26 Ağustos 2016 Cuma

Asaf Halet Çelebi'nin Kırılmış Mezar Taşı

Edebiyatımızın önemli şairlerinden
Asaf Halet Çelebi'nin, 
Küplüce mezarlığındaki,
kırılmış mezar taşı...

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Yazdığım Polisiye Romanın Karakterlerinin Fiziksel Profil Şeması


     Yazma motivasyonumu artırmak ve romanımdaki karakterleri kafamda daha net canlandırabilmek için böyle bir yöntem keşfettim :-)

17 Ağustos 2016 Çarşamba

99 Günün Sonunu Görmüş Gibiyim / Ceren Öztürk


   Şu an tüylerim diken diken... Kıyametin geleceği ve bundan kimsenin kaçamayacağı gerçeğini biliyor olmama rağmen 300 sayfa boyunca bununla beraber yaşamak ürpertici açıkçası. Diğer kitaplar gibi 'bu ben değilim nasılsa' diyerek rahat edemiyorsunuz da... Çünkü belki de 99 gün sonra gerçekten kıyamet gerçekleşebilir, bunu bilemeyiz.

   Kitap 2029'da geçiyor olmasına rağmen bulunulan mekan, kullanılan aletler gereği biraz daha uzak bir geleceği anlatıyor bence, tabi yaşamadık, bilemeyiz ama... Hikayeyi gerçekçi kılan yanı, gerçeklerin üzerine kurulu olması. Gerçekten kıyamet kopacak, o zamana kadar geçen süreyi belki biz bilemeyecek ve o duyguyla yaşayamayacağız. Belki de kitapta olduğu gibi olaylar olmayacak, farklı şeyler olacak. Fakat sonuç olarak, olacak.

   Baş karakter kıyametin 99 gün sonra geleceğini duyduğu zaman hayatı boyunca tam anlamıyla bir disiplinle sürdüremediği bir şey yapacak, 99 gün boyunca her gün bir şiir yazacak. Hem de Allah'ın 99 ismiyle. Bu bir nevi kendi hesaplaşması olabilir de. Fakat engelleri de yok değil. Yazdıklarına karşı olan doğaüstü bir güç var mesela... Din konusunu baskılamadan, gerçeklerle yüze vurduğundan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir bilinç uyandırıyor o kesin. Olaylar çok hızlı gelişmiyor ve belki de çoğunuza hitap etmeyecek fakat bir bakmışsınız sayfalar geçmiş ve neler neler yaşanmış. Okurken çok da fark edememiştim.

   Ayrıca o kadar anlamlı sözler var ki... Ciddiyim 99 günün sonunu görmüş gibi hissediyorum.

   Tek eksik bulduğum nokta, kitabın amacı gereği belki de böyle yazılmıştı, karakterlerin konuşması çok samimi değildi. Bana öyle geliyor ki paragraf şeklinde, uzun konuşmaları ben samimi bulamıyorum. Ama bunu sorun da etmedim çünkü söylenenlere odaklanınca önemi de kalmadı.

   Umarım sizler de benim hissettiklerimi hissedersiniz bu kitapta. Çoğu kitabı kişinin seçimine bırakıyor da olsam ilk defa bir kitap için şans vermenizi isteyeceğim sizden. Belki beğenmeyeceksiniz... Belli olmaz ama çıkılan yolculuğa ve alınan derslere değer...

   Kitaptan bir alıntıyla bitireyim:

"- Sen mutlu musun?
- İstediğim her şeye sahibim.
- Tam anlayamadım. Soruma daha net cevap ver lütfen.
- İstediğim her şeye sahibim diyorum ya. Mutsuzluğumu daha açık nasıl anlatabilirim? Ben mutsuz olmanın bilincine varma mutluluğuna ermiş bir insanım."
(Kıyamete Son 99 Gün, Sayfa: 55)


          Fotoğraflar ve Yorum:

  Ceren Öztürk (instagram / KoalaninKitapligi)





12 Ağustos 2016 Cuma

Kıyamete Son 99 Gün Olsa Siz Ne Yapardınız?




Bence herkes bu soruyu kendine sormalı. 

Ve cevabı neyse, geri kalan hayatını öyle yaşamalı.

Kıyamete Son 99 Gün olsa

SİZ NE YAPARDINIZ?




10 Ağustos 2016 Çarşamba

Ülke'deki Polat Onat Röportajı (Kıyamete Son 99 Gün)





ROMANLARIN İÇERİĞİNDE, EDEBİYAT SANATININ SUNDUĞU TÜM OLANAKLAR KULLANILMALI
  

Polat Onat ile son kitabı 
"Kıyamete Son 99 Gün" çerçevesinde
İlkay Yaprak konuştu.


            - Dört yıl önce Komşu Yayınlarından çıkan ilk romanınız "İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nün ardından, şimdi de ikinci kitabınız olan "Kıyamete Son 99 Gün"ü Tuti Kitap etiketiyle yayınladınız. Her iki romanınızda da deneysel öğeler mevcut. Örneğin romanlarınızın içeriğinde, belli oranda şiirlere de yer veriyorsunuz. Bu tutumunuzu bundan sonraki eserlerinizde de sürdürecek misiniz?

            - Gözleminiz haklı ama eksik. Romanlarımın içeriğinde belli dozda şiirlere de yer veriyorum. Ancak sadece romanlarımda değil, yazdığım hikaye kitabında, masal kitabında da şiirlerimi kurgu içine yedirerek kullandım. Bunu bilinçli olarak yapıyorum. Edebiyat türleri arasında etkileşimlerin çoğaldığı, eskiden var olan keskin sınırların zamanla giderek belirsizleştiği kanısındayım. Ve bunun da okuma zevkinin renklenmesi açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.
            Edebiyat sanatının kullanmamız için bize sunduğu tüm biçimsel olanakları, kurgu şartlarının elverdiği ölçüde değerlendirmenin gerekli olduğunu göz önüne alarak hareket ediyorum. Ancak bundan sonraki eserlerimde, aynı tavrı gözü kapalı şekilde sürekli uygulayacağımı iddia edemem. Bundan sonraki kitabımda işlemek istediğim içerik, bu tür bir girişime izin verecek yapıda değilse, ille de şiirlerime yer vereceğim diye ısrar etmeyi düşünmüyorum elbette.

            - Kıyamete Son 99 Gün ile bilimkurgu ve distopya edebiyatına bir katkıda bulunuyorsunuz. Bu türde ilginizi çeken diğer eserler neler?

            - Açıkçası Türk Edebiyatında distopya türünde yazılmış yetkin bir esere rastlayamadığımı hemen belirtmek isterim. Bu olgu, türe meraklı bir okur olarak beni epeyce şaşırtmıştı. Son dönemde kaleme alınmış birkaç iyi niyetli çaba göze çarpsa bile, edebiyatımızın yetkin yazarlarının distopya ve bilimkurgu türüne ilgi göstermemelerini bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.
            Dünya edebiyatında ise; distopya türünde başyapıtlar kaleme almış, J.G.Ballard, Arthur C.Clarke, George Orwell, Ray Bradbury, Aldous Huxley, Margaret Atwood gibi muazzam yazarların, tahayyül dünyama önemli katkılar sunduğunu şükranla vurgulamam gerekiyor.

            - Kıyamete Son 99 Gün hakkında okurlardan gelen tepkiler nasıl?

            - Kitap hakkında genellikle çok olumlu tepkiler alıyorum. En sevindiğim nokta, okurların eserin sürükleyicilik ve akıcılık yönünü sık sık vurgulamaları. Çünkü içinde düşünsel yoğunluk taşıyan, felsefi göndermeler barındıran böyle bir eserin kolay okunur yapısının ön planda olması beni sevindiriyor.

            - Sizce roman sanatı nereye doğru gidiyor? Romanın geleceğinden umutlu musunuz?

            - Roman sanatının geleceğini çerçeveye alarak büyük büyük söylemlerde bulunmak, bana biraz boş laf etmek gibi geliyor. Ben sadece benim yazmayı planladığım romanlar perspektifinde konuşabilirim. Asırlar boyu edebiyatın lokomotifi konumunda varlığını sürdürmüş roman türünün geleceği hakkında kehanetlerde bulunmayı, kendi adıma gereksiz buluyorum. Yazı var oldukça, insanlar kitap okudukça, farklı formların beslemesini de bünyesine katarak, roman sanatının varlığını güçlenerek sürdüreceğini düşünüyorum.

            - Şu anda tezgahınızda ne olduğunu sorabilir miyim?

            - "Bir Uzaylının Dünyadaki Beş Saati" adını verdiğim bir romana çalışıyorum.

            - Cevaplarınız için teşekkür ederim.
           
            - Sorularınız için de ben teşekkür ederim.








Esmaül Hüsna Şiiri: El-Müheymin



el-MÜHEYMİN

            himayesiz değil yuvasındaki karınca
            koruyucusu var gökyüzündeki mavi kuşun,
            kendini kimsesiz hissedersen yaşadıkça
            ulaştıran her şeyi varacağı noktaya
            Müheymin'in gözettiğini unutma.

            şefkatiyle kollayan bütün belalardan
            ne kadar şükretsen minicik yer kaplar
            sınırlı değil gibi hayat sonsuzlaşır bakışım
            gözcü olan ruhaniler kaçırmaz anları.

            varlıkları murakabe eden
            yüceler yücesi Müheymin'in katında
            toz zerresi ve bir gezegen aynı görkemde.

                      POLAT ONAT
                      Kıyamete Son 99 Gün (sayfa: 40)


8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıyamete 99 Gün Kaldığını Bilsem Oturup Şiir Yazmazdım / İlknur Aksoy


* 2 Aralık 2029 akşamında bir haber yayınlanır; dev bir göktaşı büyük bir hızla dünyanın uydusu olan ay' a çarpacak, ay da çarpışmanın etkisiyle yörüngesinden çıkarak dünyaya çarpacaktır.
Tüm bu olayın gerçekleşmesi için de bir süre tespit edilmiştir: 99 gün...

99 gün sonra kıyamet kopacağını ve herkesin öleceğini bilseydiniz ne yapardınız? Kahramanımız şair olunca, bu 99 günde her gün için Esmaü'l-Hüsna hakkında şiirler yazmaya karar veriyor. Fakat o şiirler yazdıkça etrafındaki insanlar birer birer kanlı cinayetlerle yok edilmeye başlıyorlar. 

Oldukça ilginç bir kitaptı, etkilenmedim desem yalan olur.

İnsanların kıyamet yaklaşırken ve öleceklerini bilerek beklemesi sırasında yaşanacak kaosu çok güzel anlatmış yazar. Bu tarz kitap sevenler için güzel bir seçenek, tavsiyedir efendim.

Ama kıyamete 99 gün kaldığını bilsem oturup da şiir yazmazdım muhtemelen.
Huzurlu akşamlar olsun...

         Fotoğraflar ve Yorum:
İlknur Aksoy / İSTANBUL (instagram)


4 Ağustos 2016 Perşembe

Turgut Uyar'ın Mezarı


Milyonlarca okuru, seveni, hayranı olan
modern şiirimizin en büyük şairlerinden,
30 yıl önce vefat etmiş TURGUT UYAR'ın 
Aşiyan mezarlığındaki kabrinin durumu...
Sanatçılarımıza böyle güzel değer veriyoruz işte...


3 Ağustos 2016 Çarşamba

Korkutucu Bir Kitap: Kıyamete Son 99 Gün



     Merhaba. Nasılsınız? 
1 gün sonra dershanemin yaptığı sınav var. O yüzden ben iyi değilim. Bundan sonra da olabilir miyim, bilemiyorum zaten.
Neyse, Kıyamete Son 99 Gün bitti.
Yorumunu gireyim.
Kitabın kapağı gerçekten güzel.
Kitabın içindeki bölümler birer sayfa uzunluğunda. Zaten günlük şeklinde. O yüzden kitapta hemen ilerleyebiliyorsunuz.
Okurken yer yer korkup kitaptan gözlerimi kaldırıp etrafıma şöyle bir bakındığım anlar da olmadı değil. Bir şey göremedim ama.
Kitap, gelecekte geçiyor. 2029 ile 2030 senelerinde. 2 Aralık 2029 akşamı ''Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti" diye bir haber yayılır.
Ve Ay, 99 gün sonra Dünya'ya çarpacaktır.
Zamanın azalmasıyla birlikte Dünya'da kaos başlar. İnsanlar, her yeri yağmalamaya başlar.
Mutant hayvanlar, gökyüzünden yağan deniz mahsulleri ve iğrenç kokulu çiçekler de baş gösterir.
Bir de Lucipen...
Günlük dediğim bölümlerin sonlarında bir de şiir yer alıyor. Esma-ül Hüsna ile ilgili. Şiirleri anlamakta biraz zorlandığımı söylemeliyim.
Bir de 2029'da teknoloji bu kadar gelişecek mi yahu? Merak ettim şimdi.
Kitabı beğendim ben. 4 yıldız veriyorum.

Kitaptan seçtiğim bazı hoş cümleleri de paylaşmak isterim:
- Kimilerince güzel ve başarılı bulunacak bir kitap yahut bir şiir değil, sadece tek bir dize yazmak bile nesiller boyu sürecek bir sanatsal kalıcılığı yakalamaya yetebilir.
- Eğer yalnızsan gece karanlık bir kuyudur. Yalnız değilsen yıldızlı bir gökyüzüdür. Yalnız olmayıp da yalnız gibi hissediyorsan soğuk bir mezar...
- Sabırlıyım. Her gün hiçbir şey beklemeyeceğim günü bekliyorum. Beklemek kadar güzel ne var?
"Kıyamete Son 99 Gün - Polat Onat"

Barış Semerci
(instagram / birvagonkitap)

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kıyamete Son 99 Gün'ün İlk 10 Sayfası


Bu linki açıp, çıkan sayfadaki KS99G kapağının altındaki "ÖNİZLEME"yi tıklarsanız, kitabın ilk 10 sayfasını okuyabilirsiniz.


28 Temmuz 2016 Perşembe

Ahmet Küçükbaş 'Kıyamete Son 99 Gün' İçin Ne Dedi?





 Kıyamete Son 99 Gün

Polat Onat’ın “Kıyamete Son 99 Gün” kitabını elimize aldığımızda ülkede her şey olağan seyrinde akıyordu. Sonra birden ülkemizde bir küçük kıyamet kopuverdi. Şaşırtıcı şeyler yaşamaya başladık.
Neyse…
Kapakta kitabın ve yazarın adından başka“Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşı”cümlesinin altı çizilmiş. “Gizem” sözcüğü çok seviliyor. Kimisi kızına bu adı veriyor. Kimisi de bu sözcüğü kullanmak için cümle değiştiriyor.
Arka kapakta; bizi kitabı okumaya heveslendiren“2 Aralık 2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti.
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır.
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun. !
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne? Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim var? Ve hayatını ‘Esmaü’l Hüsna’ hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair, bu gizemli savaşın neresinde? Hepsi ve daha fazlası bu romanda!
Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvuflardan İbn-i Arabî’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan son derece heyecanlı bir kitap…” cümlelerin okuyoruz. Sanıyoruz bu cümleleri Polat Onat değil yayıncı kaleme almış.
Romanın ne tür bir roman olduğuna kolay karar veremedik. Bilim kurgu sandığımız kitap kurgu olmaya kurgu ama bilim kurgu değil. Bize göre mistik, fantastik, sembolik bir roman. Kıyameti yakın bir tarihe kurgulamış: 11 Mart 2030…
PMMS21 astroidi aya çarpacak, yörüngesinden çıkan ay dünyaya çarpacak ve kıyamet bundan kopacak.
Roman kahramanı olan kişinin adı geçmiyor. Ama romanın yazarına çok benziyor. İngiltere’nin asilzade köşklerine benzer bir köşkte oturuyor. Köşk etrafı ağaçlık, çevresi çevrili, kapısı nöbetçili bir köşk… Kahramanımız bu köşkte, uşaklar, aşçılar, bir bahçıvan ve kedisi “gölge” ile birlikte münzevi bir hayat yaşıyor. Ana-babasını ve eşini kaybetmiş.
Dört yıl önce yani 2025 yılında global bir terör salgının ardından bütün devletler tek bir“siber devlet(?)” çatısı altında birleşmiş.
Zengin ve sorunsuz bir hayat süren kahramanımız kıyamet haberini o günlerin teknolojik harikası “Otomatik Zihin Bandajı” sayesinde alıyor. Kalan 99 günde, her gün Allah’ın bir ismine bir şiir yazarak değerlendirmek istiyor.
Roman teknik olarak bir anı defteri tarzında… Münzevi şairimiz günlük olan biten şeyi kısaca anlatıyor, sonra Esmaü’l-Hüsna’dan bir isme bir şiir yazıyor.
Eser roman ise eleştiririz. Ancak şiir ise bu konuda eleştirmekten çekiniriz. Kitabın başında yazarı tanıtan yazıdan öğrendiğimize göre Polat Onat’ın beş şiiri, 2013 yılında ‘Turkish Poetry Today’  seçkisinde (antoloji) yayınlanmış. Böyle bir durumda eleştirme cesaretimiz iyice azalır. Ama Esmaü’l-Hüsna üzerine şiir yazmak için yazılmış bir romanın şiirlerini görmemezlikten gelemeyiz.
Şiirler Âdem Yoksun şiirlerini hatırlatıyor. Vezin, ölçü, kafiye ve redif bulunmuyor. Sanıyoruz münzevi şairimiz bunlara karşı.  Ama 63. Ve 91. gün yazdığı El Kayyum ve Ed –Dar şiirlerinin ikişer mısrasında tesadüfen denk gelen kafiyeye engel olamamış:
“zahirdir gücün daim
her şey Seninle kaim”
“Sensin viran eden bağı
Söndürürsün her çerağı”
  34. Gün yazdığı El-Gafûr şiirinde dört mısraın yeri değiştirilirse düzgün bir düzyazı cümlesi olabilecektir.
“isyan edip günah bataklığına saplansa bile
pişmanlık ile tövbe kapısına yanaşılınca
Gafûr’un hoşgörü ve müsamahası karşılar
inanıp yararlı iş yapmaya kararlı kişileri.”
Şairin hizmetçisi Andre, aşçısı jim, bahçıvanı Tahvan, malikâne dış kapı bekçisi Andoro, tek arkadaşı avukat Dempsey adlarında. Hava sıcaklığı eksi 30 derecelerde.
Etrafındaki kişilerin adlarına ve hava sıcaklığına bakarak şairin dünyanın neresinde yaşadığını tahmin etmeye çalışıyoruz. Ocak, Şubat aylarında hava bu kadar soğuk ise güney yarıkürede olamaz. Kişilerin adlarına bakarak çeşitli kökenlerden geldiğini anlıyoruz. Olsa olsa şairimiz ABD’nin kuzey bölgelerinde ya da Kanada’da yaşıyordur. Ama sokakta dolaşan kaplanlar ve zürafalar var. Bu durumu coğrafi bir konuma yerleştiremedik.
“Romanda gizem nerede?” diyecek olursanız anlatalım: Şair’in Esmaü’l-hüsna şiirleri yazmasından rahatsız olarak çeşitli doğa üstü gösteriler yapan, el ve ayaklarını çapraz şekilde keserek trajik cinayetler işleyen ve “Lucipen” adlı varlık. Kalem şeytanı da deniyor. Lucifer-şeytan, pencil-kalem… Bunların birleşiminden lucipen, yani kalem şeytanı olmuş.
Kıyamet yaklaşırken tuhaf olaylar olur. Gökten balık yağar, daha önce hiç görülmedik çürümüş ceset gibi kokan bir çiçek (kıyamet çiçeği) çıkar, yerin içinden üç bacaklı, sivri dişli bir hayvan peyda olur. Güneş batıdan doğup doğudan batar. Sanıyorum bütün bunların ve daha başka şeylerin bir takım sembolik anlamı var. Bunlarla ne anlatılmak istendiğini sanıyorum, belli bir topluluk anlayabilecektir. Bizim anlayabilmemiz zor.
Dostumuz Polat Onat bir kere daha herkesin gitmediği ç etin yollarda yürümüş. Kuşkusuz kendisinden başka kimsenin yazamayacağı bir roman yazmış. Bu kitabı üzerinde isim yazmadan bana okutmuş olsalardı bile tereddüt etmeden Polat Onat yazmış derdik.
Polat Onat yazmaya çok erken başlamış. Daha 37 yaşında olmasına karşın masal kitabından şiire, romana uzanan değişik türlerde birçok eser vermiş. İleriki yıllarda çok daha güzel ve olgun eserler verecektir.
Bekliyoruz.

AHMET KÜÇÜKBAŞ



14 Temmuz 2016 Perşembe

Ülkede Sanat Sitesindeki 'Şehir Ve Sanat' Konulu Röportajım






ÜRETİM SÜRECİNDE SOKAKLAR DİKKATİMİ ÇEKMEZ

     Tuti Kitap etiketiyle yayınlanan son kitabı ‘Kıyamete Son 99 Gün’ ile ismini geniş kitlelere duyuran Polat Onat, aslen Bursa’lı. İstanbul’da doğan Polat Onat, üniversite eğitimini Samsun’da tamamlamış. Tamamlamış tamamlamasına da, öğrencilik ruhunu bırakmayınca, Isparta, Elazığ, Erzurum derken kendini Batman’da bulmuş.

     ‘İmzalı Kitaplar Müzesi’ ile uzun uğraşlarını ve emek verdiği yazarlık mesleğinin en manevi detayı olan ‘imza’ları da meraklısıyla buluşturan bir isim.

     Mesleği dolayısıyla bugünlerde Batman’da ikamet eden Onat; yaşadığı şehrin yapıtlarına etkisini, şehirleşmeyi, şehir kültürünü Ülkede Sanat’a anlattı:


        Şehir, yaşam, üretim üçgeninde kimlikler sizce nerede duruyor?

            Sanatsal üretimin, genel kabul gördüğü şekilde, şehir ve yaşam çerçevesinden bağımsız olarak da işlevselliğini aynı evrensel ölçütte sürdürebileceği kanısını taşıyan bir yazar olarak, ait olduğumuz kimlikleri başat konuma getirerek, ortaya koyduğumuz ürünlerin bir nevi etiketi olarak sunmamızı, ciddi bir yanlış olarak değerlendirdiğimi arz etmek isterim. Genel kabul gördüğü şekliyle söylersek, şehir ve yaşam deneyimlerinin sanatsal üretimleri zenginleştirici işlev taşıdığı yadsınamaz. Ancak kendi kişisel edebiyat yolculuğumda, hayatın somut deneyimlerinden ve yaşamın getirdiği kişisel tecrübelerden çok, kitapların ve filmlerin sunduğu kurgusal hayatların büyüsünden beslendiğimi söyleyebilirim.


       Yaşadığınız şehirde en sevmediğiniz kısım nedir?

            Batman'da yaşamanın sevmediğim tarafları şüphesiz vardır. Ancak, nasıl bir şirket çalışanının, görev aldığı kurumu kamuoyu önünde eleştirmesi etik olmazsa, ya da bir aileye mensup bireyin, kendi ailesinin olumsuz yönlerini uluorta konuşması yakışık almazsa, on üç yıldır havasını soluduğum, suyunu içip ekmeğini yediğim, insanlarıyla oturup çay ocağında sohbet ettiğim Batman şehrinin sevmediğim yönlerini burada ifade etmekten hicap duyacağımı söylemem gerek.
            Yaşadığım şehre objektif gözle, sosyolojik çıkarsamalar yapmak amacıyla bakmak yerine, naif bir tevekkülle bakmayı daha tercih edilebilir buluyorum.


       Şehirleşme kültürünün şehirde kendine yer bulabildiğini düşünüyor musunuz?

            Açıkçası, şehirleşme kültürünün ülkemizde İstanbul dahil, hiçbir metropolde yeterince içselleşemediği kanısındayım. Ve dolayısıyla Batman'da da sistemli bir şehirleşme kültürü yerleşmesi kısa vadede pek söz konusu olacak gibi değil. İşin kötü tarafı, bu olumsuz durumun, yurdun her yanında bir süreklilik taşıyacağının güçlü emarelerini algılıyorum. Tatil için memleketim Bursa'ya gittiğimde veya kitaplarım vesilesiyle İstanbul'a yaptığım kısa seyahatlerde, gözlemlediğim kadarıyla söylersem, büyük şehirlerimizin merkezinde bile modernleşmenin getirmesini umduğumuz şehirleşme kültüründen çok, kanser gibi yayılan bir sosyal kimliksizlikleşmenin bariz belirtilerine şahit oluyorum.
            Ülkemizin genelini baz alarak ifade edersek, taşralı da değiliz, metropollü de değiliz. İkisi arasında uyumsuz bir arakesit oluşturan, sıkıntılı bir toplumsal arayışı yansıtıyor gibiyiz. 


       Şehrin sokaklarında sizi çeken detaylar var mı?

            Birkaç hafta önce, Batman'daki sokağımızın köşe başındaki bakkala gitmek için evden çıktığımda, hayretle şunu fark ettim. On üç yıldır oturduğum evin otuz metre kadar ilerisinde yer alan bir sokağa, şimdiye dek hiç girmemişim. Yolum düşmemiş, merak da etmemişim. Yani mekansal özelliklere karşı, algımın ziyadesiyle kapalı olduğunu söyleyebilirim. Bu bir yazar için olumlu mudur, olumsuz mu? O ayrı bir tartışma konusu.
            Yalnız, kısaca şunu da ekleyeyim. Sanatı ve edebiyatı sokaklarda arayan değil, kitaplarda arayan birisi olarak, üretim sürecimde sokaklar dahil, hiçbir dış mekan benim ilgimi çekmez. Kapalı mekanları severim. Düşünmek ve yazmak için çevremde muhakkak dört tane duvar olmalıdır. Odalarda rahat ederim. Odaların da mümkünse küçük olanları benim için tercih sebebidir.


       Yaşadığınız şehrin sizin sanat yaşamınıza katkıları nelerdir?

            Yukarıda da farklı bir vesileyle ifade ettiğim gibi, yaşadığım şehrin benim sanat yaşamımda herhangi bir katkısı yok. Zaten benim de yaşadığım şehirden böyle bir beklentim yok.
            'İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü' romanımdaki, şair karakter Adem Yoksun, günlüğünün bir yerinde şunları yazmıştı: "İnsan, evin odasında miskince oturduğu müddetçe Los Angeles’teki Beverly Hills caddesinde olmak ile Kozaklı ilçesinin Yunak kasabasında olmak arasında hiçbir fark yokmuş."





Polat Onat


10 Temmuz 2016 Pazar

Kıyamete Son 99 Gün / Lucipen'in Şiiri


     'Kıyamete Son 99 Gün' kitabında, 
39.sayfada yer alan Lucipen'in şiiri için, 
Uğur Tural ilginç ve başarılı bir görsel hazırlamış. 




     Kitabın atmosferini yansıtan, bu mükemmel fotoğraf da, intagram'daki kitapseması hesabına ait.

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Edebiyat Haberleri: İddialı Bir Bilimkurgu ve Distopya Romanı



 İDDİALI BİR BİLİMKURGU ve DİSTOPYA ROMANI:
"KIYAMETE SON 99 GÜN"

- Dünyamızın uydusu Ay'a, hızla çarpacak bir göktaşının ne etkileri olabilir?

- Doksan dokuz gün sonra kıyametin kopacağı kesin olarak açıklanırsa, insanların psikolojileri ve davranışları nasıl bir değişime uğrar?

- Genetik mutasyon çalışmalarının, faydaları ve zararları nelerdir?

- Global olarak sistemli şekilde örgütlenmiş bir siber devlet mümkün mü?

- Tüm insanlar, her yıl rutin olarak bir günlüğüne hapse atılsaydı neler olurdu?

- Sanal zekalarla donatılmış robotların, günlük hayatta insanların hizmetinde kullanımının olumsuz hangi yönleri olacak?

- İnsanların evlenmesinin mecburi olduğu bir dünya nasıl olurdu?

Bu ve buna benzer sorularının cevaplarının hepsi bu romanda...

2030 yılında yaşayan münzevi bir şairin anlamlandırılması zor deneyimleri...

Şiiri, bilimkurguyu ve gerilimi iç içe geçiren benzersiz bir eser...

Dünyanın son 99 gününü, şiir yazmaya adamış bir sanatçının,
gizemlerle örülü yaşantısının, heyecan dolu öyküsü...

"KIYAMETE SON 99 GÜN"
Şeytani ve Rahmani Güçlerin Gizemli Savaşı

Polat Onat'ın kaleme aldığı bu benzersiz roman, 
Tuti Kitap etiketiyle okurlara sunuldu.

3 Temmuz 2016 Pazar

Soluksuz Okunacak Bir Roman / Akşam Gazetesi



Kıyamete Son 99 Gün

            ‘Kıyamete Son 99 Gün’, okuruna soluksuz okunacak bir hikâye sunuyor. Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı haberiyle başlayan hikaye bir kaos zinciriyle devam ediyor. Onat, bu kaos zinciri içinde hayatını ‘Esmaü’l-Hüsna’ hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair üzerinden soluksuz bir romanı okura ulaştırıyor. (Tuti Kitap) / 2 Temmuz 2016

        

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Kıyamete Son 99 Gün Romanı Çıktı / Batman Çağdaş Gazetesi




‘Kıyamete Son 99 Gün’ Romanı Çıktı



            Batman’da 13 yıldır öğretmenlik yapan eğitimci-yazar Polat Onat’ın yeni kitabı ‘Kıyamete son 99 gün’ romanı okuyucuyla buluştu. Son yıllarda çıkardığı öykülerle de bilinen Onat’ın bu kez bilim-kurgu ağırlıklı romanı ‘Tuti Kitap’ yayınlarından çıktı. Karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvıflardan İbn-i Arabi’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı bir roman. Polat’ın romanına Batman’daki tüm kitapçılardan ulaşılabilir.



26 Haziran 2016 Pazar

Yeni Hayat Gazetesinde 'Kıyamete Son 99 Gün'


KIYAMET YAKLAŞIYOR

            ‘Taşra’da öğretmenlik yapan ve şiirle, yazıyla, kalemle bağını hiç koparmayan Polat Onat ikinci romanıyla okur karşısında. İhtiyarın Vefatı adlı bir şiir kitabı ve iki çocuk kitabının sahibi yazar, 2012’de Komşu Yayınları’ndan yayımlan ilk romanı İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü’nde mazinin defterlerini kurcalamıştı. Onat, Kıyamete Son 99 Gün adlı yeni romanında ise geleceğin sayfalarını karıştırıyor.

            2 Aralık 2029 akşamı şok bir haber bütün dünyaya yayılır: Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşmiştir. Ardından dünyada kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır. Romanda rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşı anlatılıyor. Ve iki soru: Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne? Hayatını Esmaü’l-Hüsna şiirleri yazmaya adayan münzevi şair bu gizemli savaşın neresinde?

Kıyamete Son 99 Gün
Polat Onat
Tuti Kitap, 320 sayfa 

24 Haziran 2016 Cuma

Tuti Kitap’tan soluksuz okunacak bir roman (internethaber)


Tuti Kitap’tan soluksuz okunacak bir roman 
'Kıyamete Son 99 Gün'


     Polat Onat’ın “Kıyamet Son 99 Gün” kitabı çıktı. Şiir, roman, masal türünde çeşitli kitapları olan Polat Onat halen Batman’da sınıf öğretmenliği yapmakta. Son kitabı “Kıyamete Son 99 Gün”ü Tuti Kitap’tan çıkan Onat okuruna soluksuz okunacak bir hikâye sunmakta.


     Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı haber ile başlayan hikaye bir kaos zinciri ile devam etmekte. Polat Onat bu kaos zinciri içerisinde hayatını “Esmaü’l-Hüsna” hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair üzerinden soluksuz bir romanı okura ulaştırmakta.

     Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvıflardan İbn-i Arabî’nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı bir kitap…

Polat Onat Kimdir?

     1979 yılında İstanbul’da doğdu. 2000’de Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu, halen Batman’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaktadır. 2000 yılında şiir yazmaya başlayan Onat, 2002’de Rıfat Ilgaz Şiir Yarışması’nda ödül aldı. 2004’e kadarki şiirleri ve şiir üzerine yazıları Varlık, Başka, Şiir Ülkesi, Kuzey Yıldızı, Daktilo gibi dergilerde yer aldı. 2005’ten sonra ise dergileri sadece okur olarak takip etmeyi tercih etti. 2013 yılında beş şiiri İngilizceye çevrilerek “Turkish Poetry Today” seçkisinde yer aldı. Şiir, roman, masal türünde çeşitli kitapları vardır. Evli ve iki çocuk babasıdır.





23 Haziran 2016 Perşembe

Kıyamete Son 99 Gün - Tüm Kitap Satış Yerlerinde



İki buçuk yıllık emeğimin mahsulü olan roman karşınızda:

KIYAMETE SON 99 GÜN çıktı...


Tüm kitap satış sitelerinden temin edilebilir.

Ben kitap alırken, hızlı teslimat ve ucuz kargo nedeniyle kitapyurdu'nu tercih ediyorum. Tavsiye ederim.