30 Ocak 2026 Cuma

POLAT ONAT VE HAYAT İLE HESAPLAŞMA SEANSLARI / HİLMİ HAŞAL / Eliz Edebiyat Dergisi


 

POLAT ONAT VE HAYAT İLE HESAPLAŞMA SEANSLARI

 

Hayat ile sanat, baş başa, iç içe var olur. Başta şiir, sanat için yaşantıyı ‘dert küpü’ bilmek, benimseyip gerilimine, sarsıntısına katlanmak, kaçınılmaz bir durum. Kuram, teori (önerme) ise yapıt pratik (eyleme) ürünüdür, kanıksandığı üzere... Şiirin ‘ne’liği bağlamında düşünmek, öncelikle kendi yaratımını (üretimini) yorumlayıp sorgulamak, şairin ‘girdap’ sorunudur. Şiire, yazmaya tutulmuş kişilerin ortak özelliği midir bilinmez ama Türk şiirinde ve Dünya şiirinde sıkça görülür, girdap, karmaşa, gerilim izleği… Gerçekliği, ortam atmosferinde debelenme sonucunu gün yüzüne çıkarmış eser/ yapıt sayısı az değildir o nedenle. Herhalde evrensel izlek-imge kaynağıdır, yaşantı yazısı, yazgısı! Debelenmenin, didinmenin, sözcüklerle ve çağrışımlarıyla yoğrulmanın (yorulmanın), yazana bıraktığı tortu, yani şiir, öykü, deneme, roman, yaratıcı bireyin kavuştuğu ödüldür. Ödülüne kavuşmuş, çağdaşımız, şair-yazar Polat Onat’ın şiirle, öyküyle, romanla yani topyekûn yazıyla ‘tutuştuğu’ varoluş çabası, inadı ve direnci, böylesi düşüncelere sevk eder okuyanı. Emeği ve eserleri yaşadığı yılların hasat hazinesidir, dense yanlış olmaz; niteliği ve niceliğiyle kayda değer. Bütün şiirlerini içeren Şiiri Bırakma Seansları (2. Baskı, Mergen Yayınları, İstanbul 2024) şairin tüm şiir yolunu ve yolculuğunu göstermektedir okuyana…

 

Teknolojinin hayatımıza soktuğu internet ağı, şimdilerde “Yapay Zekâ” denen veri ‘sihirbazını’ da kullanıma sundu. Sanat, edebiyat için de hızlı ‘erişim’ olanağı önem kazandı. Veriye, yapıta, metne ulaşım, paylaşım aracı olarak bilgisayar devreleri, kesintisiz gündemde... Sözcüklerin kök, ek, kip halini sayısal değere/ koda dönüştürürken, sözün, sesin, ritmin estetik (tat) halini de etiketleyip etkilemekte. Polat Onat’ın “Sanal” başlıklı şiiri, ‘elizi’ ve klavye biçimiyle eliz edebiyat’ın 189. sayısındadır. Okunduğunda, sosyal medya ile şiirin, sanatın, bireyin siber kafese alındığını özetlediği anlaşılır: “beğenmemek mümkün mü sanal mavi gökyüzünü” benzeri dizeleriyle toplumsal durum ağlarını imge kılmış… Çağının tanığı ve kurbanı insan evladı anlatılmalı diye!

 

Teknoloji, dijital Evren ve siber Dünya, “şiir”in başta olmak üzere, eserin ‘niteliğini’, ‘niceliğini’ ve popülerliğini (ününü) belirleyecek gibi! Şiir nedir, hangi sözcüğün nasıl imge-dize-kıta sayılacağını da gündemde tutacak daha uzunca bir süre… Bu saptama bizim şiirimiz, sanatımız olduğu kadar diğer dillerin şiirini, sanatını da sorgulatır. O bağlamda Polat Onat’ın yazınsal bilince yaslanan üretimi kayda değer. Şair haklı; şiir sanatı, söz-ses-ritim ögeleriyle özel söyleyiş biçemi kurabilmişse ereğine ulaşır: Okurunu bulur! Bu gerçek yadsınamaz! Durumu kavrayan Polat Onat, Şiiri Bırakma Seansları kitabıyla tavrını belirlemiş. Şair-yazar, 20 yaşından 40 yaşına kadar yazan, yayımlayan verimli bir kalem olduğunu kanıtlamasına rağmen şiir yayımlamayı durdurmuş. Yayımlamayı durdurmanın, “Türk Şiiri için herhangi bir kayıp oluşturmadığını (...)” iğneleyici, ironi yüklü bir beyanla kayda geçirmiş. İlginç hesaplaşma!

 

Polat Onat, son şiir kitabının 2. basımına eklediği 12 şiirle birlikte, tüm şiirlerini (adlarını) alfabetik sıraya göre dizip düzenlemiş, Şiiri Bırakma Seansları’nda... 2019’dan 2024’e kadar ara verdiği şiirden temelli kopamadığını gösteren yeni şiirler dolayısıyla okuru beklentiye sokmuştur. “Sığmayan” şiirinin; “acemi ve ihtiyar bir şair müsveddesinden / sığmıyor yalnızlık yazdığım hiçbir kâğıda” (s.189) dizeleri, özeleştiriyi de barındıran ‘şiirden vazgeçilmezlik’ işaretidir ki arayışa dönüşü, okurun haklı onayını alacaktır.

 

İkna edicidir çağrışımla var edilen duyu-düşün pratiği; karanlık zamanlara tanıklıktan doğar. Orada şiir aydınlık olamaz! Kapkaranlık uzam, renkli, canlı, capcanlı (caf-caflı) imgelerle bezenip anlatılamaz. Polat Onat, dünyevi koşulları ve insanını gözlemlemiş. Her yönüyle karmaşık, kan ve ölüm saçan döneme apaydınlık yaşayış biçimi çizilemeyeceğini vurgulamaktadır. Soruların insan hayatına dokunduğu, çabası, dileği, duası, “senkronize” biçimde hayatla olgunlaşıp esere maya edildiği aşikâr. Yani, durum bünyeye zerk edilip evirildiği biçimiyle kayda alınmış; “hep şair kadar acemi hazırlandım ölüme” (s.243) diyecek denli “Yol”a adanmıştır. Konuşturduğu şiir kişisi de sözü yalınkılıç çağdaşı, düzen mağduru, okura tanıdık gelen bireydir.

 

            Duyarlı okur, başarılı metin ister savı genel kabul görür her yazı/ yapıt coğrafyasında; tüm şiir sahnelerinde, tüm dillerde… “Zaman” karanlıkta aşılamaz şaire göre! Ölüm korkusu beyhudedir; sessizliğin tanık olacağı uyku ile tanımlanabilir sonsuzluk. Çünkü:

 

direnmek için saniyelerin vahşetine /

 bekliyorum kendimi takvimlerde /

 sabrın bir anıt gibi yükselttiği /

 tereddütlerin ekseni etrafında.” (s. 249) yol alınır.

 

            Veda sözleriyle donatılmış “Yol” (s. 243) şiiri de o niyetle okunabilir: anlam(sızılık) ve söz örgüsünden. Ardından gelen “Yolculuk” (s. 244) şiiri gibi tıpkı… “Sessizce beklenmeli gelmeyecek olan” demiştir şair. “Yürek” sözcüklerin eskimeyen nabzını taşır okuyanın algısına.

 

            “Zor” şiiri de itinayla okunmalı… “Uzak” şiiri kısa lirik öykü tadında. Hoş izlenimdir okuyan için; durum-olay ve değişken doğa yaşantı kareleri... Sözcüklerin görsel yaratımı ilginç gelebilir. “sürünerek ilerliyor ağaçlar gölgeleri sağa sola saçılmış” (s. 229) dizesi. Polat Onat söyleminin ilginçliği, arayışın, yeteneğin kanıtındadır. “Şato” şiiri işbu tezi destekler nitelikte; “var olmayan bir şato da ancak bu şekilde gezilir zaten / kareli defter yaprağı ve mavi tükenmez kalemle” (s. 209) dizeleriyle biten şato hikâyesi okuyanda masalsı zihin kapılarını aralayacaktır. Polat Onat, şiiriyle (ve belki de) yaşamıyla hesaplaşmış ki “Şiir” başlığı altına iliştirdiği yedi dizede özetlemiş. Tamamını okumakta beis olmaz:

 

tek dize yetecek bana yakalayabilsem ışıkta /

 içinde bulacağım kaybettiğim sözcüğü kırılmış /

 suyun üstü yüzüyor yıktığın duvarla örülü /

şiirin gizini asla söylemeyecek eski saat /

 kaçıp gidiyor hayalet dergi yığınlarına bencil /

 kibar kibar balıklara bakıyorum sevinç içinde /

 okuyorum şimdiye dek yazdığım en güzel boş sayfayı.” (s. 213)

 

Altı çizilesi, özeleştiri dili söyleyişe egemen! Şiir, şairine göre şiir kişisine ya da Polat Onat’ın yarattığı / kurguladığı (mı demeli yoksa) kahramana göre “en güzel boş sayfa”dır bazen. Benzer acılı gerçek “Tabut” şiirini okuyan kişiyi de etkiler. Hayata ne zaman aşk gözüyle baksa, insan şiirini bulur mu demeli? Devamında, “Tanımlama” şiirini dönüp bir daha okumalı diyebilir bazı okurlar. Şairle şiir öznesi kişi, varoluş sürecini belgeler.

 

            Sayfalar sonra okurun karşısına çıkacak “Yakın” (s.234) şiiri bir başka kanıt diye algılanabilir. Zira anlatımcı şiire dair ögeler, canlandırıcı kareler bırakır okuyanın zihninde. Polat Onat şiirinin, hayatı olaylar ve portreler üzerinden karelediği “Yalan-1” şiiri var ki dramatik hallerin aynası âdeta… Son iki dize, “yirmi yıldır / bekliyorlar” dediği anneyle babanın hazin halini, acı gerçeği sinematografik çerçeveye yerleştirmiş:

geri geliyor oğulları elinde bayat pişmaniye paketiyle /

sabah ezanı okunurken sürpriz yapıp zile basarak” (s. 235)

 

Polat Onat şiirini incelemek, onun öykücülüğünü, romancılığını yani anlatıcı ustalığını da kavramaya yarayacaktır. Okunsun yeter ki “elveda olmayacak söyleyeceğim son söz” diyen şairin, hayat-edebiyat seyrüseferi.

 

                        HİLMİ HAŞAL

Hamburg (Almanya), Ağustos 2024

Eliz Edebiyat Dergisi, Eylül 2024 / Sayı 189




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder