17 Şubat 2026 Salı

Polat Onat Deneme-İnceleme Alanında Ödüle Layık Görüldü



 

Polat Onat Deneme-İnceleme Alanında

Ödüle Layık Görüldü

 

Yirmi yılı aşkın süredir Batman’da yaşayan yazar Polat Onat, seçkin bir edebiyat ödülüne layık görüldü.


            Bursa Dergiler Platformu (BUDEP) tarafından 2015 yılından bu yana gerçekleştirilen ve bu yıl 11.si verilen “Bursa’dan Edebiyata Katkı Ödülleri” sahiplerini buldu. Ödül komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, yedi farklı kategoride verilen ödüllerin sahipleri açıklandı.


            Deneme – İnceleme alanında verilen ödülün sahibi Polat Onat oldu.


BUDEP tarafından yapılan açıklamada, ödüllerin; edebiyata zamanını, birikimini, düşüncesini ve emeğini adamış, özgün yapıtlar üretmiş kişi ve kurumlara verildiği vurgulandı. Açıklama, dergilerin sahip ve sorumluları olan Fehmi Enginalp, Hilmi Haşal ve Bülent Elitok imzasıyla kamuoyuna duyuruldu. Ödül töreninin yeri ve tarihi ise ilerleyen günlerde belirlenip kamuoyuyla paylaşılacak.


Yazar Polat Onat yaptığı kısa değerlendirmede; böylesine kıymetli sanatçılarla bir arada anılmaktan onur duyduğunu, bu ilgi ve iltifatları nedeniyle seçici kurula teşekkür ettiğini belirtti.

 

*****


https://www.batmanpusula.com/polat-onat-odule-layik-goruldu

 

 https://www.basinhaberajansi.com/haber/22709/polat-onat-odule-layik-goruldu.html

 

https://www.batmanmanset.com/2026/02/batmanli-yazar-polat-onat-odul-aldi/

 


11. Bursa’dan Edebiyata Katkı Ödülleri'nin Sahipleri Açıklandı


BUDEP 2025 

“Bursa’dan Edebiyata Katkı Ödülleri” 

Sahiplerini Buldu

 

Bursa’da yayımlanan Çinikitap Dergisi, Eliz Edebiyat Dergisi ve Sarmal Çevrim Dergisi tarafından oluşturulan BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen “Kış Buluşması” etkinliğinde, 2025 yılı “Bursa’dan Edebiyata Katkı Ödülleri” sahiplerini buldu.


2015 yılından bu yana verilen ve bu yıl 11’incisi gerçekleştirilen ödüller, yarışmasız ve başvurusuz olarak, BUDEP’in ortak değerlendirmesiyle belirleniyor. Bursa’da yayımlanan dergilerin yanı sıra Türkiye genelinde yayın hayatını sürdüren edebiyat dergileri ve yayımlanmış eserler de dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda, edebiyata emek veren isimler onurlandırılıyor.


Yapılan değerlendirme sonucunda 2025 yılı ödüllerine layık görülen isimler şöyle açıklandı:


2025 Yılı Bursa’dan Şiire Katkı Ödülü: Yusuf Ferhat


2025 Yılı Bursa’dan Öyküye Katkı Ödülü: Berrin Akarsu


2025 Yılı Bursa’dan Romana Katkı Ödülü: Ertuğrul Erdoğan


2025 Yılı Bursa’dan Deneme / İncelemeye Katkı Ödülü: Polat Onat


2025 Yılı Bursa’dan Çocuk Edebiyatına Katkı Ödülü: Sona Polat Bilgin


2025 Yılı Bursa’dan Araştırma / Tanıtmaya Katkı Ödülü: Nuri Taner


2025 Yılı Bursa’dan Kent Sanatına ve Kültürüne Katkı Ödülü: Alper Can


BUDEP tarafından yapılan açıklamada, ödüllerin; edebiyata zamanını, birikimini, düşüncesini ve emeğini adamış, özgün yapıtlar üretmiş kişi ve kurumlara verildiği vurgulandı.


Açıklama, dergilerin sahip ve sorumluları olan Fehmi Enginalp, Hilmi Haşal ve Bülent Elitok imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.


Ödül töreninin yeri ve tarihi ise ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.

 

*****


https://www.kentgazetesi.com/budep-2025-bursadan-edebiyata-katki-odulleri-sahiplerini-buldu/

 

https://www.bursaant.com/budep-2025-bursadan-edebiyata-katki-odulleri-sahiplerini-buldu/

 

https://www.edebikitap.com/2026/02/bursa-dergiler-platformu-budep-2025.html

 

https://www.erajans.com.tr/budep-2025-bursadan-edebiyata-katki-odulleri-sahiplerini-buldu/

 

https://www.bayrakhaber.com/2026/02/17/budep-2025-bursadan-edebiyata-katki-odulleri-sahiplerini-buldu/

 

13 Şubat 2026 Cuma

Aytekin Önçeken Şiirleri ve Özgeçmişi

 


Aytekin Önçeken


Aytekin Önçeken -1





Aytekin Önçeken -2


Aytekin Önçeken -3


Aytekin Önçeken -4


Aytekin Önçeken -5



AYTEKİN ÖNÇEKEN

8 Aralık 1962 tarihinde doğdu. Artvin Gazi İlkokulunu ve Artvin 50. Yıl Ortaokulunu bitirdi. 1980 yılında Samsun Veteriner Sağlık Meslek Lisesinden mezun oldu.

Tarım Bakanlığına bağlı olarak Manisa Et Balık Kurumunda ve Diyarbakır Et Balık Kurumunda çalıştı.

Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. TODAİ’de Eğitim Yönetimi alanında master yaptı.

Ankara’daki birçok okulda eğitimci olarak görev yaptı.

1993’te Serpil Hanım’la evlendi. İsmail Bilge ve İlke Naz adlı iki çocuğu oldu.

Dil ve Anlatım, Türkçe, Edebiyat konularını ele alan birçok ders ve test kitabı hazırladı.

Edebiyat dergilerinde ve seçkilerde şiirleri yayınlandı.

22 Haziran 2025’te vefat etti.

 

 


 

ŞAİRLİĞİM HAKKINDA

 

Şairliğim doğuştandır diyemem sevgilim;

Sonradan işledi kanıma.

Akılsız değilim, kör değilim;

Daha çocukken gördüm, öğrendim her bir oyunu.

Çektim bunca acı, bunca ayrılık;

Parçalandı etim, kanadı ellerim,

Dile geldi dilim, dedi:

“Şimdi konuşmak zamanıdır, haydi durma”

Ve başladım böylece dökmeye içimi;

Tutsaklığına karşı halkımın

Öfkeli haykırışlar yarattım,

Süslendi savaş ortasında edebiyatım.

Bir dolu özgürlük şarkısına

Yeni dizeler kattım.

 

                                   5 Ağustos 1985

 

 

 

SÖZÜN DIŞLANDIĞI YERDE

 

Her noktanın önü kanayan bir ırmak,

Bütün virgüller çağdışı şimdi.

Yürümek adı tarihe karıştı,

Çılgınca koşuyor herkes;

Yüzlerde olmadık maske,

Gizlenemeyen telaş…

Adım başı bir ünleme takılıyorum.

 

Sözün dışlandığı yerde

Bütün sular birbirine karışıyor.

Hangi ufkun çalsam kapısını,

Dili dönmeyen çocuklar çıkıyor karşıma;

Büyükler akvaryumda balık sanki!

 

Unutsam gençliğimi;

Çocukluğuma sığınsam, ne fayda!

 

Çocuklar özgürdür ağlamakta;

Bunca acıyı, bütün kirli şeyleri

Şarap gibi içsek de her gün,

Ağlamak yasak!

 

Ağlamak yasak, kalbim!

Ağlamak bir garip tuzak, intihara açılan kapı.

Sen ki o derin kuyuya düştün Mayakovski,

Çıkan ses hani!

 

Şuraya bir gonca gül koysam,

Uzanıp alabilir misiniz siz bezginler?

Tadabilir misiniz bir daha,

Dal üstünde kuş üzümünü?

 

Her taş sırtını bir dağa yaslarmış;

Sen neye dayansan yıkılıyorsun.

Bütün soruların sorgucu olmak;

Ne güç şey, kalbim!

Yıkayıp bütün kirlileri,

Güneşe asmak en iyisi.

 

Sevgiyi kartpostallarda arama gençliğim;

Terk edilmiş bu durakta bekleme artık!

 

                                   1990 / Yaba Dergisi

 

 

 

 

KORKULARIN KAR FIRTINASI

 

Sakın vurmasın kimse

Yıldız uzaklığına vardıkları yeri

Gülümsemeleri takılı kaldı bak

Esiyor işte

Donmuş yüzlerinde kar fırtınası

 

Bulmuşken tam demini

Evlerinde şenlik

Yarıda kesilemezdi

Son seferinde işin

Giderken süper adım

Çıldırttı onları

Balçığa saplanmak.

 

Onlar ki

Donmuş sularında balıkken

Gırtlağımızda oltaydı elleri

Kimsesiz bir çocuk düşü gibi korku

Sindi içlerine şimdi

 

Bunamış gözlerine bakarak

Bu yaşlı erklerin

Sakın vurmasın kimse

Yıldız uzaklığına vardıkları yeri

Gülümsemeleri takılı kaldı bak

Esiyor işte

Donmuş yüzlerinde

Korkuların kar fırtınası

 

Neylesin yürekleri çıngıraklı yılan

Çorak bozkırların kâhinleri

Neylesin aman neylesin

Henüz bulunmamış ölümlerin çaresi

 

Çiçekler ele vermedi kendini

 

                                   1990 / Edebiyatta Seçki Dergisi


Yazar Erdem Katırcıoğlu / Yayınlanmamış Fotoğrafları

Erdem Katırcıoğlu


Erdem Katırcıoğlu


Erdem Katırcıoğlu



Erdem Katırcıoğlu



11 Şubat 2026 Çarşamba

"Eli Kalem Tutan Baytarlar" Antolojisinin İçeriği Hakkında Kapsamlı Bir Değerlendirme (Video)

"Eli Kalem Tutan Baytarlar"
Antolojisinin İçeriği Hakkında
Kapsamlı Bir Değerlendirme

ELİ KALEM TUTAN BAYTARLAR

"Veteriner Sağlık Meslek Lisesi Kökenli Şair ve Yazarlar Antolojisi" Derleyen: Polat Onat Veteriner Sağlık Meslek Liseleri her ne kadar şimdilerde tarihe karışsa da öğrenci ve öğretmenlerinde güçlü aidiyet duygusu oluşturan kurumlardı. Liseden mezun olduktan sonra gencecik yaşta veteriner teknisyeni olarak devlet memurluğuna atananların çoğu, yüksek öğrenimlerini yapıp veteriner hekim ya da ziraat mühendisi olarak görev yaptı. Bazıları da öğretmen, hukukçu, akademisyen olarak hayatlarına devam ettiler. VESTED gibi köklü bir mesleki derneğe sahip olduğumuzdan, yıllar içinde başka iş ve meşguliyetlere kaymış olsak bile ‘veteriner lisesi mezunu olma ruhunu’ yitirmedik. Düşündüm ki: öğretmen şairler antolojisi var, hukukçu şairler antolojisi var, veteriner şairler antolojisi var da, neden “Veteriner Sağlık Meslek Lisesi Kökenli Şair ve Yazarlar Antolojisi” olmasın? Benden kıdemce büyük okuldaş yazar dostlara, böyle bir projeyi yapmalarını önerdim. Kimse yanaşmayınca da iş başa düştü. Böylelikle “Eli Kalem Tutan Baytarlar” seçkimiz ortaya çıktı. Antolojimizde daha önce en az bir kitabı yayınlanmış, yirmi şair ve yazardan, seçme şiirler, öyküler ve denemeler var. Katılımcılarımız doğum tarihi sırasına göre şöyle sıralanıyor: Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Zeki Akdağ, Bedrettin Aykın, Erdoğan Baysal, Fahrullah Beyzade, Necmettin Çakır, M. Yavuz Çolak, Aytekin Önçeken, Halim Şafak, Mustafa Ayvalı, Hasan Soydan, Ziya Acar, Ali Hikmet Eren, Cenker Atila, Taner Artvinli, Umut Çetin, Özkan Şahbaz, Bora Demir, M. Ferit Can, Polat Onat, Samet Yıldırım. ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ #aldenyayınları #polatonatokurları #polatonat #elikalemtutanbaytarlar #vested
 

4 Şubat 2026 Çarşamba

“İnternetin Silindiği Gün” Yaşanacaklar / İlkay Coşkun - Kültür Ajanda Dergisi

“İnternetin Silindiği Gün” Yaşanacaklar 
İlkay Coşkun 
Kültür Ajanda Dergisi

“İnternetin Silindiği Gün” Yazar Polat Onat'ın toplamda altmış ikinci, roman olarak da on dördüncü kitabıdır. Q Yayınları etiketiyle Ocak 2025'te ilk baskısıyla okurlarıyla buluşturulmuş. Eser; karton kapak ciltli, üç yüz altmış sekiz sayfa hacmindedir. Roman, internetin silindiği tasavvurunun ilk günüyle başlayıp yedinci günde sonlanmaktadır. Yedi ana bölüm ve alt bölümleriyle birlikte on sekiz başlıkta romanın kurgulanmış olduğunu görmekteyiz. Yirmi sekiz bölümün içerisinde, İstanbul, Ankara, Batman başta olmak üzere, Diyarbakır, Elazığ, Malatya ve Kayseri'deki internetsiz haller de işlenmektedir. Ayrıca romanda geriye doğru zaman atlamalarında da bulunulmaktadır. Bu zaman atlamalarıyla, internetin olduğu zamanlar da anlatımlara dâhil edilmektedir. Mesela “Bir Yıl Önce Ankara”, “Altı Ay Önce Ankara” konu başlıklarında olduğu gibi.

 

Kitabın içeriğine çok fazla girmeden, kitap hakkında etraflıca bir değini de bulunmak istiyorum izninizle. Yazar, bu kitabını iki bin yirmi dörtte aramızdan ayrılan -Polat Onat Bey’in kayınpederi de olan- Yazar Abdurrahman Fırat’a ithaf etmiş olduğunu anlıyoruz. Merhum Abdurrahman Fırat’ın “Hayat Romana Benzemez” ve “Hayat Bana Çok Şey Öğretti” isimlerinde iki kitabı bulunmaktadır. Ayrıca  fantastik bilimkurgu kitaplarıyla tanınan Yazar Stephen King'in anlamlı bir sözüyle kitaba girizgâh yapılmaktadır. “İnsanlar hep başlarına gelen kötü şeyler için sebep arar. Ama bazen sebep yoktur”

 

İnternetin silinmesiyle beraber dijital bir kıyamet oluşur. Bu kıyamet medeniyetleri yok edecek şiddettedir. Eş zamanlı olarak bütün dijital ağlar, kendi kendini kopyalayan milyonlarca silici virüs ile yok edilir. Güncelleme yapılan ve yakın zamanda çevrimiçi olmuş dünyadaki tüm elektronik cihazlar tamir olmayacak şekilde bozulur. Tablet, telefon ve sosyal medya bağlantıları kesilir. Tüm elektronik ve elektrikli cihazlar bozucu etkiye maruz kalır. Elektronik kilit sistemi komple zarar görür. Doğalgaz, elektrik kesilerek, metro ve tramvay çalışmayacak konuma gelir vs.

 

Bunlardan başka yaşanabilecek diğer öngörüler de şu şekildedir. Dünyada kısa vadede milyonlarca insanın ölümüyle beraber, dünya çapında bir kargaşa oluşacaktır. Suların akmaması, otoritenin ve güvenliğin kalmaması, kanunların uygulanamaması, yağma, keşmekeşlik, kargaşa, yıkım vs. Bütün insanlarda katıksız bir depresyon hali de cabası. Uzun vadede insanlık Orta Çağ karanlığına dönecektir.

 

Peki, olumlu hiç bir şey olmayacak mı? Az da olsa olacak elbet. Bunlardaki tasavvur da şu şekildedir; Mesela bu kıyamet halinde, hayvanlar daha az etkilenirler. Hatta evcil hayvanlar bu bahaneyle özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Sigara üretiminin sonlanmasından dolayı sigara içilmemeye başlanmıştır. Kaosu Önleme Merkezleri gibi yeni meslekler doğmaya başlamıştır şeklinde bir liste yapabiliriz. Bunlar gibi her sonun ardında yaşanabilecek yeni başlangıçlar da kendisini göstermektedir. İnsanlık adına umudu diri tutma ve yeni başlangıçlara kapıları aralayan çabalar şeklinde sıralamalar yapabiliriz.

 

Genelde modernleşme, küreselleşme ve batılılaşma, özelde internet, sosyal medya; avantajlarıyla olduğu kadar olumsuzluklarıyla da hayatımızda yerini aldı maalesef. Daha çok hazcı, behemî anlayışları besleyen ve büyüten bir alan olarak da işlevini sürdürmektedir. Bu araçlar vasıtasıyla insanlık, dünyanın kirlerini daha da çok yüreğine değdirmektedir. Bir de üstüne üstlük bu kötülüklerle mücadele edecek erke ve felsefeye de mesafeli durmaya başladık. Eski günahların gölgesinin uzun olacağı gibi bağımlılık ve tektipleşme hallerini büyüttük de büyüttük maalesef. Ne hatıra biriktirme güzelliği kaldı ne de harcanan zamanın tesbihini çektiğimiz hatırlayışlar. Yine de yeni gelişmelere önyargıda bulunmamak, insafsız yergi ve temelsiz övgülere tevessül etmemek gerekiyor. İnternetin imkânlarından faydalanmak olmalı ama bir dirhem bal için bir çuval keçiboynuzu yeme zahmetinde de bulunmamamız gerekiyor. Bize sunulan her bir şeyi hayatın her alanının teksifi noktasında görmememiz, gerekli durumda da aksülamel duruşlarımızı sergilememiz gerekiyor.

 

Biz yine romana dönecek olursak; Roman kahraman ve karakterlerine bir göz atalım. “Yetkin, Harun, Hülya, Zühal, Salih ve Şeniz” başta olmak üzere, “Burhan, Huriye, Cavit, Yalçın, Veli Ağabey, Bekir, Jale, Belkıs, Yakup, Muhsin, Cevahir, Turgut, Raziye Hanım, yaşlı Harun, Özcan, Yüzbaşı Lokman” gibi bizden dediğimiz başka isimlerle de karşılaşmaktayız.

 

Romanda altını çizdiğim bazı bölümleri paylaşmak istiyorum izninizle. “Hiçbir balon sonsuza dek şişmez. Bir yerden sonra muhakkak patlayacaktır.” (s. 16), “Gerçek iletişim, insanların birbirinin gözlerine bakarak söylediği sözlerle şekillenir.” (s. 18), “Kocaman bir depodaki suyun içine her saniye kendini kopyalama özelliği olan öldürücü bir zehir atarsanız, depodaki su sonsuza dek içilmez hale gelecektir.” (s. 25), “Teknolojisiz de internetsiz de bir yaşantı ve toplumsal hayat elbette mümkün. Yeter ki insanoğlu, ruhundaki o saf mücadele gücünün ışıltısını koruyabilsin.” (s. 367)

 

Fantastik ve heyecan unsurlarıyla birlikte bir gençlik romanı okudum. 50-100 yıl veya daha da kısa bir zaman sonrasını, ülkemiz örneğiyle dünyanın internet ve teknoloji noktasında gelebileceği nokta trajik bir şekilde işlenmiş gözüküyor. Ve yaşanabilecek zor şartlar vurgusuyla bir şamar gibi sillesini savurmaktadır. İnternetin olmaması ve internetin silinmesiyle doğabilecek olumsuzluklar, dünya ile hayatların arasını fazlasıyla açmışa benziyor.  İnsanlığın bu kadar varlık içinde dünyadan hep bir şeyler çalma ve mükemmele ulaşma çabalarına şahitlik ediyor. Bütün bunların yanında insanların çok şeyinin eksik olduğunu, daha çok da kadim medeniyete ulaşamamış olduğunun hissini uyandırıyor. İyi okumalar dilerim.

 

İlkay Coşkun

02.03.2025

  

https://kulturajanda.com.tr/?magazine=OILgjn3SSgkpmAH2O4dk

https://ilkaycoskun.blogspot.com/2025/03/internetin-silindigi-gun.html?m=1 

 


Polat Onat’tan Edebiyatın Ciddi Yüzüne Komik Bir Müdahale: Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler / İlkay Coşkun

Polat Onat’tan Edebiyatın Ciddi Yüzüne Komik Bir Müdahale: 
Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler 
İlkay Coşkun

 

 “Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler” Yazar Polat Onat'ın 2024 yılında Kent Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu bilmece türündeki eseridir. Beş bölümde tasniflenmiş yazılar, yüz yetmiş sayfa hacmindedir. Bin üç yüz kırk (1340) şair ve yazara birer esprili bilmece ile yer verilmiştir. Yazar, oğlu Said Fazıl ile beraber futbol maçı izlerken aralarında yaptıkları bir espri üzerine bu kitabı yazma fikrinin doğduğunu öğreniyoruz. Bölüm başlıkları şu şekildedir. "Ünlü Yabancı Şair ve Yazarlar", "Ünlü Yerli Şair ve Yazarlar", "Edebiyatımızın 'En'leri", "Günümüz Şairleri", "Günümüz Yazarları" şeklindedir.

 

Mizahi esprilerde, “Hafız-ı Şirazî, Feridüddin Attâr, Ömer Hayyam, Rimbaud, Neruda, Eliot, Jules Verne, Fyodor Dostoyevski, Gogol, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Sezai Karakoç, Orhan Pamuk" gibi birçok şair ve yazar ile karşılaşıyoruz. Yazarın bu kitabı yazarken, kurgularken özellikle gençleri eğlendirmeyi ve verilen bilgi kırıntılarıyla gençleri eğitmeği de amaçladığını anlıyoruz. Yazar ve şair soy ismi veya isminin çağrıştırdığı, daha çok akla ilk gelen espriyle konu ele alınmaktadır. Bir cümlelik bu anlatımlarda şair ve yazarın nereli olduğu, en bilinen yapıtı gibi kısa bilgilerle de karşılaşıyoruz.

 

Bazı örneklemelerle, anlatımı daha da netleştirelim. "Üç oktavlık sese sahip, pazıları gelişmiş Meksikalı şair: Octavio Paz", "Eliyle ot toplayan, TSE onaylı İngiliz Şair: T.S. Eliot", "Diyarbakır Hani kökenli İrlandalı Şair: Seamus Heaney", "Şiirlerinde Ahmed Arif'ten etkilenmiş Rus kadın Şair: Anna Ahmatova", "İlahi komedya yazarı, dantel sevdalısı, İtalyan Şair: Dante", "Bazen bir günün asra bedel olabileceğini savunan Kırgızistanlı yazar: Cengiz Aytmatov", "Adı "bayat et" skandalına karışmış Fransız yazar: Albert Bayet", "Böcek olmayı inanılır kılan, kafa karıştırıcı Çekyalı yazar: Franz Kafka", "Max dondurmayı çok seven Alman komünist yazar: Karl Marx", "Bulantı yazarı, varoluşçuluğun mucidi Fransız yazar: Jean Paul Sartre", "Eşi Emine'nin zoruyla yazdığı söylenen Fransız yazar: Emile Zola", "Adının telaffuz edilmesi en riskli Alman yazar: Goethe", "Ariston markasından vazgeçemeyen antik Yunan filozofu: Aristoteles" Bunlar, Cengiz Aytmatov hariç yabancı şair ve yazarlardan seçtiğim örneklerdir. Bu örneklerde olduğu gibi, kimilerine göre sıradan tanımlamalar olarak görülebilir ama işin eğlenceli boyutunu ve temel bazı bilgilerle eğlenerek, özellikle gençler için öğretilmesinin kıymetini görmek gerekiyor. Bir de bin üç yüz kırk şair ve yazarın derlenmesi, her yazar ve şaire bilmecelerle zaman ayırarak yer verilmesi ne büyük bir emek siz tasavvur ediniz artık.

 

Türk ve bizim coğrafyamızdan, medeniyetimizden verilen örneklere bir bakalım. "Soyadındaki bir harfi atan, ikinci yeni şairimiz: Cemal Süreya", "En çapkın halk sairimiz: Karacaoğlan", "Tutunamadığı için sık sık düşen yazarımız: Oğuz Atay", Üvey babalardan nefret etmeyi sağlayan yazarımız: Kemalettin Tuğcu", "Karabibik sözcüğünü dilimize kazandıran yazarımız: Nabizade Nazım", "YouTube fenomeni sanılmaktan usanan, etkili, üretken yazarımız: Enis Batur", "Telefonla arandığında gülmeye başlayan, fotoğraf sanatçısı yazarımız: Ara Güler" Bunlarla beraber kitabın 'en'ler bölümünde, benim hakkımda şu bilmeceyi kurgulamış yazar. "Ocak ayında doğmuş, en coşkulu yazarımız: İlkay Coşkun" Şair yazar arkadaşlarımdan Mustafa Nurullah Celep, Yusuf Bal ve Volkan Hacıoğlu hocam şu şekilde anlatılmış; "Kasaplık hayvan ticaretiyle uğraşan şairimiz: Mustafa Nurullah Celep", "En tatlı dilli şairimiz: Yusuf Bal", "Hacı kurasında adı çıkmış, talihli şairimiz: Volkan Hacıoğlu" Son birkaç örnekle, örneklendirmeleri nihayetlendirelim. Yazar kendisini, soy ismindeki On-at ifadesinden hareketle bilmeceyi şu şekilde oluşturmuş. "Bir deste kısrak sahibi yazarımız: Polat Onat" "Adı ve soyadını orijinal bir espri üretmek epeyce zor olan yazarımız: Selim S. Hacısalihzade" Bir nevi bu tanımlamayla dahi boş geçilmemiş ve böylelikle bir bilmece oluşturulmuş. 1340.ıcı son bilmece ise şu şekildedir. "Kitabımızı artık bitirmemiz gerektiği konusunda bize mesaj veren yazarımız: Hanefi Yeter"

 

Şairler ve yazarlar ne kadar üne ulaşsalar da insandırlar. Tapma ve tabulaştırma sakilliğine düşmemek gerekir. Ciddiyetin yanında espri, mizah da hayatımızın güzel bir parçasıdır. Bu eserde de yerli ve yabancı değerler bir araya getirilmektedir. Burada olduğu gibi böyle sosyolojik birliktelikler birbirini emzire emzire büyütmektedir. Burada yer alan şairleri, yazarları tanıyan ve bunlar hakkında malumat edinenler, bunun benzeri esprileri üretebilir ve elbette daha farklı bilmeceler kurgulayabilirler. Bunlara sadece Polat Onat’ın bakışı ve tarzı diyebiliriz. Gerek kitap kapağı görseli gerek esprili bilmeceler gerekse de bilgi kırıntılarıyla beraber üretken yazar Polat Onat'ın edebiyat trüğüne bir tuğla daha koymuş olduğunu görüyoruz. Yazar Polat Onat bu üretkenlikle, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın edebiyatımıza kazandırdığı yüzün üzerindeki eser de olduğu gibi ulaşacağı kitap sayılarını bulacağını umut ediyorum. Kitap arka kapak yazısında dendiği gibi çok gayretli, on beygir gücünde, ince mizah anlayışlı kıymetli Yazar Polat Onat'tan okunacak, heyecan ve zevk duyulacak güzel bilmeceler okuyacaksınız. İyi okumalar.

 

 

İlkay Coşkun

29.08.2024

 

https://www.edebiyatdefteri.com/231408-unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler/

 

https://ilkaycoskun.blogspot.com/2024/08/unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler.html

 

https://www.haberlotus.com/polat-onattan-edebiyatin-ciddi-yuzune-komik-bir-mudahale-unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler/

 

https://1000kitap.com/gonderi/250588250?oku=1&hl=