasını, kendi duası olarak açıklamasını mantık dairesi içerisinde güzel buldum. Hal böyle iken yazarımız hayalle, gizemle ve ezoterik bir dünya bakış açısıyla, en güzeli de şiirsel dualarıyla okuyucuyu -inanç adasına- taşımıştır.

Ölüm geliyor hepimizi almak için” diyen yazar bu gerçekte birleştiriyor okuyucuyu. İnsanın ölümü kendisinin büyük kıyametidir başlı başına. Ölüm zamanının bilinmezliği insanda ki umutları diri tutarken, kesinleşmiş tarihli bir ölümü beklemenin insanda yarattığı duygu çöküşü bu romanın en etkin teması olarak karşımıza çıkıyor. Her geçen an biraz daha ölüme yaklaşıyor olmak ölümün insan beynini işgal etmesi, insana verilen en büyük ceza mıdır yoksa ödül müdür tartışılır.

Romanın birçok yerinde şifrelenmiş hissini uyandıran özel bölümler var. Esrarengiz kitap severlerin kıvrak zekasını test edecek türden. Kullanılan tarihlere, saatlere kurnazca farklı anlamların, çağrışımların yüklenmesi gibi.

Yazar romanın başkahramanıyla kendini fazlasıyla özdeşleştirip zaman zaman başkahramanın önüne geçtiği anlar da hissedilmiyor değil. Günleri sayma, saatleri, saniye, hatta saliseleri sayma, kalan zamanın her zamankinden daha değerli olduğunun vurgusu adına yapılan detaylı anlatımlar olarak görüyorum.

Ölüme inat kalıcı olma, ölüm sonrasında iz bırakma daha genel anlamda ölüme çalım atma insanlığı üretken ve diri kılıyor. Yazılan her eserde ileriye yönelik düşünülen bu felsefenin izlerini buluyoruz. Bu eserde de bu izler fazlasıyla var “Ne yazık ki sonrası, uzun beyaz bir unutuş…”

Her ne kadar geleceğin romanı hüviyetinde gözükse de günümüzle ilişikliğini de göz önünde bulundurduğumuzda kitabın ayağı yere basan bir tarafı var. Her ne kadar romanda yabancı isimleri kullanmış olsa da daha çok doğunun gizemli esintileri hissediliyor eserde. Ayrıca Okültizm ve ezoterik gelenek anlayışından öte reel yaklaşımlar sunuyor olması romanın tümüyle gerçek dışı bir eser olmaktan kurtarıyor.

Ana hatları sade ama gizem bezeli, sürükleyici, menzili olan bir roman. Zihinsel zenginliğiyle deruni ruh hallerini önceleyerek felsefik açılımlar sunuyor okura. Yazar bir bölümde “yazdıklarından çok, yazacakları merak ediliyorsa o kişi iyi bir şair olmuş demektir” diyerek hem şair tanımlamasını hem de romanını şiirlerle birlikte taşıma mantığını bu ifadelerle paylaşmıştır.

Roman içerisinde cevaplandırmak için sabırsızlandığım şu satırları sizlerle paylaşmak istiyorum. Nedensiz sıkıntımı daha iyidir, yoksa nedensiz sıkıntı mı? Sorusuna elbette bir cevabım var. Sıkıntının her iki şeklide arzu edilmez ama bir tercih yapılması gerekirse, nedensiz sıkıntı daha iyi, daha bir rahatsınızdır. Bu anlamda suçlu kimse yoktur ve hiç kimseyi suçlayamazsınız. Birileriyle karşı karşıya kalmamak olumsuzluk içindeki tek olumlu haldir. Bu bir taraftan da kişiye rahatlık sağlar.

Yazarımız, Muhyiddin İbn-i Arabi’nin “Allah’ın İsimlerinin Sır Manalarının Keşfi” kitabından alıntılar yaparak eseri zenginleştirmiştir. ”Varlık bir harftir, sen onun manasısın” , ”Söz kabuk, mana özdür. Söz sedef ise mana incidir. Öz olmayınca kabuğu neylersin? İncisi olmayan sedef, ruhsuz beden neye yarar” gibi.

Kitabın yeni okurlarla buluşmasını engellememek adına nasıl bittiğiyle ilgili, kahramanlarıyla ilgili ipuçları vermemeye çalıştım. Anlayacağınız eserin büyüsünü bozmayı aklımın ucundan dahi geçirmedim. Esere bol şans dileyerek yazımı sonlandırıyorum.

Sağlıcakla kalınız.

Seçtiğim bir Esmaü’l Hüsna şiirini burada sizlerle paylaşayım:

El-Vedud

sevilmeye en layık olan
itaatkar kullarını çok seven
velilerin kalplerine ilahi aşk
mutlak sevgi tohumları
saçan ziyadesiyle
ya Vedud

sevilme isteği
sevme duygusu
sevilenlere iştiyak
hep yüce ihsanınla
ya Vedud

dostluğa hakkıyla dildar
şefkate ziyadesiyle müstehak
muhabbet ışığını parlatan
ya Vedud










12 Aralık 2016 Pazartesi

Şiir Perisi Geliyor


Anneler, babalar, çocuklar!
Şiir Perisiyle tanışmaya hazır mısınız?

ŞİİR PERİSİ'NİN 
SIRLARI

Polat Onat'tan sevgi dolu, sıcacık öyküler...
Leyla Yücel Aslan'ın resimleriyle...
Pek yakında...


5 Aralık 2016 Pazartesi

Çini Kitap Dergisinde Kıyamet


ÇİNİ KİTAP DERGİSİNDE KIYAMET

- Evcil hayvan beslemek tamamen yasak.

- Her türlü ev işi için robot yardımcılar var.

- Hap kullanımı yasak. Başınız çatlasa ilaç yok.

- Evlenmek mecburi. Bekarlığa sert cezalar uygulanıyor.

- Çeşit ve renklilik içermeyen, tek kullanımlık kıyafetler yaygın.

- Sentetik beslenme kürüyle, yaşlanmanın ötelendiği, insan ömrünün üç yüz yıl olduğu günler. 

- Küresel nükleer terör saldırıları ve korkunç salgın hastalıklar nedeniyle, dünya nüfusu bir buçuk milyara düşmüş durumda.

- Uçan mobil araçların çoğaldığı, herkesin elektronik zihin bandajı taktığı, distopik siber devlet yönetiminin yansımaları.

- AIDS ve kanser gibi hastalıkların kolayca tedavi edilebildiği, ama Kök Hücre Mutasyonu gibi çok daha öldürücü hastalıkların türediği vakitler.

- Tüm vatandaşların yılda bir kez, 24 saat hapishanede, karanlık hücrede kalmaları zorunlu.

- Daha birçok akıl almaz gelişme... Farklı ve karanlık bir dünya... Yok olmaya sadece 99 gün var. Siz ne yaparsınız?

- 2 Aralık 2029 akşamında, şok bir haber bütün dünyaya yayılır:
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. 
Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır…
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" 
Tuti Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda...

Çini Kitap Dergisi
Sayı 38, Sayfa: 34

15 Kasım 2016 Salı

Üvercinka Dergisinde "Kıyamete Son 99 Gün" Tanıtımı




Kıyamete Son 99 Gün, 2030 yılında yaşayan münzevi bir şairi anlatan bir roman.

Şiiri ve bilimkurguyu iç içe geçiren benzersiz bir apokaliptik distopya.

Kitapta dünyanın son 99 gününü şiir yazmaya adamış bir sanatçının, gizemlerle örülü yaşantısının, heyecan dolu öyküsü anlatılmış.

William Blake ile İbn-i Arabî'nin kavramsal kabullerinin çatışmasını alt metin olarak ele alan, son derece heyecanlı bir kitap..."

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" Tuti Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı.


Üvercinka Dergisi

Sayı 25, Kasım 2016


The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry


Değerli arkadaşlarım Volkan Hacıoğlu ve Ümit Şener Ta'ya,
bu uluslararası şiir antolojisinin oluşum sürecinde, kolaylıklar dilerim.

Basın Duyurusu:

Modern ve Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’ne gösterilen ilgi için teşekkür ederiz. Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız ve Ümit Şener Ta tarafından hazırlanan Antoloji’de Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş şairlerle birlikte iyi şiir yazan genç şairlere de yer verilecektir.Antoloji'nin Editör'lüğünü Murat Nemet-Nejat yapmaktadır. Danışma Kurulu’nda ise Mustafa Ziyalan, Simon Pettet, Edward Foster yer almaktadır. Projenin amacı, Çağdaş Türk şiirinde öne çıkarak şiirini belirgin kılmış yaşayan şairlerden oluşan seçkin bir antoloji aracılığıyla Türk şiirinin köklü ve zengin birikimini çağdaş düzeyde temsil eden şiirleri dünya şiiri ile buluşturmaktır. Poetik statükoyu kırmak ve kanonik vasatlıktan bir çıkış stratejisi olarak nitelikten ödün vermeksizin alternatif olana ulaşmak bu antoloji projesinin temel felsefesidir.

İletişim: volkan_hacioglu@yahoo.com
Antoloji Yürütme Kurulu

Press Announcement:
Thank you for your interest in The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry. In the Anthology prepared by Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız and Ümit Şener Ta, place will be given to the young poets who write good poems together with established poets in Turkish poetry. The Editor of the Anthology is Murat Nemet-nejat. Mustafa Ziyalan, Simon Pettet and Edward Foster are in the Advisory Board. The aim of the Project is to meet the modern Works by contemporary living poets which are representative of rooted and rich collection of Turkish poetry with that of world poetry via a distinguished Antoholgy comprised of poets who come into prominence and made their poems distinct in contemporary Turkish poetry. The basic philosophy of this Anthology Project is to reach out to an alternative in order to break the poetical status quo and as a strategy to find a wayout of canonic mediocrity without making concessions.
Contact info {volkan_hacioglu@yahoo.com}
The Executive Committee of the Anthology


13 Kasım 2016 Pazar

Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum / Murat Gil



Kıyamete Son 99 Gün'ü Okudum

Murat Gil


            Şair ve yazar Polat Onat'ın son romanı Kıyamete Son 99 Gün elime geçer geçmez -sanatçının önceki kitaplarını okumuş biri olarak- elimde tuttuğum kitabın son dönemin fantastik ögelerle okuru yakalama derdine düşmüş, sanatsal değer kaygısı taşımayan yapıtlarından olmadığını düşünmeye inatla devam ettim. Doğruyu söylemek gerekirse bu düşüncemin aksine kitabın kapağı, başlığı ve kitap arkası tanıtım yazısı kitaba dair başta belirttiğim "okur avcısı roman"ın habercisi gibiydi. 

            Onat, cesur bir yazar. Daha ilk romanı "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nde dahi ağır, poetik bir bildiriyi romanına yedirebilecek kadar gözünü budaktan esirgemeyen cinsten hem de. Okurun ilgisini canlı tutmanın türlü yollarını bilmesine rağmen kafasındakini kağıda dökmekten sakınmayan bir sanatçı. Sade düzyazı da mı? Elbette hayır.  Onun "Son" ve "İhtiyarın Vefatı" şiir kitaplarını okuyanlar da dünyaya bakışının ne kadar derinlikli  olduğunu hatırlayacaklardır.

            Sözün özü, yazarın üslubunu az çok tanıyan benim için, kitapta salt merak duygusunu kamçılayacak, okuru roman sonlanana değin olaylar sarmalıyla kitaba tutunduracak bir öykü bulmayacağım sürpriz değildi. Buradan kitabı edinip okuyacaklar için belirtmeli ki, kitap boyunca yazarın aforizma niteliği taşıdığı aşikâr pek çok felsefi belirlemeyle karşılaşacak, bunların bütünüyle bir portre oluşturma kaygısı taşıdığına şahit olacaksınız. 

            Dünyanın sonunun belirli oluşu nereden bakarsanız bakın başlı başına ilgi çekici bir temadır. Bu tema üzerine eğilmeyi bugüne kadar onlarca sanatçı denedi. Hem yerli hem yabancı ürünler hâlâ hafızalarımızda. Dünya'ya günbegün yaklaşan bir meteor, iklimin aniden değişimi, olağan dışı bir virüs salgını vb. sebeplerle dünyanın sonunun gelişi, bir başka deyişle son nefesin belli oluşu; sonu belli bir kurguya vesile olsa da akıbetin ne şekilde olabileceğine dair merak, bu tip fantastik romanlarda okurun ilgisini fazlasıyla çekiyor. Buradaki kilit nokta, yazarın kolaya kaçıp yalnızca bu merak ögesine yaslanmayışında. Onat'ın bu kolaycılığa kaçmadığını söyleyebilirim.

            Roman son 99 gün boyunca günlük tutan, hayata tutkuyla bağlı olmadığını iddia eden varlıklı bir entelektüelin gözünden dünyanın sonuna gidişi anlatıyor. Baş karakter, bilim adamlarının dünyanın sonuna  -bir mucize gibi- 98 değil de 99 gün kaldığını söylemelerinin verdiği ilhamla önceleri sürekli ertelediği Allah'ın doksan dokuz ismine tek tek şiir yazma projesini hayata geçirmeye karar veriyor. 

            Polat Onat, kitap boyunca 2030'un dünyasına dair hayal gücünü kelimelere dökmüş. Açıkçası bunca yakın bir tarih; bireysel hava araçları, siber devletlerin varlığı, robotların insan hayatına hükmetmeye başlaması, adalet sistemi, gastronomiye dair belirlemeler ile kitabın gerçekçiliğine ters düşmüş. Kitap boyunca kurguya dair rahatsızlığını hissettiğim tek nokta bu oldu. Bu pek tabii benim görüşüm. 

            Kitap haliyle 99 parçadan oluşuyor ve her bir parça Allah'ın 99 ismine (Esma'ül Hüsna) ithaf edilen şiirlerden oluşuyor. Bu 99 parça boyunca dünyaya hakim olan kaos ve baş karakterin iç dünyasındaki gelgitler başarıyla okura sunulmuş. Yazarın iç dünyası ve yaşama bakışı ön planda olmasına rağmen şeytani güçlerin devreye girişi ve yazarı bir kabus gibi girdabına alan gizemli cinayetler okuru kitaba zincirleyecektir. Üslup bakımından okunurluğu rahat bir kitap Kıyamete Son 99 Gün ve okur kısa sürede kitabı sonlandıracaktır. 

            Entelektüel okur, hayatını disipline sokmak için dünyanın sonunun gelmesini bekleyen o varlıklı entelektüelde kendini bulacaktır diye düşünüyorum. Polat Onat'ın başardığı önemli işlerden biri bu. İki büyük romanında da aydın sorunsalını farklı biçimlerde çok etkileyici bir biçimde duyumsattı. Birinde taşraya hapsolmuş bir berber ile diğerinde dünyanın son gününe kendince kutsal bir yaratım derdine düşmüş varlıklı bir entelektüel ile... 

            Bir hiçliğe gittiğini bile bile projesini hayata geçirmeye uğraşan yazarımızın bu çabasına saygı duyacaktır Kıyamete Son 99 Gün romanının okuru. Tıpkı yazarın yirminci günün sonunda keşfettiği  "Ne yazık ki zaman geçmiyormuş, evet ciddiyim, zaman geçmiyor. Geçen biziz. Biz insanlar" düşüncesine katılacağı gibi.





9 Kasım 2016 Çarşamba

İstanbul Kitap Fuarına Gideceklere Önemli Bir Tavsiye

Kıyamete Son 99 Gün
romanıma gösterdiğiniz yoğun ilgi için teşekkür ederim.


12 - 20 Kasım'daki İstanbul Kitap Fuarına gidecek arkadaşlarıma,
Tuti Kitap standına da uğramalarını ve yayınevimizin birbirinden nitelikli kitaplarına göz atmalarını tavsiye ederim.

1 Kasım 2016 Salı

Ölümsüz Cümleler


                  Katil kim?
            Birbiri ardına öldürülen üç kişi. Üçü de eğitimci....
            Bu tuhaf cinayetler acaba birbiriyle irtibatlı mı?
            Dedektif (Peter Falk) ve Memur (Sean Penn), gizem ve heyecan yüklü bu olaylar zincirini çözebilecek mi?
            Acaba aranan katil, üniversitenin dekanı olan (Woody Allen) ilginç ve şüpheli tavırlar sergileyen adam mı?
            Yoksa, maktullerin ortak öğrencisi olan veteriner hekim (Robin Williams) katil olabilir mi?
            Belki de tesisatçı adam (Robert De Niro) cinayetleri işlemiştir.
            Ya da, birbirinden ilginç kişiliklere sahip olan diğer şüpheliler...
            Romandaki olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı lirik şiirleri, felsefi notları ve karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyacaksınız.
            İpuçlarının ışığında, ilginç sürprizler eşliğinde, okurları şok edici bir sonuca götüren, psikolojik ögelerle yüklü, benzersiz bir seri cinayet romanı: 
            "Ölümsüz Cümleler"
            Polat Onat'ın kaleminden...
            2017'de...

            

20 Ekim 2016 Perşembe

Kıyamete Son 99 Gün Kitabı (VİDEO)


"KIYAMETE SON 99 GÜN" 
ikinci baskısı tükenmek üzere olan kitabı 
halen okumayan arkadaşlar için, 
kısa bir hatırlatma videosu.

15 Ekim 2016 Cumartesi

Kayseri Kitap Fuarına Gidilir Mi?


Kayseri ve civarındaysanız, 
hafta sonunuzu bu kitap fuarını görmekle renklendirebilirsiniz.

A-25 numaradaki TUTİ KİTAP 
standına uğrayıp,

Kıyamete Son 99 Gün'ü 
edinebilmeniz mümkün...


22 Eylül 2016 Perşembe

Roman Yazmak İçin Oturuyorum Masama / Taze Bir Şiirle Kalkıyorum


Bugünlerde roman yazmak için oturuyorum çalışma masama.
Şiir dökülüyor kalemimden. Bir tanesini paylaşayım:

ÇOCUK

haydi beni yatağıma yatır
masal anlatma, özlemeyi anlat.
peki ben ne yapıyorum
neden konuşuyorum geçmişimle?
uyuyabilir miyim?
anne baksana
bugün bayram mı?
hayır mı? niye?

Polat Onat


12 Eylül 2016 Pazartesi

Küçük Bir Bayram Hediyesi


Yeni yazdığım bu şiirimi,
küçük bir bayram hediyesi olarak kabul ederseniz sevinirim:

BAYRAM

ayakkabıları yepyeni bayram sabahında
tozlanmaması için yavaş basıyor yere,
elinden şefkatle tutmuş kardeşinin
yürüyor iki sevimli kız çocuğu
toprağı okşayan minik adımlarla.

kurdeleyle özenle toplanmış saçlarını
rüzgârın dağıttığı bu çocukların,
ne kadar isterdim komşularının evine
şeker toplamaya gittiklerini söylemeyi.

size de iyi bayramlar dilerim
ey yetimliğin masumluğundaki çocuklar,
o küçücük ayakları, fiyonklu ayakkabılarıyla
babalarının mezarının yolunu adımlayan.

POLAT ONAT


6 Eylül 2016 Salı

Rahat Söyleyiş ve Betimleyici Anlatım: Kıyamete Son 99 Gün / Şeyma Ecer



            Uzun bir aradır kitap okuyamıyorum. Ygs telaşı ve test çözme beni baya bir yoruyor. Bende bu arada çerezlik bir kitap okumayı seçtim. Elimdeki kitaba çerezlik bir kitap diyorum çünkü kısa bir sürede bitirilebilecek bir kitap. Benim zamanım olmadığı için geç okudum ama siz hemen bitirebilirsiniz. 

            Kitabın konusundan bahsedecek olursak; kitabın ilginç bir konusu var. Kitap geleceği anlatıyor.  Kitaptaki olaylar 2029 yılında geçiyor. Dünya 'ya bir haber yayılır. Bu haberde;  kıyametin kopmasına doksan dokuz gün kaldığı kesinleşiyor. 

            Ve bu durumda insanların ne yaptığı veya ne yapacaklarını doksan dokuz güne kadar her gününü anlatıyor. Kitabın konusunu ilk okuduğumda bir ara gündem de olan hatta bununla ilgili bir film yapılan 21 aralık olayı ilk aklıma gelenlerdendi. 

            Kitapta öncelikle bir olay kavramı var. Olaylar bir döngü ile gelişiyor. Ama olaylardan çok kitapta karakterin duyguları ön planda. Kitaptaki diyaloglar kısa kısa genelde. Diyaloglar arasına bir söyleyiş biçimi veya o zaman ne yaptığından bahsetmiyor. 

            Kitap bir günlük şeklinde. Her günün konu aldığı için gün içinde ne yaptığından bahsediyor. Bir de kitabı okuduğumuz zaman yazarın şiire nasıl aşık olduğunu hissedeceğiz. Yazar her günün sonunda Allah'ın doksan dokuz isimleri ile ilgili şiirler kitapta yer alıyor. Her güne bir şiir. Bu şiir genelde o ismin anlamı ile ilgili şiirler. Bu şiirler ayriyeten ilahi niteliği de taşıyor.

            Anlatım olarak yazarın dili biraz tuhaf geldi. Ama bu tuhaflığa ilk başta önyargı ile başlasam da sonrada hoş bir dili olduğunu gördüm. Zaman zaman rahat bir anlatımı varken zaman zaman da betimleyici bir tarafı var. Bazı kitaplardan alıntılar mevcut.

                          
                  Fotoğraflar ve Yorum:
                       Şeyma Ecer
              (instagram / gdseymaecer)






5 Eylül 2016 Pazartesi

Edebiyatımızdaki En Önemli Şairlerin Mezarları


Mahmut Talha Uçar önemli bir vefa örneği göstermiş.
Edebiyatımızdaki en önemli 84 şairin mezarlarını tek tek ziyaret etmiş. 

Fotoğraflayarak kıymetli bir arşiv oluşturmuş.
Linki ziyaret ederek, hiçbir yerde göremeyeceğiniz bu fotoğrafları incelemenizi öneririm:







Şair Hüseyin Avni Cinozoğlu'nun Vefatının Birinci Yılı


   Değerli şair yazar Hüseyin Avni Cinozoğlu bu fani diyardan gideli bir yıl olmuş.

   Edebiyat hayatım boyunca bana en çok destek veren, yol gösteren, moral aşılayan insanlardan biriydi. 

   Cinozoğlu teşvik etmeseydi, son romanım "Kıyamete Son 99 Gün"ü yazamazdım. Bu nedenle kitabımı ona ithaf ettim.

   Vefatının birinci yılında, anısını hürmetle yad ediyor, mekanının cennet olmasını diliyorum.



Cinozoğlu'nun bulunduğu
Meşeliboğaz Mezarlığı


26 Ağustos 2016 Cuma

Asaf Halet Çelebi'nin Kırılmış Mezar Taşı

Edebiyatımızın önemli şairlerinden
Asaf Halet Çelebi'nin, 
Küplüce mezarlığındaki,
kırılmış mezar taşı...

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Yazdığım Polisiye Romanın Karakterlerinin Fiziksel Profil Şeması


     Yazma motivasyonumu artırmak ve romanımdaki karakterleri kafamda daha net canlandırabilmek için böyle bir yöntem keşfettim :-)

17 Ağustos 2016 Çarşamba

99 Günün Sonunu Görmüş Gibiyim / Ceren Öztürk


   Şu an tüylerim diken diken... Kıyametin geleceği ve bundan kimsenin kaçamayacağı gerçeğini biliyor olmama rağmen 300 sayfa boyunca bununla beraber yaşamak ürpertici açıkçası. Diğer kitaplar gibi 'bu ben değilim nasılsa' diyerek rahat edemiyorsunuz da... Çünkü belki de 99 gün sonra gerçekten kıyamet gerçekleşebilir, bunu bilemeyiz.

   Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.

   Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.

   Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.

   Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.

   Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...

   Kitaptan bir alıntıyla bitireyim:

"- Sen mutlu musun?
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)


          Fotoğraflar ve Yorum:

  Ceren Öztürk (instagram / KoalaninKitapligi)





12 Ağustos 2016 Cuma

Kıyamete Son 99 Gün Olsa Siz Ne Yapardınız?




Bence herkes bu soruyu kendine sormalı. 

Ve cevabı neyse, geri kalan hayatını öyle yaşamalı.

Kıyamete Son 99 Gün olsa

SİZ NE YAPARDINIZ?




10 Ağustos 2016 Çarşamba

Ülke'deki Polat Onat Röportajı




ROMANLARIN İÇERİĞİNDE, EDEBİYAT SANATININ SUNDUĞU TÜM OLANAKLAR KULLANILMALI
  

Polat Onat ile son kitabı 
"Kıyamete Son 99 Gün" çerçevesinde
İlkay Yaprak konuştu.


            - Dört yıl önce Komşu Yayınlarından çıkan ilk romanınız "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nün ardından, şimdi de ikinci kitabınız olan "Kıyamete Son 99 Gün"ü Tuti Kitap etiketiyle yayınladınız. Her iki romanınızda da deneysel öğeler mevcut. Örneğin romanlarınızın içeriğinde, belli oranda şiirlere de yer veriyorsunuz. Bu tutumunuzu bundan sonraki eserlerinizde de sürdürecek misiniz?

            - Gözleminiz haklı ama eksik. Romanlarımın içeriğinde belli dozda şiirlere de yer veriyorum. Ancak sadece romanlarımda değil, yazdığım hikaye kitabında, masal kitabında da şiirlerimi kurgu içine yedirerek kullandım. Bunu bilinçli olarak yapıyorum. Edebiyat türleri arasında etkileşimlerin çoğaldığı, eskiden var olan keskin sınırların zamanla giderek belirsizleştiği kanısındayım. Ve bunun da okuma zevkinin renklenmesi açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.
            Edebiyat sanatının kullanmamız için bize sunduğu tüm biçimsel olanakları, kurgu şartlarının elverdiği ölçüde değerlendirmenin gerekli olduğunu göz önüne alarak hareket ediyorum. Ancak bundan sonraki eserlerimde, aynı tavrı gözü kapalı şekilde sürekli uygulayacağımı iddia edemem. Bundan sonraki kitabımda işlemek istediğim içerik, bu tür bir girişime izin verecek yapıda değilse, ille de şiirlerime yer vereceğim diye ısrar etmeyi düşünmüyorum elbette.

            - Kıyamete Son 99 Gün ile bilimkurgu ve distopya edebiyatına bir katkıda bulunuyorsunuz. Bu türde ilginizi çeken diğer eserler neler?

            - Açıkçası Türk Edebiyatında distopya türünde yazılmış yetkin bir esere rastlayamadığımı hemen belirtmek isterim. Bu olgu, türe meraklı bir okur olarak beni epeyce şaşırtmıştı. Son dönemde kaleme alınmış birkaç iyi niyetli çaba göze çarpsa bile, edebiyatımızın yetkin yazarlarının distopya ve bilimkurgu türüne ilgi göstermemelerini bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.
            Dünya edebiyatında ise; distopya türünde başyapıtlar kaleme almış, J.G.Ballard, Arthur C.Clarke, George Orwell, Ray Bradbury, Aldous Huxley, Margaret Atwood gibi muazzam yazarların, tahayyül dünyama önemli katkılar sunduğunu şükranla vurgulamam gerekiyor.

            - Kıyamete Son 99 Gün hakkında okurlardan gelen tepkiler nasıl?

            - Kitap hakkında genellikle çok olumlu tepkiler alıyorum. En sevindiğim nokta, okurların eserin sürükleyicilik ve akıcılık yönünü sık sık vurgulamaları. Çünkü içinde düşünsel yoğunluk taşıyan, felsefi göndermeler barındıran böyle bir eserin kolay okunur yapısının ön planda olması beni sevindiriyor.

            - Sizce roman sanatı nereye doğru gidiyor? Romanın geleceğinden umutlu musunuz?

            - Roman sanatının geleceğini çerçeveye alarak büyük büyük söylemlerde bulunmak, bana biraz boş laf etmek gibi geliyor. Ben sadece benim yazmayı planladığım romanlar perspektifinde konuşabilirim. Asırlar boyu edebiyatın lokomotifi konumunda varlığını sürdürmüş roman türünün geleceği hakkında kehanetlerde bulunmayı, kendi adıma gereksiz buluyorum. Yazı var oldukça, insanlar kitap okudukça, farklı formların beslemesini de bünyesine katarak, roman sanatının varlığını güçlenerek sürdüreceğini düşünüyorum.

            - Şu anda tezgahınızda ne olduğunu sorabilir miyim?

            - "Bir Uzaylının Dünyadaki Beş Saati" adını verdiğim bir romana çalışıyorum.

            - Cevaplarınız için teşekkür ederim.
           
            - Sorularınız için de ben teşekkür ederim.








Esmaül Hüsna Şiiri: El-Müheymin



el-MÜHEYMİN

            himayesiz değil yuvasındaki karınca
            koruyucusu var gökyüzündeki mavi kuşun,
            kendini kimsesiz hissedersen yaşadıkça
            ulaştıran her şeyi varacağı noktaya
            Müheymin'in gözettiğini unutma.

            şefkatiyle kollayan bütün belalardan
            ne kadar şükretsen minicik yer kaplar
            sınırlı değil gibi hayat sonsuzlaşır bakışım
            gözcü olan ruhaniler kaçırmaz anları.

            varlıkları murakabe eden
            yüceler yücesi Müheymin'in katında
            toz zerresi ve bir gezegen aynı görkemde.

                      POLAT ONAT
                      Kıyamete Son 99 Gün (sayfa: 40)