25 Şubat 2015 Çarşamba

Türkçenin En Önemli Yazarlarıyla Aynı Paragrafta Yer Almak Güzel

 
     Ulysses ve Türkçe bağlamında Leyla Erbil ve Ferit Edgü'nün eserlerine dair bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum: James Joyce ve Ulysses bağlamında, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Bilge Karasu, Hasan Ali Toptaş ve Polat Onat'ı, Joyce ve Ulysses'in Türkçedeki akrabaları olarak değerlendirmek mümkün. Bu soy yazarlarımız dışında Türkçede alelacele ve alelade taklitler pıtrak gibi çoğalmıştır.

             Hüseyin Avni Cinozoğlu
             Zalifre Yazıları Dergisi,
             Şubat 2015, Sayı:21, Sayfa:30


19 Şubat 2015 Perşembe

Gazeteci Nuh Köklü'nün Son Sözleri


Geçen gün rüyamda bıçaklanmıştım ve ölmek üzereydim.
"Allahım, Ne olur bu bir rüya olsun!" diye yalvarırken uyandım.
Uyanınca çevreme bakıp "Oh, çok şükür rüyaymış." diye sevindim.


Bugün gazetede, vitrinine yanlışlıkla kar topu attığı için bir esnaf tarafından bıçaklanarak öldürülen gazeteci Nuh Köklü'nün ölmeden önce söylediği son sözleri okuyunca çok şaşırdım:


"Ölmek istemiyorum.
Ne olur bu bir rüya olsun."

Yazık ki onunki bir rüya değil gerçekti.
Hayat hakikaten tuhaf. Şaşırmamak elde değil. Üzgünüm.

10 Şubat 2015 Salı

Hayatta Öğrendiğim Her Şeyi Üç Kelime İle Özetleyebilirim

"Hayatta öğrendiğim her şeyi
üç kelime ile özetleyebilirim:
Hayat devam ediyor."
Robert Frost
 

5 Şubat 2015 Perşembe

Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesindeki Saatleri

Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesindeki Saatleri
 
 

Masumiyet Müzesi "zaman" kavramı üzerine düşünmek için güzel bir olanak.
 
 

Hayatın içindeki saatlerden farklı akıyor Masumiyet Müzesinde zaman.
 
 

Saatler, ayrıntılardaki nostaljiyi vurgulamak gibi önemli bir işlevi de görüyor.
 
 

Geçmişin geri gelmezliği olgusu, saatlerin perçinlemesiyle, zihinlerde kalıcılaşıyor.
 
 
 

Her saatin farklı zamanı imlemesi sonsuzluk çağrışımı uyandırıyor bende.
 
 

İnsanlar uyur, saatler uyumaz!
 
 

Hayatın anahtarı saatler aracılığıyla zamanda somutlanır mı?
 
 

Su aşağı doğru, zaman yukarı doğru akar!
 
 
 
 
Bu an, artık sonsuza kadar bir anı...
 
 
 

1 Şubat 2015 Pazar

Yalanlara Karşı Hassasiyetim Neden Arttı?

 

Yalanlara Karşı Hassasiyetim Neden Arttı?
                                                            
            Bir yalanı insanların gözünde güçlendirmenin, yani gerçek sanılmasını sağlamanın en etkili yolu, belirli periyotlarla benzer yalanlarla, kimi zaman da kendi içinde çelişen ifadelerle desteklemektir, diye aklıma geldi ve sonra, yakın zamanda yalana karşı olan bu hassasiyetimin artmasının temel nedeninin, etik kaygılarımdaki gelişimden değil de, kendi ilkesel değerlerime karşı söylenen sistemli yalanlara karşı olan tepkimden kaynaklandığını kendi kendime itiraf edip, bu durumdan büyük bir utanç duydum.
 
Yüz Kelime Tek Cümle-16
POLAT ONAT