8 Ocak 2013 Salı

Bir Berberin Manifestosu / Serdar Çelik



   Polat Onat’ın İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü adlı eseri ilk cümlesiyle farklı olduğunu hissettiriyor. Kitap hakkında hem ayrıntılı hem de anlaşılır bir okuma yapabilmek için sanırım ellili yıllarda ilk nüvelerini veren “postmodern durum” hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Malum olduğu üzere o dönemin postmodern yazarları, modernizme karşı geliştirdikleri düşüncelerini, bir tanım yapmaktan kaçınarak ortaya koymaya çalışıyorlardı. Belki de o nedenle, David Harvey postmodernlik hakkında yazdığı kitabın adını Postmodernliğin Durumu koymuştur. Postmodern durum bir düşünce midir?  Yoksa bir muamma mı? Bugün hâlâ tartışılan bir konuysa da, birçok zor metin için (kolayından olsa gerek) bu tanım uygun görülmektedir. Dolayısıyla postmodernliğin belirsizlik, parçalanma, kurallığın bozumu, ironi, benin yitimi, melezleşme, katılma, karnavallaşma, metinsellik, bir durum analizi, eleştirisi ve bir döneme karşı çıkışı şeklinde biçimlendiğini söylemek yerinde olur sanırım.

   Onat’ın kitabını da bu tartışmanın eksenine oturttuktan sonra okumak, sağlıklı bir okumanın kapılarını açacaktır. Nitekim kitap, henüz giriş cümlesiyle bu yönlü bir eksende olduğunu hissettiriyor bize. Polat Onat’ın bu kitabı için, “Şunu yazmış” demek gibi net bir ifade kullanmak sanırım metnin yaslandığı düşünce açısından bir paradoksu barındırır. O nedenle, “Neyi anlatıyor?” gibi bir soru sormak metnin okunmasını daha bir kolaylaştıracaktır. Nitekim yazarın yazdıklarından ziyade, okurun ne anladığının önemli olduğu bir yapıttan bahsetmek daha doğru olur kanımca. Tam da bu noktada metnin, “Önsöz” bölümündeki parçalı iç dökme hali için, ayrı ayrı bir analizi hak ettiğini söylemek yanlış olmaz herhalde. Her parça için de ayrı bir okuma atlası çıkarmak ve ikinci bölümdeki şiirleri de bu düşünce üzerinden okumak yerinde olacağı gibi şiirleri de anlaşılır kılacaktır. Aksi halde okurun, yazılanın ne olduğu konusunda, bir muamma ile karşılaşacağını söylemek yanlış olmaz. O nedenle İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü’nün bir roman mı, şiir mi, yoksa bir anlatı mı olduğunu söylemek güç.  Zaten yazılan metnin adını koyup ne olduğunu söylemek, ortaya çıkan metnin amacının da dışına çıkmak olur. Kitap iki bölüm olarak kurgulanmış; birinci bölüm Önsöz, ikinci bölüm ise Şiirler kısmından oluşuyor. Romanın birinci bölümünde yazar, sanat, roman, şiir, kültür, hayat hakkındaki görüşlerini eleştirel bir üslupla kaleme alırken, ikinci bölümde, birinci bölümde ele alınan konuların adım adım nasıl şiire dönüştüğünden bahsediyor.

   Yazarın metin boyunca, karakteri Âdem Yoksun üzerinden bir sanat anlayışı geliştirdiğini, bu durumun da metnin arkaik yapısını eleştirel bir zemine doğru kaydırdığını görüyoruz. Nitekim yazarın ortaya koyduğu eleştirel sanat anlayışı, gücünü postmodern durumdan aldıktan sonra gizliden gizliye bir melez manifestoya dönüşüyor. Yazar, ruhsal sorunları olan biri üzerinden bunu yapıyor olması metnin gücünü artırdığı gibi eleştirilebilirliğini de ortadan kaldırıyor. Yazarın karakterine yüklediği kendilik, yalnızlık, küskünlük, delilik hali bu melez manifestoyu tamamlıyor gibi.

   Bütün bunların yanında bir de, Âdem Yoksun’un sanat görüşü dışında insani bir hikâyesi var ki,  belki de metnin soğuk ve tumturaklı anlatısının yanındaki en dikkat çekici durum bu. Birinci bölümün sonuna doğru, bütün o kargaşanın, iç dökmenin, yalnızlık sözlerinin ardından bir insanla karşılaşırız. Sanırım o da günümüzün yalnız ve anlaşılmadığını düşünen insanıdır. Adı konamayan, yaşadığı yüzyılı bir yalnızlıklar toplamından başka bir şey olarak göremeyen insanı yani. Bu noktada İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü için,  postmodern durumla bütünleşmiş bir hal aldığını söylemek yerinde olur. Yazar, Âdem Yoksun’un iç sesine ait kaotik ve kaybolmuşluk durumunun çoğul bir yalnızlığa - hiçliğe işaret ettiğini ve ortaya çıkan bu yalnızlığın- hiçliğin de ancak aşkla sağaltılabileceğini gösteriyor bize.

SERDAR ÇELİK
Kitap Zamanı, 7 Ocak 2013,
Sayı: 84, Sayfa: 24


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder