28 Ağustos 2016 Pazar
26 Ağustos 2016 Cuma
Asaf Halet Çelebi'nin Kırılmış Mezar Taşı
Edebiyatımızın önemli şairlerinden
Asaf Halet Çelebi'nin,
Küplüce mezarlığındaki,
kırılmış mezar taşı...
25 Ağustos 2016 Perşembe
22 Ağustos 2016 Pazartesi
20 Ağustos 2016 Cumartesi
Yazdığım Polisiye Romanın Karakterlerinin Fiziksel Profil Şeması
Yazma motivasyonumu artırmak ve romanımdaki
karakterleri kafamda daha net canlandırabilmek için böyle bir yöntem keşfettim
:-)
17 Ağustos 2016 Çarşamba
99 Günün Sonunu Görmüş Gibiyim / Ceren Öztürk
Şu an tüylerim diken diken...
Kıyametin geleceği ve bundan kimsenin kaçamayacağı gerçeğini biliyor olmama
rağmen 300 sayfa boyunca bununla beraber yaşamak ürpertici açıkçası. Diğer kitaplar
gibi 'bu ben değilim nasılsa' diyerek rahat edemiyorsunuz da... Çünkü belki de
99 gün sonra gerçekten kıyamet gerçekleşebilir, bunu bilemeyiz.
Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.
Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.
Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.
Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.
Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...
Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.
Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.
Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.
Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.
Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...
Kitaptan bir alıntıyla bitireyim:
"- Sen mutlu musun?
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)
Fotoğraflar ve Yorum:
Ceren Öztürk (instagram / KoalaninKitapligi)
12 Ağustos 2016 Cuma
Kıyamete Son 99 Gün Olsa Siz Ne Yapardınız?
Bence herkes bu soruyu kendine
sormalı.
Ve cevabı neyse, geri kalan hayatını öyle yaşamalı.
Kıyamete Son 99 Gün olsa
10 Ağustos 2016 Çarşamba
Ülke'deki Polat Onat Röportajı (Kıyamete Son 99 Gün)
ROMANLARIN İÇERİĞİNDE, EDEBİYAT SANATININ SUNDUĞU TÜM OLANAKLAR KULLANILMALI
Polat Onat ile son kitabı
"Kıyamete
Son 99 Gün" çerçevesinde
İlkay Yaprak konuştu.
- Dört yıl önce Komşu
Yayınlarından çıkan ilk romanınız "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir
Kitabı ve Önsözü"nün ardından, şimdi de ikinci kitabınız olan
"Kıyamete Son 99 Gün"ü Tuti Kitap etiketiyle yayınladınız. Her iki
romanınızda da deneysel öğeler mevcut. Örneğin romanlarınızın içeriğinde, belli
oranda şiirlere de yer veriyorsunuz. Bu tutumunuzu bundan sonraki eserlerinizde
de sürdürecek misiniz?
-
Gözleminiz haklı ama eksik. Romanlarımın içeriğinde belli dozda şiirlere de yer
veriyorum. Ancak sadece romanlarımda değil, yazdığım hikaye kitabında, masal
kitabında da şiirlerimi kurgu içine yedirerek kullandım. Bunu bilinçli olarak
yapıyorum. Edebiyat türleri arasında etkileşimlerin çoğaldığı, eskiden var olan
keskin sınırların zamanla giderek belirsizleştiği kanısındayım. Ve bunun da
okuma zevkinin renklenmesi açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
sanatının kullanmamız için bize sunduğu tüm biçimsel olanakları, kurgu
şartlarının elverdiği ölçüde değerlendirmenin gerekli olduğunu göz önüne alarak
hareket ediyorum. Ancak bundan sonraki eserlerimde, aynı tavrı gözü kapalı
şekilde sürekli uygulayacağımı iddia edemem. Bundan sonraki kitabımda işlemek
istediğim içerik, bu tür bir girişime izin verecek yapıda değilse, ille de şiirlerime
yer vereceğim diye ısrar etmeyi düşünmüyorum elbette.
- Kıyamete Son 99 Gün
ile bilimkurgu ve distopya edebiyatına bir katkıda bulunuyorsunuz. Bu türde
ilginizi çeken diğer eserler neler?
-
Açıkçası Türk Edebiyatında distopya türünde yazılmış yetkin bir esere
rastlayamadığımı hemen belirtmek isterim. Bu olgu, türe meraklı bir okur olarak
beni epeyce şaşırtmıştı. Son dönemde kaleme alınmış birkaç iyi niyetli çaba
göze çarpsa bile, edebiyatımızın yetkin yazarlarının distopya ve bilimkurgu
türüne ilgi göstermemelerini bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.
Dünya
edebiyatında ise; distopya türünde başyapıtlar kaleme almış, J.G.Ballard,
Arthur C.Clarke, George Orwell, Ray Bradbury, Aldous Huxley, Margaret Atwood
gibi muazzam yazarların, tahayyül dünyama önemli katkılar sunduğunu şükranla
vurgulamam gerekiyor.
-
Kıyamete Son 99 Gün hakkında okurlardan
gelen tepkiler nasıl?
- Kitap hakkında
genellikle çok olumlu tepkiler alıyorum. En sevindiğim nokta, okurların eserin
sürükleyicilik ve akıcılık yönünü sık sık vurgulamaları. Çünkü içinde düşünsel
yoğunluk taşıyan, felsefi göndermeler barındıran böyle bir eserin kolay okunur
yapısının ön planda olması beni sevindiriyor.
- Sizce roman sanatı nereye doğru gidiyor?
Romanın geleceğinden umutlu musunuz?
- Roman sanatının
geleceğini çerçeveye alarak büyük büyük söylemlerde bulunmak, bana biraz boş
laf etmek gibi geliyor. Ben sadece benim yazmayı planladığım romanlar
perspektifinde konuşabilirim. Asırlar boyu edebiyatın lokomotifi konumunda
varlığını sürdürmüş roman türünün geleceği hakkında kehanetlerde bulunmayı,
kendi adıma gereksiz buluyorum. Yazı var oldukça, insanlar kitap okudukça,
farklı formların beslemesini de bünyesine katarak, roman sanatının varlığını
güçlenerek sürdüreceğini düşünüyorum.
- Şu anda tezgahınızda ne olduğunu
sorabilir miyim?
-
"Bir Uzaylının Dünyadaki Beş Saati" adını verdiğim bir romana
çalışıyorum.
- Cevaplarınız için teşekkür ederim.
- Sorularınız için
de ben teşekkür ederim.
Esmaül Hüsna Şiiri: El-Müheymin
el-MÜHEYMİN
himayesiz değil yuvasındaki karınca
koruyucusu var gökyüzündeki mavi kuşun,
kendini kimsesiz hissedersen yaşadıkça
ulaştıran her şeyi varacağı noktaya
Müheymin'in gözettiğini unutma.
şefkatiyle kollayan bütün belalardan
ne kadar şükretsen minicik yer kaplar
sınırlı değil gibi hayat sonsuzlaşır bakışım
gözcü olan ruhaniler kaçırmaz anları.
varlıkları murakabe eden
yüceler yücesi Müheymin'in katında
toz zerresi ve bir gezegen aynı görkemde.
POLAT ONAT
Kıyamete Son 99 Gün (sayfa: 40)
8 Ağustos 2016 Pazartesi
Kıyamete 99 Gün Kaldığını Bilsem Oturup Şiir Yazmazdım / İlknur Aksoy
* 2 Aralık 2029 akşamında bir haber
yayınlanır; dev bir göktaşı büyük bir hızla dünyanın uydusu olan ay' a
çarpacak, ay da çarpışmanın etkisiyle yörüngesinden çıkarak dünyaya
çarpacaktır.
Tüm bu olayın gerçekleşmesi için de
bir süre tespit edilmiştir: 99 gün...
99 gün sonra kıyamet kopacağını ve herkesin öleceğini bilseydiniz ne yapardınız? Kahramanımız şair olunca, bu 99 günde her gün için Esmaü'l-Hüsna hakkında şiirler yazmaya karar veriyor. Fakat o şiirler yazdıkça etrafındaki insanlar birer birer kanlı cinayetlerle yok edilmeye başlıyorlar.
Oldukça ilginç bir kitaptı, etkilenmedim desem yalan olur.
İnsanların kıyamet yaklaşırken ve
öleceklerini bilerek beklemesi sırasında yaşanacak kaosu çok güzel anlatmış
yazar. Bu tarz kitap sevenler için güzel bir seçenek, tavsiyedir efendim.
Ama kıyamete 99 gün kaldığını bilsem oturup da şiir yazmazdım muhtemelen.
Huzurlu akşamlar olsun...
Fotoğraflar ve Yorum:
İlknur Aksoy / İSTANBUL (instagram)
İlknur Aksoy / İSTANBUL (instagram)
4 Ağustos 2016 Perşembe
Turgut Uyar'ın Mezarı
Milyonlarca okuru, seveni, hayranı olan
modern şiirimizin en büyük şairlerinden,
30 yıl önce vefat etmiş TURGUT UYAR'ın
Aşiyan mezarlığındaki kabrinin durumu...
Aşiyan mezarlığındaki kabrinin durumu...
Sanatçılarımıza böyle güzel değer veriyoruz işte...
3 Ağustos 2016 Çarşamba
Korkutucu Bir Kitap: Kıyamete Son 99 Gün
Merhaba. Nasılsınız?
1 gün sonra dershanemin yaptığı sınav var. O yüzden ben iyi değilim. Bundan sonra da olabilir miyim, bilemiyorum zaten.
Neyse, Kıyamete Son 99 Gün bitti.
Yorumunu gireyim.
Kitabın kapağı gerçekten güzel.
Kitabın içindeki bölümler birer sayfa uzunluğunda. Zaten günlük şeklinde. O yüzden kitapta hemen ilerleyebiliyorsunuz.
Okurken yer yer korkup kitaptan gözlerimi kaldırıp etrafıma şöyle bir bakındığım anlar da olmadı değil. Bir şey göremedim ama.
Kitap, gelecekte geçiyor. 2029 ile 2030 senelerinde. 2 Aralık 2029 akşamı ''Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti" diye bir haber yayılır.
Ve Ay, 99 gün sonra Dünya'ya çarpacaktır.
Zamanın azalmasıyla birlikte Dünya'da kaos başlar. İnsanlar, her yeri yağmalamaya başlar.
Mutant hayvanlar, gökyüzünden yağan deniz mahsulleri ve iğrenç kokulu çiçekler de baş gösterir.
Bir de Lucipen...
Günlük dediğim bölümlerin sonlarında bir de şiir yer alıyor. Esma-ül Hüsna ile ilgili. Şiirleri anlamakta biraz zorlandığımı söylemeliyim.
Bir de 2029'da teknoloji bu kadar gelişecek mi yahu? Merak ettim şimdi.
Kitabı beğendim ben. 4 yıldız veriyorum.
1 gün sonra dershanemin yaptığı sınav var. O yüzden ben iyi değilim. Bundan sonra da olabilir miyim, bilemiyorum zaten.
Neyse, Kıyamete Son 99 Gün bitti.
Yorumunu gireyim.
Kitabın kapağı gerçekten güzel.
Kitabın içindeki bölümler birer sayfa uzunluğunda. Zaten günlük şeklinde. O yüzden kitapta hemen ilerleyebiliyorsunuz.
Okurken yer yer korkup kitaptan gözlerimi kaldırıp etrafıma şöyle bir bakındığım anlar da olmadı değil. Bir şey göremedim ama.
Kitap, gelecekte geçiyor. 2029 ile 2030 senelerinde. 2 Aralık 2029 akşamı ''Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti" diye bir haber yayılır.
Ve Ay, 99 gün sonra Dünya'ya çarpacaktır.
Zamanın azalmasıyla birlikte Dünya'da kaos başlar. İnsanlar, her yeri yağmalamaya başlar.
Mutant hayvanlar, gökyüzünden yağan deniz mahsulleri ve iğrenç kokulu çiçekler de baş gösterir.
Bir de Lucipen...
Günlük dediğim bölümlerin sonlarında bir de şiir yer alıyor. Esma-ül Hüsna ile ilgili. Şiirleri anlamakta biraz zorlandığımı söylemeliyim.
Bir de 2029'da teknoloji bu kadar gelişecek mi yahu? Merak ettim şimdi.
Kitabı beğendim ben. 4 yıldız veriyorum.
Kitaptan seçtiğim bazı hoş cümleleri de paylaşmak isterim:
- Kimilerince güzel ve başarılı bulunacak bir kitap yahut bir şiir değil, sadece tek bir dize yazmak bile nesiller boyu sürecek bir sanatsal kalıcılığı yakalamaya yetebilir.
- Eğer yalnızsan gece karanlık bir kuyudur. Yalnız değilsen yıldızlı bir gökyüzüdür. Yalnız olmayıp da yalnız gibi hissediyorsan soğuk bir mezar...
- Sabırlıyım. Her gün hiçbir şey beklemeyeceğim günü bekliyorum. Beklemek kadar güzel ne var?
"Kıyamete Son 99 Gün - Polat Onat"
- Eğer yalnızsan gece karanlık bir kuyudur. Yalnız değilsen yıldızlı bir gökyüzüdür. Yalnız olmayıp da yalnız gibi hissediyorsan soğuk bir mezar...
- Sabırlıyım. Her gün hiçbir şey beklemeyeceğim günü bekliyorum. Beklemek kadar güzel ne var?
"Kıyamete Son 99 Gün - Polat Onat"
Barış Semerci
(instagram / birvagonkitap)
(instagram / birvagonkitap)
1 Ağustos 2016 Pazartesi
Kıyamete Son 99 Gün'ün İlk 10 Sayfası
Bu linki açıp, çıkan sayfadaki KS99G kapağının altındaki
"ÖNİZLEME"yi tıklarsanız, kitabın ilk 10 sayfasını okuyabilirsiniz.
28 Temmuz 2016 Perşembe
Ahmet Küçükbaş 'Kıyamete Son 99 Gün' İçin Ne Dedi?
Kıyamete Son 99 Gün
Polat Onat’ın “Kıyamete Son 99 Gün” kitabını
elimize aldığımızda ülkede her şey olağan seyrinde akıyordu. Sonra birden
ülkemizde bir küçük kıyamet kopuverdi. Şaşırtıcı şeyler yaşamaya başladık.
Neyse…
Kapakta kitabın ve yazarın adından başka“Rahmani ve şeytani
güçlerin gizemli savaşı”cümlesinin altı çizilmiş. “Gizem” sözcüğü çok
seviliyor. Kimisi kızına bu adı veriyor. Kimisi de bu sözcüğü kullanmak için
cümle değiştiriyor.
Arka kapakta; bizi kitabı okumaya heveslendiren“2 Aralık
2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: Kıyametin kopmasına 99 gün
kaldığı kesinleşti.
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri
oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır.
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun. !
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı
ne? Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim
var? Ve hayatını ‘Esmaü’l Hüsna’ hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir
şair, bu gizemli savaşın neresinde? Hepsi ve daha fazlası bu romanda!
Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en
önemli mutasavvuflardan İbn-i Arabî’nin kavramsal kabullerinin çatışması
çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan son derece heyecanlı bir
kitap…” cümlelerin okuyoruz. Sanıyoruz bu cümleleri Polat Onat değil
yayıncı kaleme almış.
Romanın ne tür bir roman olduğuna kolay karar veremedik.
Bilim kurgu sandığımız kitap kurgu olmaya kurgu ama bilim kurgu değil. Bize
göre mistik, fantastik, sembolik bir roman. Kıyameti yakın bir tarihe
kurgulamış: 11 Mart 2030…
PMMS21 astroidi aya çarpacak, yörüngesinden çıkan ay dünyaya
çarpacak ve kıyamet bundan kopacak.
Roman kahramanı olan kişinin adı geçmiyor. Ama romanın
yazarına çok benziyor. İngiltere’nin asilzade köşklerine benzer bir köşkte
oturuyor. Köşk etrafı ağaçlık, çevresi çevrili, kapısı nöbetçili bir köşk…
Kahramanımız bu köşkte, uşaklar, aşçılar, bir bahçıvan ve
kedisi “gölge” ile birlikte münzevi bir hayat yaşıyor. Ana-babasını
ve eşini kaybetmiş.
Dört yıl önce yani 2025 yılında global bir terör salgının
ardından bütün devletler tek bir“siber devlet(?)” çatısı altında
birleşmiş.
Zengin ve sorunsuz bir hayat süren kahramanımız kıyamet
haberini o günlerin teknolojik harikası “Otomatik Zihin
Bandajı” sayesinde alıyor. Kalan 99 günde, her gün Allah’ın bir ismine bir
şiir yazarak değerlendirmek istiyor.
Roman teknik olarak bir anı defteri tarzında… Münzevi
şairimiz günlük olan biten şeyi kısaca anlatıyor, sonra Esmaü’l-Hüsna’dan bir
isme bir şiir yazıyor.
Eser roman ise eleştiririz. Ancak şiir ise bu konuda
eleştirmekten çekiniriz. Kitabın başında yazarı tanıtan yazıdan öğrendiğimize
göre Polat Onat’ın beş şiiri, 2013 yılında ‘Turkish Poetry Today’
seçkisinde (antoloji) yayınlanmış. Böyle bir durumda eleştirme cesaretimiz
iyice azalır. Ama Esmaü’l-Hüsna üzerine şiir yazmak için yazılmış bir romanın
şiirlerini görmemezlikten gelemeyiz.
Şiirler Âdem Yoksun şiirlerini hatırlatıyor. Vezin, ölçü,
kafiye ve redif bulunmuyor. Sanıyoruz münzevi şairimiz bunlara karşı. Ama
63. Ve 91. gün yazdığı El Kayyum ve Ed –Dar şiirlerinin ikişer mısrasında
tesadüfen denk gelen kafiyeye engel olamamış:
“zahirdir gücün daim
her şey Seninle kaim”
“Sensin viran eden bağı
Söndürürsün her çerağı”
“zahirdir gücün daim
her şey Seninle kaim”
“Sensin viran eden bağı
Söndürürsün her çerağı”
34. Gün yazdığı El-Gafûr şiirinde dört mısraın yeri
değiştirilirse düzgün bir düzyazı cümlesi olabilecektir.
“isyan edip günah bataklığına saplansa bile
pişmanlık ile tövbe kapısına yanaşılınca
Gafûr’un hoşgörü ve müsamahası karşılar
inanıp yararlı iş yapmaya kararlı kişileri.”
pişmanlık ile tövbe kapısına yanaşılınca
Gafûr’un hoşgörü ve müsamahası karşılar
inanıp yararlı iş yapmaya kararlı kişileri.”
Şairin hizmetçisi Andre, aşçısı jim, bahçıvanı Tahvan,
malikâne dış kapı bekçisi Andoro, tek arkadaşı avukat Dempsey adlarında. Hava
sıcaklığı eksi 30 derecelerde.
Etrafındaki kişilerin adlarına ve hava sıcaklığına bakarak
şairin dünyanın neresinde yaşadığını tahmin etmeye çalışıyoruz. Ocak, Şubat
aylarında hava bu kadar soğuk ise güney yarıkürede olamaz. Kişilerin adlarına
bakarak çeşitli kökenlerden geldiğini anlıyoruz. Olsa olsa şairimiz ABD’nin
kuzey bölgelerinde ya da Kanada’da yaşıyordur. Ama sokakta dolaşan kaplanlar ve
zürafalar var. Bu durumu coğrafi bir konuma yerleştiremedik.
“Romanda gizem nerede?” diyecek olursanız anlatalım:
Şair’in Esmaü’l-hüsna şiirleri yazmasından rahatsız olarak çeşitli doğa üstü
gösteriler yapan, el ve ayaklarını çapraz şekilde keserek trajik cinayetler
işleyen ve “Lucipen” adlı varlık. Kalem şeytanı da deniyor.
Lucifer-şeytan, pencil-kalem… Bunların birleşiminden lucipen, yani kalem
şeytanı olmuş.
Kıyamet yaklaşırken tuhaf olaylar olur. Gökten balık yağar,
daha önce hiç görülmedik çürümüş ceset gibi kokan bir çiçek (kıyamet çiçeği)
çıkar, yerin içinden üç bacaklı, sivri dişli bir hayvan peyda olur. Güneş
batıdan doğup doğudan batar. Sanıyorum bütün bunların ve daha başka şeylerin
bir takım sembolik anlamı var. Bunlarla ne anlatılmak istendiğini sanıyorum,
belli bir topluluk anlayabilecektir. Bizim anlayabilmemiz zor.
Dostumuz Polat Onat bir kere daha herkesin gitmediği ç etin
yollarda yürümüş. Kuşkusuz kendisinden başka kimsenin yazamayacağı bir roman yazmış.
Bu kitabı üzerinde isim yazmadan bana okutmuş olsalardı bile tereddüt etmeden
Polat Onat yazmış derdik.
Polat Onat yazmaya çok erken başlamış. Daha 37 yaşında
olmasına karşın masal kitabından şiire, romana uzanan değişik türlerde birçok
eser vermiş. İleriki yıllarda çok daha güzel ve olgun eserler verecektir.
Bekliyoruz.
AHMET KÜÇÜKBAŞ
22 Temmuz 2016 Cuma
20 Temmuz 2016 Çarşamba
14 Temmuz 2016 Perşembe
Ülkede Sanat Sitesindeki 'Şehir Ve Sanat' Konulu Röportajım
ÜRETİM SÜRECİNDE SOKAKLAR DİKKATİMİ
ÇEKMEZ
Tuti Kitap etiketiyle yayınlanan son kitabı ‘Kıyamete Son 99 Gün’ ile ismini geniş kitlelere duyuran Polat Onat, aslen Bursa’lı. İstanbul’da doğan Polat Onat, üniversite eğitimini Samsun’da tamamlamış. Tamamlamış tamamlamasına da, öğrencilik ruhunu bırakmayınca, Isparta, Elazığ, Erzurum derken kendini Batman’da bulmuş.
‘İmzalı Kitaplar Müzesi’ ile uzun
uğraşlarını ve emek verdiği yazarlık mesleğinin en manevi detayı olan
‘imza’ları da meraklısıyla buluşturan bir isim.
Mesleği dolayısıyla bugünlerde
Batman’da ikamet eden Onat; yaşadığı şehrin yapıtlarına etkisini, şehirleşmeyi,
şehir kültürünü Ülkede Sanat’a anlattı:
Sanatsal
üretimin, genel kabul gördüğü şekilde, şehir ve yaşam çerçevesinden bağımsız
olarak da işlevselliğini aynı evrensel ölçütte sürdürebileceği kanısını taşıyan
bir yazar olarak, ait olduğumuz kimlikleri başat konuma getirerek, ortaya
koyduğumuz ürünlerin bir nevi etiketi olarak sunmamızı, ciddi bir yanlış olarak
değerlendirdiğimi arz etmek isterim. Genel kabul gördüğü şekliyle söylersek,
şehir ve yaşam deneyimlerinin sanatsal üretimleri zenginleştirici işlev
taşıdığı yadsınamaz. Ancak kendi kişisel edebiyat yolculuğumda, hayatın somut
deneyimlerinden ve yaşamın getirdiği kişisel tecrübelerden çok, kitapların ve
filmlerin sunduğu kurgusal hayatların büyüsünden beslendiğimi söyleyebilirim.
Yaşadığınız şehirde en
sevmediğiniz kısım nedir?
Batman'da
yaşamanın sevmediğim tarafları şüphesiz vardır. Ancak, nasıl bir şirket
çalışanının, görev aldığı kurumu kamuoyu önünde eleştirmesi etik olmazsa, ya da
bir aileye mensup bireyin, kendi ailesinin olumsuz yönlerini uluorta konuşması
yakışık almazsa, on üç yıldır havasını soluduğum, suyunu içip ekmeğini yediğim,
insanlarıyla oturup çay ocağında sohbet ettiğim Batman şehrinin sevmediğim
yönlerini burada ifade etmekten hicap duyacağımı söylemem gerek.
Yaşadığım
şehre objektif gözle, sosyolojik çıkarsamalar yapmak amacıyla bakmak yerine,
naif bir tevekkülle bakmayı daha tercih edilebilir buluyorum.
Şehirleşme kültürünün
şehirde kendine yer bulabildiğini düşünüyor musunuz?
Açıkçası,
şehirleşme kültürünün ülkemizde İstanbul dahil, hiçbir metropolde yeterince
içselleşemediği kanısındayım. Ve dolayısıyla Batman'da da sistemli bir
şehirleşme kültürü yerleşmesi kısa vadede pek söz konusu olacak gibi değil. İşin
kötü tarafı, bu olumsuz durumun, yurdun her yanında bir süreklilik taşıyacağının
güçlü emarelerini algılıyorum. Tatil için memleketim Bursa'ya gittiğimde veya
kitaplarım vesilesiyle İstanbul'a yaptığım kısa seyahatlerde, gözlemlediğim
kadarıyla söylersem, büyük şehirlerimizin merkezinde bile modernleşmenin
getirmesini umduğumuz şehirleşme kültüründen çok, kanser gibi yayılan bir
sosyal kimliksizlikleşmenin bariz belirtilerine şahit oluyorum.
Ülkemizin
genelini baz alarak ifade edersek, taşralı da değiliz, metropollü de değiliz.
İkisi arasında uyumsuz bir arakesit oluşturan, sıkıntılı bir toplumsal arayışı
yansıtıyor gibiyiz.
Şehrin sokaklarında sizi
çeken detaylar var mı?
Birkaç
hafta önce, Batman'daki sokağımızın köşe başındaki bakkala gitmek için evden
çıktığımda, hayretle şunu fark ettim. On üç yıldır oturduğum evin otuz metre
kadar ilerisinde yer alan bir sokağa, şimdiye dek hiç girmemişim. Yolum
düşmemiş, merak da etmemişim. Yani mekansal özelliklere karşı, algımın
ziyadesiyle kapalı olduğunu söyleyebilirim. Bu bir yazar için olumlu mudur,
olumsuz mu? O ayrı bir tartışma konusu.
Yalnız,
kısaca şunu da ekleyeyim. Sanatı ve edebiyatı sokaklarda arayan değil,
kitaplarda arayan birisi olarak, üretim sürecimde sokaklar dahil, hiçbir dış
mekan benim ilgimi çekmez. Kapalı mekanları severim. Düşünmek ve yazmak için
çevremde muhakkak dört tane duvar olmalıdır. Odalarda rahat ederim. Odaların da
mümkünse küçük olanları benim için tercih sebebidir.
Yaşadığınız şehrin sizin
sanat yaşamınıza katkıları nelerdir?
Yukarıda da farklı
bir vesileyle ifade ettiğim gibi, yaşadığım şehrin benim sanat yaşamımda
herhangi bir katkısı yok. Zaten benim de yaşadığım şehirden böyle bir beklentim
yok.
'İntihar
Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü' romanımdaki, şair karakter
Adem Yoksun, günlüğünün bir yerinde şunları yazmıştı: "İnsan, evin
odasında miskince oturduğu müddetçe Los Angeles’teki Beverly Hills caddesinde
olmak ile Kozaklı ilçesinin Yunak kasabasında olmak arasında hiçbir fark yokmuş."
Polat Onat
10 Temmuz 2016 Pazar
Kıyamete Son 99 Gün / Lucipen'in Şiiri
'Kıyamete Son 99 Gün' kitabında,
39.sayfada yer alan Lucipen'in şiiri için,
Uğur Tural ilginç ve başarılı bir görsel hazırlamış.
4 Temmuz 2016 Pazartesi
Edebiyat Haberleri: İddialı Bir Bilimkurgu ve Distopya Romanı
İDDİALI BİR BİLİMKURGU ve DİSTOPYA ROMANI:
"KIYAMETE SON 99 GÜN"
- Dünyamızın uydusu Ay'a, hızla
çarpacak bir göktaşının ne etkileri olabilir?
- Doksan dokuz gün sonra kıyametin
kopacağı kesin olarak açıklanırsa, insanların psikolojileri ve davranışları nasıl
bir değişime uğrar?
- Genetik mutasyon çalışmalarının,
faydaları ve zararları nelerdir?
- Global olarak sistemli şekilde
örgütlenmiş bir siber devlet mümkün mü?
- Tüm insanlar, her yıl rutin
olarak bir günlüğüne hapse atılsaydı neler olurdu?
- Sanal zekalarla donatılmış
robotların, günlük hayatta insanların hizmetinde kullanımının olumsuz hangi
yönleri olacak?
- İnsanların evlenmesinin mecburi
olduğu bir dünya nasıl olurdu?
Bu ve buna benzer sorularının
cevaplarının hepsi bu romanda...
2030 yılında yaşayan münzevi bir
şairin anlamlandırılması zor deneyimleri...
Şiiri, bilimkurguyu ve
gerilimi iç içe geçiren benzersiz bir eser...
Dünyanın son 99 gününü, şiir
yazmaya adamış bir sanatçının,
gizemlerle örülü yaşantısının,
heyecan dolu öyküsü...
"KIYAMETE SON 99 GÜN"
Şeytani ve Rahmani Güçlerin
Gizemli Savaşı
3 Temmuz 2016 Pazar
Soluksuz Okunacak Bir Roman / Akşam Gazetesi
Kıyamete Son 99 Gün
‘Kıyamete Son 99 Gün’, okuruna soluksuz okunacak bir hikâye sunuyor. Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı haberiyle başlayan hikaye bir kaos zinciriyle devam ediyor. Onat, bu kaos zinciri içinde hayatını ‘Esmaü’l-Hüsna’ hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair üzerinden soluksuz bir romanı okura ulaştırıyor. (Tuti Kitap) / 2 Temmuz 2016
2 Temmuz 2016 Cumartesi
Kıyamete Son 99 Gün Romanı Çıktı / Batman Çağdaş Gazetesi
‘Kıyamete Son 99 Gün’ Romanı Çıktı
Batman’da
13 yıldır öğretmenlik yapan eğitimci-yazar Polat Onat’ın yeni kitabı ‘Kıyamete
son 99 gün’ romanı okuyucuyla buluştu. Son yıllarda çıkardığı öykülerle de
bilinen Onat’ın bu kez bilim-kurgu ağırlıklı romanı ‘Tuti Kitap’ yayınlarından
çıktı. Karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvıflardan İbn-i
Arabi’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal
bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı bir roman. Polat’ın romanına
Batman’daki tüm kitapçılardan ulaşılabilir.
26 Haziran 2016 Pazar
Yeni Hayat Gazetesinde 'Kıyamete Son 99 Gün'
KIYAMET YAKLAŞIYOR
‘Taşra’da
öğretmenlik yapan ve şiirle, yazıyla, kalemle bağını hiç koparmayan Polat Onat
ikinci romanıyla okur karşısında. İhtiyarın Vefatı adlı bir şiir kitabı ve iki
çocuk kitabının sahibi yazar, 2012’de Komşu Yayınları’ndan yayımlan ilk romanı
İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü’nde mazinin
defterlerini kurcalamıştı. Onat, Kıyamete Son 99 Gün adlı yeni romanında ise
geleceğin sayfalarını karıştırıyor.
2
Aralık 2029 akşamı şok bir haber bütün dünyaya yayılır: Kıyametin kopmasına 99
gün kaldığı kesinleşmiştir. Ardından dünyada kaos zinciri oluşur. Ama perde
arkasında daha büyük bir savaş vardır. Romanda rahmani ve şeytani güçlerin
gizemli savaşı anlatılıyor. Ve iki soru: Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan
metafizik varlığın amacı ne? Hayatını Esmaü’l-Hüsna şiirleri yazmaya adayan
münzevi şair bu gizemli savaşın neresinde?
Kıyamete Son 99 Gün
Polat Onat
Tuti Kitap, 320 sayfa
Polat Onat
Tuti Kitap, 320 sayfa
24 Haziran 2016 Cuma
Tuti Kitap’tan soluksuz okunacak bir roman (internethaber)
Tuti Kitap’tan soluksuz okunacak bir roman
'Kıyamete Son 99
Gün'
Polat Onat’ın “Kıyamet Son 99 Gün” kitabı çıktı. Şiir,
roman, masal türünde çeşitli kitapları olan Polat Onat halen Batman’da sınıf
öğretmenliği yapmakta. Son kitabı “Kıyamete Son 99 Gün”ü Tuti Kitap’tan çıkan
Onat okuruna soluksuz okunacak bir hikâye sunmakta.
Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı haber ile başlayan hikaye
bir kaos zinciri ile devam etmekte. Polat Onat bu kaos zinciri içerisinde
hayatını “Esmaü’l-Hüsna” hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair
üzerinden soluksuz bir romanı okura ulaştırmakta.
Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en
önemli mutasavvıflardan İbn-i Arabî’nin kavramsal kabullerinin çatışması
çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı
bir kitap…
Polat Onat Kimdir?
1979 yılında İstanbul’da doğdu. 2000’de Samsun 19 Mayıs
Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu, halen Batman’da sınıf
öğretmeni olarak çalışmaktadır. 2000 yılında şiir yazmaya başlayan Onat,
2002’de Rıfat Ilgaz Şiir Yarışması’nda ödül aldı. 2004’e kadarki şiirleri ve
şiir üzerine yazıları Varlık, Başka, Şiir Ülkesi, Kuzey Yıldızı, Daktilo gibi
dergilerde yer aldı. 2005’ten sonra ise dergileri sadece okur olarak takip
etmeyi tercih etti. 2013 yılında beş şiiri İngilizceye çevrilerek “Turkish
Poetry Today” seçkisinde yer aldı. Şiir, roman, masal türünde çeşitli kitapları
vardır. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

































