26 Kasım 2011 Cumartesi

Hasankeyf'i Görmek






























(...)
Düşle aynısın sen
İçinde az bulunan bir cevher gibi
Derinlerde uyumakta sessizleşen geçmiş
Evet yapayalnızsın gecenin ortasında
Sana elveda demeye geldim çıplak taş.

AGUSTİN ACOSTA

20 Kasım 2011 Pazar

Şiir Yarışmasına Gönderilip Sahafa Ulaşan Kitap


Geçen gün Zafer Yalçınpınar'ın bir sahafta bulduğu, Metin Altıok Şiir Yarışmasına başvurmak amacıyla gönderdiğim "Son" kitabım... Zavallı kitabım... 

Kitabımı çöpe atmak yerine sahafa satarak, yeni okurlara ulaşmasına vesile olan sayın jüri üyesine bu vesileyle çok teşekkür ederim :-)

Gülten Akın
Füsun Akatlı
Doğan Hızlan
Talât Sait Halman
Ülkü Tamer
Eray Canberk
Enver Ercan

Konuyla ilgilenenler ayrıca şu linke de bakabilir: 

18 Kasım 2011 Cuma

Bingöl Çobanları



İlkokul yıllarımda okuduğumda, hayatımda ilk kez, içimde bir şiir duygusu oluşmasına vesile olan şiir:

BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum. 
Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla...

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;
Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
Suna'mın başka köye gelin gittiği akşam.

Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
-Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin, başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!
Mademki kara bahtın adını koydu: Çoban!

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla...
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!


Kemalettin KAMU
(1901 - 1948)

6 Kasım 2011 Pazar

5 Kasım 2011 Cumartesi

Mezarın Sessiz Bekçisi: Ağaç


Fotoğraf: Özgür Cebeci
(...)
ağaç küçülmedi ama
incelmedi de
yıllarca kaldı orada
bir başına sonsuza dek
belki bu yüzden
kavuşturup durdu
ellerini sessizce
doğuştan böyleymiş gibi baktı
güldü de bir keresinde.

REIN BLOEM

1 Kasım 2011 Salı

At Arabası: Bir Dolu ve Bir Boş
















TAHTA AT
III.

Aşk kadar nazlı saat kadar gerçek
Bir bülbül bakıyor bana doğru
Boş oda kadar tedirgin tehlike kadar güzel
Bir bülbül içimde sedefle kaplanıyor
Payıma korkarım eşsiz bir azap düşecek

Dostlarımız geldi öldü büyücüler
İnsanla peygamber arası basık bir gürültü içinde
Korkunç ilgiler döner dolaplar
Sedef gurur ve inat içinde

Seni bana getirsin ölüm yatağımdayken
Kırık ayaklı tahta at.

Sezai KARAKOÇ