4 Şubat 2026 Çarşamba

“İnternetin Silindiği Gün” Yaşanacaklar / İlkay Coşkun - Kültür Ajanda Dergisi

“İnternetin Silindiği Gün” Yaşanacaklar 
İlkay Coşkun 
Kültür Ajanda Dergisi

“İnternetin Silindiği Gün” Yazar Polat Onat'ın toplamda altmış ikinci, roman olarak da on dördüncü kitabıdır. Q Yayınları etiketiyle Ocak 2025'te ilk baskısıyla okurlarıyla buluşturulmuş. Eser; karton kapak ciltli, üç yüz altmış sekiz sayfa hacmindedir. Roman, internetin silindiği tasavvurunun ilk günüyle başlayıp yedinci günde sonlanmaktadır. Yedi ana bölüm ve alt bölümleriyle birlikte on sekiz başlıkta romanın kurgulanmış olduğunu görmekteyiz. Yirmi sekiz bölümün içerisinde, İstanbul, Ankara, Batman başta olmak üzere, Diyarbakır, Elazığ, Malatya ve Kayseri'deki internetsiz haller de işlenmektedir. Ayrıca romanda geriye doğru zaman atlamalarında da bulunulmaktadır. Bu zaman atlamalarıyla, internetin olduğu zamanlar da anlatımlara dâhil edilmektedir. Mesela “Bir Yıl Önce Ankara”, “Altı Ay Önce Ankara” konu başlıklarında olduğu gibi.

 

Kitabın içeriğine çok fazla girmeden, kitap hakkında etraflıca bir değini de bulunmak istiyorum izninizle. Yazar, bu kitabını iki bin yirmi dörtte aramızdan ayrılan -Polat Onat Bey’in kayınpederi de olan- Yazar Abdurrahman Fırat’a ithaf etmiş olduğunu anlıyoruz. Merhum Abdurrahman Fırat’ın “Hayat Romana Benzemez” ve “Hayat Bana Çok Şey Öğretti” isimlerinde iki kitabı bulunmaktadır. Ayrıca  fantastik bilimkurgu kitaplarıyla tanınan Yazar Stephen King'in anlamlı bir sözüyle kitaba girizgâh yapılmaktadır. “İnsanlar hep başlarına gelen kötü şeyler için sebep arar. Ama bazen sebep yoktur”

 

İnternetin silinmesiyle beraber dijital bir kıyamet oluşur. Bu kıyamet medeniyetleri yok edecek şiddettedir. Eş zamanlı olarak bütün dijital ağlar, kendi kendini kopyalayan milyonlarca silici virüs ile yok edilir. Güncelleme yapılan ve yakın zamanda çevrimiçi olmuş dünyadaki tüm elektronik cihazlar tamir olmayacak şekilde bozulur. Tablet, telefon ve sosyal medya bağlantıları kesilir. Tüm elektronik ve elektrikli cihazlar bozucu etkiye maruz kalır. Elektronik kilit sistemi komple zarar görür. Doğalgaz, elektrik kesilerek, metro ve tramvay çalışmayacak konuma gelir vs.

 

Bunlardan başka yaşanabilecek diğer öngörüler de şu şekildedir. Dünyada kısa vadede milyonlarca insanın ölümüyle beraber, dünya çapında bir kargaşa oluşacaktır. Suların akmaması, otoritenin ve güvenliğin kalmaması, kanunların uygulanamaması, yağma, keşmekeşlik, kargaşa, yıkım vs. Bütün insanlarda katıksız bir depresyon hali de cabası. Uzun vadede insanlık Orta Çağ karanlığına dönecektir.

 

Peki, olumlu hiç bir şey olmayacak mı? Az da olsa olacak elbet. Bunlardaki tasavvur da şu şekildedir; Mesela bu kıyamet halinde, hayvanlar daha az etkilenirler. Hatta evcil hayvanlar bu bahaneyle özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Sigara üretiminin sonlanmasından dolayı sigara içilmemeye başlanmıştır. Kaosu Önleme Merkezleri gibi yeni meslekler doğmaya başlamıştır şeklinde bir liste yapabiliriz. Bunlar gibi her sonun ardında yaşanabilecek yeni başlangıçlar da kendisini göstermektedir. İnsanlık adına umudu diri tutma ve yeni başlangıçlara kapıları aralayan çabalar şeklinde sıralamalar yapabiliriz.

 

Genelde modernleşme, küreselleşme ve batılılaşma, özelde internet, sosyal medya; avantajlarıyla olduğu kadar olumsuzluklarıyla da hayatımızda yerini aldı maalesef. Daha çok hazcı, behemî anlayışları besleyen ve büyüten bir alan olarak da işlevini sürdürmektedir. Bu araçlar vasıtasıyla insanlık, dünyanın kirlerini daha da çok yüreğine değdirmektedir. Bir de üstüne üstlük bu kötülüklerle mücadele edecek erke ve felsefeye de mesafeli durmaya başladık. Eski günahların gölgesinin uzun olacağı gibi bağımlılık ve tektipleşme hallerini büyüttük de büyüttük maalesef. Ne hatıra biriktirme güzelliği kaldı ne de harcanan zamanın tesbihini çektiğimiz hatırlayışlar. Yine de yeni gelişmelere önyargıda bulunmamak, insafsız yergi ve temelsiz övgülere tevessül etmemek gerekiyor. İnternetin imkânlarından faydalanmak olmalı ama bir dirhem bal için bir çuval keçiboynuzu yeme zahmetinde de bulunmamamız gerekiyor. Bize sunulan her bir şeyi hayatın her alanının teksifi noktasında görmememiz, gerekli durumda da aksülamel duruşlarımızı sergilememiz gerekiyor.

 

Biz yine romana dönecek olursak; Roman kahraman ve karakterlerine bir göz atalım. “Yetkin, Harun, Hülya, Zühal, Salih ve Şeniz” başta olmak üzere, “Burhan, Huriye, Cavit, Yalçın, Veli Ağabey, Bekir, Jale, Belkıs, Yakup, Muhsin, Cevahir, Turgut, Raziye Hanım, yaşlı Harun, Özcan, Yüzbaşı Lokman” gibi bizden dediğimiz başka isimlerle de karşılaşmaktayız.

 

Romanda altını çizdiğim bazı bölümleri paylaşmak istiyorum izninizle. “Hiçbir balon sonsuza dek şişmez. Bir yerden sonra muhakkak patlayacaktır.” (s. 16), “Gerçek iletişim, insanların birbirinin gözlerine bakarak söylediği sözlerle şekillenir.” (s. 18), “Kocaman bir depodaki suyun içine her saniye kendini kopyalama özelliği olan öldürücü bir zehir atarsanız, depodaki su sonsuza dek içilmez hale gelecektir.” (s. 25), “Teknolojisiz de internetsiz de bir yaşantı ve toplumsal hayat elbette mümkün. Yeter ki insanoğlu, ruhundaki o saf mücadele gücünün ışıltısını koruyabilsin.” (s. 367)

 

Fantastik ve heyecan unsurlarıyla birlikte bir gençlik romanı okudum. 50-100 yıl veya daha da kısa bir zaman sonrasını, ülkemiz örneğiyle dünyanın internet ve teknoloji noktasında gelebileceği nokta trajik bir şekilde işlenmiş gözüküyor. Ve yaşanabilecek zor şartlar vurgusuyla bir şamar gibi sillesini savurmaktadır. İnternetin olmaması ve internetin silinmesiyle doğabilecek olumsuzluklar, dünya ile hayatların arasını fazlasıyla açmışa benziyor.  İnsanlığın bu kadar varlık içinde dünyadan hep bir şeyler çalma ve mükemmele ulaşma çabalarına şahitlik ediyor. Bütün bunların yanında insanların çok şeyinin eksik olduğunu, daha çok da kadim medeniyete ulaşamamış olduğunun hissini uyandırıyor. İyi okumalar dilerim.

 

İlkay Coşkun

02.03.2025

  

https://kulturajanda.com.tr/?magazine=OILgjn3SSgkpmAH2O4dk

https://ilkaycoskun.blogspot.com/2025/03/internetin-silindigi-gun.html?m=1 

 


Polat Onat’tan Edebiyatın Ciddi Yüzüne Komik Bir Müdahale: Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler / İlkay Coşkun

Polat Onat’tan Edebiyatın Ciddi Yüzüne Komik Bir Müdahale: 
Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler 
İlkay Coşkun

 

 “Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler” Yazar Polat Onat'ın 2024 yılında Kent Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu bilmece türündeki eseridir. Beş bölümde tasniflenmiş yazılar, yüz yetmiş sayfa hacmindedir. Bin üç yüz kırk (1340) şair ve yazara birer esprili bilmece ile yer verilmiştir. Yazar, oğlu Said Fazıl ile beraber futbol maçı izlerken aralarında yaptıkları bir espri üzerine bu kitabı yazma fikrinin doğduğunu öğreniyoruz. Bölüm başlıkları şu şekildedir. "Ünlü Yabancı Şair ve Yazarlar", "Ünlü Yerli Şair ve Yazarlar", "Edebiyatımızın 'En'leri", "Günümüz Şairleri", "Günümüz Yazarları" şeklindedir.

 

Mizahi esprilerde, “Hafız-ı Şirazî, Feridüddin Attâr, Ömer Hayyam, Rimbaud, Neruda, Eliot, Jules Verne, Fyodor Dostoyevski, Gogol, Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Sezai Karakoç, Orhan Pamuk" gibi birçok şair ve yazar ile karşılaşıyoruz. Yazarın bu kitabı yazarken, kurgularken özellikle gençleri eğlendirmeyi ve verilen bilgi kırıntılarıyla gençleri eğitmeği de amaçladığını anlıyoruz. Yazar ve şair soy ismi veya isminin çağrıştırdığı, daha çok akla ilk gelen espriyle konu ele alınmaktadır. Bir cümlelik bu anlatımlarda şair ve yazarın nereli olduğu, en bilinen yapıtı gibi kısa bilgilerle de karşılaşıyoruz.

 

Bazı örneklemelerle, anlatımı daha da netleştirelim. "Üç oktavlık sese sahip, pazıları gelişmiş Meksikalı şair: Octavio Paz", "Eliyle ot toplayan, TSE onaylı İngiliz Şair: T.S. Eliot", "Diyarbakır Hani kökenli İrlandalı Şair: Seamus Heaney", "Şiirlerinde Ahmed Arif'ten etkilenmiş Rus kadın Şair: Anna Ahmatova", "İlahi komedya yazarı, dantel sevdalısı, İtalyan Şair: Dante", "Bazen bir günün asra bedel olabileceğini savunan Kırgızistanlı yazar: Cengiz Aytmatov", "Adı "bayat et" skandalına karışmış Fransız yazar: Albert Bayet", "Böcek olmayı inanılır kılan, kafa karıştırıcı Çekyalı yazar: Franz Kafka", "Max dondurmayı çok seven Alman komünist yazar: Karl Marx", "Bulantı yazarı, varoluşçuluğun mucidi Fransız yazar: Jean Paul Sartre", "Eşi Emine'nin zoruyla yazdığı söylenen Fransız yazar: Emile Zola", "Adının telaffuz edilmesi en riskli Alman yazar: Goethe", "Ariston markasından vazgeçemeyen antik Yunan filozofu: Aristoteles" Bunlar, Cengiz Aytmatov hariç yabancı şair ve yazarlardan seçtiğim örneklerdir. Bu örneklerde olduğu gibi, kimilerine göre sıradan tanımlamalar olarak görülebilir ama işin eğlenceli boyutunu ve temel bazı bilgilerle eğlenerek, özellikle gençler için öğretilmesinin kıymetini görmek gerekiyor. Bir de bin üç yüz kırk şair ve yazarın derlenmesi, her yazar ve şaire bilmecelerle zaman ayırarak yer verilmesi ne büyük bir emek siz tasavvur ediniz artık.

 

Türk ve bizim coğrafyamızdan, medeniyetimizden verilen örneklere bir bakalım. "Soyadındaki bir harfi atan, ikinci yeni şairimiz: Cemal Süreya", "En çapkın halk sairimiz: Karacaoğlan", "Tutunamadığı için sık sık düşen yazarımız: Oğuz Atay", Üvey babalardan nefret etmeyi sağlayan yazarımız: Kemalettin Tuğcu", "Karabibik sözcüğünü dilimize kazandıran yazarımız: Nabizade Nazım", "YouTube fenomeni sanılmaktan usanan, etkili, üretken yazarımız: Enis Batur", "Telefonla arandığında gülmeye başlayan, fotoğraf sanatçısı yazarımız: Ara Güler" Bunlarla beraber kitabın 'en'ler bölümünde, benim hakkımda şu bilmeceyi kurgulamış yazar. "Ocak ayında doğmuş, en coşkulu yazarımız: İlkay Coşkun" Şair yazar arkadaşlarımdan Mustafa Nurullah Celep, Yusuf Bal ve Volkan Hacıoğlu hocam şu şekilde anlatılmış; "Kasaplık hayvan ticaretiyle uğraşan şairimiz: Mustafa Nurullah Celep", "En tatlı dilli şairimiz: Yusuf Bal", "Hacı kurasında adı çıkmış, talihli şairimiz: Volkan Hacıoğlu" Son birkaç örnekle, örneklendirmeleri nihayetlendirelim. Yazar kendisini, soy ismindeki On-at ifadesinden hareketle bilmeceyi şu şekilde oluşturmuş. "Bir deste kısrak sahibi yazarımız: Polat Onat" "Adı ve soyadını orijinal bir espri üretmek epeyce zor olan yazarımız: Selim S. Hacısalihzade" Bir nevi bu tanımlamayla dahi boş geçilmemiş ve böylelikle bir bilmece oluşturulmuş. 1340.ıcı son bilmece ise şu şekildedir. "Kitabımızı artık bitirmemiz gerektiği konusunda bize mesaj veren yazarımız: Hanefi Yeter"

 

Şairler ve yazarlar ne kadar üne ulaşsalar da insandırlar. Tapma ve tabulaştırma sakilliğine düşmemek gerekir. Ciddiyetin yanında espri, mizah da hayatımızın güzel bir parçasıdır. Bu eserde de yerli ve yabancı değerler bir araya getirilmektedir. Burada olduğu gibi böyle sosyolojik birliktelikler birbirini emzire emzire büyütmektedir. Burada yer alan şairleri, yazarları tanıyan ve bunlar hakkında malumat edinenler, bunun benzeri esprileri üretebilir ve elbette daha farklı bilmeceler kurgulayabilirler. Bunlara sadece Polat Onat’ın bakışı ve tarzı diyebiliriz. Gerek kitap kapağı görseli gerek esprili bilmeceler gerekse de bilgi kırıntılarıyla beraber üretken yazar Polat Onat'ın edebiyat trüğüne bir tuğla daha koymuş olduğunu görüyoruz. Yazar Polat Onat bu üretkenlikle, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın edebiyatımıza kazandırdığı yüzün üzerindeki eser de olduğu gibi ulaşacağı kitap sayılarını bulacağını umut ediyorum. Kitap arka kapak yazısında dendiği gibi çok gayretli, on beygir gücünde, ince mizah anlayışlı kıymetli Yazar Polat Onat'tan okunacak, heyecan ve zevk duyulacak güzel bilmeceler okuyacaksınız. İyi okumalar.

 

 

İlkay Coşkun

29.08.2024

 

https://www.edebiyatdefteri.com/231408-unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler/

 

https://ilkaycoskun.blogspot.com/2024/08/unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler.html

 

https://www.haberlotus.com/polat-onattan-edebiyatin-ciddi-yuzune-komik-bir-mudahale-unlu-yazarlarla-ilgili-tuhaf-bilmeceler/

 

https://1000kitap.com/gonderi/250588250?oku=1&hl=

Nasrettin Hoca Matbaada (Video)


Nasrettin Hoca Matbaada (Video)

 "NASRETTİN HOCA FIKRALARININ ARDINDAN NELER YAŞANDI?"

@polat.onat 'ın kaleminden... @kentkardes kalitesiyle... Neşeyle ve tebessümle okunacak bir kitap... ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ Nasrettin Hoca fıkraları harika bir içeriği bünyesinde taşıyor. Bu nedenle de halk arasında asırlardır anlatılıyor. Yüzlerce defa kitapları çıkıyor. Karikatürlere, resimlere, çizgi filmlere, belgesellere konu oluyor. Ne kadar da bereketli bir kültür kaynağı. Ben bu kitabı yazarken şöyle bir fikirden yola çıktım: "Meşhur Nasrettin Hoca fıkralarının hemen ardından acaba hangi olaylar yaşanmıştır?" Bu çalışmamda Nasrettin Hoca fıkralarında anlatılan olayların sonundaki komik kısım geçtikten sonra neler olduğuyla ilgili muhtemel senaryolar uydurdum. En az sekiz defa gülme garantili bir okuma serüveni vaat ediyorum sizlere.
#polatonat #polatonatkitaplari #polatonatokurları #kentkardeş #nasrettinhoca #nasrettinhocafıkraları #nasrettinhocafıkralarınınardındanneleryaşandı #çocukkitabıönerisi #yenikitap #kitaptavsiyesi #çocukkitapları #kitapkurdu #okuma #bookstagramturkey #komedikitapları #çocuklarakitap #okudumbitti #okumak #eğlencelikitaplar #evdekalkitapoku #nasrettin #nasreddinhoca #nasreddinhocafıkraları #instabooks #komikkitaplar

3 Şubat 2026 Salı

POLAT ONAT’IN “LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLMESİ SÜRECİNDE DİNAMİK EŞDEĞERLİĞİN ARAŞTIRILMASI / PELİN TIK

 

POLAT ONAT’IN “LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ 
İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLMESİ SÜRECİNDE  
DİNAMİK EŞDEĞERLİĞİN ARAŞTIRILMASI
 
PELİN TIK

Polat Onat'ın "Lanetli Kasabadan Kaçış" adlı eseri, yazarın karanlık ve gizemli atmosferi ustalıkla kullandığı bir roman çalışmasıdır. Bu eser, modern Türk edebiyatında kendine özgü bir yeri olan yazarın bibliyografyasının önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Roman, bireyin iç dünyası ve dış dünyanın zorluklarıyla mücadelesini, fantastik ve gerilim öğeleriyle harmanlayarak anlatır.


Eser ayrıca gizemli bir kasabada gerçekleşen olayları ve bu kasabadan kaçışı anlatır. Kasabanın lanetli olduğu söylentileri, sakinlerinin gizemli davranışları ve kaybolmaları romanın temelini oluşturan unsurlardır. Yazar, okuyucuyu kasabanın sırlarını çözmek için bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda insan psikolojisine dair derin gözlemler de sunar. Karakterlerin iç dünyaları, yaşadıkları çatışmalar ve korkularıyla yüzleşmeleri romanın dikkat çeken yönleri arasındadır. Polat Onat edebiyata şiirle giriş yapmış ve daha sonra çeşitli türlerde eserler vermeye devam etmiştir. "Lanetli Kasabadan Kaçış" yazarın roman alanındaki ustalığını gösteren eserlerden biridir.


Bu yazımda Polat Onat'ın hayatından ve Lanetli Kasabadan Kaçış adlı romanının içeriğinden bahsettim. Lanetli Kasabadan Kaçış romanını çevirirken neden Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ni seçtiğimi örneklerle açıkladım.

 

1. YAZARIN HAYATI

Polat Onat, 21 Ekim 1979'da İstanbul'da doğdu ve babasının işi nedeniyle çocukluğunu bu şehirde geçirdi. Ancak asıl kökeni Bursa'dır. İlkokula Bursa'da başladı, eğitimine Gümüşhane'de devam etti ve 1990 yılında Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesindeki Atatürk İlkokulu'ndan mezun oldu. Ortaokulu da 1993 yılında Şarkikaraağaç'ta bitirdi.

Lise eğitimine Samsun Veteriner Sağlık Meslek Lisesi'nde başladı ve ardından İstanbul Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Lisesi'ne geçti. Liseyi 1996 yılında parasız yatılı olarak bitirdi ve aynı yıl Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü kazandı.


Üniversite yıllarında Elazığ Karakoçan İlçe Tarım Müdürlüğü'nde Veteriner Sağlık Teknisyeni olarak memuriyet hayatına başladı ve 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 2002 yılında Erzurum/Ilıca'da kısa dönem askerliğini tamamladı.

2003 yılında öğretmenlik kariyerine başlamak için başvuruda bulundu ve Batman'daki Sakarya İlkokulu'na sınıf öğretmeni olarak atandı. 2010 yılından itibaren Batman Zübeyde Hanım İlkokulu'nda göreve başladı.

Yazar Onat 2000 yılında şiir yazmaya ve yayınlamaya başladı. 2004 yılına kadar şiirleri ve edebi yazıları Varlık, E, Heves, Başka ve daha birçok edebiyat dergisinde yayınlandı. 2002 yılında Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü'nü kazandı.

2005 yılından sonra dergilerde ürünleriyle yer almayı bırakıp edebiyat dergilerini sadece okuyucu olarak takip etmeye karar verdi. İlk kitabı 'Son' 2009 yılında yayımlandı.

2013 yılında beş şiiri İngilizceye çevrilerek George Messo editörlüğünde 'Turkish Poetry Today' seçkisinde yayımlandı. 2017 yılında "Karanlık Kahvaltı" adlı dosyasıyla İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülü'nü aldı.

2018 yılında Nuri Bilge Ceylan'ın "Ahlat Ağacı" filminde kaynak yazarlar arasında yer aldı.

Polat Onat bugüne kadar 8 roman, 13 öykü, 6 şiir kitabı, 4 deneme ve 16 çocuk kitabı olmak üzere birçok eser yayımladı.

 

2.KİTABIN KONUSU

Kahramanımız Dorbu, sıradan bir hayat yaşayan ve çiftlik işleriyle ilgilenen bir ailenin çocuğuydu. Annesi bir sabah onu uyandırdığında, annesinin çok öfkeli olduğunu fark etti. Bu Dorbu'ya garip geldi çünkü annesini daha önce hiç bu kadar öfkeli görmemişti. Çiftlik işlerinde yardımcı olmak için yıllardır onlarla birlikte çalışan bir adam vardı, adı Serher'di. Ona yardım etmek için Serher'in yanına gitti, ancak Serher de çok saldırgan bir şekilde konuşuyordu. Dorbu bu olayları şaşkınlıkla izlerken tuhaf bir şey oldu. Serher elindeki küreği ahırdaki küçük buzağının başına indirerek hayvancağızı vahşice öldürdü.


Dorbu gördükleri karşısında şaşkına döndü. Hızla oradan kaçıp babasına yanına gitti ve tüm olanları anlattı. Babası çiftlikteki bozuk traktörü tamir ediyordu. Dorbu tüm bunları anlatmaya çalıştığında, elindeki İngiliz anahtarını sinirli biçimde Dorbu'ya fırlattı. Dorbu, evdeki herkesin bir anda bambaşka insanlara dönüştüğünü ve onlarla kalmaya devam ederse başına kötü şeyler geleceğini anladı. Daha sonra verandada oturan köpeği Kumral'ı da yanına alarak evden uzaklaştı. Yolda en yakın arkadaşı Kensan ile karşılaştı.


Kensan'ın bu olanlara çok şaşıracağını düşünüyordu ancak Kensan da benzer tuhaflıklar yaşamıştı. İki arkadaş yağmurda üşüdükleri için yakınlardaki bir kafeye gittiler. Kafe ilk başta çok sessiz görünüyordu ama sonra mutfaktan ürkütücü tıkırtı sesleri gelmeye başladı. Sesler yoğunlaşmaya başlayınca kafenin sahibi olan Laper kalktı ve mutfağa doğru yöneldi. Kadın çalışan mutfak tezgâhına kendi kafasını defalarca vuruyordu, sonra kadın bayıldı ve yere düştü. Laper, tüm bu olanların şokunu atlatmak için Kensan ve Dorbu'nun yanına gitti, sandalyeye oturdu. Aralarında konuşurken arkadan bir bıçak Laper'in vücudunun ortasına saplandı. Mutfaktaki baygın kadın kendine gelip çılgınca davranarak Laper'i öldürdü. Kensan ve Dorbu, Kumral'ı da yanlarına alarak oradan kaçtılar.


Yolda bir arabayla karşılaştılar, araç üzerlerine doğru geliyordu. Kenara çekilseler bile, tamamen beladan kurtulmuş değillerdi. Arabadan inen adam, bagajdan bir tüfek çıkarıp onlara ateş etmeye başladı. Dorbu ve Kensan ormana doğru koşarak kaçmayı başardılar. Daha sonra ormanda ilerlerken ağaçların kesilme seslerini duymaya başladılar. Karşılarına bir oduncu çıktı ve elindeki baltayla onlara saldırdı. Amacı açıktı, onları öldürmek istiyordu. Kensan ve Dorbu, adamın zombiye dönüştüğünü fark ettiler. Kavgadan sonra Dorbu, adamın kafasına baltayla vurarak onu öldürdü.


Kensan gördüklerine inanamıyordu, arkadaşından böyle bir şey beklemiyordu. Dorbu, arkadaşının ve kendi hayatını kurtarmak için tüm bunları yapmıştı fakat şimdi Kensan yüzünden kendini huzursuz hissediyordu. Vicdanı ve hayatı arasında sıkışmıştı. Bu üçlüyü bekleyen daha birçok tuhaf macera vardı. Acaba bu lanetli kasabadan kaçabilecekler miydi?

 

3. ÇEVİRİDE NEDEN DİNAMİK-İŞLEVSEL EŞDEĞERLİK KURAMI’NI SEÇTİM?

Nida, Dinamik-İşlevsel Eşdeğerlik Kuramı'nda kaynak metnin dili ile hedef metnin dilinin eşdeğer olması gerektiğini savunmuştur, ancak Nida'ya göre yapıdan önce orijinal metnin anlamına ve ruhuna odaklanılması gerektiğine inanmıştır. Anlamın önemini vurgulamak için E. Nida, "Dinamik eşdeğerliğin amacı, hedef dilde kaynak dil mesajının en yakın doğal eşdeğerini, önce anlam açısından, sonra da üslup açısından üretmektir." demiştir. (Nida, 1982) Bu nedenle, kaynak dildeki okuyucunun ve hedef dildeki okuyucunun aynı duyguları anlaması ve hissetmesi onun için bir öncelikti.


Çevirdiğim “Lanetli Kasabadan Kaçış” adlı roman, korku ve gerilim odaklı bir kitaptır. Bu kitabı okurken okuyucu bazen çok heyecanlanır, bazen çok korkar ve bir sonraki sayfa okuyucuda merak uyandırır. Dinamik Eşdeğerlik Kuramı, bu tür bir romanı çevirmek için en uygun seçenektir.


Örneğin, "Ufak at da civcivler yesin." Cümlenin İngilizcede tam bir karşılığı yoktur, ancak İngilizler bir konu abartılarak anlatıldığında "You make a mountain out of a molehill."(s.72, satır. 809) derler. Bu cümleyi kullanırlar. Ben de çevirimi yaparken bu ifadeyi kullandım. Dolayısıyla, Dinamik Eşdeğerlik Kuramı'na uygun olarak, kaynak dildeki cümlenin hedef dildeki en iyi karşılığını aradım.


"Yayıncılardan telif ücretimizi alana kadar göbeğimiz çatlıyor." "Our belly is cracking" cümlesi Türkçede kullanılan bir ifadedir. İngilizler, bu cümleye benzer olan "sweating bullets" ifadesini kullanırlar. Bu yüzden "We're sweating bullets until we receive our royaltyties from the publishers."(s.71, satır. 800) Ben bunu şu şekilde çevirdim. Bu cümleyi çevirmede biraz zorlandım çünkü anlam açısından aynı anlamı sağlayan bir ifade bulmam biraz zaman aldı. Yapısal farklılıklar olsa da anlamsal bütünlük korundu.


Zorlandığım bir diğer örnek ise "Biz AFAD mıyız kardeşim!" oldu. Bir cümle var. Bu cümleyi "Biz FEMA mıyız kardeşim!" (s.75, satır 853) ile tekrarlayın. Ben şöyle çevirdim: Türkçe'de "AFAD" (Afet ve Acil Durum Yönetim Kurumu) terimi Amerika'da FEMA'ya (Federal Acil Durum Yönetim Ajansı) karşılık gelse de, bu terimler arasında kültürel, hükümetsel ve örgütsel farklılıklar olabilir. Bu nedenle terimleri yalnızca karşılıklarına göre değil, aynı zamanda hedef dilin kültürel ve kurumsal bağlamına uygun olarak çevirmek zorunda kaldım.


Dinamik eşdeğerlik teorisi, metnin orijinal mesajını hedef dilde okuyucuya iletmeyi amaçlar. Bu nedenle, çeviri yalnızca kelime kelime değil, aynı zamanda cümlenin ve metnin genel anlamını da korumaya odaklanır. Bu durumda, cümlenin anlamını doğru bir şekilde anlamam ve hedef dilde uygun şekilde yeniden ifade etmem gerekiyordu. Başka bir örnek, "Kurtulduk dostum, kurtulduk!" cümlesini İngilizceye çevirirken Dinamik Eşdeğerlik Kuramı'nı kullanmak, hedef dildeki okuyucular üzerinde aynı duygusal etkiyi ve anlamı yaratmayı amaçlar. Dinamik Eşdeğerlik, orijinal metnin hedef dil okuyucusu üzerindeki etkisini ve duygusal tepkisini yansıtır. Bunu mümkün olduğunca yakın bir şekilde yeniden yaratmayı amaçlar. Bu yaklaşım, kelimesi kelimesine çeviriden ziyade anlamı ve duyguyu korumaya odaklanır.


Bu cümlede, "Kurtulduk dostum, kurtulduk!" ifadesi kurtuluş ve rahatlamanın yoğun bir duygusal ifadesini aktarır. Bu ifadenin Türkçedeki duygusal yoğunluğunu ve karakterler arasındaki samimiyeti İngilizceye aktarırken, hedef dilin kültürel ve dilsel normlarına uygun bir ifade seçmeye de çalıştım. Bu nedenle, hedef dil okuyucularının metni okurken benzer bir duygusal tepki ve anlam derinliği deneyimlemesini sağlamak için Dinamik Eşdeğerlik kullanmak önemlidir.


Örneğin, Türkçedeki bu ifade İngilizceye "Başardık dostum, başardık!" (s.19, satır 134) olarak çevrilebilir. Bu çeviri, hedef dilde benzer bir rahatlama ve sevinç duygusunu ifade ederken, aynı zamanda karakterler arasındaki dostça tonu ve samimiyeti de koruyor. Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ni kullanırken, bu tür nüansları dikkate alarak, orijinal metnin hedef dilde okuyuculara sunduğu deneyimi yeniden yaratmayı amaçladım.


Nida'nın Teorisi'ne göre, metindeki kültürel referanslar, deyimler ve atasözleri gibi unsurlar, hedef kültüre uygun şekilde uyarlanmalı veya açıklanmalıdır. Örneğin, "Bir elin nesi var, iki elin sesi var." ifadesi kullanıldı. Bu cümleyi "Bir elde ne var, iki elde ses var." (s.21, satır 152) olarak çevirdi. Anlam açısından tam anlamı veriyor, ancak yapısı kaynak dildekiyle aynı değil. Ancak, Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'nde, cümlenin anlamının hedef dile aktarılması, cümle yapısından daha önemlidir.


Nida'nın yanı sıra, birçok dilbilimci ve çevirmen Dinamik Eşdeğerlik hakkında olumlu görüşlere sahiptir, örneğin Christiane Nord, (Nord, 2005) "Dinamik eşdeğerlik, çevirmenin hedef dilde eşdeğer bir etki yaratmak için yalnızca kaynak metnin dilsel yönlerini değil, aynı zamanda kültürel ve iletişimsel işlevlerini de dikkate almasını gerektirir." sözlerini söyledi.


"Dinamik eşdeğerliğin amacı, kaynak metnin biçiminden önemli sapmalar gerektirse bile, hedef kitle üzerinde orijinal metnin hedef kitlesi üzerinde yarattığı etkiyle aynı etkiye sahip bir çeviri üretmektir." Bu sözleri söyleyen Peter Newmark da bu teorinin önemli destekçilerinden biriydi.


Başka bir örnekle, "Eyvah, şimdi ayvayı yedik!" cümlesi eklenmiştir. İngilizcede, "Oh no, we are in hot water now." (s.22, satır 167) veya "Oh no, we are in trouble now." birinin zor durumda olduğunu ifade etmek için kullanılabilir. Bu nedenle, daha esnek bir çeviri teorisidir.


Son örnekte olduğu gibi, "Çıkmadık candan umut kesilmezmiş." cümlesi "Hope springs eternal." (s.76, satır 862) olarak çevirdim. Bu çeviri için en iyi seçim Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ydi. Bunun nedeni, Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'nin çevirinin hedef dildeki orijinal metnin anlamını ve etkisini koruduğunu vurgulamasıdır. "We didn't leave, hope is never lost." Cümlenin Türkçede derin bir anlamı vardır; umudun ve inancın gücünü vurgular. "Hope springs eternal." İngilizce çevirisi de benzer bir derinlik ve anlam taşır. Bu çeviri, orijinal cümlenin duygusal ve anlamlı içeriğini korur.


Dinamik eşdeğerlik kuramı, çevirinin yalnızca kelime kelime değil, aynı zamanda ifade ve duygu için de eşdeğerlik elde etmesi gerektiğini ileri sürer. "Umut sonsuzdur." İfade, umudun sürekli ve devam eden bir güç olduğunu vurgular ve bu, Türkçe cümlenin ifade ettiği duygusal tonla uyumludur.


Dinamik eşdeğerlik kuramı, çevirinin iletişimsel etkisini korumayı önemser. Bu çeviri, umudun gücünü bir İngilizce konuşana açıkladığında aynı duygusal etkiyi yaratır. Bu nedenle, çeviri hedef dilde orijinal metnin iletişimsel etkisini korumayı başarır.

 

4. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Sonuç olarak, Lanetli Kasabadan Kaçış'ı çevirirken Dinamik Eşdeğerlik Kuramı'nı tercih ettim. Bu karar, metnin dilsel yapılarını yeniden canlandırırken aynı zamanda hedef dildeki okuyucular için duygusal yankısını ve anlamsal bütünlüğünü artırma arzusuna dayanmaktadır. Şiir ve kurgu gibi güçlü duygusal içeriğe sahip edebi eserleri çevirirken bu ilkenin uygulanması çok önemlidir. Okuyucuların bu sözcüklere yanıt olarak yaşadıkları duygusal deneyimler ve tepkiler bu tür yazıların gücünde rol oynadığından, önemli olan yalnızca sözcüklerin gerçek anlamı değildir.


Hedef kitlenin kültürel ve dilsel özelliklerine uygun, karşılaştırılabilir bir duygusal ve anlamsal deneyim sunma amacım, Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ni seçmemin bir diğer nedenidir. Bu yöntem, çevirmene orijinal metnin duygusal yoğunluğunu, tonunu ve ruh halini hedef dile doğru bir şekilde çevirmek için daha fazla yaratıcı özgürlük verirken aynı zamanda prosedürel esnekliği de artırır. Metni kelimesi kelimesine veya daha titiz çeviri teknikleriyle çevirirken bu küçük ayrıntıları kaybetme olasılığı önemlidir.


Dinamik Eşdeğerlik, hedef dilin okuyucuları üzerindeki orijinal metnin etkisini ve duygusal tepkisini en iyi şekilde yansıttığı için bu yaklaşımı tercih ettim ve kullandım. Bu yaklaşım, hedef dilin okuyucularına orijinal eseri okuyan bireylerinkine benzer bir deneyim sunarken metnin duygusal etkisini, kültürel unsurlarını ve derin önemini korur. Dinamik Eşdeğerliğin temel amacı, duygu ve anlamı koruyarak metni çevirmektir. Bu nedenle hedef dildeki okuyuculara mümkün olan en gerçekçi ve zengin çeviri deneyimini sunmayı amaçlar. Bu teori, bir metni hedef dile anlamını koruyarak çevirmek ve hedef kitleye materyali başlangıçta tasarlandığı gibi deneyimleme fırsatı vermek için çeşitli stratejiler sunar.


Dinamik Eşdeğerlik Teorisinin çeviride uygulanması, kaynak ve hedef diller arasındaki dilsel ve kültürel uçurumların üstesinden gelmek için önemli bir mekanizmadır. Türkçeden İngilizceye çevrilen çok sayıda günlük ifade ve cümlenin analizinden, teorinin kaynak metnin ruhunu ve anlamını çeviride aktarmayı garantilemede önemli olduğu açıktır.


Verilen örnekler, çevirinin sadece dil değiştirmeden ibaret olmadığını gösteriyor; aynı zamanda kültürel tuhaflıkların, günlük deyimlerin ve bağlamsal önemin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını da gerektiriyor. Çevrilen her kelime, dinamik eşdeğerlik kavramlarını akılda tutarak hedef kitleye hitap ederken orijinal metnin bütünlüğünü korumak için dikkatlice seçiliyor.


"Yayıncılardan telif hakkımızı alana kadar ter döküyoruz," (s.71, satır 800) ödemeyi beklerken yaşanan kaygı ve gerginliği ustaca yakalıyor; "ter döküyoruz" ifadesi bu hissi başarıyla iletmeye yarıyor. Benzer şekilde, İngilizce konuşanlar için "Ufak at da civcivler yesin!" (s.72, satır 809) "Köstebeği dağa çeviriyorsun" şeklinde tercüme edilerek abartı hissini etkili bir şekilde aktarıyor.


Dahası, hedef dilde kültürel anlamı korumak için değiştirilmiş deyimsel deyimlere örnekler şunlardır: "FEMA mıyız, kardeş!" (s.75, satır 853) ve "Umut sonsuzdur." (s.76, satır 862) Bu ifadeler, hedef ve kaynak kültürler arasında bir köprü kurmaya yardımcı olan dinamik eşdeğerlik yoluyla yankılarını ve etkilerini korurlar.


Çeviri süreci ayrıca dilsel zorlukların üstesinden gelmeyi ve orijinal metnin özünü korumayı içerir. "Keskin sirke küpüne zarar", "kötü huy en çok sahibine zarar verir" (s.76, satır 867) olarak çevrilmiştir ve dilsel ve kültürel farklılıklara uyum sağlarken anlamı iletmenin önemini gösterir.


Bu projede verilen örnekler, çeviride dinamik eşdeğerliğin ne kadar esnek ve kullanışlı olduğunu göstermektedir. Deyimsel terimler, kültürel göndermeler veya duygusal iletişim açısından, teori dil ve kültürel farklılıklara uyum sağlarken anlamı korumak için bir çerçeve sunmaktadır.


Özetle, dinamik eşdeğerlik bize dilin boşlukları kapatma ve insanları bir araya getirme yeteneğini hatırlatır ve çeviri sanatında ve biliminde yol gösterici bir ilke görevi görür. Çalışmalarımızın empati ve iletişimin sınırsız olduğu bir dünyaya katkıda bulunmasını sağlamak için, biz tercümanlar doğruluk, kültürel duyarlılık ve etik davranışın en yüksek standartlarını korumaya devam edelim.

 

KAYNAKLAR

Huang, Y. P. (2010). Nida'nın Çeviri Kuramında "İşlevsel Eşdeğerlik" Üzerine Daha Fazla Tartışma. Xi'an Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Dergisi, 18, 101-104.

Newmark, Peter. "Bir Çeviri Ders Kitabı." Prentice Hall, 1988. Sayfa 85.

Nida, Eugene A. ve Charles R. Taber. Çeviri Kuramı ve Uygulaması. Leiden: Brill, 1982.

Nida, Eugene A. ve Charles R. Taber. Çeviri Kuramı ve Uygulaması. Leiden: Brill, 2004.

Nida, Eugene A. ve Jan de Waard. Bir Dilden Başka Birine: İncil Çevirisinde İşlevsel Eşdeğerlik. Nashville: Thomas Nelson, 1986.

Nord, Christiane. "Çeviride Metin Analizi: Çeviri Odaklı Metin Analizi İçin Bir Modelin Kuramı, Metodolojisi ve Didaktik Uygulaması." John Benjamins Yayıncılık Şirketi, 2005. s.26.

 

 EKLER Polat, Onat,(2023), Lanetli kasabadan kaçış, İstanbul, Q Yayınları, (1ᵗʰ edition)

 

Pelin TIK       

Mardin Artuklu Üniversitesi

 

https://haberedebiyat.com/pelin-tik-polat-onatin-romani-lanetli-kasabadan-kacisin-ceviri-surecini-yazdi/


https://www.haberlotus.com/polat-onatin-lanetli-kasabadan-kacis-romaninin-ingilizceye-cevrilmesi-surecinde-dinamik-esdegerligin-arastirilmasi/


Ömer Alkan, Polat Onat'ın yazdığı "Türkiye'nin Yaşayan En İyi Yazarı" romanını yorumluyor (Video)



Ömer Alkan, Polat Onat'ın yazdığı
"Türkiye'nin Yaşayan En İyi Yazarı"
romanını yorumluyor


"TÜRKİYE'NİN YAŞAYAN EN İYİ YAZARI" Psikolojik Roman @polat.onat'ın hünerli kaleminden müthiş bir roman... @fihr_ist Kitap etiketinin farkıyla... ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ “…Yaşadığım tuhaf durum, ani bir aydınlanma ve hızlı bir bilinç ışıması neticesinde olmadı. Yavaş yavaş şekillendi, aheste aheste vaziyetini duyurdu. Siz de takdir edersiniz ki bireyin, kendi şahsının var olmadığını anlaması ve kabullenmesi, öyle hemen yenilir yutulur cinsten bir durum değil…” Cem Balçöz “Türkiye’nin yaşayan en iyi yazarı” olduğunu iddia eden bir paranoid şizofreni hastasıdır. Kuzeni Tekcan ise ağır depresyonlu ve obsesiftir, etrafında gördüğü her şeyi sayma takıntısından muzdariptir. Bu iki hastanın da terapistliğini yürüten Doktor Nazife, hiç ummadığı bir şekilde şiddet sarmalıyla örülü, kıskançlıkla bezeli, tuhaf bir aşk üçgeninin ortasında bulur kendini. “Ahlat Ağacı” filminde Nuri Bilge Ceylan’ın, “Taşra Mektubu”na yaptığı referanslar ile gündeme oturan Polat Onat, özünde tutku dolu ve yazma eyleminin yüceliğine kökten bağlı bir yazar. “Türkiye’nin Yaşayan En İyi Yazarı”; Onat’ın edebi sınırları zorladığı ve karakterleri aracılığıyla yazarlık eyleminin kökenine inmek için keyifli ve trajikomik bir üslup sergilediği, şimdiden klasikler arasında kendine yer bulabilecek denli güçlü bir eser. Kısacası, sıkı bir edebiyat olayı. Bu değerli eseri Fihrist Kitap olarak siz okurlarımıza sunmanın mutluluğu ile. İyi okumalar. ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ #fihristkitap #türkiyeninyaşayaneniyiyazarı #polatonat #polatonatokurları #polatonatkitaplari #polatonatromanları #yenikitap #psikolojikroman #bookstagramturkey #bookstagram #instabook #instabookturkey #kitaptavsiye #yerliroman #romantavsiyesi #okudumbitti #kitapkurdu #kitapoku #cembalçöz #kitap #book #evdekalkitapoku #kitapaşkı
 

2 Şubat 2026 Pazartesi

Veysel Altunbay'ın "İnanılmaz Zaman Yolculukları" Değerlendirmeleri (Edebi Kitap)


Veysel Altunbay'ın 
"İnanılmaz Zaman Yolculukları" 
Değerlendirmeleri 
(Edebi Kitap)

Çok yönlü, geniş dünyalı, ilginç fikirli, çağdaş ve geleceğe hakim bir yazar olan Polat Onat onlarca kitabın yazarı olarak adeta günümüzün Ahmet Midhat Efendisi olarak gördüğüm bir isimdir.

Polat Onat 60’tan fazla eseri bulunan bir yazardır. Bu eserler içerisinde “İNANILMAZ ZAMAN YOLCULUKLARI” 2. Baskısını Kitap Ağacı Yayınları’ndan çıkarmıştır. Titizlikle hazırlanan eser ilgi çekici konulara değinmiştir. Ütopik olarak görülse de aslında gerçekliğinin yadsınamaz payını da yazar eserin sonunda açıklamıştır.

Zaman kavramı geri döndürülemez veya ileriye götürülemez diye inandırılmış olsak da neden olmasın sorusunun aslında cevabı niteliğinde olan eserde yer alan hikâyelere göz atalım;

 

Osmanlının ilk kurucusu Osman Bey’in yanına yolculuğa ne dersiniz? İlk öykü Hayat Memat Meselesi’nde Osman Bey’in çadırına giden bir zaman yolcusu ile başlıyor. Zeycenhan Osman Bey’e hangi adımları atması gerektiğini anlatıyor.

İkinci öykü “Geçmişotu’nda sırra vakıf olamayan Murat’ın dedesinden aldığı sihirli bir defterle başlıyor. Geçmişe götüren bir karışımın formülünün bulunduğu defteri dedesi torununa miras bıraksa da torunu Murat, karışımı nasıl kullanacağını bilemiyor.

Cezeri’nin Kara Kaplı Kitabı’nda gelecekten geçmişe uzanan uzaylılar tarafından seçilmiş kişilere verilen bilgiler yer alıyor.

Kara Delik Etkisi ile Türklerin çılgın deneyi ile uzay yolculuğuna çıkıyoruz.

Kehanet ve Kader ile yaşanılan birçok afet ve küresel kaosun aslında kader olmadığını okuyoruz.

Makarnacıdaki Işın Kılıcı ile Reşat Nuri Güntekin’in ölümünden yıllar sonra ortaya çıkması ve bir makarnacıyla edebiyat sohbetine gönülsüzce katıldığını görüyoruz. Nitekim Reşat Nuri açtır ve sadece yemek ister. Sonunda dayanamaz ve makarnacıya “Bırak gevezelik yapmayı da getir benim nevaleyi. Unutma; edebiyat karın doyurmaz!" diye bir gerçeğe değinir.

Marlon Brando olmak nasıl bir şey? Hikâyesinde Sanal Eğlence Yaşantı Paketi ile değişen hayatlar çok da uzak görünmüyor sanki.

Kaos Tamircisi Nevzuhal ile koşa koşa bir faciayı önlemeye gidiyorsunuz.

Ölümcül Telepati ile gelecekten geçmişe uzanan bir katil görüyoruz. Öyküde de anlatıldığı üzere yüzyıllar sonrasından yüzyıllar öncesine uzanan bir kelebek etkisi mümkün olamaz mı? Belki de bir insanın kurtardığı bir insan milyonlarca insanın katili olabilir.

Sahipsiz köpek öyküsünde akademisyen titizliği ile çalışan bir mezar taşı şiircisini okuyoruz.

Yine Mezar Taşı Şiircisi’nin sahipsiz köpekle olan başbakanlık serüveni diğer öyküyle devam ediyor.

Gelecekten Mesajlar gelecekteki bir gelecekten mesajlar filminin öyküsü mü? İç sesler gelecekten gelen yapay müdahale sesleri mi? Evet, karmaşık bir yapının çözümlenebilir öyküsüydü.

Venüs'teki Kırmızı Piramit ile Venüs yaşam doğasına uzanıp zamanımızdan çok uzaklara gidebiliyorsunuz.

 

Kehanet Mektubundaki Sır’da 2038 yılından gelen bir mektupla karışılacaksınız.

Robotların Özgürlüğü konusunda yazarın fikirleri doğrultusunda bir yazı okuyacaksınız. Mutfak robotlarından yapay zekâya kadar uzanan bir değini.

Ardından gizemli bir kapı aralanıyor, sanki gelecekten gelen şiirler ve eksantrik bir şekilde kitaba dahil oluyor.

Bilinmeyen Kapı’da Bay +:!;/:&;:) ile seyyar bir boyut kapısı konusunu ele alınıyor.


Eserde 17 öykü yer almaktadır. Kapak çalışması ve içerik olarak başarılı bir eser olan İNANILMAZ ZAMAN YOLCULUKLARI ufkunu genişletmek isteyenler için ideal bir eserdir.

 

Veysel Altunbay 

 

https://www.edebikitap.com/2024/06/inanlmaz-zaman-yolculuklar-polat-onat.html