4 Mart 2017 Cumartesi

Polat Onat: Nitelikli Edebiyatın Formülü Yok / Haber Lotus



NİTELİKLİ EDEBİYATIN FORMÜLÜ YOK

Haber Lotus sitesi için, 
Polat Onat'ın
İlkay Yaprak ile Söyleşisi


            2016’da bir roman yayınlanır. William Blake ile ünlü mutasavvıf İbn Arabi’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde kurgulanan “Kıyamete Son 99 Gün” adlı romandır bu. Romanın arka kapağında ise şu satırlar yer almaktadır:

            2 Aralık 2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: “Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!” Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır… Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!

            İşte bu romanın yazarı Polat Onat’ın bu Mart ayında iki yeni kitabı daha rafları süslemeye başladı. Polat Onat’la kitapları ve yazma serüveni üzerine görüştük.

            - 2017'nin mart ayına iki yeni kitabınızla birden girdiniz. "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" adlı gençlere yönelik bir hikaye kitabı ve "Ölümsüz Cümleler" adlı bir polisiye roman. Kitaplarınızın yazılış süreci nasıl gerçekleşti?

            - Parasız yatılı olarak okuduğum lise günlerimdeki anılarımdan hareketle bir kitap yazmayı uzun zamandır düşünüyordum. Yatılı okulda, aynı gün, beş farklı gencin başından geçen beş öyküyü kurgulayarak "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ü oluşturdum. Her yaş grubuna hitap eden bu kitabım, hemen yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Parasız yatılı okuyarak benzer tecrübeleri yaşamış kişilerden, eserimle ilgili çok olumlu dönütler almaya devam ediyorum.

            "Ölümsüz Cümleler"in yazılış süreci ise daha uzun ve yorucu oldu. Çünkü polisiye türü, çok titiz bir kurgu mimarisi gerektiren, dilsel hassasiyetlerin üst düzeyde olması gereken yoğun bir çaba gereksiniyor.  Uzun yıllardan beri, iyi bir polisiye roman okuruyum. Ayrıca kriminal dizi filmlerin, sıkı bir izleyicisi olduğumu da söyleyebilirim. Tutkuyla takip ettiğim polisiye türündeki bilgi ve birikimimi, iddialı bir roman ile somutlamak istedim. Bu süreçte ortaya çıkan ürünüm olan "Ölümsüz Cümleler"in epeyce içime sindiğini bu vesileyle vurgulayayım.

            - Yazmak için özel bir mekana ya da uygun bir zaman dilimine ihtiyaç duyuyor musunuz? Yoksa zaman ve mekan ayırmadan yazabilen sanatçılardan mısınız?

            İlk kitaplarımı yazarken, gecenin sessizliğinin konforuna sığınan ve odamın sakinliğinin rahatlığından faydalanan bir anlayış taşıyordum. Fakat yazarlığımın şimdiki döneminde, günün her saatinde ve istediğim her mekanda yazabilme konforuna kavuştum. Kendime kendime koyduğum takıntılı, kısıtlayıcı sınırları aşmanın, üretkenliğime epeyce faydası olduğunu söyleyebilirim.

            - Üretken olmanın avantaj ve dezavantajlarını nasıl tanımlarsınız?

            - Bu konuda objektif kriterler ortaya koymak olanaksız. Balzac, Tolstoy veya Shakespeare gibi verimli bir yazar olup, sanatın zirvesine ulaşanlar var. Ya da aksine Melville, Bronte veya Harper Lee gibi çok az kitap yazarak edebiyat tarihine geçen isimler de var. Bizim edebiyatımızdan örneklersek, Yahya Kemal gibi sağlığında hiç kitap yayınlamamasına rağmen şiirin zirvelerine ulaşan ustaları biliyoruz. Ya da Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi yüz on üç kitap yayınlamış velut şairler de başka bir ekolü yansıtıyor.

            Yani "üretken olmak" ya da "az yazmak", tek başına bir avantaj ya da dezavantaj kriteri olarak ortaya konulmamalı. Nitelikli edebiyatın, klasikleşen bir kitabın, zamana rağmen aşınmayan hakiki sanatın, böyle yalınkat şablonlarla formüle edilebilme çabasını  doğru bulmuyorum.

            - Yeni çalışmalarınız var mı?

            - Evet, üzerinde çalıştığım farklı türlerde birkaç kitap projesi var. Ancak hangi dosyama yoğunlaşacağım konusunda daha tam karar vermedim.

            - Teşekkür ederim.


            - Rica ederim.




2 Mart 2017 Perşembe

Polat Onat'tan Polisiye Roman / Yeni Çıkanlar Sitesi




Farklı türlerde eserler vermesiyle tanınan yazar Polat Onat, bu sefer bir polisiye romanla selamlıyor okurlarını. Klasik Hollywood polisiyelerindeki şablonları kimi zaman birebir uygulayan, kimi zaman klişeleri tersyüz eden bir anlayışla kaleme alınmış Ölümsüz Cümleler.
           
Kitabın genel üslubuna sinmiş bir ironiyi yansıtan, birbirinden ilginç karakterlerle tanışıyoruz. Yalnız, kitaptaki karakterlerin hiçbirinin ismi belirtilmemiş. Roman boyunca onların, Dedektif, Memur, Otopsi Doktoru, Garson Kız, Veteriner Hekim şeklinde vurgulanan meslekleriyle tanımlandığını ve isimlendirildiğini görüyoruz. Bu tercih, bir  sürü benzer ismin art arda sıralanması sonucu, okurda oluşması muhtemel kafa karışıklığını önlemesi bakımından faydalı olmuş.

Romandaki karakterlerin fiziksel tasvirlerinde de meşhur Hollywood aktör ve aktrislerinin isimlerinin kullanılması, daha canlı bir okuma serüveni ve daha renkli bir hayal gücü oluşmasını sağlıyor.

Olay örgüsünden kısaca bahsedersek, bir şehirde arka arkaya işlenen üç eğitimci cinayeti söz konusu. Cinayete kurban giden kişilerin mesleki yakınlığı nedeniyle kahramanımız olan Dedektif ve yardımcısı olan Memur, başta işlerinin kolay olacağını sanıyorlar. Ancak katilin kim olduğunu bulmak ve cinayetleri çözüme kavuşturmak hiç de sandıkları kadar basit olmuyor. Cinayetlerin ardındaki sır perdesini aralarken farklı ip uçlarının ışığında, çok farklı yönlere savruluyorlar.

Okurlar ise, bir yandan romandaki heyecanlı olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı gizemli şiirleri, felsefi notları, karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyorlar.


Polat Onat'ın kaleme aldığı 336 sayfalık bu benzersiz roman Kent Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.





1 Mart 2017 Çarşamba

Polat Onat'tan Yeni Roman: Ölümsüz Cümleler / Mürekkep Haber


HOLLYWOOD TARZI BİR POLİSİYE: 

ÖLÜMSÜZ CÜMLELER

            Farklı türlerde eserler vermesiyle tanınan yazar Polat Onat, bu sefer bir polisiye romanla selamlıyor okurlarını. Klasik Hollywood polisiyelerindeki şablonları kimi zaman birebir uygulayan, kimi zaman klişeleri tersyüz eden bir anlayışla kaleme alınmış Ölümsüz Cümleler.
           
            Kitabın genel üslubuna sinmiş bir ironiyi yansıtan, birbirinden ilginç karakterlerle tanışıyoruz. Yalnız, kitaptaki karakterlerin hiçbirinin ismi belirtilmemiş. Roman boyunca onların, Dedektif, Memur, Otopsi Doktoru, Garson Kız, Veteriner Hekim şeklinde vurgulanan meslekleriyle tanımlandığını ve isimlendirildiğini görüyoruz. Bu tercih, bir  sürü benzer ismin art arda sıralanması sonucu, okurda oluşması muhtemel kafa karışıklığını önlemesi bakımından faydalı olmuş.

            Romandaki karakterlerin fiziksel tasvirlerinde de meşhur Hollywood aktör ve aktrislerinin isimlerinin kullanılması, daha canlı bir okuma serüveni ve daha renkli bir hayal gücü oluşmasını sağlıyor.

            Olay örgüsünden kısaca bahsedersek, bir şehirde arka arkaya işlenen üç eğitimci cinayeti söz konusu. Cinayete kurban giden kişilerin mesleki yakınlığı nedeniyle kahramanımız olan Dedektif ve yardımcısı olan Memur, başta işlerinin kolay olacağını sanıyorlar. Ancak katilin kim olduğunu bulmak ve cinayetleri çözüme kavuşturmak hiç de sandıkları kadar basit olmuyor. Cinayetlerin ardındaki sır perdesini aralarken farklı ip uçlarının ışığında, çok farklı yönlere savruluyorlar.

            Okurlar ise, bir yandan romandaki heyecanlı olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı gizemli şiirleri, felsefi notları, karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyorlar.


            Polat Onat'ın kaleme aldığı 336 sayfalık bu benzersiz roman Kent Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.



23 Şubat 2017 Perşembe

Samsun Kitap Fuarında, İş Bankası Kültür Yayınları Standında, Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün (VİDEO)




     Samsun Kitap Fuarındaki, İş Bankası Kültür Yayınları standından "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" için mesaj var :-)


     Videoyu gönderen değerli Tufan Erkul hocama 
ve stant sorumlusu Özge Hanıma teşekkür ederim.



21 Şubat 2017 Salı

Polat Onat'ın Yatılı Okul Öyküleri Çıktı / İnceeleyen.com




POLAT ONAT'IN YATILI OKUL ÖYKÜLERİ ÇIKTI

            Yazar Polat Onat'ın, Samsun Veteriner Lisesi ve İstanbul Selimiye Veteriner Lisesindeki anılarından yola çıkarak kaleme aldığı "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" adlı öykü kitabı, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından okurlara sunuldu.

            Enis Bayraktar'ın resimleriyle katkıda bulunduğu, Nevin Avan Özdemir'in editörlüğünde hazırlanan kitapta, aynı gün içinde gerçekleşen beş farklı olay hikaye edilmiş. Yatılı okulda okuyan beş arkadaşın başından geçen maceralar art arda kurgulanmış.

            Bir okuyuşta hemen bitirilecek, kimi zaman neşeli, kimi zaman hüzünlü anların ön plana çıktığı kitap, her yaş grubuna hitap eden geniş bir yelpazeyi içeren bir anlayışla oluşturulmuş.


            Günlük hayatın, sıradan gibi gözükebilecek küçük ayrıntılarının içinden mutluluk devşiren yatılı okul öğrencilerinin yaşadıkları, okurlara, dostluk ve arkadaşlığın önemini gösteren, keyifli bir okuma serüveni vaat ediyor.






16 Şubat 2017 Perşembe

Polat Onat'ın Yatılı Okul Günleri Kitap Oldu / Ülkede Sanat


POLAT ONAT'IN YATILI OKUL GÜNLERİ KİTAP OLDU

            Yatılı okulun yaşattığı çağrışımlar, hüzün, sevinç, özlem gibi duygular, kimi zaman edebiyatın önemli konularından olmuştur.
           
            Polat Onat'ın, Samsun Veteriner Lisesi ve İstanbul Veteriner Lisesindeki anılarından yola çıkarak yazdığı "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün" adlı öykü kitabı, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından piyasaya sunuldu.

            Nevin Avan Özdemir'in editörlüğünde hazırlanan, Enis Bayraktar'ın resimleriyle katkıda bulunduğu kitapta, aynı gün içinde gerçekleşen beş farklı olay hikayeleştirilmiş. Yatılı okulda okuyan beş arkadaşın başından geçen maceralar art arda kurgulanmış. Sürükleyici bir anlatımla bütünleştirilmiş.

            Günlük hayatın, sıradan gibi gözükebilecek küçük ayrıntılarının içinden mutluluk devşiren yatılı okul öğrencilerinin yaşadıkları, okurlara, dostluk ve arkadaşlığın önemini gösteren, keyifli bir okuma serüveni vaat ediyor.
           

            Bir okuyuşta hemen bitirilecek, bazen neşeli, bazen hüzünlü anların ön plana çıktığı kitabın, her yaş grubuna hitap eden geniş bir yelpazeyi içeren bir anlayışla oluşturulduğu anlaşılıyor. Tüm bu nedenlerle, "Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün"ün ilgiyi hak eden bir eser olduğunu söyleyebiliriz.




11 Şubat 2017 Cumartesi

Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün / Arka Kapak Yazısı



YATILI OKULDA MÜKEMMEL BİR GÜN


Yaşam mükemmel günlerle doludur.

Her zaman hatırlanacak bir başarının  elde edildiği,
sevilenlerin sağlık haberlerinin alındığı,
doğayla iç içe  geçen bir günde suları berrak bir derenin kenarında oturulan,
ya da arkadaşlarla sıcacık birer bardak çayın paylaşıldığı gün mükemmeldir.

Güzel bir gelecek kurmak için azimle çalışan,
cesur ve dürüst gençlerin duygu dolu anıları,

okurları bambaşka bir dünyaya götürüyor.

Polat Onat'ın kaleminden, yepyeni bir kitap...
İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle...





24 Ocak 2017 Salı

Ölümsüz Cümleler - Arka KapakYazısı


            
            Katil kim?

            Birbiri ardına öldürülen üç kişi. Üçü de eğitimci....
            Bu tuhaf cinayetler acaba birbiriyle irtibatlı mı?
            Dedektif ve yardımcısı olan memur, gizem ve heyecan yüklü bu olaylar zincirini çözebilecek mi?
            Acaba aranan katil, üniversitenin dekanı olan, ilginç ve şüpheli tavırlar sergileyen adam mı?
            Yoksa, maktullerin ortak öğrencisi olan veteriner hekim katil olabilir mi?
            Belki de tesisatçı adam cinayetleri işlemiştir.
            Ya da, birbirinden ilginç kişiliklere sahip olan diğer şüpheliler...

            Romandaki heyecanlı olayları kronolojik olarak takip ederken, bir yandan da, katilin kaleme aldığı gizemli şiirleri, felsefi notları ve karanlık ruh dünyasını yansıtan hayat hakkındaki tuhaf değerlendirmelerini okuyacaksınız.

            Ve cinayetlerin arasında aniden filizlenen bir aşka şahitlik edeceksiniz.

            İpuçlarının ışığında, ilginç sürprizler eşliğinde, okurları şok edici bir sonuca götüren, psikolojik ögelerle yüklü, benzersiz bir polisiye roman:
            "Ölümsüz Cümleler"
          

6 Ocak 2017 Cuma

Şiir Perisi Kayalıpark Yayınları ile Geliyor


Polat Onat'ın çocuklar için yeni hikayeleri,

ŞİİR PERİSİ'NİN SIRLARI

Kayalıpark Yayınları tarafından hazırlanıyor...



4 Ocak 2017 Çarşamba

Nisan Kumru'nun Hazırladığı "Kıyamete Son 99 Gün" Fragmanı (VİDEO)




Değerli Nisan Kumru 'nun hazırladığı, Tuti Kitap etiketiyle çıkan Kıyamete Son 99 Gün kitabının tanıtım videosu, cumartesi günü YOUTUBE.COM/NisanKumru kanalında gösterilecek. 
(Bu nitelikli kanala abone olmanızı tavsiye ederim.)
Tadımlık olarak, hazırlanan bu güzel fragmanı paylaşmak istiyorum.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Polat Onat'tan Ölümsüz Cümleler

Polat Onat'tan 'Ölümsüz Cümleler'

Hollywood tarzında, 
nefes kesen bir polisiye roman...

Kent Kitap etiketiyle, 
şubat 2017'de kitapçılarda...


15 Aralık 2016 Perşembe

Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman: Kıyamete Son 99 Gün / İlkay Coşkun


Gizemli ve Sürükleyici Bir Roman:
Kıyamete Son 99 Gün

İlkay Coşkun


-Acaba Polat Onat, Esmaü’l Hüsna şiirleri aracılığıyla aslında kendi dualarını mı yapmaktadır?  

Merhaba dostlar,

Romanlar hakkında yazı yazmaktaki en önemli sıkıntı romandaki konuyu, içeriği ve finali yazarak romanın dikkat çekiciliğini, büyüsünü ortadan kaldırma yanlışlığıdır. Bunu romancı da istemez değerlendirme yazısını yazanda ya da henüz kitabı okumamış okur adayları da istemez. Romanın gizemini kaybetmemesi adına fazla açık olmayan bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Romanı okurken, meraktan son sayfaları önce okuma dürtüsünü yoğun hissederek okudum eseri. Heyecan duyduğum kitaplarda bu ruh halini hep yaşamışımdır. İnsanlar yaşarken topluluk halinde olsalar da her birey tek başlılığını özünde yaşadığı gibi ölüme de topluca gidilse dahi herkes kendi ölümünü tek olarak yaşayacaktır. Kaçınılmaz olan, inancımıza göre kişi ölümden sonraki sürece de tek başına şahit olacaktır.

Romanın ismi kitabın içeriği hakkında okura ön fikir veriyor esasen. Ana eksen konusu, dünyanın doksan dokuz gün sonra Ay’la çarpışması ve akabinde kıyametin kopması üzerinedir. Yazara göre bu çarpışmadan dünya üzerinde yaşayan tüm insanların bu çarpışmadan direkt yahut dolaylı etkilenerek hayata veda edeceği öngörüsü. Doksan dokuz günlük süreç 2 Aralık 2029 da başlayıp 10 Mart 2030 da sonlanıyor. Sona yaklaşmanın bu kadar net ortada olması yazarın ve çevresinin bu süreçteki sancılarının yalın fakat bir o kadar da derinlerde gizem barındıran anlatımını etkileyici buldum. Süreç içerisinde ki negatif anlamdaki heyecanları ise romanı sürükleyen en önemli hamleler.

Kıyamet tarihinin uzak değil de yakın bir tarihin seçilmesi, okuru kendi dünyasına katma isteği olarak düşünüyorum fakat romanın yaşandığı tarihte geçen birçok kavram şuan ki hayal gücümüzü zorlar nitelikte. Mesela sincapların neslinin tükenmekte olduğu, ortalama insan ömrünün sentetik ilaçlarla üç yüz seneye yükseldiği, karbon takviye hapı, rüya görme makinesi, insanın avuç içinin deri altına monte edilen para yerine geçen elektronik çipler,  havada yüzen ve uçma özelliğine de sahip ihtişamlı devasa konaklar gibi birçok ütopik kavramlar var. Burada birbiriyle örtüşmeyen bir noktayı yazarımızdan özür dileyerek dile getirmek istiyorum. Hayal gücümüzü zorlayan bu kavramlar kullanılmış ve güzel de olmuş ama bunların geçtiği tarih 2030 değil de kıyamet tarihini daha ileri bir tarih olarak okuyucuya sunsa idi daha isabetli olurdu diye düşünüyorum. 2016-2030’lu yılları arasına bu hayal ötesi kavramların varlığını sığdırmak fazlasıyla hayal gücü. Yazarımıza bu noktada yaptığım eleştiriye vereceği cevabı merak etmekten de kendimi alamıyorum.

Kıyamete neden seksen gün değil de doksan dokuz gün kaldı? Ya da neden yüz on gün değil? Yazarımızın doksan dokuz gün üzerinden bu romanın iskeletini oluşturmasının nedenlerini, ikinci günün sonunda belirgin şekilde okuyucunun önüne koymuştur. Her gün Allahın doksan dokuz isminden biriyle oluşturulan bir şiirle sonlandırılması, romanı farklı bir yaklaşımla okuyucuya sunmasını olumlu anlamda farklılık olarak yorumluyorum. Yazar bu şiirleri romanla beraber taşımasını, kendi duası olarak açıklamasını mantık dairesi içerisinde güzel buldum. Hal böyle iken yazarımız hayalle, gizemle ve ezoterik bir dünya bakış açısıyla, en güzeli de şiirsel dualarıyla okuyucuyu -inanç adasına- taşımıştır.

Ölüm geliyor hepimizi almak için” diyen yazar bu gerçekte birleştiriyor okuyucuyu. İnsanın ölümü kendisinin büyük kıyametidir başlı başına. Ölüm zamanının bilinmezliği insanda ki umutları diri tutarken, kesinleşmiş tarihli bir ölümü beklemenin insanda yarattığı duygu çöküşü bu romanın en etkin teması olarak karşımıza çıkıyor. Her geçen an biraz daha ölüme yaklaşıyor olmak ölümün insan beynini işgal etmesi, insana verilen en büyük ceza mıdır yoksa ödül müdür tartışılır.

Romanın birçok yerinde şifrelenmiş hissini uyandıran özel bölümler var. Esrarengiz kitap severlerin kıvrak zekasını test edecek türden. Kullanılan tarihlere, saatlere kurnazca farklı anlamların, çağrışımların yüklenmesi gibi.

Yazar romanın başkahramanıyla kendini fazlasıyla özdeşleştirip zaman zaman başkahramanın önüne geçtiği anlar da hissedilmiyor değil. Günleri sayma, saatleri, saniye, hatta saliseleri sayma, kalan zamanın her zamankinden daha değerli olduğunun vurgusu adına yapılan detaylı anlatımlar olarak görüyorum.

Ölüme inat kalıcı olma, ölüm sonrasında iz bırakma daha genel anlamda ölüme çalım atma insanlığı üretken ve diri kılıyor. Yazılan her eserde ileriye yönelik düşünülen bu felsefenin izlerini buluyoruz. Bu eserde de bu izler fazlasıyla var “Ne yazık ki sonrası, uzun beyaz bir unutuş…”

Her ne kadar geleceğin romanı hüviyetinde gözükse de günümüzle ilişikliğini de göz önünde bulundurduğumuzda kitabın ayağı yere basan bir tarafı var. Her ne kadar romanda yabancı isimleri kullanmış olsa da daha çok doğunun gizemli esintileri hissediliyor eserde. Ayrıca Okültizm ve ezoterik gelenek anlayışından öte reel yaklaşımlar sunuyor olması romanın tümüyle gerçek dışı bir eser olmaktan kurtarıyor.

Ana hatları sade ama gizem bezeli, sürükleyici, menzili olan bir roman. Zihinsel zenginliğiyle deruni ruh hallerini önceleyerek felsefik açılımlar sunuyor okura. Yazar bir bölümde “yazdıklarından çok, yazacakları merak ediliyorsa o kişi iyi bir şair olmuş demektir” diyerek hem şair tanımlamasını hem de romanını şiirlerle birlikte taşıma mantığını bu ifadelerle paylaşmıştır.

Roman içerisinde cevaplandırmak için sabırsızlandığım şu satırları sizlerle paylaşmak istiyorum. Nedensiz sıkıntımı daha iyidir, yoksa nedensiz sıkıntı mı? Sorusuna elbette bir cevabım var. Sıkıntının her iki şeklide arzu edilmez ama bir tercih yapılması gerekirse, nedensiz sıkıntı daha iyi, daha bir rahatsınızdır. Bu anlamda suçlu kimse yoktur ve hiç kimseyi suçlayamazsınız. Birileriyle karşı karşıya kalmamak olumsuzluk içindeki tek olumlu haldir. Bu bir taraftan da kişiye rahatlık sağlar.

Yazarımız, Muhyiddin İbn-i Arabi’nin “Allah’ın İsimlerinin Sır Manalarının Keşfi” kitabından alıntılar yaparak eseri zenginleştirmiştir. ”Varlık bir harftir, sen onun manasısın” , ”Söz kabuk, mana özdür. Söz sedef ise mana incidir. Öz olmayınca kabuğu neylersin? İncisi olmayan sedef, ruhsuz beden neye yarar” gibi.

Kitabın yeni okurlarla buluşmasını engellememek adına nasıl bittiğiyle ilgili, kahramanlarıyla ilgili ipuçları vermemeye çalıştım. Anlayacağınız eserin büyüsünü bozmayı aklımın ucundan dahi geçirmedim. Esere bol şans dileyerek yazımı sonlandırıyorum.

Sağlıcakla kalınız.

Seçtiğim bir Esmaü’l Hüsna şiirini burada sizlerle paylaşayım:

El-Vedud

sevilmeye en layık olan
itaatkar kullarını çok seven
velilerin kalplerine ilahi aşk
mutlak sevgi tohumları
saçan ziyadesiyle
ya Vedud

sevilme isteği
sevme duygusu
sevilenlere iştiyak
hep yüce ihsanınla
ya Vedud

dostluğa hakkıyla dildar
şefkate ziyadesiyle müstehak
muhabbet ışığını parlatan
ya Vedud







12 Aralık 2016 Pazartesi

Şiir Perisi Geliyor


Anneler, babalar, çocuklar!
Şiir Perisiyle tanışmaya hazır mısınız?

ŞİİR PERİSİ'NİN 
SIRLARI

Polat Onat'tan sevgi dolu, sıcacık öyküler...
Leyla Yücel Aslan'ın resimleriyle...
Pek yakında...


5 Aralık 2016 Pazartesi

Çini Kitap Dergisinde Kıyamet


ÇİNİ KİTAP DERGİSİNDE KIYAMET

- Evcil hayvan beslemek tamamen yasak.

- Her türlü ev işi için robot yardımcılar var.

- Hap kullanımı yasak. Başınız çatlasa ilaç yok.

- Evlenmek mecburi. Bekarlığa sert cezalar uygulanıyor.

- Çeşit ve renklilik içermeyen, tek kullanımlık kıyafetler yaygın.

- Sentetik beslenme kürüyle, yaşlanmanın ötelendiği, insan ömrünün üç yüz yıl olduğu günler. 

- Küresel nükleer terör saldırıları ve korkunç salgın hastalıklar nedeniyle, dünya nüfusu bir buçuk milyara düşmüş durumda.

- Uçan mobil araçların çoğaldığı, herkesin elektronik zihin bandajı taktığı, distopik siber devlet yönetiminin yansımaları.

- AIDS ve kanser gibi hastalıkların kolayca tedavi edilebildiği, ama Kök Hücre Mutasyonu gibi çok daha öldürücü hastalıkların türediği vakitler.

- Tüm vatandaşların yılda bir kez, 24 saat hapishanede, karanlık hücrede kalmaları zorunlu.

- Daha birçok akıl almaz gelişme... Farklı ve karanlık bir dünya... Yok olmaya sadece 99 gün var. Siz ne yaparsınız?

- 2 Aralık 2029 akşamında, şok bir haber bütün dünyaya yayılır:
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. 
Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır…
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" 
Tuti Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda...

Çini Kitap Dergisi
Sayı 38, Sayfa: 34

15 Kasım 2016 Salı

Üvercinka Dergisinde "Kıyamete Son 99 Gün" Tanıtımı




Kıyamete Son 99 Gün, 2030 yılında yaşayan münzevi bir şairi anlatan bir roman.

Şiiri ve bilimkurguyu iç içe geçiren benzersiz bir apokaliptik distopya.

Kitapta dünyanın son 99 gününü şiir yazmaya adamış bir sanatçının, gizemlerle örülü yaşantısının, heyecan dolu öyküsü anlatılmış.

William Blake ile İbn-i Arabî'nin kavramsal kabullerinin çatışmasını alt metin olarak ele alan, son derece heyecanlı bir kitap..."

Polat Onat'ın kaleminden "Kıyamete Son 99 Gün" Tuti Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı.


Üvercinka Dergisi

Sayı 25, Kasım 2016


The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry


Değerli arkadaşlarım Volkan Hacıoğlu ve Ümit Şener Ta'ya,
bu uluslararası şiir antolojisinin oluşum sürecinde, kolaylıklar dilerim.

Basın Duyurusu:

Modern ve Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi’ne gösterilen ilgi için teşekkür ederiz. Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız ve Ümit Şener Ta tarafından hazırlanan Antoloji’de Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş şairlerle birlikte iyi şiir yazan genç şairlere de yer verilecektir.Antoloji'nin Editör'lüğünü Murat Nemet-Nejat yapmaktadır. Danışma Kurulu’nda ise Mustafa Ziyalan, Simon Pettet, Edward Foster yer almaktadır. Projenin amacı, Çağdaş Türk şiirinde öne çıkarak şiirini belirgin kılmış yaşayan şairlerden oluşan seçkin bir antoloji aracılığıyla Türk şiirinin köklü ve zengin birikimini çağdaş düzeyde temsil eden şiirleri dünya şiiri ile buluşturmaktır. Poetik statükoyu kırmak ve kanonik vasatlıktan bir çıkış stratejisi olarak nitelikten ödün vermeksizin alternatif olana ulaşmak bu antoloji projesinin temel felsefesidir.

İletişim: volkan_hacioglu@yahoo.com
Antoloji Yürütme Kurulu

Press Announcement:
Thank you for your interest in The Anthology of Modern and Contemporary Turkish Poetry. In the Anthology prepared by Volkan Hacıoğlu, Josef Kılçıksız and Ümit Şener Ta, place will be given to the young poets who write good poems together with established poets in Turkish poetry. The Editor of the Anthology is Murat Nemet-nejat. Mustafa Ziyalan, Simon Pettet and Edward Foster are in the Advisory Board. The aim of the Project is to meet the modern Works by contemporary living poets which are representative of rooted and rich collection of Turkish poetry with that of world poetry via a distinguished Antoholgy comprised of poets who come into prominence and made their poems distinct in contemporary Turkish poetry. The basic philosophy of this Anthology Project is to reach out to an alternative in order to break the poetical status quo and as a strategy to find a wayout of canonic mediocrity without making concessions.
Contact info {volkan_hacioglu@yahoo.com}
The Executive Committee of the Anthology