İmzalı Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmzalı Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2026 Perşembe

2026'da Okuduğum Batmanlı 15 Yazarın İlginç Kitapları (Video)


2026'da Okuduğum 
Batmanlı 15 Yazarın 
İlginç Kitapları

1. Karanlık Gece - Sarin / Mehmet Selim Yiğit

2. Odin - Beşin Yemini / Özgür Yüce

3. Saklı Tarih - I. Cilt / Ferhade Fayiqe Sileman

4. Kader Çığlıkları / Yasemin Dinç

5. İki Prens / Zeki Sevim

6. Yıldızın Son Işığı / Hüseyin Işık

7. Karmaşık Düşünceler / Mahmut Ekinci

8. Hülasa / Kamuran Demir

9. Duhan - Kara Kubbe / Hüseyin Garça

10. Sessizliğin Şarkısı / İkram Güneş

11. Seçme Metinler / Behçet Darğın

12. Üç Heceli Gece / Nejdet Şeker

13. Dorika Aşiretinin Doğuşu / Nuri Aydemir

14. Aşka Son Bilet / Elif Dinç

15. Kötü Çocuklar / Rıfat Demir
 

9 Aralık 2025 Salı

Şair Aziz Kemal Hızıroğlu'nun Vefatı / Hayatı, Kitapları, Şiirleri (Video)


Şair Aziz Kemal Hızıroğlu'nun Vefatı
(Hayatı, Kitapları, Şiirleri)

Usta şair Aziz Kemal Hızıroğlu'nun geçen hafta vefat ettiğini tesadüfen öğrenince çok şaşırdım, üzüldüm.

Ve hemen çektiğim bu videoda, eserleri, hayatı ve kişiliği hakkındaki görüşlerimi paylaştım.  


Saprofit (şiir)
Aziz Kemal Hızıroğlu (imzalı)



Aziz Kemal Hızıroğlu
Özgeçmişi ve Yayınlanmış Yapıtları


7 Aralık 2025 Pazar

1 Aralık 2025 Pazartesi

Fuarlarda İmzalı Kitap Satma Yöntemleri / Kararsız Okurlar Nasıl İkna Edilir? - Kayseri Kitap Fuarı (Video)


Fuarlarda İmzalı Kitap Satma Yöntemleri
Kararsız Okurlar Nasıl İkna Edilir?
(Kayseri Kitap Fuarı)

Yazarlar için kitap fuarlarında imzalı kitap satış teknikleri...
 

19 Ekim 2017 Perşembe

Özgür Cebeci'den "Her Çocuk Harikadır" Kitabı Yorumu


Özgür Cebeci'den
"Her Çocuk Harikadır" 
Kitabı Yorumu

"Bir kitap okumaktan daha güzeli yazarından imzalı kitap okumaktır. 

Yazarından kitap okumaktan daha güzeli, kitabın kahramanlarından imzalı kitap okumaktır. 

Sevgili Said Fazıl, tarafıma imzaladığın kitap beni fazlasıyla mutlu etti. 

Sevgili Meryem, şair babanın şair kızı ne mutlu sana özgüven kazandırıp artıran bir ailenin çocuğusun. Senin en kıymetli hazinen ailen! 

Said Fazıl'a not: Kitabını beğenen Umut CEBECİ arkadaşları için de sipariş verdi. Bir tane de kendisi için Said Fazıl & Meryem imzalı kitap istiyor, bilginize... 

Babası, bu kitap, yazarından daha fazla, kahramanından imza talebi alacak gibi durmakta. ☺ 

Sinop'tan Batman'a selam ve sevgiyle.."







23 Mart 2017 Perşembe

Büşra Akbulut'tan "Ölümsüz Cümleler" Kısa Videosu




Ölümsüz Cümleler 'in arka kapağına önemli katkıda bulunan, 

değerli sanatçı Büşra Akbulut 'a, bu kısa video için teşekkür ederim.

21 Ocak 2015 Çarşamba

İmzalı Kitaplar Müzesi: Bloğunda Bin Adet İmzalı Kitap Var (Batman Çağdaş Gazetesi)


Bloğunda Bin Adet İmzalı Kitap Var  

Batman’da yaklaşık 10 yıldır farklı okullarda çalışan
eğitimci Polat Onat, oluşturduğu imzalikitap.blogspot.com
sitesinde imzalı bin kitabı arşivledi.
 

ARİF ARSLAN’IN KİTABI DA BLOGTA

Aslen İstanbullu eğitimci-şair Polat Onat, üç yıl önce oluşturduğu İmzalı Kitaplar Müzesi sitesinde bin civarında kitabı arşivledi.
 
1930 Yıllardan bu yana başka isimler adına dahil, imzalı kitapları arşivlediğini belirten eğitimci-şair Onat:
“Kitaplara ayrı bir sevdam var. Üç yıl önce oluşturduğum blogda sahaflar ve müzayedelerden elde ettiğim kitaplar ile, adıma imzalı iki yüz kitapla birlikte, yaklaşık bin civarında kitabı arşivledim. 1930'lu yıllara ait bazı kitaplar da sitede mevcut. En son adıma imzalanan oldukça orjinal bir eser olan, Arif Arslan’ın yazdığı Yüz Yüze Batman kitabını da bloguma ekledim.”
diye konuştu. 
 
                  14 Ocak 2015

3 Aralık 2014 Çarşamba

Bilgili Sahafları Neden Sevmiyorum?



Bilgili Sahafları Neden Sevmiyorum?
 
            Bilgili ve kültürlü insanları her zaman sevmişimdir ancak bunun bir istisnası var, bilgili ve kültürlü sahafları hiç sevmiyorum, çünkü kendini yetiştirmiş ve kitaptan anlayan sahaflar sattıkları kitapların değerini iyi bildikleri için, kıymetli ve nadir kitapları satarken fazla ücret talep ediyorlar, oysa bazen cahil ve bilgisiz sahaflara rastladığımda son derece kıymetli, imzalı, eski bir kitabı, karalanmış ve yıpranmış gerekçesiyle gazete fiyatına sudan ucuza sattıklarında, o kitabı ellerinden çıkardıkları için sevinç duyduklarını görüyorum ve ben de tarihsel değere sahip nadir bir eseri yok pahasına satın aldığım için mutlulukla eve dönüyorum.
 
Yüz Kelime Tek Cümle-15
POLAT ONAT


19 Nisan 2013 Cuma

Fatma Çetin Kabadayı ile Söyleşi: İmzalı Kitaplar Müzesi'nin Bekçisi

Fatma Çetin Kabadayı

        www.habername.com
                                                  www.edebiyatevi.com
                                                                                            www.edebiyatgalerisi.net

Fatma Çetin Kabadayı ile Söyleşi
İMZALI KİTAPLAR MÜZESİ’NİN BEKÇİSİ: POLAT ONAT

“Özel olarak imzalanmış bir kitapla bir mektup arasında çok az fark vardır.” diyen ve kitaplarla büyüyen bir okur-yazar.
1979 Yılında İstanbul’da doğan Polat Onat, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun. Şiirle, kitapla iç içe bir eğitimci. Yazdığı kitapların sonuncusu olan “İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü” ile yazarlığının jübilesini yaptığını dile getirse de yazılarını kendi sitesinde yayınlamaya ve öğrencilerine, edebiyatseverlere faydalı olmaya çalışıyor.
            Kendisiyle tanışmamız bir değiş tokuş sayesinde oldu. İmzalı Kitaplar Müzesi sitesini keşfettiğim gün ona ulaştım ve beni kırmadı.
            Söyleşimizi sizlerle paylaşmayı borç bildik:

            “Sayın Polat Onat Hocam, öncelikle teşekkür ediyorum. Şahsınıza ait bilinmeyen birkaç tanıtıcı cümle istesek neler söylersiniz?”

            Öncelikle bu samimi ilginizden ve desteğinizden dolayı ben teşekkür ederim. Kendimi tanıtmam gerekirse: “Polat Onat her zaman öğrenci, bazen öğretmen, bir zamanlar şair, iflah olmaz bir okur ve kitap koleksiyoncusudur.” diye tanıtmayı yeğlerdim. İsteğiniz üzerine şahsıma ait pek bilinmeyen bir hususu da bu vesileyle ifade etmem gerekirse; sokağa çıkmayı, gezmeyi, yürüyüşü, yolculukları hiç sevmediğimi, hatta nefret ettiğimi, ama evdeki çalışma odamda oturup kitaplarımla vakit geçirmekten büyük keyif aldığımı söylemek isterim.

            “Polat Onat’ın edebiyat alanında amaçları nelerdir?”

            İtiraf etmem gerekir. Evet, bir zamanlar edebiyat alanında kısa ve uzun vadeli amaçlarım, kendime göre çeşitli hedeflerim vardı. Fakat okurluğum ve kitap koleksiyonculuğum neticesinde elde ettiğim zihinsel kazanımlar ve düşünsel tecrübeler perspektifinde artık bu tür şeylerin pek önemi olmadığını kavradım. Belli amaçlar çerçevesinde geleceğe dönük bir hareket planı yapmanın benim açımdan artık hiçbir kıymeti yok.

            Müsaadenizle bu hususu biraz açmak istiyorum. Edebiyat alanında nihai bir amacım olmamasının temel nedeni, hayalimde bir hedef olsa ve ben buna ulaşsam bile neticede bunun hiçbir kıymetinin olmadığını iliklerime de duyumsamamdır. Bunu ilk ne zaman duyumsadım biliyor musunuz, üstat şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı evinde ilk ziyaret ettiğimde. 2003 yılının başıydı ve rahmetli şair o zamanlar doksan yaşındaydı. Yaşayan bir efsaneydi, yüzden fazla şiir kitabı yayımlamış, hayatını şiire adamış, dünya çapında kendini ispatlamış, dev bir şair. O benim rol modelimdi, ileride olmak istediğim kişinin prototipiydi muhayyilemde. Dağlarca’yla görüşmemizin sonunda, evinden ayrılırken hayatta hedefler belirleyip ulaşmak için çırpınmaktan çok, hayatı fazla zorlamadan itina ve sevinçle yaşamamız gerektiği, kafama bir balyoz gibi dank etti. Konuşmamızın bir bölümünde Dağlarca’nın içli içli “Yalnızlık Allah’a mahsus” demesini unutamam. Ne kadar başarılı bir şair olsa da kimsesiz oluşunun onu çok hüzünlendirdiğini gözlemledim. “Her başarının bir kefareti vardır, sizinki de yalnızlığınızdır belki” dedim Dağlarca’ya. Bir cevap vermedi. Susup öyle baktı pencereden dışarıya. Öyle tahmin ediyorum ki mutlu bir aile, çocuklar ve torunlar için tüm kariyerinden, tüm kitaplarından vazgeçerdi Dağlarca. Allah hiçbir insanı tam olarak mutlu etmiyor işte bu hayatta. Bir şey veriyor, başka bir şeyi alıyor ya da eksik bırakıyor. Bu kuşkusuz böyle, mutlak mutluluk diye bir şey yok. Dağlarca’yla bu görüşmemizden şunu öğrendim: Sanatta, şiirde ve dolayısıyla hayatta, tam bir ruhsal tatmin asla mümkün olmuyor, hep bir doyumsuzluk, hep bir eksiklik duygusu yakasına yapışıyor insanın. Sonsuz huzur bu dünyada yaşayan biz zavallı insanlara ne kadar uzak bir olgu.

            “Kendinize ait blog sitenizde ‘Artık daha da bir şey yazmam arkadaş! Unumu eledim, eleğimi astım. Benden bu kadar!’ söyleminiz ilgimi çekti. 2000 Yılından bu yana şiir ve edebiyatla ilgilenen bir yazarın kalemi bırakma kararı neden? Gerçekten bırakabildiniz mi?”

            Bir önceki soruya verdiğim cevap, dolaylı yönden bu sorunuza da bir cevap teşkil ediyor aslında. Şunu da ekleyeyim: Şimdiye dek üç kitap yazdım ve yazdığım üç kitabı da “Bu benim son kitabım olacak.” inancıyla yazdım. İlk kitabımın adı “Son”du zaten. Yazdığım şiirleri toparlayıp kitaplaştırayım, daha da yazmam, diye düşünüyordum. Sonra ikinci kitabım geldi. “İhtiyarın Vefatı” adlı yapıtımla yaşlanmak ve ölüm temalı bir kitap yazayım, bu işleri öyle bırakayım, dedim. Onun ardından üçüncü kitabım ortaya çıktı. Edebi vasiyet hüviyetinde, şimdiye dek benzeri yazılmamış “İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü” adında deneysel bir ürün ortaya koyup kalemi kırayım istedim. Şimdi ise kafamda bir çocuk kitabı var, onu da yazayım da çocuklarımın hakkı kalmasın. Ama bu kesin artık, yazmam arkadaş, diyorum kendim bile inanmayarak. Yazdıklarımın edebiyat çevrelerinde önemli yankılar bulması ve okurlardan da belli bir ilgi görmesi yazmayı bırakmamı zorlaştıran bir etken. Epeyce ciddi bir tiryakiydim, buna rağmen sigarayı birkaç yıl önce bıraktım çok şükür. Yazmayı bırakmak inanın daha zormuş. Umudum halen var. Yazmayı bırakacağım muhakkak; ama yaşarken değil, öldüğümde…

            “İmzalı Kitaplar Müzesi’ni kurmak nerden aklınıza geldi? Neler yaptınız? Zevkli ve zor yanları nelerdir?”

            Kitaplar benim için okunup işi biten, bir kenara bırakılan nesneler değildir. Kendine ait bir hayatı, bir macerası olan nesnelerdir. Kitabın imzalı olması da kitaba biriciklik kazandıran, kişiselleşmesini sağlayıp değerini artıran önemli bir husustur benim gözümde. Üniversite yıllarımdan beri imzalı kitap koleksiyonu yapıyordum. Yıllardır yolumun düştüğü her şehirde sahafları tarayıp imzalı kitap bulmak benim için çok huzur verici bir uğraştı doğrusu. Birkaç yıl önce ise, internetteki imzalı kitap sergileyen siteleri ziyaret edip faydalanmak için ufak bir araştırma yaptım. Sonuç şaşırtıcıydı. İmzalı kitaplar satan siteleri saymazsak, imzalı kitap sergileyen hiçbir siteye rastlamadım sanal alemde. Bu durumda, benim gibi bu konuya ilgi duyabilecek kişiler için bir kaynak oluşturabilmek amacıyla kendi koleksiyonumu sergileme kararı aldım ve ciddi bir emek verdim. Sonuçta İmzalı Kitaplar Müzesi ortaya çıkmış oldu. Şu an itibariyle 600 imzalı kitap sergileniyor. Fırsat buldukça da site arşivini genişletmeye çalışıyorum.

            polatonat.blogspot.com adında, dolu dolu, içinden çıkmak istemediğimiz kişisel bir blog sitesi daha hazırlamışsınız. Olumlu tepkiler aldığınız da aşikâr.  "Şiir Yarışmasına Gönderilip Sahafa Ulaşan Kitap" başlıklı yazınız, beni tam kalbimden vuran bir konuydu. Benzer şeyi yaşamış olduğumdan dolayı da çok etkilendim. Çok üzüldüm.  Sizce jüri üyeleri gerçekten bu işi hakkıyla yapabiliyor mu? Yarışmalar gerçekle bağdaşıyor mu?”

            Bu sorunun cevabını ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Ve sizi temin ederim bu satırları okuyanların hemen hepsi muhakkak bahsettiğiniz sorunun cevabını çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla, sürekli gündemde olan ve hep aynı yanıtların verildiği bu hususta, bilinen şeyleri tekrarlayacağımız için fazla konuşmak istemiyorum.

            Şu an itibariyle çalışmalarım nedeniyle önemli bir ödül kazanamadığım için; ödüllere karşıyım, yararına inanmıyorum, yarışmalardaki jüri üyelerinin ciddi çalışmadığı, objektif davranmadığı kanısındayım. Ancak, kayda değer bir kurum, bana ödül verme lütfunda bulunursa, bu fikirlerimi tamamıyla değiştirebileceğimi de burada ifade edeyim :-)

            “Hem okul, hem yazı, hem de bu araştırma ve çalışmalarınız için nasıl vakit buluyorsunuz?”

            Az uyuyarak. Az uyuyanlar iki tane hayat yaşarlar. 
        
            “Roman mı, şiir mi diye sorsam ne dersiniz?”

            Benim öngörüme göre, edebiyatta elli sene sonra bildiğimiz anlamıyla roman da şiir de varolmayacak. Türlerin birleşeceğine, melez yapıtların ön plana çıkacağına inanıyorum.

            “İmzalı Kitaplar Müzesi”nde kendi eserinin de sergilenmesini isteyen şair ve yazar arkadaşlar size nasıl ulaşabilirler?”

            Bundan büyük memnuniyet duyarım. polatonat@hotmail.com mailime yazan arkadaşlara, adresimi sevinçle iletip, postalayacağı imzalı kitabını ilgiyle okuyup, müzemiz arşivine ekleyerek sergileyeceğimi sizin vesilenizle duyurmuş olayım.

            “Vakit ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.”

            Rica ederim. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.



28 Ağustos 2012 Salı

Şiir Yarışmasından Şiir Kütüphanesine Ulaşan Kitabım


   Geçen yıl şiir yarışmasına gönderdirdiğim ve sahafta bulunan kitabımdan bahsetmiştim. Yarışma sekreteryasına yedi tane kitap göndermiştim ya, geçenlerde aynı yarışmaya gönderdiğim bir diğer imzalı kitabımla karşılaştım. Ne kadar ilginç değil mi?

   Bursa Nilüfer'deki Şiir Kütüphanesi'nin rafları arasında dolaşırken, bir baktım benim "Son" kitabım da orada. Şaşırdım ve sevindim. "Kütüphane yetkilileri hakikaten şiirden anlıyormuş, benim kitabımı da satın alıp arşivlerine eklemişler, helal olsun!" diye düşündüm. Şaka bir yana, kitabı açıp baktığımda, yıllar önce Metin Altıok Şiir Yarışması'na gönderdiğim bir diğer kitapla daha karşılaşmak hoş bir sürpriz oldu benim için doğrusu.

   Yine oldukça ilginç bir tesadüf sonucu, bugün bir mail aldım. 2009 yılındaki Metin Altıok Şiir Ödülü seçici kurulunda yer alan şair Eray Canberk şiir yarışmasına gönderdiğim ve sahafa ulaşan kitabımla ilgili paylaşımım hususunda açıklamalarda bulunan bir yazı yazmış ve bana göndermiş. 

   Şair ve jüri üyesi Eray Canberk'in konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla bana gönderdiği mesajı, kendisinden izin alarak burada paylaşıyorum:

   Sayın Polat Onat,

    2009 yılında Metin Altıok Şiir Ödülü’ne gönderdiğiniz “Son” adlı şiir kitabınızın başından geçenlerden daha önce de haberim olmuştu. Kitabınızın “çöpe atılmayıp sahafa satıldığı” ileri sürülüyordu. Bu gibi iddia ve suçlamalar sizin “jüri üyesi” diye nitelediğiniz seçici kurul üyelerinin yazgısıdır. Yazgıya boyun eğip olayın üstünde durmadım. Ne var ki bugün e-postama gelen bir ileti konusunda internette araştırma yaparken sizin 1. 3. 2010 tarihli yazınızla karşılaştım. “Yorumlar” dahil olmak üzere baştan sona okudum. Size ulaşıp bazı açıklamalar yapmak isteyince de Metin Cengiz’e baş vurarak e-posta adresinizi öğrendim. Aslında buna gerek kalmayacakmış; çünkü hemen ardından sizin “sahafta bulduğunuz bir dosya” ile ilgili iletiniz geldi. Burada da e-posta adresiniz vardı.

   Bu arada yine internette sizinle ilgili bilgilere ulaştım ve konumunuzu öğrenince de sizin gibi düzeyli genç bir şair nasıl olur da yukarıda sözü edilen yazıyı yazar, şaştım.

   Şu anda her ne kadar sizin yaşınızın iki katı yaşta olsam da size öğüt vermeye kalkışmam yakışık almaz. Şimdi yazacaklarımı yalnızca bir savunu ya da iç dökme kabul edin.

    Ben, 1960’tan beri, yani 52 yıldır edebiyat ortamının, dahası edebiyat mutfağının içinde olan bir edebiyat emekçisiyim. Ekmeğimi hemen hemen bu yolla kazandım. Edebiyat çevrelerinde olumlu ve güvenilir bir izlenim bırakmışım ki neredeyse 30 yıldır çeşitli ödül ve armağanların seçici kurullarında bana görev verdiler. Bunlardan biri de Metin Altıok Şiir Ödülü Seçici Kurul üyeliğidir.

    Sizin katıldığınız yıl seçici kurulda Gülten Akın, (rahmetli) Füsun Akatlı, Doğan Hızlan, Talât Sait Halman, Ülkü Tamer, Enver Ercan ve ben vardım. Bu adı geçenlerin hiçbiri kitabı çöpe atmaz. Sahaflara satılması da söz konusu olamaz, çünkü almıyorlar. Nitekim ben bana gelenlerin bazılarını kendime ayırdıktan sonra bazılarını şiirsever dostlara, geri kalanları da nazımızı çeken sahaf dostlara armağan ediyorum.

    Seçici kurul üyeleri (bir iki kurul dışında) ücret almazlar. Bu iş gönüllü olarak yapılır. Getirisi de edebiyata hizmet etmiş olmak ve böyle bir kurulda bulunmaktan onur duymaktır. (Dilerim, yaşınız ilerler, böyle bir kurula seçilirsiniz ve gelen 40-50 kitabı hiçbir karşılık beklemeden değerlendirmenin nasıl zaman aldığını, nasıl yorucu olduğunu ve sorumluluk getirdiğini bizzat yaşayarak görürsünüz.)

    Kitabınızın sahafa satılması ya da günlük deyişle “sahafa düşmesi” hiç de gocunulacak bir olay değildir. Tam tersine kitaba bir gün görmüşlük ekler. (Ayrıca, kendim için söylüyorum, bugüne kadar bana gelen şiir kitaplarını evde barındırmaya kalksaydım, şu anda özel olarak oluşturduğum şiir kitaplığımın yanı sıra  1000 kadar kitaplı ayrı bir şiir kitaplığı oluşurdu. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi gelen şiir kitaplarının çoğu belli bir düzeyin altında oluyor ve elde tutulması bir anlam ifade etmiyor.)

    Bir ödüle katılan kitaba hiçbir şekilde “ithaf” yazısı yazılmaz. Bu  göreneklere de aykırıdır. (Öte yandan, imzalı kitap da sahafa satılabilir ya da bir dosta armağan edilebilir. Bunları toplayan “imzalı kitap” meraklıları da vardır ki anladığım kadarıyla bunlardan biri de sizsiniz. İmza sayfasını kesmenin ya da kopartmanın kitaba saygısızlık olacağını düşünüyorum.)

    Yazınızın sonundaki “Yorumlar”a gelince: Değerlendirmeler son derece bilgisizce. Suçlayan ya da eleştirenlerin seçici kurul üyelerinin adlarını ilk kez duydukları kesin! Eğer şiir okuru böyleyse gerisini siz hesap edin!

    Metin Altıok Şiir Ödülü’nün bazı yıllar isabetsiz olarak verildiği düşünülebilir. Bugüne kadar alanlar Haydar Ergülen, Azad Ziya Eren, Hulki Aktunç, Birhan Keskin ve Tozan Alkan olduğuna göre  “Bunlardan hangisi ödüle değer değildir?” sorusuna cevap vermek gerekir.

    Değerli genç şair arkadaş, önemli olan şiirdir; çekişmelerin, didişmelerin, suçlamaların, kendinden menkul değerlendirmelerin, ahbaplık ilişkilerinin, bazı durumlarda ödüllerin bile şiire hiçbir şey katmadığını yaşayıp görmüş biri olarak size başarılar diliyorum. 

   Eray Canberk 
   27 Ağustos 2012 

19 Aralık 2011 Pazartesi

İmzalı Kitaplar Müzesindeydim! (H.İbrahim Tongur)


İMZALI KİTAPLAR MÜZESİNDEYDİM!

Şair Polat Onat ilginç bir koleksiyon sahip: Yazarları tarafından imzalanan kitaplar. "Özel olarak imzalanmış bir kitapla bir mektup arasında çok az fark vardır" diyen şair Onat, yüzlerce imzalı kitabı bloğunda sergiliyor. 

Onlar kütüphanemizde ayrı bir yere sahiptir!
Onlar sanki özel bir konuk, özel bir insandır.
Onlar, yazarları tarafından adımıza imzalanmış kitaplardır…
Bazen sadece bakmak için alınır, ilk sayfasındaki yazılar ve imzalar tekrar tekrar okunur…

1979 doğumlu şair Polat Onat, ilginç bir koleksiyona sahip. Yazarları tarafından imzalanan kitapları bloğunda sergiliyor.

“Bir kitabın yazarı tarafından imzalanmış olması sizin için bir anlam ifade eder mi?” diye soran Şair Onat, yüzlerce imzalı kitabı tek tek taramış ve internet ortamına aktarmış.

imzalikitap.blogspot.com adlı sitede 500’e yakın kitap kapağını ve imzalı ilk sayfayı paylaşan Polat Onat, Batman’da sınıf öğretmeni olarak çalışıyor.

Evli ve iki çocuk babası olan Onat, şiir yazmaya ve yayımlamaya 2000 yılında başlar. 2002 Rıfat Ilgaz Şiir Yarışmasında mansiyon ödülü olan şair, şiirleri ve şiir üzerine yazıları 2004 yılına kadar: Varlık, E, Heves, Başka, Kavram Karmaşa, Şiir Ülkesi, Sepya, Budala, Kuzey Yıldızı, İmlasız, Ağır Ol Bay Düzyazı, Daktilo, Ay, Akatalpa dergilerinde yayımlanır.

2005 yılından itibaren dergileri sadece okur olarak takip etmeyi tercih ederek, edebiyat dergilerinde şiir ve yazı yayımlamayı bıraktı. İlk kitabı "Son" Mühür Kitaplığı tarafından 2009'da yayımlandı. İkinci kitabı "İhtiyarın Vefatı" 2011 yılında Şiirden Yayınları'ndan çıktı.

“Özel olarak imzalanmış bir kitapla bir mektup arasında çok az fark vardır” diyen şair Onat, yüzlerce imzalı kitabı bloğunda sergiliyor. Aralarında Abdurrahim Karakoç, Ali Çolak, Cemal Safi, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Senai Demirci, Sinan Yağmur gibi yazarların bulunduğu kitaplar ilgimi çekti.

Özel emek ve ilgi isteyen bu etkinlik için öğretmen şair arkadaşım Polat Onat’ı tebrik ediyor, bu ilginç arşivi merakla, saatlerce incelediğimi de ifade etmek istiyorum.

İmzaların mahremiyetini korumak açısından Paint’te üzerlerine karalama yapma fikrini de beğendim.

Halil İbrahim Tongur

20 Kasım 2011 Pazar

Şiir Yarışmasına Gönderilip Sahafa Ulaşan Kitap


Geçen gün Zafer Yalçınpınar'ın bir sahafta bulduğu, Metin Altıok Şiir Yarışmasına başvurmak amacıyla gönderdiğim "Son" kitabım... Zavallı kitabım... 

Kitabımı çöpe atmak yerine sahafa satarak, yeni okurlara ulaşmasına vesile olan sayın jüri üyesine bu vesileyle çok teşekkür ederim :-)

Gülten Akın
Füsun Akatlı
Doğan Hızlan
Talât Sait Halman
Ülkü Tamer
Eray Canberk
Enver Ercan

Konuyla ilgilenenler ayrıca şu linke de bakabilir: 

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Eski Bir Fotoğraf ve Arkası






Mercimek Ahmet oğlu 
Mehmet ÖZTÜRK (1928 - 2004)

Bir canlı izin varsa şu toprakta, silinmez;
Ölsen seni sırtında taşır toprağın altı.
Ey gölgeden ümmid-i vefa eyleyen insan!
Kaç gün seni hatırlayacaktır şu karaltı?

Mehmet Akif ERSOY
“Safahat”

22 Temmuz 2011 Cuma

Yine İmzalı Kitaplar (Hüseyin Yurttaş)

"Sevgiyle Dönsün Dünya"
Hüseyin Yurttaş, Bilgi Yayınevi, 2000

"Kirli Tarih"
Hüseyin Yurttaş, Bilgi Yayınevi, 1995


"Bu Şehir, Bu Topraklar"
Hüseyin Yurttaş, Bilgi Yayınevi, 1999

Not Defteri:
Yine İmzalı Kitaplar

Batman’dan Polat Onat “facebook” aracılığıyla bir çocuğa imzaladığım kitabın imzalı sayfasını kopyalayıp göndermiş. Pek sevindim, kadir kıymet bilenler de var diye. Çünkü ben minik öğrenciyi Polat Onat’ın çocuğu ya da bir yakını sanmıştım. Teşekkür ettim. Derken Onat’tan yeni bir ileti ulaştı. Meğer Polat Onat imzalı kitaplar toplayan bir kişiymiş. Sonradan benim bir şiir kitabımın da imzalı sayfasını iletti. Çocuk kitabını imzalatan çocuğun büyüdüğünü ve bir daha dönüp o kitabı okumayacağını düşününce, bunu saklamaya niyeti olmayan gencin ya da ebeveynin kitabı niye bir başka küçüğe armağan etmediğini sormak hakkımız mı, bilmiyorum. Ancak, imzalı kitapların eski kitapçılara düşmesi hüzün verici bir şey, vesselam!

Hüseyin YURTTAŞ
Varlık Dergisi, Sayı: 1246
Temmuz 2011, Sayfa: 96

13 Haziran 2011 Pazartesi

Dağlarca'dan Mektup ve İmzalı Şiir







01.11.2003
    İstanbul

Öğretmen Polat Onat,

Mektubunu aldım. Değişikliklere sevindim. Yeni işinize dört elle yaklaşmanız size olan inancımı pekiştirdi. Öğrenciler hepimizin yarınlarıdır.

Yazın çalışmalarınız da verimli yoldadır. Şiirin üstüne varılmaz. Şiir varır insanın üstüne.

Çabalarınızda başarılı olacağınıza inanıyorum.

Güzel Türkiye için güzel günler...

Sağlıkla kalın, esen kalın.

                                                   Fazıl Hüsnü Dağlarca


*****

ORMANDA SESSİZLİK

Kapı çalındı
Gelen kim

Ormancıydı o
Ağaçlarını çok severdi
Hangisi güneşten yoksun
Hangisi bir damla suya özlem duymakta
Hangisinin yeşili biraz eksilmiş
Dalı kırılmış hangisinin
Koşardı bakımını yapardı sayrı yaprakların

Ormancıyı askere aldılar
Giden kim

                                            Fazıl Hüsnü Dağlarca
                                                  21.02.2003

*****




26 Şubat 2011 Cumartesi

İmzalı Kitap Mezarlığı


Batman, Bursa, Elazığ, Erzurum, İstanbul, Antalya, Isparta, Konya şehirlerinde sahaflardaki araştırmalarım sonucu bulduğum imzalı kitaplardan, yazarları vefat etmiş imzalı kitapların bir kısmını burada paylaşmak istedim:


İlhan SELÇUK (Vefatı: 21.06.2010)
---


Ahmet NECDET (Vefatı: 04.05.2010)
---


Bahri ÇOKKARDEŞ (Vefatı: 28.09.2009)
---


Mehmet TURGUT (Vefatı: 01.07.2009)
---


İlkan SAN (Vefatı: 20.10.2008)
---



Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (Vefatı: 15.10.2008)
---


Memduh GÜLTEKİN (Vefatı: ?.10.2008)
---


Avni ANIL (Vefatı: 14.06.2008)
---


Sabahattin ENGİN (Vefatı: 19.07.2007)
---


Nusret ÖZCAN (Vefatı: 22.06.2007)
---


Ali ERDİN (Vefatı: ?.05.2006)
---


Hüceste AKSAVRIN (Vefatı: 2006)
---



Turgut YARKENT (Vefatı: 28.04.2006)
---


Necdet GÖL (Vefatı: ?.12.2004)
---


Cahit UÇUK (Vefatı: 07.11.2004)
---


Vedat GÜNYOL (Vefatı: 09.07.2004)
---


Faik BAYSAL (Vefatı: 09.12.2002)
---


Melih ÖZER (Vefatı: 2002)
---


İsmail GENÇTÜRK (Vefatı: 15.02.2001)
---


Behzat AY (Vefatı: 09.07.1999)
---


Tahir Kutsi MAKAL (Vefatı: 16.06.1999)
---


Hakkı ÖZKAN (Vefatı: 1999)
---


Burhan GÖKSEL (Vefatı: 09.10.1998)
---


Nimet ARZIK (Vefatı: 28.07.1989)
---


Yılmaz PEKER (Vefatı: 01.05.1989)
---


Fethi SAVAŞÇI (Vefatı: 1989)
---


Mustafa DİŞLİ (Vefatı: 01.11.1985)
---


Nurettin ÜNEN (Vefatı: 23.08.1981)
---


Numan KURTULMUŞ (Vefatı: 23.11.1952)
---