İsmigül Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsmigül Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2025 Çarşamba

8 Mart 2018 Perşembe

Polat Onat'ın Kadınlar Günü Armağanı





Bir yazarın, Kadınlar Günü armağanı böyle oluyor:

"Annem Necla Hanım,
Anneannem İsmigül Hanım 
ve
Anneanneannemin annesi Fatma Hanım'a 
ithafen"

Şu an matbaada olan ve Artshop Yayınları etiketiyle
bu ay okurla buluşacak,
İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülünü kazanmış 
"KARANLIK KAHVALTI" 
adlı 3.şiir kitabımın ithaf sayfası.

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Işıltı / Şiir


IŞILTI

            dünyanın en mükemmel ışıltısını
            olmayan ellerinle uzatıyorsun bana:
            sonbahar yağmurunun altındaki avlunun
            gri renkteki demir bahçe kapısına kadar
            eski bastonuyla zorlukla ulaşıp,
            elindeki valiziyle uzaklaşan torununa
            karanlıklarda yitip gitmeden önce
            arkasından son kez bakan
            bir anneannenin ıslak bakışlarını.

                        Polat Onat


3 Ağustos 2015 Pazartesi

16 Mayıs 2014 Cuma

Sana Söyleyeceklerim Var Anne (Mektup)


     Anneler günü hediyesi olarak anneme yazdığım mektup, 
E Yayınları tarafından yayınlanan 
"Sana Söyleyeceklerim Var Anne" 
adlı mektup seçkisinde yer aldı. 
Aşağıda bu mektubumu paylaşıyorum. 

     Bu kitabı hazırlayan Özlem Çetinkaya'ya teşekkür ederim.   


            Sevgili Anneciğim,

            Bu sana yazdığım son mektup… Sana ilk mektuplarımı yatılı lisede okurken yazmıştım. Üniversite yıllarımda ve askerlik dönemimde de az da olsa yazmaya devam ettim. Sonra teknolojinin hayatımıza soktuğu telefonların meydana getirdiği rahatlıkla yavaş yavaş kestim mektuplarımı.

            Anneciğim, 

            Sana 2003 yılında, yani 11 yıl önce, yine gurbetteyken, Elazığ’da veteriner teknisyen olarak çalışırken yazdığım bir mektup ise halen eline ulaşmadı. PTT’nin açmış olduğu “2023 Yılına Mektup” kampanyasına katılmış ve sana hitaben 3 - 4 sayfalık bir mektup kaleme almıştım. O mektupta neler yazdığımı şimdi tam hatırlamıyorum ama çokça umuttan ve yaşama sevincinden bahsetmiştim galiba. Seninle 2023 yılına sağ salim ulaşabilirsek, 2003’teki duygularımla yazdığım o mektubu elimize alıp neşeyle okur, tatlı tatlı gülüşürüz inşallah.

            Çok sevdiğim yazar Ali Çolak’ın kıymetli annesinin, bir gün oğluyla konuşurken “Birbirimizi görmeden yaşlanıyoruz.” dediğini okumuştum bir yazısında. Bu söz epeyce sarsmıştı beni. Geçen gün aynaya baktığımda, zaten epeyce seyrelmiş saçlarımın arasında kendini göstermeye başlayan beyazlıkları fark edince, bu derin söz hatırıma düştü. “Biz de birbirimizi görmeden yaşlanıyoruz be anacığım.” Ben daha senin o güzel saçlarındaki beyazlara bile alışamamışken, kendi saçlarımın beyazlıklarını görüyorum ya, zamanın bu yıpratıcı hızı karşısında hüzünlenmeyeyim de yapayım, sen söyle?

            Şimdi bazen düşünüyorum ve soruyorum kendi kendime; "Bu fani hayat, benim tatlı anneme, fazlasıyla layık olduğu güzellikleri sunmakta neden bunca cimri davrandı?" diye. Çünkü sen her zaman herkese karşı, fazlaca samimi ve yürekten cömert yaşadın. “Can çıkar huy çıkmaz.” demiş atalarımız. Geri kalan ömrünü de aynı doğrultuda geçireceğinden hiç kuşkum yok.

            Senin şüphesiz hak ettiğin tüm mükemmelliklere, yeterince sahip olamaman çok da yıpratmıyor beni. Neden dersen, ölümden sonrası yaşanacak başka bir dünyaya inanıyorsak, ki şüphesiz inanıyoruz, o halde bu dünyada çektiğin tüm sıkıntı ve haksızlıklara karşılık, o cennetin en güzel köşklerinden birinin, sonsuza dek sana ait olacağına ben yürekten inanıyorum.

            Herneyse... Kalemden neler döküldü görüyor musun anne? Sana hitaben yazılan her satır böyle hüzünlü olmak zorunda mı, inan ki bilmiyorum. Bu hüznün belki de en önemli nedeni, ömrüm boyunca senin gülümsediğini çok az görmemdir. Belki yüzlerce fotoğrafın var bende, ama o kadar azında gülümsemişsin ki… Seni net gülümserken gördüğüm en yakın fotoğraf sekiz yıl öncesine ait. Torunun Meryem’i ilk kez kucağına aldığında gizlice çektiğim bir kare. Oysa gülümsemek sana ne çok yakışıyor bir bilsen ve daha sık gülümsesen…

            Başta da söylediğim gibi, bu sana yazdığım son mektup anne. Çünkü mektup, bir iletişim aracı olarak, günümüz şartlarında tüm geçerliliğini yitirdi. Örneğin benim çocuklarım büyüdükleri zaman, bana hiçbir zaman bir mektup yazmayacaklar. Bunu bilmek acı. Ama zamanın şartlarına uymak zorundayız.

            Satırlarıma burada son verirken, ellerinden hasretle öperim canım anam. Hoşça kal.
                                                        Oğlun
                                                 POLAT ONAT

21 Temmuz 2013 Pazar

Ömür Dediğin: Bursa'daki Anneannemle Röportajım (VİDEO)

Anneannemle yaptığım röportajda sorduğum sorular:

1) Çocukluğun nasıl geçti, anlatır mısın?
2) Çocukken hangi oyunları oynardınız?
3) Okula gider miydiniz?
4) Kardeşlerinle aranız nasıldı?
5) Evde nasıl vakit geçirirdiniz?
6) Annen baban size nasıl davranırdı?
7) En çok hangi yemekleri yerdiniz?
8) Eskiden komşuluk ilişkileri nasıldı?
9) Babanla annen nasıl tanışmışlar?

10 Mart 2013 Pazar

6 Ocak 2013 Pazar

İhtiyarlığın Güzelliği: Anneannem

Sevgili anneannem, 
ne sabırlı ne iyiliksever insandır o...

Ne zaman başbaşa kalsak eski günlerden açar konuyu,
geçmişte kalmış güzel günlerden...

 Tatlı anıları anlatmak kadar hüzün verici bir şey 
var mıdır ki şu dünyada?

Geri gelmeyecek hatıraları özler hep anıların saklandığı zihnimizdeki mağara...

Sonra hayat bizi içine çağırır. 
Umutla gülümser o gül yüzün...