Nesrin Eruysal'ın İngilizceye çevirdiği PolatOnat şiirlerini okumak isteyen arkadaşlar linke göz atabilir:
24 Nisan 2018 Salı
18 Nisan 2018 Çarşamba
Eğlence ve Heyecan Dolu Bir Polisiye Roman: Ölümsüz Cümleler / Çiğdem Doğan
EĞLENCE VE HEYECAN DOLU BİR POLİSİYE ROMAN:
ÖLÜMSÜZ CÜMLELER
Sayın
Polat Onat'ın "Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk" isimli
kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıydı "Ölümsüz Cümleler". Birkaç tane yazarın
kitapları haricinde aslında bu zamana kadar çok fazla polisiye okumadım. Hatta
en son okumuş olduğum seri şekildeki polisiye tarzı kitabı çok beğenmiş uzun
bir süre de etkisinde kalmıştım. Polat Onat'ın bu kitabını da okumaya başlamadan
önce tereddüt ettim bir an aynı keyfi alabilecek miyim diye. " Alabildim mi
peki?" sorouna "Fazlasıyla." diye cevap vererek yorumumu buraya bırakıyorum:
Romanın
işleniş tarzı ve olay örgüsü bir hayli değişik geldi bana. Bu da okurken
insanda merak ve kafalarda bolca soru işareti bıraktırıyor. Bir şehirde arka
arkaya işlenen seri cinayetler ve bu cinayetlerin ortak noktası ise hepsinin de
eğitimci olması. Bu gizemli cinayetleri çözmek için görevli dedektif ve polis
memuru. Ama işleri sanıldığı kadar kolay değil.
Kitabı okurken daha doğrusu işlenen cinayetler hakkında varsayımlarda bulunurken kendi içsesimle öyle şeyler ortaya attım ki kitabı okuyup bitirdikten sonra kendime kocaman bir aferin verdim. Öyle kişileri katil yaptım ki hatta üniversitenin temizlik işlerinden sorumlu kişiden tutun da öldürülen öğretim görevlisinin oğluna kadar... Peki katil kim mi? Hiç olmayacak biri ve öldürme nedenini de düşündüğüm de azıcık da olsa haklı mı ne diye düşünmedim değil hani!
Kitabın en farklı yanı ise kitaptaki karakterlerin hiçbirinin isminin verilmemiş olması. Roman boyunca onları Dedektif ,Polis Memuru, Garson Kız , Veteriner Hekim şeklinde meslekleriyle isimlendiriyor ve kişilerin dış görünüşleri ile ilgili tanımlama yapılırken de sanat dünyasındaki popüler kişiler örnek gösteriliyor. Kitabı okurken kim neye benziyor diye sık sık Google'dan yardım aldığım doğrudur. Çünkü Bu konuda epey cahil kaldığımın farkına vardım! Ayrıca katilin kitap aralarında kendi dünyasını yansıttığı şiirleri de bir hayli ilginç geldi bana.
Ve
son söz olarak: Hem eğlence dolu hem de polisiye türünde bir kitap okumak
isterseniz bu kitabı sakın kaçırmayın diyerek, sayın Onat'ın kalemine sağlık
diyorum.
Çiğdem
Doğan
29 Mart 2018 Perşembe
Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk / @kitapciikiiz
Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk
"Yatılı okul hayatının dostluk
ve dayanışma ile yoğrulmuş samimi ortamında bir araya gelmiş üç arkadaş,
inanılmaz bir maceraya yelken açıyor..."
Çok eğlenceli bir çocuk hikâyesi.
Ama ben bunu sadece çocuklar için değil yetişkinler içinde okunabilir görüyorum çünkü ben okurken hem eğlendim hem ilkokul yıllarıma bir yolculuk yaptım böyle hatıralarım gözümün önüne geldi çok farklıydı.
Genelde hep uzun ve kalın romanlar okuduğum için arada böyle kısa hikâyeler okumak çok iyi geliyor zaten.
"Yatılı Okuldaki Hazine" de hem çocukluk dostluğunun hem böyle küçük gizemli maceralı bir yolculuğu anlatıyor.
Kitabın devamı da olacak ve çıktığı zaman devamını da hemen okumak istiyorum açıkçası. Çünkü asıl beklenen yerde son buluyor. En heyecanlı bölümün böyle bitmesi daha da merak ettiriyor tabii.
Özgür ve Soner yatılı okulda kalan iki arkadaşlar.
Bir gün kütüphaneye giderler ve orada son sınıflardan bir çocuk ile tanışırlar. Aralarında Sır Kardeşliği Kulübü kurarlar
Üçünün de buldukları gizemli bir kitap var. O kitaptan buldukları hazine haritası ile küçük bir plan yaparlar. Sonucunda ellerine geçen şey şu an belirsiz devamında göreceğiz artık.
Herkese bu eğlenceli hikâyeyi tavsiye ederim.
26 Mart 2018 Pazartesi
19 Mart 2018 Pazartesi
Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini Anlamadım / Çiğdem Doğan
Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini
Anlamadım
Çiğdem Doğan
Kalemi
ile yeni tanıştığım Sayın Polat Onat'ın otobiyografik roman türünde yazmış
olduğu, Kent Kitap etiketiyle çıkan "Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk" isimli kitabına dün
memleketim Samsun'da dinlenme amaçlı oturmuş olduğum kafede şöyle bir göz gezdirdim.
Yaşadığım ilçeye dönüş yolunda da okumaya inatla devam ettim.
İnatla
devam ettim diyorum çünkü bindiğim araçtaki insanların ayakta kitap okuyan
birini ilk defa gördüklerini düşünüyorum. Bu anlamda da tıpkı yazar Polat
Onat'ın yapmış olduğu tren yolculuğundaki tuhaflık, galiba benim de bu dönüş
yolculuğum esnasında oldu sanırım.
Ve
gelelim kitabınıza: Tek cümle ile özetlemek istersem, "Kitabı okurken
vaktin nasıl geçtiğini anlamadım bile." derdim. Ben çok beğendim doğrusu. Usta
şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın hüzünlü ve bir o kadar da şaşırtıcı hayat hikâyesi
beni gerçekten çok etkiledi.
Kitapta
öyle satırlar var ki burada yazmadan geçemeyeceğim:
- Hangi işte çalışırsan çalış, sabahleyin erkenden işine giderken birkaç şiir oku güne öyle başla. Yüreğin açılır, ayakların açılır, ellerin, zihnin ve yaşaman açılır.
-
Kalemler tükeniyor aynı hayatlar gibi. Ama yedek hayat yok.
- Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyetiymiş. Kadıköy'deki dairesi, eşyaları, kitapları ve resimleriyle bir müze evi yapılmasını istemiş. İsmini de kendisi koymuş "Dağlarca'nın Gökyüzü". Keşke bir an evvel hayata geçirilebilse bu vasiyet. Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü şairin ışıltılı gözleriyle baktığı penceresinden... İnşallah en kısa zamanda bu dileği gerçekleşir diyorum, çünkü bunu ben bir vefa borcu olarak görüyorum.
- Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyetiymiş. Kadıköy'deki dairesi, eşyaları, kitapları ve resimleriyle bir müze evi yapılmasını istemiş. İsmini de kendisi koymuş "Dağlarca'nın Gökyüzü". Keşke bir an evvel hayata geçirilebilse bu vasiyet. Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü şairin ışıltılı gözleriyle baktığı penceresinden... İnşallah en kısa zamanda bu dileği gerçekleşir diyorum, çünkü bunu ben bir vefa borcu olarak görüyorum.
- Ve usta şair Dağlarca'nın kitaplarında yer almayan bir şiirinden, kısa bir alıntı:
Kapı çalındı
Gelen kim
Ormancıydı o
Ağaçlarını çok severdi
Ormancıyı askere aldılar
Giden kim
Batman'dan başlayıp Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saat süren bir tren yolculuğu. Trendeki her türden insan örnekleri... Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile şiir sevdalısı bir gencin birlikte geçirdiği iki günün akıcı bir dille anlatımının olduğu bu hoş kitabı, herkesin okuması dileğiyle... Yazarın kalemi daim olsun.
Dip not niteliğinde:
Kitapta yer alan Erzurumlu Amca ile geçen diyaloğa çok güldüm.
"İçi
sarı, dışı beyaz?"
"Yumurta."
"Hah!
Doğru, aferin!"
18 Mart 2018 Pazar
Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem ve Tam Bir Karabasan: "Kıyamete Son 99 Gün"
Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem
ve
Tam Bir Karabasan:
"Kıyamete Son 99 Gün"
Betiğin
adı bile sizi kendine çekmeye yetiyor. "Kıyamete Son 99 Gün". Yazar
Polat Onat gerçekten değişik bir bakış açısıyla yazmış.
Okurken yer yer bir klasik okuyormuş tadı aldım. Özellikle başkişinin kendi algıladığı yaşam şeklinin öne çıktığı betik, yer yer bir sorgulama, yer yer bir isyan niteliğinde. Büyük günün açıklanmasından sonra toplumun nasıl tepkiler verdiğine de değinilmiş. Son yaklaşırken nasıl olur da bir distopya durumuna geliyor yeryüzü, günbegün okuyoruz. Ölümden korkanla korkmayanın aynı sonu yaşayacağı kaçınılmaz.
Tüm bu olumsuzlukların ve kötülüğün içinde iyiyi görebilme beceresi oldukça az kişide var. Üstüne bir de doğaüstü güçler eklenince, gerilim, korku, gizem de baş gösteriyor. İnsanlık, tüm olanaklarını kullanarak kıyametten bir kaçış bulabilir mi yoksa bu da boşuna bir çaba mıdır? Her gün için kendine bir görev edinen başkişimiz ise yaşamı boyunca yaşamadıklarını yaşamaya başlıyor. Son güne kadar insanlığından vazgeçmeyecek kaç kişi vardır şu yeryüzünde?
Konu çok ileri olmayan yakın bir gelecekte ve ileri teknolojide geçiyor. Bu da ayrı bir lezzet katmış. Görünmeyen canlılar türüyor ve doğa sarhoş olmuş gibi davranmaya başlıyor. Tam bir karabasan.
Onat'ın kalemini ben çok sevdim. Her bir günü okurken çok güzel tümcelere de denk geldim. Bazılarında durup düşündüm. Kurgusu çok güzel olmuş. Bazen Filibeli Ahmet Hilmi"nin A'mak-ı Hayal'inin, bazen de Dostoyevskinin "Yer Altından Notlar"ının tadını aldım. Ancak tamamen kendine özgü bir betik.
Okurken yer yer bir klasik okuyormuş tadı aldım. Özellikle başkişinin kendi algıladığı yaşam şeklinin öne çıktığı betik, yer yer bir sorgulama, yer yer bir isyan niteliğinde. Büyük günün açıklanmasından sonra toplumun nasıl tepkiler verdiğine de değinilmiş. Son yaklaşırken nasıl olur da bir distopya durumuna geliyor yeryüzü, günbegün okuyoruz. Ölümden korkanla korkmayanın aynı sonu yaşayacağı kaçınılmaz.
Tüm bu olumsuzlukların ve kötülüğün içinde iyiyi görebilme beceresi oldukça az kişide var. Üstüne bir de doğaüstü güçler eklenince, gerilim, korku, gizem de baş gösteriyor. İnsanlık, tüm olanaklarını kullanarak kıyametten bir kaçış bulabilir mi yoksa bu da boşuna bir çaba mıdır? Her gün için kendine bir görev edinen başkişimiz ise yaşamı boyunca yaşamadıklarını yaşamaya başlıyor. Son güne kadar insanlığından vazgeçmeyecek kaç kişi vardır şu yeryüzünde?
Konu çok ileri olmayan yakın bir gelecekte ve ileri teknolojide geçiyor. Bu da ayrı bir lezzet katmış. Görünmeyen canlılar türüyor ve doğa sarhoş olmuş gibi davranmaya başlıyor. Tam bir karabasan.
Onat'ın kalemini ben çok sevdim. Her bir günü okurken çok güzel tümcelere de denk geldim. Bazılarında durup düşündüm. Kurgusu çok güzel olmuş. Bazen Filibeli Ahmet Hilmi"nin A'mak-ı Hayal'inin, bazen de Dostoyevskinin "Yer Altından Notlar"ının tadını aldım. Ancak tamamen kendine özgü bir betik.
Bir
diğer özelliği de yazım dilinden kaynaklı. Okuma geçmişi olmayan birinin
okumaması gerekir çünkü bazı sözcüklerin derin anlamları var. Bir de konuyla
ilgili belli oranda din bilgisinin de olması önerimdir.
Herkese
esenlikler dilerim.
15 Mart 2018 Perşembe
Kent Kitap Yayınlarından Çıkan PolatOnat Kitapları
Kent Kitap Yayınlarından
çıkan kitaplarım huzurlarınızda...
1. Ölümsüz Cümleler
2. Her Çocuk Harikadır
3. Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk
4. Matematik Ormanı Masalları
5. Türkçe Denizi Masalları
14 Mart 2018 Çarşamba
8 Mart 2018 Perşembe
Polat Onat'ın Kadınlar Günü Armağanı
Bir yazarın, Kadınlar Günü armağanı böyle oluyor:
"Annem Necla Hanım,
Anneannem İsmigül Hanım
ve
Anneanneannemin annesi Fatma Hanım'a
ithafen"
Şu an matbaada olan ve Artshop Yayınları etiketiyle
bu ay okurla buluşacak,
İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülünü kazanmış
"KARANLIK KAHVALTI"
adlı 3.şiir kitabımın ithaf sayfası.
6 Mart 2018 Salı
Elif Yeğin: "Polat Onat'ın Kitabı O kadar Akıcı Ki, Başladığınızda Nasıl Bitirdiğinizi Anlayamıyorsunuz."
ELİF YEĞİN: "POLAT ONAT'IN KİTABI O
KADAR AKICI Kİ,
BAŞLADIĞINIZDA NASIL BİTİRDİĞİNİZİ ANLAMIYORSUNUZ."
Değerli
Yazarımız Polat Onat Bey'in "Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir
Yolculuk" kitabını okudum.Otobiyografik bir roman.
Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanımayan yoktur. Birkaç şiirini okumuşsunuzdur. Benimde severek okuduğum şiirleri vardı.Yorumumun altına şairin bir şiirini ekleyeceğim.
Yazarımızın da dediği gibi: "Dağlarca, bir asra yakın, hemen tamamı sadece şiire adanmış bir ömür, özenle oluşturulmuş yüzden fazla şiir kitabı, acıyla dokunmuş on binlerce şiir, göz nuru dökülmüş yüz binlerce dize... Fazlı Hüsnü Dağlarca'dan bahsediyoruz."
Batman'dan İstanbul'a kadar olan uzun tren yolculuğunda geçen diyaloglar... Genç idealist bir yazar... Fazıl Hüsnü Dağlarca hayranı. Üstadı evinde ziyareti ve elindeki şiirleri değerlendirmesini istemesi... Aralarında geçen diyaloglara tanık olacaksınız sadece o mu, üstadın hayat ile ilgili görüşleri de kulağımıza küpe olacak. Tavsiyelerde bulunduklarının hepsi hayatta tatbik etmemiz gereken öneriler.
Kitabımız 80 sayfadan oluşuyor .O kadar akıcı cümleler ki başladığınızda nasıl bitirdiğinizi anlamıyorsunuz.
Bizleri Fazıl Hüsnü Dağlarca ile tanıştıran değerli yazarımız Polat Onat'a teşekkürlerimi sunuyorum ve diyorum ki; şairlerimize ve yazarlarımıza gereken ilgiyi yaşarken göstermemiz bizler için bir insanlık borcudur, çünkü bunu fazlasıyla hak ediyorlar.
Birde Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyeti varmış. Kadıköy'deki dairesi kişisel eşyaları, kitapları ve resimleriyle onun adını taşıyan bir anı evi, müze olacakmış. Adını zaten sağlığında kendisi koymuş: "Dağlarca'nın Gökyüzü". Buraya gençlerin gelmesini, kitap okumalarını, çay-kahve içip sohbet etmelerini istermiş.
Gerekli prosedür tamamlansa da "Dağlarca'nın Gökyüzü" bir an önce açılabilse.
Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü, şairin ışıltılı gözleriyle yıllarca penceresinden baktığı evrenin o noktasından.
Yazarımıza katılıyorum.Bu üstadımıza bir vefa borcudur.
"Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk" kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.
KİTAPTAN
ALINTI:
"Hangi
işte çalışırsan çalış, sabahleyin erkenden işine giderken birkaç şiir oku, güne
öyle başla.Yüreğin açılır,ayakların açılır,ellerin açılır,zihnin açılır,yaşaman
açılır."
"Kalemler
tükeniyor. Aynı hayatlar gibi. Ama yedek hayat yok."
Şimdi ise Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın
sevdiğim şiiriyle sizleri başbaşa bırakıyorum ve şairi yad ediyorum. Anısına saygıyla...
Mustafa Kemal'in Kağnısı
Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.
Mustafa Kemal'in kağnısı derdi,
kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.
İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.
Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal'in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.
Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.
Fazıl
Hüsnü Dağlarca
26 Şubat 2018 Pazartesi
PolatOnat'ın 2 Yatılı Okul Kitabı / BookTV'den Merve'nin Tavsiyeleri (VİDEO)
BookTv'den Merve,
PolatOnat'ın "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"
ve
"Yatılı Okuldaki Hazine"
kitaplarını tavsiye ediyor.
20 Şubat 2018 Salı
"Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk"tan Bölüm Okuması (VİDEO)
Polat Onat, Kent Kitap etiketiyle çıkan yeni romanı
"Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk"tan
bölüm okuması yapıyor.
17 Şubat 2018 Cumartesi
Youtube'daki Merve Nur Göktaş "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ü Yorumluyor (VİDEO)
Değerli okurum Merve,
BookTv Kızıltoprak kanalında
"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"
kitabımı yorumluyor.
14 Şubat 2018 Çarşamba
Merve Nur Göktaş'ın Anlatımıyla "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" (VİDEO)
13 Şubat 2018 Salı
Gelecekte Türkiye, Polat Onat Adını Daha Sık ve Daha Çok Duyacak / Ahmet Küçükbaş
Polat Onat’ın
Kurtalan Ekspresi’nde
Tuhaf Bir Yolculuk’u
Tuhaf Bir Yolculuk’u
Âdetimdir:
Elime aldığım kitabın önce ön sonra arka kapağını incelerim. Daha sonra da
kitabın ikinci ve dördüncü sayfasındaki bilgileri gözden geçiririm. Kim yazmış,
yazarın başka kitapları var mı, nerede basılmış, kapağını kim tasarlamış
bunları incelerim.
Kitap 80 sayfa. Kapakta “Otobiyografik Roman” yazıyor. Kısalığına bakarak uzun bir hikâye mi diye kararsız kaldık ama sonunda roman olduğunda karar kıldık.
Yazarı kitaplarından tanıyoruz. Çocuk kitapları, deneme türü kitaplarını ve bundan önceki romanlarını okuduk. Şiirlerinden bazılarını da okuduk. Yazar olarak nasıl biri ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Polat Onat’ın ilk göz ağrısı her ne kadar biz anlayamasak da şiirdir. Şiirleri edebi dergilerde yer almış, yarışmalarda ödüller kazanmış bir şairdir. Şairlerden de sözcükleri iyi kullanmaları beklenebilir. Bu yüzden kitabı ağır ağır sindire sindire okuduk. Bazı cümlelerin altını çizdik.
Yazar insanların şiir serüvenini şu cümlelerle anlatıyor: “Sonra hayatın zoraki sürüklemeleri neticesinde şiirin beyhude lanetinden kaçış, rutinin sakin sıradanlığına sığınış. Şiir insanı yorar, acımasız bir cendereye sokar heveslilerini. Yıllar sonra ise ‘Ben de yazmıştım bir zamanlar…’ muhabbetleri ile sona erer bu serüven.” Böyle cümleler kurabilen biri roman veya öykü yerine niye müşterisi az olan şiirde ısrar eder?
Yaz
romanını herkes okusun. Ama… Ama lütfen yazdıkları “İntihar Etmiş Bir
Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü” gibi olmasın.
Yazarın görmeye gittiği ve görüştüğü Fazıl Hüsnü Dağlarca da benimle aynı görüşteymiş. Usta şair onun bir öykü denemesini dinledikten sonra ona “Bak bunu beğendim işte,” diyor ve “Senin yeteneğin düz yazı üzerine… Deneme ve eleştiri dalında edebiyatımıza kazandırabileceğin şeyler olabilir. Zaten memlekette şairden bol bir şey yok. Edebiyat çevrelerinin eleştirmene ihtiyacı had safhada… Düz yazıya yoğunlaş sen.” diye nesri tavsiye ediyor.
Şiir konusunda kendimi yetersiz bulduğum için fikir beyan etmekten kaçınırım. Ama büyük şair de söylediyse yazar bu öneriyi ciddiye almalıdır.
Şairliği boşa mı gitsin?
El cevap: Şiir yeteneğinin romancılığına faydası olur, zararı olmaz.
Yazar
daha pek genç. Yaşına göre kendini çok geliştirmiş. Son bir yılda peşi peşine
birçok kitabı yayınlandı. Bu kitabı da Şubat 2018 baskılı. Gerçekten de dumanı
üzerinde bir eser. Bir kitabı ilk defa basıldıktan bu kadar kısa sürede
okuyorum. Ömrümüz olursa ondan çok daha güzel romanlar okuyacağız.
Gelecekte
Türkiye, Polat Onat adını daha sık ve daha çok duyacak.
Ahmet Küçükbaş / Sinop
10 Şubat 2018 Cumartesi
9 Şubat 2018 Cuma
6 Şubat 2018 Salı
Volkan Hacıoğlu Aksi Sanat Sitesinde Şiir Kitaplarını Değerlendiriyor
VOLKAN HACIOĞLU AKSİ SANAT SİTESİNDE
ŞİİR KİTAPLARINI DEĞERLENDİRİYOR
“ŞİİRİN DİP SULARINDA”
Maksim Gorki’nin “Benim
Üniversitelerim,” demesi gibi, okurlar da “Benim şairlerim,” “Benim
kitaplarım,” diyebilmeli. Okumalarımdan bende kalanların yer aldığı kitaplar ve
şairler arasında şiire ilişkin düşüncelerimi başka okurlarla paylaşıyorum.
“Şiirin Dip Sularında,” değerli şair ve çevirmen Sait Maden’in “–Neydi bu
sözcük? –Acı!” dizeleri ile biten bir şiirinin başlığı. Böylece kendisini
de saygıyla anmış oluyoruz. İsimlerin sıralaması tamamen tesadüfî, bu nedenle
numara vermedim. Kendi okumalarıma göre belirlediğim bu liste elbette “mümkün
olan dünyalar” içinde ihtimallerden sadece biri.
Öyleyse yeni okumalara başlamanın
zamanı…
2017’de OKUDUĞUM ŞİİR KİTAPLARI
ÜZERİNE KISA ŞİİRSEL DEĞERLENDİRMELER
Polat Onat, 2017’nin en üretken
yazarları arasında yer aldı. Şair, 2009’da yayımlanan ilk kitabı “Son,” 2011’de
“İhtiyarın Vefatı”nın ardından, birçok farklı edebî türlerde kitaplar
yayımladıktan sonra, üçüncü şiir kitabı “Karanlık Kahvaltı” şiir dünyasındaki
okurlarının
özlemini gideriyor.
2017 İsmet Kemal Karadayı Şiir
Ödülü’nü alan “Karanlık Kahvaltı” adlı dosyasındaki şiirler Onat’ın olgunluk
döneminin verimleri arasında sayılmalı.
“Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir
Yolculuk” (Kent Kitap) adlı otobiyografik romanı ‘Dağlarca’yı Görmeye Gitmek’
alt başlığını taşıyor. 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında
Dağlarca ile olan diyaloglarını edebî bir kurguyla okura aktaran Onat aynı
zamanda bir dönemin tanıklıklarını edebiyatla kalıcı hâle getiriyor.
İsmail Biçer, “Gelmek Gazeli”
(Artshop Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017’de şiirinde önemli bir ivme
yakaladı. Anı, anlatı, söyleşi gibi edebiyatın birçok türünde eserler veren
Biçer kendi şiir dilinin olanaklarını kendine özgü bir üslûpla genişletti.
Birçok ödülün de sahibi olan Biçer şairler üzerine yazdığı yazılarla da
tanınıyor. Dergilerden de takip ettiğim İsmail Biçer şiiri bugün elle tutulur
bir halde okuru kavramaktadır.
Hüseyin Peker, 2017’de şiirlerini
“Toz Bile Değilken” adlı kitapta topladı. Peker’in şiirleri kendi mecrasını
derinleştirerek akmaya devam ediyor. 2017’de “Yasakmeyve” dergisinde
Hüseyin Peker için “Şair ve Okurları” adlı özel bir dosya hazırlandı.
Nihat Özdal, “Deri” (Yasakmeyve
Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017 Altın Defne Edebiyat Ödülü’nü aldı. Özdal
şiiri ilmek ilmek kuruyor. Farklı temalar ekseninde gelişen Özdal şiiri kendi
içinde bir bütünlük yakalıyor. Nihat Özdal’ın dize kurgusu kelimelerin
karakterlerini ortaya çıkarıyor. Nihat Özdal şiiri üzerine kaleme aldığım
kapsamlı bir değerlendirme yazısı 2017 Nihat Özdal Sempozyumu kitabında
yayımlandı.
İhsan Tevfik, “Gözleri Muhacir”
adlı ‘göç şiirleri’ ile 2017 Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Göç
konusunda bilimsel araştırmalara da imza atan yazar ve şair İhsan Tevfik,
“Gözleri Muhacir” adlı kitabı ile önemli bir temayı güçlü dizelerle işliyor.
Levent Karataş, “Son Görüş”
(Düşülke Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017’de okurlarına merhaba dedi.
Karataş şiiri içeriden kuşatmış. Rimbaud, “Rengini buldum sesli harflerin,”
demişti. Karataş da şiirin renklerini bulmuş. Her şiirinde farklı bir renk var.
Bana Levent Karataş şiirini tek kelime ile özetle deseler duraksamadan “Renk,”
derim.
Özkan Mert, 2017’de 55. sanat
yılını “Diren Ey Kalbim” (1960-1980) ile “Caz ve Karanfiller” (1980-1990)
(Artshop Yayınları) adlı toplu şiirler kitapları ile kutladı. Özkan Mert
şiirinin dinamiklerini kavramak için “Diren Ey Kalbim” önemli bir kaynak kitap
niteliğinde. 2017’de “Hürriyet Gösteri” dergisinde Özkan Mert şiiri üzerine
kapsamlı bir dosya yayınlandı.
Ressam Yüksel Aydın şiirlerini
2017’de “Okunmamış Kitabın Çözülmemiş Diliyle” (Artshop Yayınları) adlı kitapta
topladı. Resim sanatındaki ustalığını dizelere yansıtan şair sanatlar arasında
kesin sınırlar çizilemeyeceğini bu kitabıyla göstermiş oldu. Bir fırça darbesi
gibi, okuru bir rüzgâr hamlesi ile kapıp götüren dizeler yazıyor Yüksel Aydın.
Ve bir ilk kitap, genç bir şair,
yeni bir devinim, Sinan Onur Bayram “Ölü Karıncalar Mevsimi” (Hayal
Yayınları) adlı ilk şiir kitabının hazırlığı içerisinde. “Şiir, emeği ve hüznün
namusunu savunan bir hakikât yoludur,” diyor Onur. Şiirlerini daha önce
okuduğum Onur’un ilk kitabını merakla bekliyorum. “Şimdiden yolu ve bahtı açık
olsun…”
3 Şubat 2018 Cumartesi
Şiirin Dip Sularında: 2017'de Okuduğum Şiir Kitapları Üzerine Kısa Şiirsel Değerlendirmeler / Volkan Hacıoğlu
İşte benim şiirde ilk on listem.
Sıralama tamamen tesadüfî, bu nedenle numara vermedim. Kendi okumalarıma göre
belirlediğim bir liste. Burası da kendi sayfam zaten... Şimdilik böyle. Yeni
okumalara başlamanın zamanı...
ŞİİRİN DİP SULARINDA:
2017'de
OKUDUĞUM ŞİİR KİTAPLARI ÜZERİNE KISA ŞİİRSEL DEĞERLENDİRMELER
Polat Onat, 2017’nin en üretken
yazarları arasında yer aldı. 2017 İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülü’nü alan
“Karanlık Kahvaltı” adlı dosyasındaki şiirler Onat’ın olgunluk döneminin
verimleri arasında sayılmalı.
“Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk” (Kent
Kitap) adlı otobiyografik romanı ‘Dağlarca’yı Görmeye Gitmek’ alt başlığını
taşıyor. 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında Dağlarca ile olan
diyaloglarını edebî bir kurguyla okura aktaran Onat aynı zamanda bir dönemin
tanıklıklarını edebiyatla kalıcı hâle getiriyor.
...
VOLKAN HACIOĞLU
24 Ocak 2018 Çarşamba
Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk / Arka Kapak Yazısı
Yıl 2003...
Kurtalan Ekspresi'nin köhne kompartımanlarından birinde, defterine sürekli notlar alan toy bir edebiyat heveslisi...
Batman'dan Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saati aşkın maceralı bir tren yolculuğu...
Trendeki birbirinden ilginç tipler, gittikçe tuhaflaşan olaylar...
Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile ona büyük hayranlık duyan yeni yetme, acemi bir şair adayının birlikte geçirdiği iki günün tüm ayrıntıları...
Yer yer komik, yer yer hüzünlü, bazen de şaşırtıcı...
Fakat kesinlikle unutulmaz bir roman: Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk.
Kurtalan Ekspresi'nin köhne kompartımanlarından birinde, defterine sürekli notlar alan toy bir edebiyat heveslisi...
Batman'dan Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saati aşkın maceralı bir tren yolculuğu...
Trendeki birbirinden ilginç tipler, gittikçe tuhaflaşan olaylar...
Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile ona büyük hayranlık duyan yeni yetme, acemi bir şair adayının birlikte geçirdiği iki günün tüm ayrıntıları...
Yer yer komik, yer yer hüzünlü, bazen de şaşırtıcı...
Fakat kesinlikle unutulmaz bir roman: Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk.
22 Ocak 2018 Pazartesi
21 Ocak 2018 Pazar
Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk ile Dağlarca'yı Görmeye Gitmenin Otobiyografik Romanı
"Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk"
ile
Dağlarca'yı Görmeye Gitmenin
Otobiyografik Romanı...
Kent Kitap Yayınları
kalitesiyle sizlerle...
14 Ocak 2018 Pazar
Çukurova Kitap Fuarının Son Günü
Adana'daki arkadaşlar!
Bugün Çukurova Kitap Fuarının son günü...
"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ü
İş Bankası Yayınları standından edinebilirsiniz.
"Yatılı Okuldaki Hazine" ise
Destek Yayınları standında sizleri bekliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























