29 Mart 2018 Perşembe

Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk / @kitapciikiiz



Gizemli ve Maceralı Bir Yolculuk

"Yatılı okul hayatının dostluk ve dayanışma ile yoğrulmuş samimi ortamında bir araya gelmiş üç arkadaş, inanılmaz bir maceraya yelken açıyor..."

Çok eğlenceli bir çocuk hikâyesi.

Ama ben bunu sadece çocuklar için değil yetişkinler içinde okunabilir görüyorum çünkü ben okurken hem eğlendim hem ilkokul yıllarıma bir yolculuk yaptım böyle hatıralarım gözümün önüne geldi çok farklıydı.

Genelde hep uzun ve kalın romanlar okuduğum için arada böyle kısa hikâyeler okumak çok iyi geliyor zaten.

"Yatılı Okuldaki Hazine" de hem çocukluk dostluğunun hem böyle küçük gizemli maceralı bir yolculuğu anlatıyor.

Kitabın devamı da olacak ve çıktığı zaman devamını da hemen okumak istiyorum açıkçası. Çünkü asıl beklenen yerde son buluyor. En heyecanlı bölümün böyle bitmesi daha da merak ettiriyor tabii.
Özgür ve Soner yatılı okulda kalan iki arkadaşlar.

Bir gün kütüphaneye giderler ve orada son sınıflardan bir çocuk ile tanışırlar. Aralarında Sır Kardeşliği Kulübü kurarlar
Üçünün de buldukları gizemli bir kitap var. O kitaptan buldukları hazine haritası ile küçük bir plan yaparlar. Sonucunda ellerine geçen şey şu an belirsiz devamında göreceğiz artık.

Herkese bu eğlenceli hikâyeyi tavsiye ederim.

                   @kitapciikiiz

19 Mart 2018 Pazartesi

Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini Anlamadım / Çiğdem Doğan



Bu Kitabı Okurken Vaktin Nasıl Geçtiğini Anlamadım

Çiğdem Doğan

            Kalemi ile yeni tanıştığım Sayın Polat Onat'ın otobiyografik roman türünde yazmış olduğu, Kent Kitap etiketiyle çıkan "Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk" isimli kitabına dün memleketim Samsun'da dinlenme amaçlı oturmuş olduğum kafede şöyle bir göz gezdirdim. Yaşadığım ilçeye dönüş yolunda da okumaya inatla devam ettim.

            İnatla devam ettim diyorum çünkü bindiğim araçtaki insanların ayakta kitap okuyan birini ilk defa gördüklerini düşünüyorum. Bu anlamda da tıpkı yazar Polat Onat'ın yapmış olduğu tren yolculuğundaki tuhaflık, galiba benim de bu dönüş yolculuğum esnasında oldu sanırım.

            Ve gelelim kitabınıza: Tek cümle ile özetlemek istersem, "Kitabı okurken vaktin nasıl geçtiğini anlamadım bile." derdim. Ben çok beğendim doğrusu. Usta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın hüzünlü ve bir o kadar da şaşırtıcı hayat hikâyesi beni gerçekten çok etkiledi.

            Kitapta öyle satırlar var ki burada yazmadan geçemeyeceğim:

            - Hangi işte çalışırsan çalış, sabahleyin erkenden işine giderken birkaç şiir oku güne öyle başla. Yüreğin açılır, ayakların açılır, ellerin, zihnin ve yaşaman açılır.
 

            - Kalemler tükeniyor aynı hayatlar gibi. Ama yedek hayat yok.

            - Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyetiymiş. Kadıköy'deki dairesi, eşyaları, kitapları ve resimleriyle bir müze evi yapılmasını istemiş. İsmini de kendisi koymuş "Dağlarca'nın Gökyüzü". Keşke bir an evvel hayata geçirilebilse bu vasiyet. Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü şairin ışıltılı gözleriyle baktığı penceresinden... İnşallah en kısa zamanda bu dileği gerçekleşir diyorum, çünkü bunu ben bir vefa borcu olarak görüyorum.

            - Ve usta şair Dağlarca'nın kitaplarında yer almayan bir şiirinden, kısa bir alıntı:

            Kapı çalındı
            Gelen kim
            Ormancıydı o
            Ağaçlarını çok severdi
            Ormancıyı askere aldılar
            Giden kim

            Batman'dan başlayıp Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saat süren bir tren yolculuğu. Trendeki her türden insan örnekleri... Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile şiir sevdalısı bir gencin birlikte geçirdiği iki günün akıcı bir dille anlatımının olduğu bu hoş kitabı, herkesin okuması dileğiyle... Yazarın kalemi daim olsun.

            Dip not niteliğinde:
            Kitapta yer alan Erzurumlu Amca ile geçen diyaloğa çok güldüm.
            "İçi sarı, dışı beyaz?"
            "Yumurta."
            "Hah! Doğru, aferin!"

                        Çiğdem Doğan


18 Mart 2018 Pazar

Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem ve Tam Bir Karabasan: "Kıyamete Son 99 Gün"



Doğaüstü Güçler, Gerilim, Korku, Gizem 
ve Tam Bir Karabasan:
"Kıyamete Son 99 Gün"

            Betiğin adı bile sizi kendine çekmeye yetiyor. "Kıyamete Son 99 Gün". Yazar Polat Onat gerçekten değişik bir bakış açısıyla yazmış.

            Okurken yer yer bir klasik okuyormuş tadı aldım. Özellikle başkişinin kendi algıladığı yaşam şeklinin öne çıktığı betik, yer yer bir sorgulama, yer yer bir isyan niteliğinde. Büyük günün açıklanmasından sonra toplumun nasıl tepkiler verdiğine de değinilmiş. Son yaklaşırken nasıl olur da bir distopya durumuna geliyor yeryüzü, günbegün okuyoruz. Ölümden korkanla korkmayanın aynı sonu yaşayacağı kaçınılmaz.

            Tüm bu olumsuzlukların ve kötülüğün içinde iyiyi görebilme beceresi oldukça az kişide var. Üstüne bir de doğaüstü güçler eklenince, gerilim, korku, gizem de baş gösteriyor. İnsanlık, tüm olanaklarını kullanarak kıyametten bir kaçış bulabilir mi yoksa bu da boşuna bir çaba mıdır? Her gün için kendine bir görev edinen başkişimiz ise yaşamı boyunca yaşamadıklarını yaşamaya başlıyor. Son güne kadar insanlığından vazgeçmeyecek kaç kişi vardır şu yeryüzünde?

            Konu çok ileri olmayan yakın bir gelecekte ve ileri teknolojide geçiyor. Bu da ayrı bir lezzet katmış. Görünmeyen canlılar türüyor ve doğa sarhoş olmuş gibi davranmaya başlıyor. Tam bir karabasan.

            Onat'ın kalemini ben çok sevdim. Her bir günü okurken çok güzel tümcelere de denk geldim. Bazılarında durup düşündüm. Kurgusu çok güzel olmuş. Bazen Filibeli Ahmet Hilmi"nin A'mak-ı Hayal'inin, bazen de Dostoyevskinin "Yer Altından Notlar"ının tadını aldım. Ancak tamamen kendine özgü bir betik.

            Bir diğer özelliği de yazım dilinden kaynaklı. Okuma geçmişi olmayan birinin okumaması gerekir çünkü bazı sözcüklerin derin anlamları var. Bir de konuyla ilgili belli oranda din bilgisinin de olması önerimdir.

            Herkese esenlikler dilerim.

                @b.e.t.i.k.e.v.i


15 Mart 2018 Perşembe

Kent Kitap Yayınlarından Çıkan PolatOnat Kitapları


Kent Kitap Yayınlarından 
çıkan kitaplarım huzurlarınızda...

1. Ölümsüz Cümleler

2. Her Çocuk Harikadır

3. Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk

4. Matematik Ormanı Masalları

5. Türkçe Denizi Masalları



8 Mart 2018 Perşembe

Polat Onat'ın Kadınlar Günü Armağanı





Bir yazarın, Kadınlar Günü armağanı böyle oluyor:

"Annem Necla Hanım,
Anneannem İsmigül Hanım 
ve
Anneanneannemin annesi Fatma Hanım'a 
ithafen"

Şu an matbaada olan ve Artshop Yayınları etiketiyle
bu ay okurla buluşacak,
İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülünü kazanmış 
"KARANLIK KAHVALTI" 
adlı 3.şiir kitabımın ithaf sayfası.

6 Mart 2018 Salı

Elif Yeğin: "Polat Onat'ın Kitabı O kadar Akıcı Ki, Başladığınızda Nasıl Bitirdiğinizi Anlayamıyorsunuz."



ELİF YEĞİN: "POLAT ONAT'IN KİTABI O KADAR AKICI Kİ, 
BAŞLADIĞINIZDA NASIL BİTİRDİĞİNİZİ ANLAMIYORSUNUZ."
            

            Değerli Yazarımız Polat Onat Bey'in "Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk" kitabını okudum.Otobiyografik bir roman.

            Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanımayan yoktur. Birkaç şiirini okumuşsunuzdur. Benimde severek okuduğum şiirleri vardı.Yorumumun altına şairin bir şiirini ekleyeceğim.

            Yazarımızın da dediği gibi: "Dağlarca, bir asra yakın, hemen tamamı sadece şiire adanmış bir ömür, özenle oluşturulmuş yüzden fazla şiir kitabı, acıyla dokunmuş on binlerce şiir, göz nuru dökülmüş yüz binlerce dize... Fazlı Hüsnü Dağlarca'dan bahsediyoruz."

            Batman'dan İstanbul'a kadar olan uzun tren yolculuğunda geçen diyaloglar... Genç idealist bir yazar... Fazıl Hüsnü Dağlarca hayranı. Üstadı evinde ziyareti ve elindeki şiirleri değerlendirmesini istemesi... Aralarında geçen diyaloglara tanık olacaksınız sadece o mu, üstadın hayat ile ilgili görüşleri de kulağımıza küpe olacak. Tavsiyelerde bulunduklarının hepsi hayatta tatbik etmemiz gereken öneriler.

            Kitabımız 80 sayfadan oluşuyor .O kadar akıcı cümleler ki başladığınızda nasıl bitirdiğinizi anlamıyorsunuz.

            Bizleri Fazıl Hüsnü Dağlarca ile tanıştıran değerli yazarımız Polat Onat'a teşekkürlerimi sunuyorum ve diyorum ki; şairlerimize ve yazarlarımıza gereken ilgiyi yaşarken göstermemiz bizler için bir insanlık borcudur, çünkü bunu fazlasıyla hak ediyorlar.

            Birde Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyeti varmış. Kadıköy'deki dairesi kişisel eşyaları, kitapları ve resimleriyle onun adını taşıyan bir anı evi, müze olacakmış. Adını zaten sağlığında kendisi koymuş: "Dağlarca'nın Gökyüzü". Buraya gençlerin gelmesini, kitap okumalarını, çay-kahve içip sohbet etmelerini istermiş.

            Gerekli prosedür tamamlansa da "Dağlarca'nın Gökyüzü" bir an önce açılabilse.
Kim bilir ne kadar mavi gözükür gökyüzü, şairin ışıltılı gözleriyle yıllarca penceresinden baktığı evrenin o noktasından.

            Yazarımıza katılıyorum.Bu üstadımıza bir vefa borcudur.

            "Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk" kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.

            KİTAPTAN ALINTI:

            "Hangi işte çalışırsan çalış, sabahleyin erkenden işine giderken birkaç şiir oku, güne öyle başla.Yüreğin açılır,ayakların açılır,ellerin açılır,zihnin açılır,yaşaman açılır."

            "Kalemler tükeniyor. Aynı hayatlar gibi. Ama yedek hayat yok."
  
                      ELİF YEĞİN / Samsun



            Şimdi ise Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın sevdiğim şiiriyle sizleri başbaşa bırakıyorum ve şairi yad ediyorum. Anısına saygıyla...
   
Mustafa Kemal'in Kağnısı

Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.

Mustafa Kemal'in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal'in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

            Fazıl Hüsnü Dağlarca

20 Şubat 2018 Salı

14 Şubat 2018 Çarşamba

13 Şubat 2018 Salı

Gelecekte Türkiye, Polat Onat Adını Daha Sık ve Daha Çok Duyacak / Ahmet Küçükbaş


Polat Onat’ın 
Kurtalan Ekspresi’nde 
Tuhaf Bir Yolculuk’u

            Âdetimdir: Elime aldığım kitabın önce ön sonra arka kapağını incelerim. Daha sonra da kitabın ikinci ve dördüncü sayfasındaki bilgileri gözden geçiririm. Kim yazmış, yazarın başka kitapları var mı, nerede basılmış, kapağını kim tasarlamış bunları incelerim. 

            Kitap 80 sayfa. Kapakta “Otobiyografik Roman” yazıyor. Kısalığına bakarak uzun bir hikâye mi diye kararsız kaldık ama sonunda roman olduğunda karar kıldık. 

            Yazarı kitaplarından tanıyoruz. Çocuk kitapları, deneme türü kitaplarını ve bundan önceki romanlarını okuduk. Şiirlerinden bazılarını da okuduk. Yazar olarak nasıl biri ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Polat Onat’ın ilk göz ağrısı her ne kadar biz anlayamasak da şiirdir. Şiirleri edebi dergilerde yer almış, yarışmalarda ödüller kazanmış bir şairdir. Şairlerden de sözcükleri iyi kullanmaları beklenebilir. Bu yüzden kitabı ağır ağır sindire sindire okuduk. Bazı cümlelerin altını çizdik. 

            Yazar insanların şiir serüvenini şu cümlelerle anlatıyor: “Sonra hayatın zoraki sürüklemeleri neticesinde şiirin beyhude lanetinden kaçış, rutinin sakin sıradanlığına sığınış. Şiir insanı yorar, acımasız bir cendereye sokar heveslilerini. Yıllar sonra ise ‘Ben de yazmıştım bir zamanlar…’ muhabbetleri ile sona erer bu serüven.” Böyle cümleler kurabilen biri roman veya öykü yerine niye müşterisi az olan şiirde ısrar eder?

            Yaz romanını herkes okusun. Ama… Ama lütfen yazdıkları “İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü” gibi olmasın. 

            Yazarın görmeye gittiği ve görüştüğü Fazıl Hüsnü Dağlarca da benimle aynı görüşteymiş. Usta şair onun bir öykü denemesini dinledikten sonra ona “Bak bunu beğendim işte,” diyor ve “Senin yeteneğin düz yazı üzerine… Deneme ve eleştiri dalında edebiyatımıza kazandırabileceğin şeyler olabilir. Zaten memlekette şairden bol bir şey yok. Edebiyat çevrelerinin eleştirmene ihtiyacı had safhada… Düz yazıya yoğunlaş sen.” diye nesri tavsiye ediyor. 

            Şiir konusunda kendimi yetersiz bulduğum için fikir beyan etmekten kaçınırım. Ama büyük şair de söylediyse yazar bu öneriyi ciddiye almalıdır. 

            Şairliği boşa mı gitsin?
            El cevap: Şiir yeteneğinin romancılığına faydası olur, zararı olmaz.
           
            Yazar daha pek genç. Yaşına göre kendini çok geliştirmiş. Son bir yılda peşi peşine birçok kitabı yayınlandı. Bu kitabı da Şubat 2018 baskılı. Gerçekten de dumanı üzerinde bir eser. Bir kitabı ilk defa basıldıktan bu kadar kısa sürede okuyorum. Ömrümüz olursa ondan çok daha güzel romanlar okuyacağız.
           

            Gelecekte Türkiye, Polat Onat adını daha sık ve daha çok duyacak.


                     Ahmet Küçükbaş / Sinop

6 Şubat 2018 Salı

Volkan Hacıoğlu Aksi Sanat Sitesinde Şiir Kitaplarını Değerlendiriyor


VOLKAN HACIOĞLU AKSİ SANAT SİTESİNDE ŞİİR KİTAPLARINI DEĞERLENDİRİYOR

 “ŞİİRİN DİP SULARINDA”

 Maksim Gorki’nin “Benim Üniversitelerim,” demesi gibi, okurlar da “Benim şairlerim,” “Benim kitaplarım,” diyebilmeli. Okumalarımdan bende kalanların yer aldığı kitaplar ve şairler arasında şiire ilişkin düşüncelerimi başka okurlarla paylaşıyorum. “Şiirin Dip Sularında,” değerli şair ve çevirmen Sait Maden’in “–Neydi bu sözcük? –Acı!” dizeleri ile biten bir şiirinin başlığı. Böylece kendisini de saygıyla anmış oluyoruz. İsimlerin sıralaması tamamen tesadüfî, bu nedenle numara vermedim. Kendi okumalarıma göre belirlediğim bu liste elbette “mümkün olan dünyalar” içinde ihtimallerden sadece biri. 
Öyleyse yeni okumalara başlamanın zamanı…
  
2017’de OKUDUĞUM ŞİİR KİTAPLARI ÜZERİNE KISA ŞİİRSEL DEĞERLENDİRMELER

Polat Onat, 2017’nin en üretken yazarları arasında yer aldı. Şair, 2009’da yayımlanan ilk kitabı “Son,” 2011’de “İhtiyarın Vefatı”nın ardından, birçok farklı edebî türlerde kitaplar yayımladıktan sonra, üçüncü şiir kitabı “Karanlık Kahvaltı” şiir dünyasındaki okurlarının
özlemini gideriyor.
2017 İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülü’nü alan “Karanlık Kahvaltı” adlı dosyasındaki şiirler Onat’ın olgunluk döneminin verimleri arasında sayılmalı.
“Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk” (Kent Kitap) adlı otobiyografik romanı ‘Dağlarca’yı Görmeye Gitmek’ alt başlığını taşıyor. 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında Dağlarca ile olan diyaloglarını edebî bir kurguyla okura aktaran Onat aynı zamanda bir dönemin tanıklıklarını edebiyatla kalıcı hâle getiriyor.

İsmail Biçer, “Gelmek Gazeli” (Artshop Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017’de şiirinde önemli bir ivme yakaladı. Anı, anlatı, söyleşi gibi edebiyatın birçok türünde eserler veren Biçer kendi şiir dilinin olanaklarını kendine özgü bir üslûpla genişletti. Birçok ödülün de sahibi olan Biçer şairler üzerine yazdığı yazılarla da tanınıyor. Dergilerden de takip ettiğim İsmail Biçer şiiri bugün elle tutulur bir halde okuru kavramaktadır.

Hüseyin Peker, 2017’de şiirlerini “Toz Bile Değilken” adlı kitapta topladı. Peker’in şiirleri kendi mecrasını derinleştirerek akmaya devam ediyor. 2017’de “Yasakmeyve” dergisinde Hüseyin Peker için “Şair ve Okurları” adlı özel bir dosya hazırlandı.

Nihat Özdal, “Deri” (Yasakmeyve Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017 Altın Defne Edebiyat Ödülü’nü aldı. Özdal şiiri ilmek ilmek kuruyor. Farklı temalar ekseninde gelişen Özdal şiiri kendi içinde bir bütünlük yakalıyor. Nihat Özdal’ın dize kurgusu kelimelerin karakterlerini ortaya çıkarıyor. Nihat Özdal şiiri üzerine kaleme aldığım kapsamlı bir değerlendirme yazısı 2017 Nihat Özdal Sempozyumu kitabında yayımlandı.

İhsan Tevfik, “Gözleri Muhacir” adlı ‘göç şiirleri’ ile 2017 Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Göç konusunda bilimsel araştırmalara da imza atan yazar ve şair İhsan Tevfik, “Gözleri Muhacir” adlı kitabı ile önemli bir temayı güçlü dizelerle işliyor.

Levent Karataş, “Son Görüş” (Düşülke Yayınları) adlı şiir kitabıyla 2017’de okurlarına merhaba dedi. Karataş şiiri içeriden kuşatmış. Rimbaud, “Rengini buldum sesli harflerin,” demişti. Karataş da şiirin renklerini bulmuş. Her şiirinde farklı bir renk var. Bana Levent Karataş şiirini tek kelime ile özetle deseler duraksamadan “Renk,” derim.

Özkan Mert, 2017’de 55. sanat yılını “Diren Ey Kalbim” (1960-1980) ile “Caz ve Karanfiller” (1980-1990) (Artshop Yayınları) adlı toplu şiirler kitapları ile kutladı. Özkan Mert şiirinin dinamiklerini kavramak için “Diren Ey Kalbim” önemli bir kaynak kitap niteliğinde. 2017’de “Hürriyet Gösteri” dergisinde Özkan Mert şiiri üzerine kapsamlı bir dosya yayınlandı.

Ressam Yüksel Aydın şiirlerini 2017’de “Okunmamış Kitabın Çözülmemiş Diliyle” (Artshop Yayınları) adlı kitapta topladı. Resim sanatındaki ustalığını dizelere yansıtan şair sanatlar arasında kesin sınırlar çizilemeyeceğini bu kitabıyla göstermiş oldu. Bir fırça darbesi gibi, okuru bir rüzgâr hamlesi ile kapıp götüren dizeler yazıyor Yüksel Aydın.


Ve bir ilk kitap, genç bir şair, yeni bir devinim, Sinan Onur Bayram  “Ölü Karıncalar Mevsimi” (Hayal Yayınları) adlı ilk şiir kitabının hazırlığı içerisinde. “Şiir, emeği ve hüznün namusunu savunan bir hakikât yoludur,” diyor Onur. Şiirlerini daha önce okuduğum Onur’un ilk kitabını merakla bekliyorum. “Şimdiden yolu ve bahtı açık olsun…”

3 Şubat 2018 Cumartesi

Şiirin Dip Sularında: 2017'de Okuduğum Şiir Kitapları Üzerine Kısa Şiirsel Değerlendirmeler / Volkan Hacıoğlu


     İşte benim şiirde ilk on listem. Sıralama tamamen tesadüfî, bu nedenle numara vermedim. Kendi okumalarıma göre belirlediğim bir liste. Burası da kendi sayfam zaten... Şimdilik böyle. Yeni okumalara başlamanın zamanı...

ŞİİRİN DİP SULARINDA: 
2017'de OKUDUĞUM ŞİİR KİTAPLARI ÜZERİNE KISA ŞİİRSEL DEĞERLENDİRMELER


     Polat Onat, 2017’nin en üretken yazarları arasında yer aldı. 2017 İsmet Kemal Karadayı Şiir Ödülü’nü alan “Karanlık Kahvaltı” adlı dosyasındaki şiirler Onat’ın olgunluk döneminin verimleri arasında sayılmalı. 

    “Kurtalan Ekspresinde Tuhaf Bir Yolculuk” (Kent Kitap) adlı otobiyografik romanı ‘Dağlarca’yı Görmeye Gitmek’ alt başlığını taşıyor. 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında Dağlarca ile olan diyaloglarını edebî bir kurguyla okura aktaran Onat aynı zamanda bir dönemin tanıklıklarını edebiyatla kalıcı hâle getiriyor.

     ...

     VOLKAN HACIOĞLU

24 Ocak 2018 Çarşamba

Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk / Arka Kapak Yazısı


Yıl 2003...

Kurtalan Ekspresi'nin köhne kompartımanlarından birinde, defterine sürekli notlar alan toy bir edebiyat heveslisi...

Batman'dan Haydarpaşa Garı'na uzanan otuz iki saati aşkın maceralı bir tren yolculuğu...

Trendeki birbirinden ilginç tipler, gittikçe tuhaflaşan olaylar...

Ve efsane şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile ona büyük hayranlık duyan yeni yetme, acemi bir şair adayının birlikte geçirdiği iki günün tüm ayrıntıları...

Yer yer komik, yer yer hüzünlü, bazen de şaşırtıcı...

Fakat kesinlikle unutulmaz bir roman: Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk.



21 Ocak 2018 Pazar

Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk ile Dağlarca'yı Görmeye Gitmenin Otobiyografik Romanı


Polat Onat'ın kaleminden, 
"Kurtalan Ekspresi'nde Tuhaf Bir Yolculuk"
 ile 
Dağlarca'yı Görmeye Gitmenin 
Otobiyografik Romanı...

Kent Kitap Yayınları
kalitesiyle sizlerle...

14 Ocak 2018 Pazar

Çukurova Kitap Fuarının Son Günü


Adana'daki arkadaşlar! Bugün Çukurova Kitap Fuarının son günü...
"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ü İş Bankası Yayınları standından edinebilirsiniz.
"Yatılı Okuldaki Hazine" ise Destek Yayınları standında sizleri bekliyor.

12 Ocak 2018 Cuma

Küçük Şeylerden Kocaman Mutluluklar Üretmek / @kalabalikevim

KÜÇÜK ŞEYLERDEN KOCAMAN MUTLULUKLAR ÜRETMEK
"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"

            Uykudan önce kitabı olarak "Yatılı Okulda Mükemmel bir Gün"ü seçtim. Polat Onat; geçenlerde kitaplarıyla tanıştığımız ve üslubundaki akıcılığı sevdiğimiz bir yazar.

            Kendisi de yatılı okuduğu için yazmış olduğu kitabın anılarından oluştuğunu düşündük. Kısa kısa 5 hikayeden oluşan kitapta, parasız yatılıda okuyan öğrencilerin küçücük şeylerden kocaman mutluluklar yaşamalarını anlatıyor. Çok paranız olup özel okullarda okuyabilirsiniz ama acaba parasız yatılıda okuyan bir öğrencinin gece içtiği bir bardak çaydan almış olduğu keyfi yaşayabilir misiniz? Bilemedim.

            Yatılı okullarda çok büyük emeklerle okuyup kendi kendini yetiştirmeye çalışan o kadar çok çocuğumuz, gencimiz var ki belki siz de bir gün onlardan birine aylık vereceğiniz küçücük bir bursla umut ışığı olup aydınlık yarınlara hazırlanmasına destek olabilirsiniz.

            Kitapla ilgili birkaç ufak tefek de eleştiri yapmadan geçemeyeceğiz. Öncelikle kitabı çok maskulen bulduk. Yatılı kalan kızlar da var ve inanın bazen erkeklerden daha zıpır olabiliyorlar, yani arada onların da maceralarını yazın.

            Mesela ben yatılıdayken bir geceyi üst dönem yatakhanesinde geçirdiğim için kendi dönemim beni aforoz edip yatağımı ıslatmışlardı ve bir hafta kurumamıştı...  Bu olayın sorumlusu bulunamadığı için de cezasız kalmıştı. Bir arkadaşımızı yatağa dikmiştik, birine makyaj yapmıştık, birisinin terliğinin altına diş macunu sürmüştük gibi gibi... Fikir vermesi açısından yazdım.

            Bir de emeğe çok saygı duyuyorum ama çizimlerdeki karakterler çok ciddi ve sert mizaçlı olmuş. Keşke biraz daha kapaktaki gibi sevimli karakterler kullanılsaydı. Son olarak da kitaptaki bir kelime kulak tırmalıyordu. ”Çıkışsızlık” yerine çıkmazları denilseydi daha iyi olmaz mıydı?  


            Neyse, iyi uykular ve tatlı rüyalar.

                       @kalabalikevim


22 Aralık 2017 Cuma

Yazarlık Filmlerini Tanıtan Bir Kitap / kitaphaber.com.tr

YAZARLIK FİLMLERİNİ TANITAN BİR KİTAP

            Edebiyatın sinemaya olan özellikle senaryo bazında yaptığı yadsınamaz katkılarını hemen hepimiz biliyoruz. Peki ya sinemanın edebiyata ve yazarlık müessesine yaptığı olumlu etkiler nelerdir?

            Yazarlarla ve yazarlıkla ilgili en iyi filmlerin tanıtıldığı ve yorumlandığı kapsamlı bir eser Puslu Yayıncılık etiketiyle raflarda yerini aldı. Polat Onat'ın kaleme aldığı "Yazarlıkla İlgili En İyi 99 Film" edebiyat ve sinema arasındaki güçlü bağları ortaya koyan nitelikli bir kitap.

            Polat Onat uzun bir çalışma sonucu belirlediği 99 yazarlık filmini, bu kitabında tek tek tanıtmış. Ele alınan her filmin afişi ve künyesinin ardından, film hakkında ve yazarlığa sağlayacağı katkı bağlamında eleştirel bir deneme yer alıyor. Sonrasında o filmde geçen yazmak bağlamındaki aforizmalar derlenmiş. Ayrıca filmde bahsedilen yazar ve şairler de tek tek listelenmiş. Ve o filmin neden izlenmesi gerektiği açıklanmış, ayrıca bahsi geçen filmin son repliği de vurgulanmış.

            Kolayca okunan ama aynı zamanda düşünsel zenginlikten de taviz vermeyen bir eserle karşı karşıya kalınacağı rahatlıkla öne sürülebilir. Konuya meraklı kişilerin ilgisini hak eden bir kitap ortaya konmuş. Yazarlıkla ilgilenen, edebiyatı önemseyen, yazarların hayatlarını merak eden, edebiyata sinemanın bakışını kavramak isteyen herkese hitap eden, benzersiz bir kitap "Yazarlıkla İlgili En İyi 99 Film".



            kitaphaber.com.tr