Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2025 Çarşamba

Siirt Tillo ve Baykan Manzaraları / 2006 (Video)


Siirt Tillo ve Baykan Manzaraları
(2006)

 27 Mayıs 2006 tarihinde Siirt Tillo - Baykan gezimde

çektiğim fotoğraflardan bir seçki...

20 Aralık 2017 Çarşamba

Yatılı Okulda Gizemli ve Heyecanlı Bir Yolculuk / @kalabalikevim

YATILI OKULDA GİZEMLİ ve HEYECANLI BİR YOLCULUK

            Ancak yatılı okulda okuyanlar bilirler tereyağlı ekmeğin, ballı, tahin-pekmezli kahvaltıların kıymetini. Ben de Kabataş Erkek Lisesinde zorla yatılı kalmayı başarabilmiş ilk kız yatılılardanım. İyi ki annemle babamı ikna etmişim ve bir daha hiç unutamayacağım anıları biriktirdiğim Boğaz kenarındaki güzel lisemde bir dönem de olsa yatılı kalabilmişim. Keşhane, yemekhane, jetonlu telefon, yakamoz eşliğinde gezen teknelerden atılan havai fişekler,hayaller, çantalara doldurulup getirilen bilumum yasaklılar.

            Yatılı olmak, aileden uzak kalmak, birey olmaya çalışmak, rüştünü ispat edebilmek zordur çoğu kez ergenlikte. Kimi için yatılı okul bir kaçış, bir liman, sığınaktır. Kimisi içinse terk edilmişliğin dip yaptığı yerdir. Ama çok tecrübe kazandırır, kardeşten yakın dostluklar edindirir, ekmeğini bölüp yemeği gerektirir.

            Çömezlikse en zorudur. İtilip-kakılıp sıra sonuna kalıp belki de hiç yemek yiyemeden yatmaktır. Hep bir sonraki senenin gelmesini hayal eder, çömezliğin biteceği günleri sayarsın ama son sınıf olana kadar bırakmaz bu çömezlik illeti yakanı.

            Kitaptaki olaylar zinciri yatılı okulda iki samimi dost olan daimi yatılı Özgür ve Soner’in haftasonu can sıkıntısını geçirmek için gezinirken üst sınıftan Levent ile karşılaşmalarıyla başlar. Kütüphane görevlisi Levent bu iki çömeze yakınlık gösterip kendi kurmuş olduğu Sır Kardeşliği Kulübüne üye olmaları için bunları ikna eder ve hep birlikte kütüphanenin tozlu rafları arasında gizemli bir yolculuğa çıkarlar ama ne yolculuk! Herkesin uyuduğu saatte, nöbetçi öğretmene yakalanmadan yatakhaneden çıkabilecekler mi? Yoksa yakalanıp Gestapo’nun eline mi düşecekler? Hazine var mı? Yoksa Levent’in bir oyunu mu?

            Eh, artık gerisini de siz okuyun bakalım bu sırrı çözebilecek misiniz?

            Kızım henüz başlayamadı ama bu kitap beni benden alıp 23 sene evveline götürdü. Elinize sağlık Polat Bey...  Cidden çok beğendim kitabı... Merakla serinin geri kalanını bekliyorum. Genç Destek Yayınlarına, bu hoş kitabı çocuklarımıza kazandırdığınız için size de teşekkürler. 

                    @kalabalikevim


12 Aralık 2017 Salı

Sır Saklayabilir Misiniz? / @kitap_dostum


SIR SAKLAYABİLİR MİSİNİZ?

Merhaba Kitap Dostlarım! Sır saklayabilir misiniz? Yatılı okulda okuyan Özgür ve Soner, iki sıkı dost.Özgür biraz daha ılımlı,mantıklı kararlar alan, dost canlısı bir delikanlı. Soner ise, midesine düşkün, iyi niyetli olsa da Özgür uyarmasa kendi kazancına göre hareket edebilecek bir genç. İki arkadaş derslerden sıkılmış,aylak aylak dolanırken etrafında oyun oynayan arkadaşlarına dahil olmak istiyorlar.Lakin üst sınıflar ya onları dışlıyor yada para vermelerini talep ediyorlar.Hal böyle olunca iki arkadaş kendi kendilerine meşgale bulmak zorunda kalıyorlar. Amaçsızca dolanırken, okulun kütüphanesinin önünden geçiyorlar. Daha önce hiç girmedikleri bu kitaplarla dolu yer, hayatlarına yeni bir macerayı getiriyor. Kütüphanede görevli üst sınıf öğrencisi Levent'in de kendilerini soğuk karşılayacağını düşünüyorlar ama hiç de bekledikleri gibi olmuyor.

Levent onları tanıyor hatta kişiliklerini çok da iyi analiz ediyor. İki dost başta buna şaşırıyor ki diyalog halinde olan Özgür iken, Soner uyuklamayı tercih ediyor. Levent'in iki dosta bir teklifi var. Bu teklifle birlikte çözülmesi gereken bir şifre var. Ki şifreyi çözmeniz oldukça kolay sayılır...

Üçlü grubumuz bir hazinenin peşinde lakin bu hazineden ne çıkacak bilinmez. Kitap karakterleri 10.sınıf öğrencisi olsalar da bana kalırsa biraz daha küçük yaşa kitap ediyor. Kitabın içerisinde hoş çizimler de mevcut, ince bir macera kitabı.

Çabucak okuyacağınız akıcı nitelikle bir eser "Yatılı Okuldaki Hazine". Ve sanırım kitabın devamı da gelecek. Çünkü hazine nedir, onu henüz tam öğrenemedik. Keşke bu kitapta peşinde gittikleri idealler sonuca ulaşsaydı. Kitap, aynı zamanda yazarında gençliğinden birtakım izler taşıyor. Okumak isteyenlere öneririm.

PUANIM: 4.5 / 5


     @kitap_dostum

7 Aralık 2017 Perşembe

Okuru Heyecanlandıran Bir Kitap: Yatılı Okuldaki Hazine / @okuyucu.nutella

OKURU HEYECANLANDIRAN BİR KİTAP:
"Yatılı Okuldaki Hazine"

"Yatılı Okuldaki Hazine" kitabının yorumuyla karşınızdayım, küçük ve tatlı bir kitap.

Kitap hakkında şöyle diyebilirim: İlk 30 sayfada pek bir şey hissetmedim ama ilerleyen sayfalara gelince heyecanlandım.

Acaba hazine nedir falan bekliyorum, sayfaları hızla çeviriyorum. Baktım ki kitap bitivermiş. Tam alışmıştım, çok güzel gidiyordu. İkinci kitabına meraklı bir şekilde kaldım.



Genel olarak güzel ama içeriğe baktığımda olay örgüsünü yeterince vurgulu göremedim. İki arkadaş sır kardeşliği kulübüne üye oluyorlar tesadüfen ve bir hazinenin peşinden koşuyorlar. Sır kardeşliği kulübü üç kişi oluyor ve hazineyi açıyorlar. Ne olduğunu bende bilmiyorum artık ikinci kitaba :-)

PUANIM: 3.5 / 5

3 Aralık 2017 Pazar

Macera Düzeyi Yüksek Bir Kitap / @gorkemlikitaplar

MACERA DÜZEYİ YÜKSEK BİR KİTAP:
"YATILI OKULDAKİ HAZİNE"

Herkese yeniden merhaba! Aralık ayının ilk yorumuyla karşınızdayım. Bu ayı dolu dolu geçirmek istiyorum. Boş her anımı da kitap okuyarak doldurmaya çalışıyorum. Ve de yılı güzel bir şekilde kapatmak istiyorum...

O nedenle de Aralık'ın ilk kitabı olarak macerası yüksek bir kitap seçtim: "Yatılı Okuldaki Hazine"

Yatılı okulda okuyan üç liseli arkadaşın macerasını konu alıyor.
Bu arkadaşlardan Özgür ve Soner 10.sınıfta, diğer üçüncü arkadaşları Levent ise 11.sınıfta okumaktadır.

Özgür ve Soner okulda oynanan oyunlardan sürekli dışlanmaya başlarlar. Kimse onları çıkarı olmadan oyuna almak istemiyordur. Durum böyle olunca canları sıkılan gençler sürekli oyalanacak bir şeyler arayıp dururlar. Tam o sırada üst sınıfta okuyan Levent ortaya çıkar. Levent bu iki arkadaşın neredeyse tüm bilgilerini bilmektedir. Bunun için uzun bir araştırma yapmıştır. Soner ve Özgür, Levent'in kendilerinden ne istediklerini öğrenmek isterler. Levent'in isteği çok gizlidir. O nedenle de bu ikiliyi büyük bir araştırma sonucu seçmeye karar vermiştir. Levent ikiliye bir teklif sunar.

Soner ve Özgür de bu teklifi kabul eder. Böylelikle gizli ve de gizemli sırrı çözmek için tuhaf bir kitabın sayfalarını aralamaya başlarlar. Bu kitap onlara bir şifre verir. Eğer bu şifreyi çözebilirlerse büyük hazinenin sahibi olacaklardır.

Üç arkadaş, bu fırsatı kaçırmak istemez ve hemen şifreyi çözmeye başlar. Ve böylelikle macera başlamış olur...

İşte kitap (benim görüşümle) bu şekildeydi. Devamının da bir an önce çıkmasını istiyorum. Zira sonu önemli bir soru işaretiyle bitti. Bu nedenle de oldukça merak ediyorum. 

Bana göre kitaptaki tek kusur biraz çocuksu yazılmış olmasıydı. Yani gençlere yönelik olsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Zira hikayedeki çocukların hepsi lise öğrencisi. Lakin yine de epeyce beğendiğim bir kitap oldu.

Macera ve gençlik kitaplarını sevenlere tavsiye ederim.

PUANIM: 4.5 / 5

                 @gorkemlikitaplar 

  

25 Kasım 2017 Cumartesi

Gizemi Her Sayfada Hissettim / @kitaplarimlamutluyum


            YATILI OKULDAKİ HAZİNE: Güneşli bir haftasonu, yatılı okulda kalan öğrencilerden Levent, Özgür ve Soner... Her zamanki gibi başlayan gün, Sır Kardeşliği Kulübü, şifreler, gizemler, harita, sandık, derken bambaşka bir şekilde devam etti... Kısa ama çok keyifli bir kitaptı. Devamı da gelecekmiş üstelik. Ben de bu üç çocuk ile birlikte gizemi her sayfada hissettim
            Bir de kitabı okurken yatılı okulda kalan çocukları düşündüm. Onların ailelerine olan özlemini, büyük çocukların yeni gelenlere yaptığı acımasız şaka ve muameleleri, mutluluklarını, üzüntülerini düşünmemek elde değil. Okuldaki en sert öğretmenin lakabı Gestapo idi, buna hem güldüm hem de buruk bir his işte hissettiğim çocuklar adına.

            Kitap da öyle bir yerde bitti ki yenisi çıkana dek merakta kalacağım. 


            @kitaplarimlamutluyum / instagram 

25 Nisan 2017 Salı

Ölümsüzlüğe Yolculuk / Yasemin Bozacı Özdemir


ÖLÜMSÜZLÜĞE YOLCULUK

     İnsanoğlu tarihinden beri, iz bırakmanın, hatırda kalmanın, ölümsüzlüğün peşinde olmuştur çoğu zaman. Bunu başarabilmenin birçok yolu vardır belki. Kimi kahramanlıklarla, kimi yetiştirdiği insanlarla, kimi verdiği eserlerle kazıyor adını belleklere. İşte Polat ONAT  Ölümsüz Cümleleriyle ölümsüzlüğün kitabını yazıyor.

     Olay örgüsüyle heyecan yaratan bir polisiye, tadımlık şiirler ve varoluşsal kaygılardan oluşmuş özgün tespitlerle beyin fırtınasına dönüşüyor  Ölümsüz Cümleler. Aslında bir kitapta üç tema ve üç türü (hikaye, deneme, şiir) bir araya getirerek farklı türlerde eserler verirken ne kadar usta olduğunu ortaya koyuyor Polat ONAT.

     Hikayemiz benzerine sıkça rastladığımız bir polisiye gibi algılansa da herhangi bir şehirde , dedektif, memur, garson kız gibi kimliklenen  karakterler, fiziksel görünümleri ünlü Hollywood artistlerine benzetilerek okuru da içine çeken bir kurguyla aktarılıyor. Konu bütünlüğü romanın tüm biçeminde ve türler arasında mükemmel bir duygu geçişiyle bağlanarak, yalın bir dille okuyucuya sunuluyor. Ancak hikayede bazı diyaloglar yeterince açılmamış ve konuşma diline dönüştürülmemiş. Özellikle memur ve garson kız diyalogları biraz daha günlük konuşma diliyle aktarılsaydı bir gerçeklik daha eklenirdi öyküye. (Hani bir film izlersiniz ya da tiyatroda bir oyun . her şey çok iyidir ama mankenlikten oyunculuğa terfi eden aktrisindir rol ve duygu geçmez, bu ancak diyaloglardaki günlük konuşma dilinin doğallığıyla aşılabilir.)

     Şiirlere gelince çok derin bir tema ve dağınıklıktan oluşturulan  düzenli bir yapıyla süslenen imgeler göze çarpıyor. Ruhumuza serpiştirilmiş yap-boz parçaları gibi şiirseverin hayal gücünde farklı şablonlar oluşturabiliyor. Bütünlüğü ölüm ve öte dünyadan, son mısra son vuruş tekniğiyle.

     Kader Muhafızı başlığıyla romanı farklılaştıran bölümde ise. kişisel gelişime göndermelerle içsel yolculuğa dönüştürülmüş , kimine göre marjinal, kimine göre tuhaf bir o kadar da özgün tespitler yer yer terimsel öğelerle okura aktarılmış. Sözcükler özenle seçilerek ağdalı bir dil kullanılmış bu da romanı sıradanlıktan kurtarıp bambaşka bir yere taşımış. Yalnız romanın bu bölümünde art arda kullanılan olumsuz sözcüklerden oluşturulan  uzun uzun cümleler okuyucu kitlesini sınırlayabilir. Oysaki her yerde karşımıza çıkamayacak mükemmel tespitler daha çok okuyucu bulmalı.

     Okur olarak, kitabi elime aldığım andan itibaren pek bırakmak istemediğimi söylemeliyim. Öncelikle polisiyeye daldım heyecanla olayları takip ediyorken ara bölümlerdeki şiirleri ve felsefi notları film izlerken araya giren reklam algıladım önce, fakat daha sonra şiirlerin derinliğinde kayboldum kendimce dizdim mısraları, tekrar tekrar okudum her okuduğumda farklı bir lezzet buldum, ölümü –ölümsüzlüğü, iyiyi-kötüyü, sevgiyi-nefreti birçok değer yargısını öteki boyutta düşünüp değerlendirdim ve bana bambaşka bir bakış açısı sunan, beynimin kıvrımlarını çoğaltan Kader Muhafızına çokça teşekkür ettim. Ölümsüzlüğe giden yolda usta kalemiyle Polat ONAT’ı çok başarılı buldum.


     Not: Bu değerlendirme yazısı; dürüstlük, gerçeklik ilkesiyle tamamen faydalı olabilmek adına kaleme alınmıştır.

                     Yasemin Bozacı Özdemir


6 Eylül 2016 Salı

Rahat Söyleyiş ve Betimleyici Anlatım: Kıyamete Son 99 Gün / Şeyma Ecer



            Uzun bir aradır kitap okuyamıyorum. Ygs telaşı ve test çözme beni baya bir yoruyor. Bende bu arada çerezlik bir kitap okumayı seçtim. Elimdeki kitaba çerezlik bir kitap diyorum çünkü kısa bir sürede bitirilebilecek bir kitap. Benim zamanım olmadığı için geç okudum ama siz hemen bitirebilirsiniz. 

            Kitabın konusundan bahsedecek olursak; kitabın ilginç bir konusu var. Kitap geleceği anlatıyor.  Kitaptaki olaylar 2029 yılında geçiyor. Dünya 'ya bir haber yayılır. Bu haberde;  kıyametin kopmasına doksan dokuz gün kaldığı kesinleşiyor. 

            Ve bu durumda insanların ne yaptığı veya ne yapacaklarını doksan dokuz güne kadar her gününü anlatıyor. Kitabın konusunu ilk okuduğumda bir ara gündem de olan hatta bununla ilgili bir film yapılan 21 aralık olayı ilk aklıma gelenlerdendi. 

            Kitapta öncelikle bir olay kavramı var. Olaylar bir döngü ile gelişiyor. Ama olaylardan çok kitapta karakterin duyguları ön planda. Kitaptaki diyaloglar kısa kısa genelde. Diyaloglar arasına bir söyleyiş biçimi veya o zaman ne yaptığından bahsetmiyor. 

            Kitap bir günlük şeklinde. Her günün konu aldığı için gün içinde ne yaptığından bahsediyor. Bir de kitabı okuduğumuz zaman yazarın şiire nasıl aşık olduğunu hissedeceğiz. Yazar her günün sonunda Allah'ın doksan dokuz isimleri ile ilgili şiirler kitapta yer alıyor. Her güne bir şiir. Bu şiir genelde o ismin anlamı ile ilgili şiirler. Bu şiirler ayriyeten ilahi niteliği de taşıyor.

            Anlatım olarak yazarın dili biraz tuhaf geldi. Ama bu tuhaflığa ilk başta önyargı ile başlasam da sonrada hoş bir dili olduğunu gördüm. Zaman zaman rahat bir anlatımı varken zaman zaman da betimleyici bir tarafı var. Bazı kitaplardan alıntılar mevcut.

                          
                  Fotoğraflar ve Yorum:
                       Şeyma Ecer
              (instagram / gdseymaecer)






17 Ağustos 2016 Çarşamba

99 Günün Sonunu Görmüş Gibiyim / Ceren Öztürk


   Şu an tüylerim diken diken... Kıyametin geleceği ve bundan kimsenin kaçamayacağı gerçeğini biliyor olmama rağmen 300 sayfa boyunca bununla beraber yaşamak ürpertici açıkçası. Diğer kitaplar gibi 'bu ben değilim nasılsa' diyerek rahat edemiyorsunuz da... Çünkü belki de 99 gün sonra gerçekten kıyamet gerçekleşebilir, bunu bilemeyiz.

   Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.

   Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.

   Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.

   Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.

   Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...

   Kitaptan bir alıntıyla bitireyim:

"- Sen mutlu musun?
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)


          Fotoğraflar ve Yorum:

  Ceren Öztürk (instagram / KoalaninKitapligi)





8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıyamete 99 Gün Kaldığını Bilsem Oturup Şiir Yazmazdım / İlknur Aksoy


* 2 Aralık 2029 akşamında bir haber yayınlanır; dev bir göktaşı büyük bir hızla dünyanın uydusu olan ay' a çarpacak, ay da çarpışmanın etkisiyle yörüngesinden çıkarak dünyaya çarpacaktır.
Tüm bu olayın gerçekleşmesi için de bir süre tespit edilmiştir: 99 gün...

99 gün sonra kıyamet kopacağını ve herkesin öleceğini bilseydiniz ne yapardınız? Kahramanımız şair olunca, bu 99 günde her gün için Esmaü'l-Hüsna hakkında şiirler yazmaya karar veriyor. Fakat o şiirler yazdıkça etrafındaki insanlar birer birer kanlı cinayetlerle yok edilmeye başlıyorlar. 

Oldukça ilginç bir kitaptı, etkilenmedim desem yalan olur.

İnsanların kıyamet yaklaşırken ve öleceklerini bilerek beklemesi sırasında yaşanacak kaosu çok güzel anlatmış yazar. Bu tarz kitap sevenler için güzel bir seçenek, tavsiyedir efendim.

Ama kıyamete 99 gün kaldığını bilsem oturup da şiir yazmazdım muhtemelen.
Huzurlu akşamlar olsun...

         Fotoğraflar ve Yorum:
İlknur Aksoy / İSTANBUL (instagram)


10 Temmuz 2016 Pazar

Kıyamete Son 99 Gün / Lucipen'in Şiiri


     'Kıyamete Son 99 Gün' kitabında, 
39.sayfada yer alan Lucipen'in şiiri için, 
Uğur Tural ilginç ve başarılı bir görsel hazırlamış. 




     Kitabın atmosferini yansıtan, bu mükemmel fotoğraf da, intagram'daki kitapseması hesabına ait.

15 Mayıs 2016 Pazar

Selimiye Veteriner Lisesi Gurur Tablosu

     

     Mezunu olmaktan onur duyduğum, 
İstanbul Selimiye Veteriner Lisesindeki büyüklerimizin, beni okulun "Gurur Tablosu"na almaya layık gördüklerini öğrendim. 

     Mezuniyetimin 20.yılında gelen bu hoş sürprizde, emeği geçenlere teşekkür ederim.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Batman Müzesi Fotoğrafları

Batman Müzesi Fotoğrafları


Batman Müzesi Fotoğrafları



Batman Müzesi Fotoğrafları



Batman Müzesi Fotoğrafları



Batman Müzesi Fotoğrafları



Batman Müzesi Fotoğrafları






























Batman Müzesi Fotoğrafları