Adem Yoksun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adem Yoksun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2026 Pazartesi

Fihrist Kitap Yayınları Raflarında - Polat Onat Eserleri (Video)


Fihrist Kitap Yayınları Raflarında
Polat Onat Eserleri

* ÖLÜMSÜZ CÜMLELER "Polisiye Roman" * TÜRKİYENİN YAŞAYAN EN İYİ YAZARI "Psikolojik Roman" * KATİL ŞAİRLER ANTOLOJİSİ "Şiir" 👏👏👏 "TÜRKİYE'NİN YAŞAYAN EN İYİ YAZARI" Psikolojik Roman @polat.onat'ın hünerli kaleminden müthiş bir roman... @fihr_ist Kitap etiketinin farkıyla... ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ “…Yaşadığım tuhaf durum, ani bir aydınlanma ve hızlı bir bilinç ışıması neticesinde olmadı. Yavaş yavaş şekillendi, aheste aheste vaziyetini duyurdu. Siz de takdir edersiniz ki bireyin, kendi şahsının var olmadığını anlaması ve kabullenmesi, öyle hemen yenilir yutulur cinsten bir durum değil…” Cem Balçöz “Türkiye’nin yaşayan en iyi yazarı” olduğunu iddia eden bir paranoid şizofreni hastasıdır. Kuzeni Tekcan ise ağır depresyonlu ve obsesiftir, etrafında gördüğü her şeyi sayma takıntısından muzdariptir. Bu iki hastanın da terapistliğini yürüten Doktor Nazife, hiç ummadığı bir şekilde şiddet sarmalıyla örülü, kıskançlıkla bezeli, tuhaf bir aşk üçgeninin ortasında bulur kendini. “Ahlat Ağacı” filminde Nuri Bilge Ceylan’ın, “Taşra Mektubu”na yaptığı referanslar ile gündeme oturan Polat Onat, özünde tutku dolu ve yazma eyleminin yüceliğine kökten bağlı bir yazar. “Türkiye’nin Yaşayan En İyi Yazarı”; Onat’ın edebi sınırları zorladığı ve karakterleri aracılığıyla yazarlık eyleminin kökenine inmek için keyifli ve trajikomik bir üslup sergilediği, şimdiden klasikler arasında kendine yer bulabilecek denli güçlü bir eser. Kısacası, sıkı bir edebiyat olayı. Bu değerli eseri Fihrist Kitap olarak siz okurlarımıza sunmanın mutluluğu ile. İyi okumalar. ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ #fihristkitap #türkiyeninyaşayaneniyiyazarı #polatonat #polatonatokurları #polatonatkitaplari #polatonatromanları #yenikitap #psikolojikroman #bookstagramturkey #bookstagram #instabook #instabookturkey #kitaptavsiye #yerliroman #romantavsiyesi #okudumbitti #kitapkurdu #kitapoku #cembalçöz #kitap #book #evdekalkitapoku #kitapaşkı
 

5 Ocak 2026 Pazartesi

Kadıköy İmge Kitabevinde Polat Onat Kitapları (Video)


Kadıköy İmge Kitabevinde
Polat Onat Kitapları

Kadıköy'deki İmge Kitabevi @fihr_ist Yayınevinden çıkmış bütün @polat.onat kitaplarının bulunduğu bir mekan...

☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ KATİL ŞAİRLER ANTOLOJİSİ @polat.onat'ın benzersiz roman kahramanlarının şiirleri... @fihr_ist Kitap Yayınları standartında karşınızda... “Bu kitapta Adem Yoksun'un, Kader Muhafızı'nın ve Bay B'nin şiirlerini bulacaksınız. Üç katil şairim… Aslına bakılırsa Adem Bey tam anlamıyla katil sayılmaz. Kendisi müntehir bir şair. Geniş anlamıyla bakılırsa kendini öldürmek de bir nevi cinayet sayılabileceğinden, onun için de diğer katillerin arasında kendini ifade edebilecek denli gözünü kan bürümüş diyebiliriz.” “Ahlat Ağacı” filminde Nuri Bilge Ceylan’ın, “Taşra Mektubu”na yaptığı referanslar ile gündeme oturan Polat Onat, şiiri bıraktığını söylese de, kurgu metinlerinin içinde şiirlerini ve şairlerini yaşatan bir yazar olmaya devam ediyor. Yeni bir şiir dosyası hayata getirmemek noktasındaki kararlılığı, ancak hayatını ve söyleyişini temelden şiirleştirmiş bir yazar gösterebilirdi… Şiir, işte tam böyle bir noktada bırakılır ve işte şiir tam bu noktada şair karakterlerin elinde keskin bir hâl alır. Fihrist Kitap olarak, “Polatonat”ın günümüz Türk şiiri adına neler vadettiğini gözler önüne seren, değerli bir antoloji ile karşınızdayız. Şair öldürse de şiir ölmez. Ömer Alkan ☆☆☆☆☆☆☆☆ #kadıköyimgekitabevi #fihristyayınları #polatonat #katilşairlerantolojisi #polatonatşiirleri #fihristkitap #bookstagramturkey #instabookturkey #şiirheryerde #şiirkitabı #şiirkitapta #şiirdünyası #polatonatkitaplari #ademyoksun #polatonatokurları #şiiir #türkşiiri #modernşiir #şair #yenişiir #şiiroku #güzelşiirler #poet #poetry #turkishpoetry #şiirtavsiye #şiirsokakta #şiirsevgisi #kurguşairler #kadermuhafızı #polat

30 Kasım 2025 Pazar

25 Kasım 2025 Salı

Aktör Cem Yiğit Üzümoğlu'nu Ağlatan Kitap: İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü (Video)

Aktör Cem Yiğit Üzümoğlu'nu Ağlatan Kitap:
İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü

Cem Yiğit Üzümoğlu ve Metin Akdülger'in Ekim 2020'de Bantmag dergisinin 71. sayısından yaptıkları "Korkular, şifalar ve bizi biz yapanlar" başlıklı söyleşide "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü" kitabından bahsettikleri kısmı okudum ve açıkladım.


https://bantmag.com/dergi/no71/korkular-sifalar-ve-bizi-biz-yapanlar-metin-akdulger-ve-cem-yigit-uzumoglu-sohbeti/ Kıymetli aktörümüz Cem Yiğit Bey'in, şair Adem Yoksun'un kitabına gösterdikleri ilgi ve duyarlılık için teşekkür ederim. *************** KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI: Polat Onat imzalı kitap aramak için uğradığı sahafta, Adem Yoksun adlı bir berbere ait şiir dosyasına rastlamıştı. Dosyanın içeriğindeki birbirinden ilgi çekici tespitleri fark edince çok heyecanlanıp bize yollamıştı. Adem Yoksun intihar ederek bu dünyadan ayrılmadan önce, şiir dosyasının başında önsöz olarak yer verdiği, ilginç bir roman olarak da okunabilecek müthiş bir metne imza atmış meğerse!.. Adem Yoksun’un yeri geldiğinde içtenlik ve sevecenlik, yeri geldiğinde eleştiri ve öfke dolu duygularını saçtığı, ayrıca birçok orijinal olay ve tespiti de paylaştığı bu özgün çalışmasından nemalanır hüviyette gözükmek istemediği için, dosyayı keşfedip bize gönderdiğinde “Polat Onat” adı altında yayınlanmasını istemeyen, fakat sonradan ikna olup fikrinden vazgeçen yazarımıza bu vesileyle teşekkür ederiz. Trajik bir sonla aramızdan ayrılan değerli şair Adem Yoksun’u ise saygı ve minnetle anıyoruz. Edebiyatımızın bu yitik değerinin, ilerleyen yıllarda, sanat kamuoyunda hak ettiği kıymete kavuşacağını kuvvetle umuyoruz. *************** ADEM YOKSUN (1972 - 2010) ÖZGEÇMİŞİ: 1972 yılında Nevşehir’in Kozaklı ilçesine bağlı Yunak kasabasında çiftçi bir babanın ve ev hanımı bir annenin üç çocuğunun ikincisi olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu aynı yerde tamamladı. Lise öğrenimine yatılı olarak Çankırı Korgun Endüstri Meslek Lisesi’nde başladıysa da bitirmeyip kasabasına geri döndü. Askerlik görevini Ağrı Patnos’taki Üçüncü Mekanize Tugayı’nda yaptı. Uzun dönem askerliğinin ardından, yaşadığı Yunak kasabasında berber esnafı olarak meslek hayatına atıldı. Sonraki yıllarda yoğun bir okuma ve yazma süreci geçirerek Kozaklı’nın Sesi, Nevşehir Hâkimiyet, İç Anadolu Haber gibi birçok seçkin yerel gazetede şiirlerini yayımladı. 2010 yılında belirlenemeyen bir nedenle kendi yaşamına son verdi. www.biyografi.com internet sitesinden alınmıştır.



 

11 Mayıs 2018 Cuma

İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü / Arka Kapak Yazısı



Batman’da yaşayan, “Son” ve “İhtiyarın Vefatı” adlı şiir kitapları ilgiyle karşılanmış olan şair Polat Onat, imzalı kitap aramak için uğradığı sahafta, Adem Yoksun adlı bir berbere ait şiir dosyasına rastlamış ve dosyanın içeriğindeki birbirinden ilgi çekici tespitleri fark edince çok heyecanlanıp bize yollamıştı.

Adem Yoksun intihar ederek bu dünyadan ayrılmadan önce, şiir dosyasının başında önsöz olarak yer verdiği, ilginç bir roman olarak da okunabilecek müthiş bir metne imza atmış meğerse.

Adem Yoksun’un genelde insanlara, özelde edebiyat çevrelerine karşı, yeri geldiğinde içtenlik ve sevecenlik, yeri geldiğinde eleştiri ve öfke dolu duygularını saçtığı, ayrıca birçok orijinal  olay ve tespiti de paylaştığı bu özgün çalışmasından nemalanır hüviyette gözükmek istemediği için, dosyayı keşfedip bize gönderdiğinde 'Polat Onat' adı altında yayınlanmasını istemeyen, fakat sonradan ikna olup fikrinden vazgeçen yazarımıza bu vesileyle teşekkür ederiz.

Trajik bir sonla aramızdan ayrılan değerli şair Adem Yoksun'u ise saygı ve minnetle anıyoruz.


28 Nisan 2017 Cuma

Yasakmeyve Şiirleri Seçkisindeki Polat Onat Şiiri: Gezinti


 GEZİNTİ

kırık çit

taşlar

ilerde tepe

gri bulut birikintileri

birkaç ağaç

çeşme ve yalağı

köhne ağıl

kuyu

uzak tüten bacalar

süzülerek uçuşan kuş gölgeleri

bodur cılız çalılık

ufukta yüce dağ

çürüyen sararmış yapraklar

dünya.


POLAT ONAT

YASAKMEYVE ŞİİRLERİ SEÇKİSİ, sayfa: 153
Hazırlayan: Saime Akat
   

25 Şubat 2015 Çarşamba

Türkçenin En Önemli Yazarlarıyla Aynı Paragrafta Yer Almak Güzel


     Ulysses ve Türkçe bağlamında Leyla Erbil ve Ferit Edgü'nün eserlerine dair bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum: James Joyce ve Ulysses bağlamında, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Bilge Karasu, Hasan Ali Toptaş ve Polat Onat'ı, Joyce ve Ulysses'in Türkçedeki akrabaları olarak değerlendirmek mümkün. Bu soy yazarlarımız dışında Türkçede alelacele ve alelade taklitler pıtrak gibi çoğalmıştır.

             Hüseyin Avni Cinozoğlu
             Zalifre Yazıları Dergisi,
             Şubat 2015, Sayı:21, Sayfa:30


16 Ocak 2015 Cuma

İntihar Etmiş Bir Taşra Berberi (Sivas İrade Gazetesi / İlkay Coşkun)



İntihar Etmiş Bir Taşra Berberi
 
            Polat Onat, imzalı kitap bulmak ümidiyle uğradığı sahafta, Âdem Yoksun adında bir berbere ait olan farklı içerikli bir şiir dosyasına rastlamış ve ilgisini çeken o dosyayı kitaplaştırmak için yayınevine göndermiştir.
             Berberin intihar etmeden önce hazırladığı şiir dosyasının başında, önsöz olarak yazdığı yazıda ilginç bir roman olarak da okunabilecek bir manifestoya imza attığı fark edilir. Âdem Yoksun 1972 Nevşehir Kozaklı, Yunak Kasabası doğumlu, 2010 yılında bilinmeyen bir nedenle intihar ettiği iddia edilen bir taşra berberidir. Eser, öğretmen Polat Onat’ın üçüncü kitabı olarak kitaplıklarda yerini almıştır.
             “İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü”nün başında yer alan “Kendimi şiirin o dipsiz uçurumunda yapayalnız hissettiğimi belirtmek isterim.” cümlesi ilk anda, Âdem Yoksun adlı şairin içinde bulunduğu ruh halinin bir özeti niteliğinde adeta.
“Politik şiirin denklemini, dağarcığındaki kof imgelerle kurtarabileceğini sanan zavallılara söyleyecek sözüm yok.”
 “Bırakın bazıları kumda oynamaya devam etsinler.” gibi tespitlerinde ise şairin bu konudaki bakış açısını görmekteyiz.
“Yenilmek. Şiirin o zümrüt damarının ince kıpırtısı.” tabiri ile derinliği, yoğunlaşmayı ve bütünselliği çok güzel betimlemiş.
 “Mamafih dolaşımda olan şiirlere şöyle açıp bir bakın. Kandırılmış ufkun yoğun karartısını yeterince idealize etmekten uzak olacaksınız.” İfadesindeki derinlik etkileyici.
“Biz şairler, en büyük düşmanımızın okurlarımız olduğunu hep söylemez miyiz zaten.” cümlesi, okurluğun aforizmik boyutunu imliyor.
 “Bazı şiirlerimde var ki, onları kesinlikle kimseye okutmaya niyetim yok, kendime bile. Çünkü günümüz beşeriyetinin hassasiyet ve algı motivasyonu buna hazır değil, yeterli olgunluğa ulaşması ise yaklaşık bir asrı bulur diye tahmin ediyorum.” ifadesi oldukça iddialı bir söylem.
“ ‘Kalan’ şiirimi tam sekiz tane farklı dergiye, ayrı ayrı ikişer ay arayla gönderdiğim halde hiçbir dergiden yanıt alamadım.” diyor şair. Âdem Yoksun Bey’in dergilerden yanıt alamama sıkıntısı, dergi editörlerin şiire ve şaire karşı ilgisiz tutumları, hep gündemde olan mevzular. Ayrıca 'Kalan' şiirindeki ses ve şiir kurgusu çok güzel bence.
Bunun gibi daha birçok bölüm dikkatimi çekti berberin bu ilginç şiir dosyasında.
            Kitabın, Önsöz bölümünü okurken on sayfanın sonrasında okuma akıcılığı doludizgin artıyor. Bölüm bölüm anılar, şiir ve şair hakkında yapılan tespitler, şairin serzenişleri, hayalleri, keyifle okutuyor kitabı.
Kitabın arka kapağında şu ifadeler kaleme alınmış:
-“Bu kitap acaba ne? Monolog tarzı tuhaf bir oyunsal uzun hikâye mi? İronik bir postmodern kısa roman mı? Mükemmel imgelerin billurlaştığı bir şiir dosyası mı? Manifestovari bir poetik metin çalışması mı? Dramatik bir intihar mektubu mu? Spesifik bir novella denemesi mi? Ben, bunların hepsi de doğru, demeyi tercih ederim. Ama son kararı her zaman olduğu gibi yine siz vereceksiniz. Evet siz. Âdem Yoksun”-
            Ufakta bir eleştirim olacak kitapla ilgili; “Önsöz” kısmı 115 sayfadan oluşmakta ve hiç paragraf kullanılmamış. Bu tercihin, okuru sıkarak yorabileceğini düşünüyorum. Ara ara kitap sayfalarında boşluklar bırakılabilirdi.
            'İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü' adlı yapıtı eşimle birlikte okudum. Doğrusu şöyle bir düşünce belirdi bizde; Acaba Polat Onat’ın kitabın ‘Önsöz’ kısmına müdahalesi oldu mu? Daha açık bir ifadeyle, eser tamamen Polat Onat’ın kurguladığı bir kitap mı diye de çok düşündük. Okuru bu şekilde düşünmeye sevk etmek, yazarımızın hedeflediği bir durumdu belki de. Bilemiyoruz. Âdem Yoksun hayali bir karakter olabilir diye de düşünüyoruz.
            Eğer berber Merhum Âdem Yoksun hayali bir karakter değilse sakladığı diğer şiirlerine ve şiirlerinin yayınladığı arşivdeki yerel gazetelere ulaşılabilir diye düşünüyorum. İlgisini çekenler için bir dip not.
Yazımı kitaptan bir şiirle sonlandırmak istiyorum:
YANGIN
ağaçlar fidana
fidanlar ormanı
ormanlar tarlaya
dönmeli yurdumda,
yangın izmaritten kaynaklanırsa
hiç mi vicdan taşımaz tiryaki
dejenere yetişti burjuva veletler
şımarıklık almış başını yürümüş
kundakçı çıkarmadı yangını
çakar çakmaz çakan çakmak
ADEM YOKSUN 
 * "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"
Komşu Yayınlar, Kasım 2012

                                          İLKAY COŞKUN
                    13 Ocak 2015 / Sivas

                               www.sivasirade.com

                                gazeteyazisi.blogspot.com



21 Ekim 2014 Salı

Hangi Kitabımı Ne Kadar Zamanda Yazdım?


HANGİ KİTABIMI 
NE KADAR ZAMANDA YAZDIM?

            "Son" üzerinde en fazla çalıştığım kitabımdır. 64 sayfalık bu küçük şiir kitabı için beş yıl uğraştım. Eğer yeryüzünde tek bir kitabım kalacaksa "Son"un kalmasını tercih ederdim.

            "İhtiyarın Vefatı" kitabımı bir buçuk senede yazdım. Fakat bu süre içinde, yoğun bir şekilde, hemen her gece birkaç saat kitaptaki şiirlerle uğraştım. Kendi kitaplarımı okumayı sevmem, ama "İhtiyarın Vefatı" hariç.

            "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nü iki senede tamamladım. Kitabın hepsini, gece yarısından sonraki zaman dilimlerinde yazdığımı ifade edebilirim. En etkili ve dikkat çeken kitabım olan " İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nü yazdığıma şu an için pişman olduğumu söyleyebilirim. Bu kitabımın yeni baskısına asla izin vermeyeceğim. Adem Yoksun'un tamamen unutulmasını isterdim.

            "Şiir Madalyonunun Gizemi" kitabımı üç ay içinde hazırladım. Sınıftaki öğrencilerime bazen son derslerde doğaçlama masal anlatıyordum. Öğrencilerime anlattığım bu masallarımın bazı bölümlerine çocuk şiirleri ekleyip kurgulayarak hazırladım "Şiir Madalyonunun Gizemi"ni. Kızımın ve oğlumun en sevdikleri kitabım olması nedeniyle en gurur duyduğum çalışmamdır.


            "En Sevgili'ye Kelimeden Çiçekler"i bir senede bitirdim. Nedenini ben de bilmiyorum ama okurlar ve eleştirmenler nezdinde en az ilgi gören kitabım oldu. 

                 POLAT ONAT

18 Eylül 2014 Perşembe

Kitaplarım Amazon.com'da


Yazdığım 5 kitabım da, dünyanın en büyük alışveriş sitesi amazon.com'da satışta.
Dünyanın her yerinden, en uzak ülkelerden bile sipariş verebilmek mümkün:

11 Temmuz 2014 Cuma

Gecelerce Uykusuz Bir Şair: Adem Yoksun


Gecelerce Uykusuz Bir Şair: 
Adem Yoksun


GÜNEŞ

ısıt kaldırımları, vitrinleri, çimenleri
gökyüzüne bakınca gündüz hep oradasın
güneşsin üzmezsin karıncaları var ol
gezegenlerle çevrilisin ne mutlu sana
canın sıkılmaz dönüyorsun kendince
uzay gizemli gözüküyor rahat mısın?
hararetin müthiş olmalı tahminimce
bahse girerim karanlık nedir bilmezsin
o benim hayatım.

                             ADEM YOKSUN




Şiirleri ile tanınan Polat Onat, uğradığı bir sahafta Adem Yoksun adlı bir taşra berberine ait şiir dosyasına rastlamıştır. Bu dosyanın içeriğindeki birbirinden ilginç tespitleri fark edince bu dosyayı yayın evine gönderir.

Kitapta Adem Yoksun'un genelde insanlara, özelde edebiyat çevrelerine karşı yeri geldiğinde içtenlik ve sevecenlik; yeri geldiğinde eleştiri ve öfke dolu duygularını paylaştığı bölümlere bunların yanı sıra orijinal poetik tespitlere yer verilmiştir.

Şair, şiirlerini bir önsöz ile beraber aktarırken, edebiyat çevrelerinde yaşanan ayrımcılığa karşı tepkilerini de yansıtmıştır. Hiç arkadaşı olmayan, az konuşan ve küçük bir kasabada berbercilik yapan Adem Yoksun şiir üzerine çok kafa yormuştur. Yazdığı, yazmaya çalıştığı şiirler için gecelerce uykusuz kalmıştır. Sanat ve edebiyat dergilerinden koca bir arşiv oluşturmuştur. Şiirlerini defalarca dergilere göndermiş ancak hiç bir yanıt almamıştır. Ama yazmaya devam etmiştir. 

Adem Yoksun, şiirin hayatın içinden koparılması gerektiğini dile getiren, bir çok tekniği şiirinde kullanmaya çalışan, şiir konusunda meraklı insanlar için Genç Şairler Akademisi'nin kurulmasını isteyen, bu anlamda şiir adına büyük düşler kuran bir şairdir. Ne yazık ki, kitabı yayınlanmadan yaşamına son vermiştir.

Kitap şiirlerle harmanlanmış monolog tarzı bir hikayeyi andırıyor. Sanki biraz şiir, biraz hatıra, biraz mektup, biraz eleştiri, biraz hayal...

Bahar Gülce / 6 Temmuz 2014
Maviye İz Süren Blog

23 Ocak 2014 Perşembe

Kitapçı Dergisinde Murat Gil'in "Taşra Berberi" Hakkındaki Yazısı


Kitapçı Dergisi, Sayı:9



Murat Gil

İNTİHAR ETMİŞ BİR TAŞRA BERBERİNİN 
ŞİİR KİTABI VE ÖNSÖZÜ’NE DAİR

“Adem Yoksun diye birisi elbette yok… Ama peki ya biz?”

     Ah Adem Yoksun ah… Görkemli bir poetikaya dönüşen önsözünü ve hiçbir zaman arzu ettiğin değeri göremeyen harikulade şiirlerini okudum ve takdir ettim seni. Senin intiharla sonuçlanan hazin hikayeni bizlerle buluşturdu diye de yazar Polat Onat’a defalarca teşekkür ettim. Bundan böyle uzun uzadıya kitabın gerçek adını yazmayacağım da “Şair Âdem Yoksun’un Hikayesi” diyeceğim elimdeki kitaptan bahsederken, başlamadan belirteyim.

     Oldukça ilgi çeken bir başlık ve sadelikle tasarlanmış uçuk mavi bir kapak sizi bekleyen bu kitaba ellerinizi yönlendiriyor. İnsanın en büyük dürtülerinden biri biliyorsunuz “merak”. Bir taşra berberinin, üstüne üstlük “şair” bir taşra berberinin intihardan önce söylediği son cümleler, bu ilginç sanatçıyı intihara sürükleyen süreç ve o ana kadar dünya ve şiir hakkında düşündükleri okuru bir anda cezbedebilecek sihirli malzemeler.

     Şiiri çok seven ve şiire kafa yoran bir edebiyatsever olarak neredeyse bir çırpıda ve keyifle okudum merhum Âdem’in önsözünü ve şiirlerini. Onun önsözünde anlatabilmek için çırpındığı poetikasını ilgiyle değerlendirdim kafamda. Kâh hak verdim sözlerine kâh “Saçmala be Âdem biraderim!” dedim. Eserin arka kapağında yer alan “Bu kitap acaba ne? Monolog tarzı tuhaf bir oyunsal uzun hikaye mi, ironik bir postmodern kısa roman mı,mükemmel imgelerin billûrlaştığı bir şiir dosyası mı, manifestovâri bir poetik metin çalışması mı,dramatik bir intihar mektubu mu, spesifik bir novella denemesi mi?” sorusuna da “hepsi” cevabını verdim.

     Önsöz ya da poetika mantığına uygun bir biçimde kahraman anlatıcı sayesinde düşüncelere ve olaylara vâkıf oluyoruz. Âdem, Anadolu’nun taşrasından dünyaya sesini duyurmaya çalışan bir şair. Oldukça iddialı zaman zaman narsizmle ilişkilendirilebilecek tavırları olan bir şair hem de. Yazar Polat Onat, Âdem ile edebi metinlerde daha çok klasikleşmiş yapıtlarda görebildiğimiz “karakter”unsuruyla karşımıza çıkıyor. Bana kalırsa Âdem, neredeyse Gregor Samsa, C.(Aylak Adam), Oblomov kadar karakter özellikleri gösteriyor. Bu yargıya nasıl varıyoruz? Âdem sıradan bir taşra çocuğu değil. Taşrada yaşamasına, berberlik yapmasına rağmen üst düzeyde bir edebiyat ve felsefe bilgisine sahip olduğu hemen her sözünden anlaşılıyor. Berberlik mesleğinden önce kendini şair olarak tanımlıyor bir düşünün.Bunu yanı sıra berberliği şiir gibi sanatsal bir faaliyet olarak tanımlıyor. Tip olabilecek kahramanların sıradanlığı kesinlikle yok Âdem’de. Rüyaları, hayalleri dahi bu dünyadan değil.  Âdem her sözü ve davranışı ile “karakter” olmanın hakkını veriyor. Düşünün ki bir taşra berberi şu cümleyle açıklıyor bu kitabı yazma amacını: “Anlattığım olayların yaşanabilir tiksintilerini incelikle hesaplayamadığım için giriştim böyle bir kitap projesine”  Bu anlamda karakter yaratmanın zorluğunu düşünerek Onat tebrik edilmelidir diye düşünüyorum.

     Eser tam anlamıyla bir roman sayılamayacağından klasik bir kurgusunun da olmadığı söylenebilir. Bu da klasik bir konu ve temanın eserde işlenmediği anlamına geliyor. Amacı aydın kesimin sıkıntılarını anlatmak olan Tutunamayanlar romanına amaç olarak benzetebileceğimiz eserde Türkiye’de ve dünyada şair olmak, şiirin mahiyeti, Türk yayıncılığının sıkıntıları, Türk okurunun entelektüel geriliği genel olarak şiir özelinde irdeleniyor. Temayı sunma anlamında Goethe’nin meşhur Genç Werther’in Acıları’yla da özdeşleştirebileceğimiz bir eser Onat’ınki. Hatırlarsanız Werther de mektuplarında bir karşılıksız aşk çerçevesinde dünya görüşünü ve ara ara da yazın dünyasına yönelik düşüncelerini açıklıyordu okura.   

     Onat, esere 20 sayfalık muhteşem bir poetikayla başlıyor. Bu harika başlangıç romanın çoksatar listesine girememesi için de ilk işareti veriyor aslında. Bu kanıya nereden mi varıyorum? Yazarımız haliyle manifestoda okuru şiirsel bir kavram fırtınasına tâbi tutuyor. Bu poetik duruş ve kavram fırtınası  zamanın kültleşen pek çok eserinde olduğu gibi eserin bir adım geriye düşmesine neden oluyor. (Yayıncı ve klasik okur gözünde)  Bu geri düşmeyi yanlış anlamamalı ve durumun doğal olduğu düşünülmeli. Bir edebi derdi olan pek çok eserin yayımlanma, okurla buluşma aşamalarını aklınıza getirin ne dediğimi anlayacaksınız. Keza yazar da durumun bu şekilde gelişeceğinin öylesine farkında ki karakteri Âdem’e durumla ilgili söylemek istediklerini şu şekilde söyletiyor:“Piyasa işi popülarite kokan metinleri allayıp pullayarak doğru düzgün redakte dahi etmeden çoksatar listelerinin tepesine yerleştiren hangi ağa babasının cepleri doluyor?”Yazar, okur kitlesinin böylesine bir poetik romana hazır olmadığını şu sözlerle özetliyor “ Yetmiş milyonu aşkın nüfusa sahip bir ülkede, asgari kültürel donanım sahibi kişilerin oranı yüzde on beş bile değilse daha neyi anlatalım cancağızım?”Onat kendi için başarının ne olduğunu Âdem Yoksun’a şöyle söyletiyor ve büyük kitlelere ulaşmaktan daha büyük dertlerinin olduğunu hissettiriyor: “Sanatta başarının iki yolu vardır, üç değil; ya hiç denenmemiş bir şeyi denersin ya da önceden denenmiş bir şeyin daha iyisini yapmayı.”

     Dikkat ederseniz kahramanımız şair Âdem şiir özelinde konuşsa da Türk ve dünya edebiyatında başarı ve estetik kıstasına isyan ediyor ve hepsine inat olması gerekenleri inci taneleri gibi diziyor satırlara: “Hep gösteriş, riya, tekebbür. Kur’an-ı Kerim çarpsın ki tiksindim. Şair olmaktan daha acı bir şey var; şair gibi gözükmeye çalışanlara tahammül etmek!”

     Üslubun zorlayıcılığına ilişkin son tespitlerimizi ve yazarın bunu bilerek isteyerek yapışını  yine Polat Onat’ın Âdem’e söylettiği şu sözlerle ispatlayalım: “Şiir Kitabım ve Önsözü adlı bu çalışmamı okuyan birkaç insanı, şöyle iki dakika sarsabilsem, bir damla gözyaşı döktürebilsem, en büyük hedefime ulaşmışımdır. Bu az şey değildir kardeş.”

     Âdem Yoksun’un iç acıtan zaman zaman da tebessüm ettiren isyanı itiraf etmem gerekirse beni kitap boyunca sarstı. Şiire bunca kafa yoran bir başka insanı da eminim aynı derecede sarsacak hatta eserlerini edebiyat dünyasının o iğrenç çöplüğünde parlatmaya çalışıp da kapıların yüzüne kapandığı şiir gönüllülerini ağlatacaktır. Âdem’de birçoğu kendi şairlik serüvenini görecektir belki de.

     Eser projesi, günümüz Türk edebiyatının artık sadece çoksatar listelerini hedefleyen ve kabak tadı veren klasik kurgularına edebi bir isyan niteliği taşımaktadır. İsyanın temel hedefi şiir ve şiirin tüm unsurları (dergiler, yayın evleri, yaşlı şairler,okurlar) olduğundan eser beklediği ilgiyi şiirin iyiden iyiye gözden düştüğü şu edebi ortamda görmeyeceği aşikârdır. Hatta eser  “Epeyce ilginç bir kitap ismiydi doğrusu. Kitapçının rafında hemen dikkatimi çekti ve paraya kıyıp satın aldım. Ama eve gidip okuyunca ne yazık ki pişman oldum. Ne idüğü belirsiz, ne anlattığı anlaşılmaz, epeyce bunaltıcı, okunmama gayesiyle yazılmış, insanın içini ciddi anlamda sıkan, saçma sapan bir kitap. Aman, sakın ha! Uzak durup, benim gibi paranızı böyle tuhaf kitaplara harcamak suretiyle israf etmeyin, derim.” diyecek ve günümüz edebiyat dünyasında ne yazık ki çoğunluk olarak nitelenebilecek çoksatar listesi okurunca kolaylıkla aforoz edilecektir.

     Ben Âdem Yoksun’un şiir üzerine ortaya attığı pek çok şeye katılmadım belirteyim. Bu da apayrı bir yazı konusu olur. Ancak ben karşımda şiir hakkında bana iki tokat atıp kendime getirebilecek bir taşra çocuğunu –hayali bile olsa yeğdir- görmekten büyük bir mutluluk duydum. Onun intiharını anlayabildim. Onun zaman zaman isyana varan serzenişlerinin altına imza attım. Onun şiir dünyasında itildiği tenhalığı hissettim. Bunlar da zaten bir edebi eserden asgari beklentilerimi karşılıyor benim.

     Edebiyat dünyası içinde Adem Yoksun’un Şiirleri nerelere gelebilir bunu şimdiden kesin çizgilerle belirlemek çok zor ama sanırım Âdem’in şu sözleri bizim hangi ışığı takip etmemiz gerektiğini iyi anlatıyor:  “Neyse ki zaman en adil eleştirmen olmuştur”

      Murat Gil
      Kitapçı Dergisi, Ocak-Şubat 2014
      Sayı: 9, Sayfa: 40-41-42




20 Ocak 2014 Pazartesi

Gültekin Emre’nin Şiir Günlüğü’nde “Taşra Berberi” Hakkındaki Yorumları

 


Varlık Dergisindeki 
Gültekin Emre’nin Şiir Günlüğü’nde
“Taşra Berberi” Hakkındaki Yorumları

            Pazar. Şu duyuru ne anlatıyor? “Bu kitap acaba ne? Monolog tarzı tuhaf bir oyunsal uzun hikaye mi? İronik bir postmodern kısa roman mı? Mükemmel imgelerin billurlaştığı bir şiir dosyası mı? Manifestovari bir poetik metin çalışması mı? Dramatik bir intihar mektubu mu? Spesifik bir novella denemesi mi?” Bilmem, ben karar veremedim.

            “İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü” (Sıcak Nal, 2012) Polat Onat’ın yeni kitabı. 54 sayfa şiir, 115 sayfa uzun mu uzun bir “Önsöz”. Önsözde, şiir üstüne diyeceklerini dedikten sonra intihar edecek bir taşra berberinden. Deneysel şiirleri için bir ön açılım denemesi sanki o upuzun giriş. Aslında o kadar uzun “önsöz” yerine, akıl vermek doğru değil ama, şiirleri daha uzun tutulsaydı nasıl olurdu. Şiir üzerine o kadar uzun ahkâm kesmeye hangi şiir okuru katlanır?

            Kendisini “şiirin o dipsiz uçurumunda yapayalnız” duyumsayan taşra berberinin şiir üstüne bu kadar derin düşünmesi, şaşırtıcı. “Uzun zamandır düşünüyorum neden şiirler eskisi kadar sivri, güçlü ve yaratıcı değil diye.” Uzun mu uzun bir açıklama sağanağı. Kendi şiirlerinin de açıklamaları örnekler oluşturuyor. Aslında “Spesifik bir novella denemesi”ymiş bu farklı kitap.

            Kendini aynalara teslim etmiş bir berberin şiir dünyası ve taşra duyarlığı.

                   Gültekin Emre
             Varlık Dergisi, Ocak 2014
              Sayı: 1276, Sayfa: 112

4 Ocak 2014 Cumartesi

Bir Öğretmen Şair Yazar Blogger: Polat Onat


Bir Öğretmen Şair Yazar Blogger: Polat Onat 

"Nedir şiir?

Yüzyıllardır cevabının verildiği sanılıp üstünkörü geçiştirilmiş parlak cümlelerin yaldızlı ışığının bulanıklaştırdığı bakışları şaşırtmak pahasına soralım.
Nedir şiir?"

Dün  Dünya Çocuk Hakları Günü yazım için mola verdiğim "kitaplı" bloggerların dedikodusuna, Polat Onat ile devam ediyorum...

Esas mesleği öğretmenlik olan Polat Onat'ın 4 kitabı yayınlanmış...

Ben, Polat Onat kitaplarından, 
"İNTİHAR ETMİŞ BİR TAŞRA BERBERİNİN ŞİİR KİTABI VE ÖNSÖZÜ" kitabı üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.


Polat Onat, imzalı kitap meraklısı... Ve yine imzalı kitap peşinde olduğu bir gün sahafta Adem Yoksun adlı bir berberin şiir dosyasına rastlar. Bu dosyayı okuduğunda çok heyecanlanır ve yayınlatmak için teşebbüse geçer ve de başarır...

İntihar Etmiş Bir Taşra Berberi'nin yani Adem Yoksun'un ağzından yazılmış olan Önsöz bldiğimiz öyle bir veya iki sayfalık alışılmış bir önsöz değil... Kitabın bütünü ve hem ön hem de son söz toplam 106 sayfa...

Alışılmış kalıpların dışında. Bir roman veya şiir kitabı okur gibi hissetmekten ziyade bir felsefe kitabı niteliğindeki sorgulamaları içerisinde, yaşamın labirentlerinde oradan oraya savrulduğumu hissettim. Bazı anlar oldu elimden bıraktım çünkü yordu beynimi ama duygularım beni geri döndürdü.

Belki de bu üslubu kitabı bitirmeme sebep oldu. Son sayfalara geldiğimde, yani şiirler kısmına, ki bu aslında kitabın sadece 44 sayfalık bir bölümü. İşte o bölüm... Apayrı bir şey... Anlatılabilir mi? En azından benim kabiliyetim anlatmaya yeterli değil. Kendiniz okumalısınız...

Polat Onat'ı bu kitap nedeniyle özellikle tebrik etmek istedim. Çünkü insanlar, kolay kolay tanınmayan bir ismin, bilinmeyen bir eserini halka mal etmek adına böyle uğraşmazlar...

Polat Onat'ın kendi eserleri ile ilgili detaylı bilgilere kendisinin Polat Onat adlı blogunda ulaşabilirsiniz...

Ama ben kendi düşüncelerimi belirtmezsem içim rahat etmeyecek:

Bir öykü okuyacaksınız bir kitapta ama her kısım, her paragraf bir şiir olacak...
Alışılmış kalıplara meydan okuyacak...
Beyninizde ince kıvılcımlar çaktıracak... 
Duygularınıza eşlik edecek...
Gönlünüze yoldaş olacak...

Polat Onat'ın 4.kitabını daha okumadım. Eleştirilere göre diğerlerinden daha farklı. Okuyunca bir kaç söz buraya eklerim... Ama okuduklarımla;

Ben Polat Onat'ın iz bırakan bir sanatçı olarak kabul edileceğine inanıyorum...

21 Kasım 2013

15 Aralık 2013 Pazar

Dublin ve Batman Ulysses (Hüseyin Avni Cinozoğlu)

Zalifre Yazıları Dergisi

Hüseyin Avni Cinozoğlu

DUBLIN VE BATMAN ULYSSES *
-intihar etmiş bir taşra berberinin 
şiir kitabı ve önsözü-

   Değerli Hüseyin Nevzat Erkmen (İzmir'de yaşıyor) iyi ki Ulysses’i imzalayıp gönderdi. Ulysses’i yirmi yıl önce okusaydım anlayamazdım. Umberto Eco’nun “Foucault Sarkacı” aynı parıltıya sahip değildi. Eco “ Gül’ün Adı” romanından sonra yetenek yitimine uğradı. Doğan Kitap’tan çıkan “Prag Mezarlığı” ile harakiri yaptı. Dikkatli olmak lazım. Sema Kaygusuz’un bu minvalde “ Yere Düşen Dualar” Ulysses’i çok basitçe taklit ediyordu. Bu konuda da yazmıştım. Orhan Pamuk “Beyaz Kale’de taklit etti. Vasati seviyede kaldı. Diğer romanları da vasatidir.

   Umberto Eco, Foucault Sarkacı’nda “ Bir aptal Bile Nobel alabilir” cümlesi dikkatimi çekti. Mesela Soljenistin’in Nobel alan eseri de çok zayıf bir eserdir. 

   'Ulysses' Hüseyin Nevzat Erkmen olmasaydı belki de Türkçeye çevrilemezdi. Nevzat Bey âdeta Ulysses’i, şair çevirmenlere özgü bir yöntemle yani metni Türkçede yeniden yaratıyor. Ve bu sayede Türkçenin dünyanın en büyük dillerinden biri olduğunu görüyor ve gönenip kıvanç duyuyorsunuz. 

   Ulysses’i on beş gün oldu okuyorum ve henüz yarısına geldim. Bazı cümleleri, sözcükleri, sözcük ve cümle konstrüksiyonlarını çözmek kerpetenle çivi sökmek gibi zor. Sanıyorum Ulysses’i Türkçede Nevzat Erkmen’ den sonra en iyi anlayanlardan, metne nüfuz edenlerden biri olduğuma da inanıyorum. Elbette sevgili Enis Batur, Polat Onat ile birlikte. 

   Ben Nevzat Erkmen adını biliyordum. Sonra Nevzat Erkmen bana bir armağan daha verdi. “Cinozoğlu benim de adım Hüseyin.” dedi. HÜSEYİN NEVZAT ERKMEN. Sevgili abim Hüseyin Peker, Hüseyinler arasına Hüseyin Nevzat Erkmen’in künyesini de yazabilir. Hüseyin Cöntürk’ü hatırlatan Hüseyin Peker. 

   Fuat Çiftçi ile de konuştuk Polat Onat’ın, ÂDEM YOKSUN anti kahramanının, periferide, merkez iktidarca yok sayılan yazar ve şairleri ima ettiğini. 

   Polat Onat sadece Ulysses’i değil Oğuz Atay’ı da şerefli bir üslupla tevarüs etmekte. Kara mizahla stilizasyon üslubu “Ulysses” “Tutunamayanlar” ve “intihar etmiş bir taşra berberinin şiir kitabı ve önsözü” nde geçerli bir üslup... 

ÂDEM YOKSUN VE PERİFERİ

   Foucaltçı kuram zaten post modern dönemde merkezin iktidar ve kudretini kaybettiğini, iktidarın bir ağ gibi yayılarak, periferinin merkez karşısındaki dezavantajının son bulduğuna, işaret eder. 

   Zalifre Yazıları’nda Polat Onat’ın bu şaheseri hakkında yazdığım yazıda, USTURA imgesinin, acemi bir berberin ustalaştıktan sonra sakal saç keser gibi, fazlalıkları, uyumsuzlukları usturanın keskin yüzüyle, KILI KIRK YARARCASINA ÖZENLE traş ettiğini düşünmüştüm. Bu düşüncem doğruydu. Ustura ayrıca şiir işçiliğini de anımsatıyordu. Fakat Polat Onat’ın, “berber” ve “ustura”yı bir rastlantı ya da bir ilhamla keşfettiğini, düşünmüyordum. 

   Ve Ulyssese’in 12. Bölümünde 348.sayfa ve devamında berber ve usturayı tanıdım. Bu berber, aynı zamanda cellât ve katil imgesiyle betimlenmektedir. Peki, bu Barbar Berber kimdir? 

   Daha doğrusu Ulysses’teki 
USTA BERBER H. RUMBOLD KİMDİR? 

   Okurların biraz zekâ egzersizi yapmalarını istiyorum. Biraz daha ipucu vermek için ULYSSES'den alıntılıyorum:

“(...) 
Dublin Baş Şerifine
Dublin

Muhterem efendimiz size hizmetlerimi sunarken yukarda bahsettiğim müessif hadisede 12 Şubat 1890 tarihinde Bootle hapishanesinde Joe Gang’ı asmıştım... 
— Göster bakayım Joe, dediydim ben.
- ... Meşhur katil er Arthur Chacei’de Pentonville hapishanesinde jessie Tilsit’i öldürdüğünden dolayı asmıştım, Billington
—Vay anam dediydim ben
- ... meşhur katil Toad Smith’i idam ederken ona yardımcılık etmiştim.
Abem. Mektubu elimden çekip alıverdiydi.
— sıkı durun, dediydi Joe, ilmeği adamın boynuna bir kerede geçirivermek gibi özel bir kabiliyetim vardır ki artık onu hiç çıkaramaz. İnşallah takdirlerinize mazhar olurum pek muhterem efendim, hürmetlerimle, mağış talebim beş ginedir.

H.Rumbold
Usta Berber
(...)" 

   Bir sonraki yazımda bu sorunun yanıtını vereceğim. Bazı tembel zihinli arkadaşlar temrin yapmaları için...

   Polat Onat’ın dehâsına bir kez daha hayran oluyorum. Türkçe’nin sahih Arthur Rimbaud’u ...

   USTURA sözcüğüyle Polat Onat bir harfler konstrüksiyonu ile metni zenginleştiriyor:

USTURA
US
USTA
UST ( meta fiction) 
ART USU

ARTHUR

   İskender Pala gibi, ikinci sınıf kötü ve adi yazarların ULYSSES'de proto tipleri ya da benzerleri var. İskender Pala, Türk Ordusu’ndan ihraç edilince yeşil sermaye ona merhamet ederek dünyalık edinmesini sağladı. Her yıl alelacele basmakalıp romanlar yazıyor. Ülkemiz eblehler ülkesi. Bu ülkede “aptallık sayısı bir hayli yüksek”

   Sabahleyin HaberTürk kanalında bir astrolog kadın vardı. Saçmalayıp durdu. Sanki gezegenlerin, yıldızların ruhu, canı var da insanları seçip etkiliyor. Kadın cehaletin verdiği cesaretle bir bilim adamı gibi afra tafra içinde. 

   Kurtlar Vadisi adlı dizinin senaryosunu acaba “Bir akıl hastası mı?” yazıyor diye de düşünmeden edemiyorum. Pekâlâ, Paranoyak Psikoza duçar bir akıl hastası ancak Kurtlar Vadisi gibi iptidai bir dizinin senaryosunu kaleme alabilir. Necati Şaşmaz’ın IQ'sü son derece düşük. “Kurtlar Vadisi”nin senaryosunu yazan da kardeşiymiş. Türkiye’de akıl hastaları bile film çekebiliyor. Dört tane ardarda “Cinli” film çeken Hasan Karacadağ’ın filmleri düşük IQ'süyle dikkat çekiyor. Türkiye, bu anormal ülkede küçük çaplı adamlar epey dünyalık edinmekteler. 

   İskender Pala, ordudan ihraç edildi, Mustafa Kemal Atatürk’le en ufak bir bağlantısı olmadığı halde ( Zihinlerinde ve içlerinde Mustafa Kemal düşmanlığı bu taifenin alâmeti farikasıdır.) Atatürk Tarih Dil Yüksek Kurumu’na atandı. Bu durum bile Mustafa Kemal’den intikam almak isteyen bir zihniyetin, alelacele başvurduğu bir intikam biçimidir. Böylesi bir seçim Mustafa Kemal’in hatırasına hıyanet ve hürmet etmemektir. Dün de Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülü’ne değer görüldü. 

   Ahmet Kaya ile bu pespaye yazar taslağını aynı kadrajda görmeye tahammül edebilir misiniz? Yunus Emre’yi bile tahrif etti. Yunus Emre kimdir bilmiyor. Sünniliğin Sünnileştirdiği bir Yunus Emre ve geleneği vardır. Fakat asıl metne ve gerçek metne sahip Yunus (İONNES) Rumdur. Yani Hıristiyan azınlığa mensuptur. 

   Peki, Cumhurbaşkanlığı ödülü İskender Pala’yı Kanon dışı olmasını değiştirebilir mi? Ünler, şöhretler geçicidir. Aristo’nun dediği gibi “ün ile değer aynı şey değildir”.

   Dünyalar Güzeli Rahmetli, Kardeşim Didem Madak’ın bir cümlesini anımsıyorum. “ kötü şiir ( eser) iyi şiir ( eseri) piyasadan kovar.” mealindeki iktisatta geçerli Greshan yasasını, edebiyata şöyle tavzih ediyordu. “ Kötü şiir iyi şiiri kısa vadede, iyi şiir kötü şiiri uzun vadede piyasadan kovar.” Şiirle birlikte edebiyatı romanı da içeren bir cümle. 

   Oportünizmin sağcısı, solcusu, devrimcisi, İslamcısı olmaz. Bakınız soldaki oportünistlere. Ulysses, İskender Pala ile birlikte Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Canan Tan, Ahmet Altan son yapıtlarıyla Elif Şafak ( Elif son yazdıkları ile bu ucuz pazara dâhil oldu, daha öncesinde iftihar duyduğumuz çok iyi bir yazardı.) benzer yazarlarla dalga geçiyor, yani bir manada onları “çoktan ölmüş eserler mezarlığına” gömüyor. 


   Geçen yıl Ordu’da, Şair Müslim Çelik’e, "Edebiyat sanat ortamında her zaman bir iki iyi adam vardır." demiştim. Müslüm de bana “Bir ikiden daha fazladır.” diye cevap vermişti. 

   Adalet Terazisi doğru tartan Enis Bey, Mustafa Durak Hocamız gibi hatırladım. Edebiyatın sıhhati ve yetkinliği için daha çok sayıda “Muhalefet Şerhi”.

* Ulysses. James Joyce. Türkçesi Nevzat Erkmen. Redaksiyon: Enis Batur. YKY. 13. baskı

* İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü,
Polat Onat, Komşu Yayınları, 2012

          HÜSEYİN AVNİ CİNOZOĞLU
          10 Ekim 2013 / Safranbolu