17 Nisan 2017 Pazartesi

Kıyamete Son 99 Gün'ü Belki Ağlayarak Belki Hüzünlenerek Okuyacaksınız / Ömer Faruk İspir





   Kıymetli okurlarım! Bu gün size yeni okuduğum bir kitaptan ve yazarından bahsetmek istiyorum.

   Büyük bir heyecan ve zevkle okuduğum kitap Şair ve Yazar Sayın Polat Onat Beyefendi’nin Kıyamete Son 99 Gün isimli muhteşem eseridir.

   Öncelikle söylemem gereken, okuduğum bu kitapta, Şuara ( Şairler) Suresinin tecellilerini görmenin mümkün olduğudur. Ayrıca yazarın edebi dehasının ürünüdür.   Dehasının ürünüdür diyorum çünkü bütün bir metin boyunca yani başından sonuna kadar “Kıyamete Son 99 Gün” müzikalitesini asla kaybetmeyen şiirsel üslubu hiç tükenmeyen bir başyapıt. 

    Aslında, değerli yazarımız kitabında, belki de farkında olmadan, eserini tarif ediyor.  Kendisinin başka değerli kitaplar için kaleme aldığı satırlar bendenize göre Kıyamete Son 99 Gün eseri için de aynen kullanılmalıdır.   Polat Bey muhteşem çalışmasının 184. Sayfasında, unutulmayan ve asla unutulmayacak kitapları tarif ederken, şu derin ifadeleri kullanmışlar: 

   “ Bazı kitaplar insanlara hayat boyu eşlik eder. Sırlarının kesafeti, ilimlerinin bereketi sebebiyle yaşantımızın her anında; gençlikte, yaşlılıkta, bir doğumhanede yahut ölüm döşeğinde, başka başka manalar keşfedebilmeyi mümkün kılar.”   

   Bu tefekkür sebebi olacak kadar kıymetli ifadeleri, bende “Kıyamete Son 99 Gün” isimli, çok beğendiğim bu eser için kullanmayı, şahsım adına görev biliyorum.   Ayrıca buradan da arz etmek isterim ki sayın yazarın eseri inanıyorum ki onu okuyanlara rehberlik ettiği gibi bana da edebiyat dünyasının dehlizlerinde ilerlerken ve yaşadığım sürece, eşya – doğa – insan değerlendirmeleri yaparken yol gösterecek ve önümü aydınlatacaktır.

    Kitabı belki ağlayarak belki de hüzünlenerek okuyacaksınız. Ama kitapta öğreneceğiniz çok şey  var. Mesela hayatın, aile bireylerinin, dostların, arkadaşların hatta eşyanın ve tabiatın ne kadar yüce kıymetlere sahip olduğunu, görme şansı yakalayacaksınız. Yaşadığımız hayatın ve karşımıza çıkan değerli insanların bizlere Hazret-i Allah’ın birer ihsanı olduğunu fark edecek, deyim yerindeyse iddia ediyorum ki kutsallarınıza sahip çıkmadığınızı görerek hayretten hayrete düşeceksiniz. Kitabı okuduktan sonra, kutsallara sahip çıkmak için elinizden geleni yapacaksınız.  Böylesine değerli bir çalışmayı, edebiyat ve düşünce dünyamıza kazandırdığı için üstada minnettarım ve sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Zira böylesine buram buram şiir, ilim, irfan ve hikmet kokan eserler artık maalesef çok yazılmıyor. 

   Kitabı neden okumalıyız? Sorusuna verilecek çok cevabım bulunmaktadır. Fakat öncelikle söylemek istiyorum ki  “Hayatımızı yaşadığımızı ve değer verdiğimizi zannediyoruz. Hâlbuki bu zan, çok acıdır ki gerçek değildir. İnsanlar ne kedilerine ne de başka insanlara ve doğaya, hayvanat ve nebatata değer vermiyor. İşin acıklı kısmı, bunun böyle olduğunun dahi farkında değil. Hayatı ıskalıyoruz ve Cenab-ı Hakkın emrettiği gibi veya veli kulların yaşadığı tarzda yaşamıyoruz. Tefekkür ehli değiliz ve yaşadığımızı zannederek çok hızlı ve içi boş davranışlar sergiliyoruz. İşte “Kıyamete Son 99 Gün” isimli kitap, bizlere sanki kollarını açan bir makas gibi davranıyor ve önce bizi durduruyor. Sonrada haykırıyor ve diyor ki:

   —Durun öleceksiniz. Farkında değilsiniz. Durun Allah’ın verdiği ömür kıymetlidir farkına varın.   

   Eseri okuyan insanların, önce bir duracaklarını, yaptıkları hataları sorgulayacaklarını,  sonra da derin ve manalı yaşayabilmek için ellerinden geleni yapacaklarına inanıyorum. Bu vesileyle üstada, bizlere, hayatın anlamını sorgulattığı, zamanın önemini hatırlattığı için de teşekkür ediyorum. Çünkü akıp giden ve önemsemediğimiz zamanın hiçbir anını geri getiremeyeceğiz ve sonrada çok pişman olacağız. Bu manda, vakit denilen kavramın, hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar kıymetli olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır ki insan ömründe ayların, haftaların değil, günlerin ve hatta saatlerin bile önem arz ettiği hakikati ile yüzleşmek zorundayız. Bu yüzleşmeyi gerçekten yapmayı başardığımız gün, şahsi olarak, birçok problemimizi çözebilecek oluğumuz gibi, toplumsal olarak ta aydınlanma yaşayacağız.  Bu da doğal olarak zincirleme bir reaksiyon ile kendimiz, ailemiz, yakın çevremiz derken,  devletimizi dahi etkileyecek ve yeniden yükselişe geçeceğiz. Şahsi kanaatime göre Sayın Polat Onat Beyefendi de zaten bu kitabı bir proje olarak yazmışlar ve gerçek aydınlanmayı yakalamak zorunda olduğumuzu, bizlerin kulaklarına fısıldamışlardır. 

   Cihanın tepesine çıkmak, Yeni Dünya Düzenini yeniden yazmak ya da kurgulamak 2017’nin Küresel Dünyasında o kadar büyük önem taşıyor ki bulunduğumuz coğrafyada rahat ve huzurlu bir şekilde yaşayabilmek için buna mecburuz. 

   Özelde Türklerin ve Müslüman olanların ama aslında, insan olma şeref ve haysiyetini taşıdığının farkında olanların yapabileceği bir şeydir, Yeni Dünya Düzeninin senaryosunu yazabilmek.  Bunu bizler yapmak zorundayız. Kendilerince yapmayı başaranların, uygulamaları ortada. Kan ve göz yaşından başka bir şey yok. Sadece zulüm kol geziyor. Dünyanın hali ortada. Küresel çapta bir yangın ile mücadele ediliyor.  Bu manada Sayın Polat Onat Beyefendi’nin kitabı, bu yangını söndürmek için kullanılan, tazyikle fışkıran su görevi görmektedir. Küresel çapta yaşanılan sancılar ve bunalımları kavrayabilmek ve büyük medeniyet inşa edebilme süreçlerinde, derin bilgiler içeren yapıtlara ihtiyaç bulunmaktadır. Dolayısıyla bu tür kitapların önemi çok büyüktür.

    “Kıyamete Son 99 Gün” kitabı da zaten Rahmani ve şeytani güçlerin mücadelesini anlatması bakımından da bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmiş ve getirmeye de devam edecektir.  
Francis Fukuyama,  isimli bir Tapınak Şövalyesinin  “Devletin İnşası / 21. Yüzyılda Yönetişim ve Dünya Düzeni “, “ Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli kitapları bulunmaktadır. Bu iki kitapta, Dünyanın boyun eğdirildiği şeytani bir düzen anlatılmaktadır. Ama yazar bunu okuyanlara öyle şirin ve gerekliymiş gibi sunmaktadır ki huzursuz olmamak elde değildir.  Aydınlarımızın ve Entelektüellerimizin, artık Yeni Dünya Düzeni fikrini benimsemeleri gerekmektedir. Ancak bunu yaparken İnsan olma şeref ve haysiyetinden de asla uzaklaşmamaları lazımdır.  Yani kısaca söylemek istiyorum ki aydınlarımızın ama aslında eli kalem tutan herkesin Yeni Dünya Düzeni projesine kafa yormak vazifesidir. Yok, olup gitmemek için şeytani projelere karşı tezler oluşturmak senaryolar yazmak mecburiyetindeyiz.

   Sayın Polat Onat’ın eseri zulüm düzenini kuranların suratına atılmış sert bir tokat olması bakımından da çok önemlidir. Kaleme alınması mecburi olan, Şeytani düzeni yıkacak tezlerin ve senaryoların artması ise en büyük dileğimdir. Kıyamete Son 99 Gün kitabı da bu bakımdan Şeytana ve onun hizmetkârlarına karşı atılmış Allah’ın celal oklarından bir oktur. “Attığın Zaman sen atmadın Fakat Allah attı” ayet-i kerimesi hükmünce, düşmanların bedenlerinde ağar yaralar açacağı da muhakkaktır. Edebiyat âleminde ajan gibi dolaşarak, kıymetli eserler arayanlara, okudukları kitaplarda gizem ve heyecanın yanı sıra, derinlik isteyenlere, söylemek istediğim birkaç husus daha var. Sonrasında yazımı nihayete erdireceğim. Çünkü bu değerli kitabı, ne kadar anlatmaya çalışsam da kitapla gözleriniz buluşmadan, yazacaklarım hep eksik kalacaktır.  

   Kıyamete Son 99 Gün kitabının asıl başarısı, okuyucusuna, hem eşyanın hakikatinden hem de zamanın kutsal oluşundan bahsederken, bütün bunları derin bir tefekkürle yaptırabilmesinden kaynaklanmaktadır. Eseri okurken, siz daha farkına bile varmadan, tefekkür âleminin ufuklarına doğru yelken açıyorsunuz ve fark ettiğinizde de bu büyük lütuf için şükrediyor ve çıktığınız gizemli yolculuktan, asla geri dönmek istemiyorsunuz. Bendenize göre, kitabı, edebiyat âleminde zirve yapacak konulardan biri de, eserin ustalıkla kurgulamış olmasıdır. Yazar dertlendiği mevzuları,  o kadar iyi anlatmış ki metinin tasavvufi ve kimilerine göre de felsefi bulunacak olan havası, insanları derin düşünmeye sev edecek yapısı, heyecanlı ve maceralı hareketli senaryosunun önüne geçmemiştir. İşte bu sebeple yazımı sona erdirirken filim ve dizi yapımcılarına da bir çağrıda bulunmak istiyorum. “ Kıyamete Son 99 Gün isimli şaheser ile Hollywood tarzında insanları ürküten, geren, heyecanlandıran,  seyredenleri de asla yerinde oturtmayacak olan ve izleyicisine de öğretmenlik yapacak muazzam bir film çekebilirsiniz.   

   Karanlık vizyoner, William Blake ile İbn-i Arabî’nin çatışması çerçevesinde, sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, derinliklerinde Vahdet-i Vücudun esrarından bahseden “Kıyamete Son 99 Gün” eserinden insanların rüyalarına girecek film düzeyinde bir başyapıt yaratabilirsiniz.”    

   Eserin tüm insanları kucaklayan, şefkatin, merhametin önemine değinen, esrarının ve metafiziğinin okuyan herkesi kuşatacağından eminim.  


   Şimdilik Hoşça Bakın Zatınıza.


                 Ömer Faruk İspir

            www.marasbugun.com

                maraspusula.com



4 Nisan 2017 Salı

Şiir Perisi'nin Sırları / Arka Kapak Yazısı

           


           Şiir Perisi'nin rehberliğinde, heyecanlı bir yolculuğa hazır mısınız?

            Kitaptaki hikâyeler sizleri bazen şaşırtacak, bazen heyecanlandıracak.

            Şiir Perisi'nin sihirli dokunuşuyla hangi marifetleri başardığını göreceksiniz.

           Kahramanımız olan sevimli çocukların, hayatında çoğalan bazı güzellikleri keşfedeceksiniz.

            Şiir Perisi'nin Sırları'nı okurken, hem öykülerin dünyasında soluk alacak, hem de şiirlerin gökyüzüne kanat açacaksınız.

           Belki elinize kalem alıp siz de birşeyler yazacaksınız.

           Çünkü okumanın büyüsü ve yazmanın lezzeti kardeştir.

           Kitabı bitirdiğinizde çevrenize dikkatle bir bakıverin lütfen!


           Belki Şiir Perisi sizin evinize de uğramış ve yanıbaşınızda tatlı tatlı gülümsüyordur.

          Ve hiç kimsenin bilmediği bir sırrı kulağınıza fısıldayıverir... Kim bilir...


30 Mart 2017 Perşembe

Sır Saklamayı Bilir Misiniz?


Çocuklar!

Sır saklamayı bilir misiniz?

Nisan ayının ortalarında 

"ŞİİR PERİSİ'NİN SIRLARI"nı öğreneceksiniz...

Polat Onat'ın kaleminden... 

Leyla Yücel Aslan'ın resimleriyle... 

Kayalıpark Yayınları kalitesiyle...


29 Mart 2017 Çarşamba

"Şiir Madalyonunun Gizemi" Zeytinburnu Belediyesinin Kitap Okuma Yarışmasında


Zeytinburnu Belediyesinin düzenlediği "Kitap Okuma Yarışması"nda, 
4. ve 5. sınıf öğrencilerinin okuyacağı kitaplardan biri de 
"ŞİİR MADALYONUNUN GİZEMİ" 




"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" Temin Edilebilecek, Türkiye İş Bankası Kitabevlerinin Adresleri


"Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" kitabıma; 

Türkiye İş Bankası Yayınları kitabevlerinden, 

İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Manisa, Eskişehir, Diyarbakır, Konya, Mersin, Samsun, Trabzon gibi şehirlerdeki 18 şubesinden edinebilirsiniz. 

Adresleri vereyim:

27 Mart 2017 Pazartesi

Ahmet Küçükbaş: "Ben Hayatımda 'Ölümsüz Cümleler' Gibi Bir Polisiye Okumadım."


Yazar Ahmet Küçükbaş 

"ÖLÜMSÜZ CÜMLELER"i değerlendirdi:

“Ben hayatımda böyle bir polisiye okumadım.”


Polat Onat şiirden romana edebiyatın değişik alanlarında eser veren genç bir sanatçı. Bundan önce “Kıyamete Son 99 Gün” romanını okudum. Bu romana bilim kurgu da denebilir, fantezi de denebilir. Ama bu roman bu iki kalıba da tam oturmuyor. Farklı…

Farklı olmak yazarın kendi bilinçli tercihi…

Polat Onat: “Herkesin yaptığı şeylerin en iyisini yapmaktansa, hiç kimsenin denemediği şeylerin en kötüsünü yapmak daha ilgi çekici ve gerekli gibi geliyor bana.” diyor.

“Ölümsüz Cümleler” kitabından daha basılmadan haberimiz oldu. Yazarın “İhtiyarın Vefatı” hariç diğer kitaplarını okuduğumuz için, yazarın polisiye romanında da bizi şaşırtacağını biliyorduk. Nitekim bir polisiye tutkunu olarak Sherlock Holmes, Agatha Christie başta olmak üzere sayısız polisiye kitap okumuş, film ve dizilerini izlemiş, izlemeye devam eden bir kişi olarak, Ölümsüz Cümleler okuduğumuz hiçbir polisiye romana ve izlediğimiz hiçbirine filme benzemiyor.
 

Olay örgüsü oldukça yalın, üslup oldukça sade… Önce roman kahramanlarının isimleri yok. Herkes herkese işi, mesleği veya sosyal durumu ile hitap ediyor.

Dikkatimizi çeken ikinci şey ise roman kahramanları uzun uzun tasvir edilmemiş, çoğu tanıdığımız ünlü, azı tanımadığımız, film artistlerine benzetilmiş. Dedektif Bey: Columbo dizisinden tanıdığımız Peter Falk’a buruşuk pardösüsüne varana kadar benziyor. Memur Bey’in duygusal yakınlık duyduğu garson kız Winona Ryder’e benziyor. Böylece diğer karakterlerle Meryl Streep, Julia Roberts, Cristopher Lee, Brat Pitt, Morgan Freeman, Robert De Niro gibi ünlüler romanda rol alıyor.

Her bölümün sonunda bir şiir ve kendine “Kader Muhafızı” diyen psikiyatrik arızalı bir kişinin günlüğünden bir bölüm bulunuyor. Bu bölümler çok inandırıcı. Gerçekten sorunlu, takıntılı bir zihinden çıktığına inandırıyor. Romanın polisiye bölümleri ne kadar sade ve yalınsa bu bölümler o kadar karmaşık, felsefi, takıntılı.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim: “Ben hayatımda böyle bir polisiye okumadım.”




23 Mart 2017 Perşembe

Büşra Akbulut'tan "Ölümsüz Cümleler" Kısa Videosu




Ölümsüz Cümleler 'in arka kapağına önemli katkıda bulunan, 

değerli sanatçı Büşra Akbulut 'a, bu kısa video için teşekkür ederim.

Özgür Cebeci: "Ölümsüz Cümleler ve Yaşamak İçin Okumak"



ÖLÜMSÜZ CÜMLELER ve YAŞAMAK İÇİN OKUMAK

ÖZGÜR CEBECİ

            Yazarının, okumaya başlayıp, 5 günde bitiremeyene ücretini iade ediyorum dediği, polisiye romanı "Ölümsüz Cümleler"i 4 günün içerisinde, 5 saatlik bir okumayla bitirdim.

            Benim gibi sanattan bihaber bir okurun yapabileceği eleştiri ne olur diye düşündüm.

            Yavaş okuyan birisi olarak, 336 sayfalık romanı beş saatte bitiriyorsam, o roman akıcı ve güzel bir romandır.

            Polat Onat demenin, her daim şiir demek olduğunu gösteren bir yapıt.

            1.İtiraf:

            Şiirle ilgilenmeyi, okumayı hiç bir dönem sev(-e)medim. Bu nedenle romanın, şiirler bölümlerini çoğunda çok hızlı, pek azından ise okumadan geçtim.

            Belki de bu nedenle özde çok şey kaçırdım.

            2.İtiraf:

            Katilin insani iç dünyası olan "Kader Muhafızı"nın her bir pasajı, düşündüren ve ne yalan söyleyeyim, katile biraz da sempatiyle bakmama sebep olan cümlelerle dolu.

            Bu nedenledir ki; tamamına 5 saat ayırdığım bu kitabın, ileriki tarihlerde okunması gereken sıradaki diğer kitaplarım bittiğinde, Ölümsüz Cümleler'deki "Kader Muhafızı"nın günlüğünün her bir bölümüne, dakikalar ayıracağım gibi durmakta.

            Roman bittiğinde ben anladım ki: Yaşamak için okumak ve okuyana, sanata, entellektüele değer vermek gerekir... Aksi halde öldürülmek ne kolay şey anne...

            Sonuç, kalemine ve emeğine sağlık Polat Onat.

Özgür Cebeci

22 Mart 2017 Çarşamba

Refika Suna: "Ölümsüz Cümleler, İlginç Bir Polisiye Roman"



REFİKA SUNA: 

"Ölümsüz Cümleler" romanının okunması bitti.

Öncelikle, konu ve sonucu çok iyi bulduğumu söylemeliyim.

Kitabın ilginç bir tarafı, konunun geçtiği yer belirsiz, kişiler kimlikleriyle anlatılıyor.

Güzel olmakla birlikte kişilerin adları olsaydı iyi olurdu.

İçerikte yer alan şiirler çok güzel ve ayrı bir şiir kitabı yapılabilir.

Denemeler de çok iyi ama cinayetle ilgili çok az değinmeler var.

Yabancı polisiyelerde de katilin günlüğü var ve bu günlüklerin büyük bir bölümü cinayetle ilgili olduğu için katilin günlükleri daha işlevsel.

Sizin denemeleriniz, tüm yönleriyle kurgudaki olayı yansıtmıyor.

Kitaptan ayrı olsalar çok güzel felsefi denemeler olabilirdi.

Romandaki karakterleri sinema artistlerine benzetmeniz bence okuyucunun hayal gücüne bir saldırıdır.

Ben hoşlanmadım ve içimden "Yahu sana ne, ben kendim o kişiyi hayal edeyim." dedim.

Bir yakınıma da laf olsun diye sordum, kitaptan hiç bahsetmeden, o bile hoşlanmadı.

Netice itibariyle, bence polisiye roman yazmaya devam edin.

"Ölümsüz Cümleler"in kurgusunu, konusunu ve sonucunu çok beğendim.

Heyecan verici bir okuma serüveniydi.

Eserin finali mantıksal olarak tatmin ediciydi.

Romandaki ipuçları da çok güzel ve yerli yerindeydi.


Sizi kutlarım."

Refika Suna





18 Mart 2017 Cumartesi

Çanakkale Gazisi Dedem: Mercimek Ahmet



Dedemin babası:

Bursa'nın, İhsaniye köyünden, 

MUSTAFA OĞLU AHMET ÇAVUŞ.

Meşhur namıyla, Mercimek Ahmet.

Kurtuluş savaşında cepheden cepheye koşarak,
yıllarca askerlik yapmış.

Çanakkale savaşında elinden yaralanarak,
gazi olmuş.

İstiklal Madalyası sahibi.

1989 yılında, 98 yaşında vefat etti.

Saygı, minnet ve iftiharla anıyorum.



12 Mart 2017 Pazar

Ali Kemal Çınar'ın "Genco" Filmindeki Kitabım: İhtiyarın Vefatı



    Yönetmen Ali Kemal Çınar'ın yeni filmi "Genco"da, bir kafe sahnesinde, arka fonda tanıdık bir kitap dikkatimi çekti:

    2011 yılında yayınlanan, ikinci kitabım
"İHTİYARIN VEFATI"


11 Mart 2017 Cumartesi

Ölümsüz Cümleler Romanındaki, Kader Muhafızı Karakterinden Bir Şiir: Müzik


MÜZİK

            dokunulmaz acılar geçmişte dalgalanır
            yankısı duyulmaz eski pişmanlıklarımın
            beynimin içinde durmadan çalan keman
            rengarenk notalarını dağıtırken
            sessizliğin gölgesine.

            duyguları tüm gürültüsüyle duymaktan
            yorgun kulağımın çınlaması
            iki dörtlük ses, bir sekizlik sus
            haydi bir kez daha dene, diyor maestro.

            piyanonun tuşlarına basar gibi nazik ve özenli
            dokunuyorum şiirim için klavyenin tuşlarına.


                        Kader Muhafızı


      Ölümsüz Cümleler, Polat Onat, Kent Kitap, Sayfa: 278

7 Mart 2017 Salı

8 Yıl Önceki İlk Kitabım "Son"dan Bir Şiir: Gece


8 yıl önce yayınlanan ilk kitabım "SON"un hâlâ okunduğunu ve beğenildiğini görmek güzel... 

Kitabın 22. sayfasındaki 'Gece' şiirimi paylaşan
instagram.com/tukenmez_ka1em/
teşekkürler...



4 Mart 2017 Cumartesi

Polat Onat: Nitelikli Edebiyatın Formülü Yok / Haber Lotus



NİTELİKLİ EDEBİYATIN FORMÜLÜ YOK

Haber Lotus sitesi için, 
Polat Onat'ın
İlkay Yaprak ile Söyleşisi


            2016’da bir roman yayınlanır. William Blake ile ünlü mutasavvıf İbn Arabi’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde kurgulanan “Kıyamete Son 99 Gün” adlı romandır bu. Romanın arka kapağında ise şu satırlar yer almaktadır:

            2 Aralık 2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: “Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!” Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır… Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!

            İşte bu romanın yazarı Polat Onat’ın bu Mart ayında iki yeni kitabı daha rafları süslemeye başladı. Polat Onat’la kitapları ve yazma serüveni üzerine görüştük.

            - 2017'nin mart ayına iki yeni kitabınızla birden girdiniz. "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" adlı gençlere yönelik bir hikaye kitabı ve "Ölümsüz Cümleler" adlı bir polisiye roman. Kitaplarınızın yazılış süreci nasıl gerçekleşti?

            - Parasız yatılı olarak okuduğum lise günlerimdeki anılarımdan hareketle bir kitap yazmayı uzun zamandır düşünüyordum. Yatılı okulda, aynı gün, beş farklı gencin başından geçen beş öyküyü kurgulayarak "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ü oluşturdum. Her yaş grubuna hitap eden bu kitabım, hemen yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Parasız yatılı okuyarak benzer tecrübeleri yaşamış kişilerden, eserimle ilgili çok olumlu dönütler almaya devam ediyorum.

            "Ölümsüz Cümleler"in yazılış süreci ise daha uzun ve yorucu oldu. Çünkü polisiye türü, çok titiz bir kurgu mimarisi gerektiren, dilsel hassasiyetlerin üst düzeyde olması gereken yoğun bir çaba gereksiniyor.  Uzun yıllardan beri, iyi bir polisiye roman okuruyum. Ayrıca kriminal dizi filmlerin, sıkı bir izleyicisi olduğumu da söyleyebilirim. Tutkuyla takip ettiğim polisiye türündeki bilgi ve birikimimi, iddialı bir roman ile somutlamak istedim. Bu süreçte ortaya çıkan ürünüm olan "Ölümsüz Cümleler"in epeyce içime sindiğini bu vesileyle vurgulayayım.

            - Yazmak için özel bir mekana ya da uygun bir zaman dilimine ihtiyaç duyuyor musunuz? Yoksa zaman ve mekan ayırmadan yazabilen sanatçılardan mısınız?

            İlk kitaplarımı yazarken, gecenin sessizliğinin konforuna sığınan ve odamın sakinliğinin rahatlığından faydalanan bir anlayış taşıyordum. Fakat yazarlığımın şimdiki döneminde, günün her saatinde ve istediğim her mekanda yazabilme konforuna kavuştum. Kendime kendime koyduğum takıntılı, kısıtlayıcı sınırları aşmanın, üretkenliğime epeyce faydası olduğunu söyleyebilirim.

            - Üretken olmanın avantaj ve dezavantajlarını nasıl tanımlarsınız?

            - Bu konuda objektif kriterler ortaya koymak olanaksız. Balzac, Tolstoy veya Shakespeare gibi verimli bir yazar olup, sanatın zirvesine ulaşanlar var. Ya da aksine Melville, Bronte veya Harper Lee gibi çok az kitap yazarak edebiyat tarihine geçen isimler de var. Bizim edebiyatımızdan örneklersek, Yahya Kemal gibi sağlığında hiç kitap yayınlamamasına rağmen şiirin zirvelerine ulaşan ustaları biliyoruz. Ya da Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi yüz on üç kitap yayınlamış velut şairler de başka bir ekolü yansıtıyor.

            Yani "üretken olmak" ya da "az yazmak", tek başına bir avantaj ya da dezavantaj kriteri olarak ortaya konulmamalı. Nitelikli edebiyatın, klasikleşen bir kitabın, zamana rağmen aşınmayan hakiki sanatın, böyle yalınkat şablonlarla formüle edilebilme çabasını  doğru bulmuyorum.

            - Yeni çalışmalarınız var mı?

            - Evet, üzerinde çalıştığım farklı türlerde birkaç kitap projesi var. Ancak hangi dosyama yoğunlaşacağım konusunda daha tam karar vermedim.

            - Teşekkür ederim.


            - Rica ederim.