13 Şubat 2026 Cuma

Aytekin Önçeken Şiirleri

 

Aytekin Önçeken -1

Aytekin Önçeken -2


Aytekin Önçeken -3


Aytekin Önçeken -4


Aytekin Önçeken -5



AYTEKİN ÖNÇEKEN

8 Aralık 1962 tarihinde doğdu. Artvin Gazi İlkokulunu ve Artvin 50. Yıl Ortaokulunu bitirdi. 1980 yılında Samsun Veteriner Sağlık Meslek Lisesinden mezun oldu.

Tarım Bakanlığına bağlı olarak Manisa Et Balık Kurumunda ve Diyarbakır Et Balık Kurumunda çalıştı.

Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. TODAİ’de Eğitim Yönetimi alanında master yaptı.

Ankara’daki birçok okulda eğitimci olarak görev yaptı.

1993’te Serpil Hanım’la evlendi. İsmail Bilge ve İlke Naz adlı iki çocuğu oldu.

Dil ve Anlatım, Türkçe, Edebiyat konularını ele alan birçok ders ve test kitabı hazırladı.

Edebiyat dergilerinde ve seçkilerde şiirleri yayınlandı.

22 Haziran 2025’te vefat etti.

 

 

 

ŞAİRLİĞİM HAKKINDA

 

Şairliğim doğuştandır diyemem sevgilim;

Sonradan işledi kanıma.

Akılsız değilim, kör değilim;

Daha çocukken gördüm, öğrendim her bir oyunu.

Çektim bunca acı, bunca ayrılık;

Parçalandı etim, kanadı ellerim,

Dile geldi dilim, dedi:

“Şimdi konuşmak zamanıdır, haydi durma”

Ve başladım böylece dökmeye içimi;

Tutsaklığına karşı halkımın

Öfkeli haykırışlar yarattım,

Süslendi savaş ortasında edebiyatım.

Bir dolu özgürlük şarkısına

Yeni dizeler kattım.

 

                                   5 Ağustos 1985

 

 

 

SÖZÜN DIŞLANDIĞI YERDE

 

Her noktanın önü kanayan bir ırmak,

Bütün virgüller çağdışı şimdi.

Yürümek adı tarihe karıştı,

Çılgınca koşuyor herkes;

Yüzlerde olmadık maske,

Gizlenemeyen telaş…

Adım başı bir ünleme takılıyorum.

 

Sözün dışlandığı yerde

Bütün sular birbirine karışıyor.

Hangi ufkun çalsam kapısını,

Dili dönmeyen çocuklar çıkıyor karşıma;

Büyükler akvaryumda balık sanki!

 

Unutsam gençliğimi;

Çocukluğuma sığınsam, ne fayda!

 

Çocuklar özgürdür ağlamakta;

Bunca acıyı, bütün kirli şeyleri

Şarap gibi içsek de her gün,

Ağlamak yasak!

 

Ağlamak yasak, kalbim!

Ağlamak bir garip tuzak, intihara açılan kapı.

Sen ki o derin kuyuya düştün Mayakovski,

Çıkan ses hani!

 

Şuraya bir gonca gül koysam,

Uzanıp alabilir misiniz siz bezginler?

Tadabilir misiniz bir daha,

Dal üstünde kuş üzümünü?

 

Her taş sırtını bir dağa yaslarmış;

Sen neye dayansan yıkılıyorsun.

Bütün soruların sorgucu olmak;

Ne güç şey, kalbim!

Yıkayıp bütün kirlileri,

Güneşe asmak en iyisi.

 

Sevgiyi kartpostallarda arama gençliğim;

Terk edilmiş bu durakta bekleme artık!

 

                                   1990 / Yaba Dergisi

 

 

 

 

KORKULARIN KAR FIRTINASI

 

Sakın vurmasın kimse

Yıldız uzaklığına vardıkları yeri

Gülümsemeleri takılı kaldı bak

Esiyor işte

Donmuş yüzlerinde kar fırtınası

 

Bulmuşken tam demini

Evlerinde şenlik

Yarıda kesilemezdi

Son seferinde işin

Giderken süper adım

Çıldırttı onları

Balçığa saplanmak.

 

Onlar ki

Donmuş sularında balıkken

Gırtlağımızda oltaydı elleri

Kimsesiz bir çocuk düşü gibi korku

Sindi içlerine şimdi

 

Bunamış gözlerine bakarak

Bu yaşlı erklerin

Sakın vurmasın kimse

Yıldız uzaklığına vardıkları yeri

Gülümsemeleri takılı kaldı bak

Esiyor işte

Donmuş yüzlerinde

Korkuların kar fırtınası

 

Neylesin yürekleri çıngıraklı yılan

Çorak bozkırların kâhinleri

Neylesin aman neylesin

Henüz bulunmamış ölümlerin çaresi

 

Çiçekler ele vermedi kendini

 

                                   1990 / Edebiyatta Seçki Dergisi


Yazar Erdem Katırcıoğlu / Yayınlanmamış Fotoğrafları

Erdem Katırcıoğlu


Erdem Katırcıoğlu


Erdem Katırcıoğlu



Erdem Katırcıoğlu