23 Haziran 2016 Perşembe
Kıyamete Son 99 Gün - Tüm Kitap Satış Yerlerinde
İki buçuk yıllık emeğimin mahsulü olan roman karşınızda:
KIYAMETE SON 99 GÜN çıktı...
Tüm kitap satış sitelerinden temin edilebilir.
Ben kitap alırken, hızlı teslimat ve ucuz kargo nedeniyle kitapyurdu'nu tercih ediyorum. Tavsiye ederim.
21 Haziran 2016 Salı
Türkiye'de Bir İlk Mi? / Kıyamete Son 99 Gün
Türkiye'de Bir İlk Mi? / Kıyamete Son 99 Gün
Antiütopya, (dystopia) çoğunlukla
ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Kelime
ilk defa John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır. Filozof, kelimeyi
"ütopyanın tersi" olarak değil, "kötü bir yer" anlamında
kullanmaktadır.
Polat Onat'ın "Kıyamete Son 99
Gün" adlı eseri, distopik bir bilimkurgu romanı olarak tanımlanıyor.
Belki Türkiye'de ilk defa böyle bir
eser yazılıyor. Wikipedia sitesinde 19. yüzyıldan günümüze kadar yayınlanmış
distopik romanların tümünü içeren bir liste mevcut. Listeyi baştan sona inceleyince
distopya türünde eser veren yazarların çoğunlukla İngiliz, Rus ve son dönemde
Amerikalı oldukları göze çarpıyor. Listede bizden bir yazarın adının geçmemesi
hayli ilginç.
SERKAN ÇELİK
20 Haziran 2016 Pazartesi
Kıyamete Son 99 Gün - Arka Kapak Yazısı
Kıyamete Son 99 Gün
Arka Kapak Yazısı
Arka Kapak Yazısı
2 Aralık 2029 akşamında şok bir
haber bütün dünyaya yayılır:
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur.
“Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!”
Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur.
Ama perde arkasında daha büyük bir
savaş vardır…
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne?
Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim var?
Ve hayatını “Esmaü’l-Hüsna” hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair, bu gizemli savaşın neresinde?
Hepsi ve daha fazlası bu romanda!
Kıyamete Son 99 Gün
Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne?
Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim var?
Ve hayatını “Esmaü’l-Hüsna” hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair, bu gizemli savaşın neresinde?
Hepsi ve daha fazlası bu romanda!
Kıyamete Son 99 Gün
19 Haziran 2016 Pazar
Son Zamanların En Dikkat Çekici Bilimkurgu Romanı Çalışması
Son Zamanların En Dikkat Çekici
Bilimkurgu Romanı Çalışması:
Kıyamete Son 99 Gün
24 haziranda tüm kitapçılarda...
17 Haziran 2016 Cuma
15 Haziran 2016 Çarşamba
3 Haziran 2016 Cuma
"Şiirli Sofralar Antolojisi"ndeki Polat Onat Şiiri: Bıçak
1876 doğumlu Tevfik Fikret'in 'Han-ı Yağma' şiiriyle açılan kitap, 1979 doğumlu Polat Onat'ın 'Bıçak' şiiriyle kapanıyor.
BIÇAK
bileyliyorum bıçağı sakin
yıllarca öfkemi yuttum
bir yere kadar dayanabilirim
ömür boyu her gün aralıksız
senin yüzünü görmek
sağlığımı bozduğunu bile bile
dokunmak sana
artık yeter
keseceğim seni kesmeliyim
biliyorum bu benim kaderim
kıpırdamadan duruyorsun karşımda
çünkü kaçacağın hiçbir yer yok
teslim ediyorsun kendini maharetli
ellerime
bense tekdüze hareketlerle ve
gülümseyerek
bileyliyorum seni dilimleyeceğim
bıçağı
üzgünüm ama bunun başka yolu yok
korkma canın yanmayacak
hızlı davranacağım
lütfen beni affet
en yüce nimet
ey ekmek.
Polat Onat / İhtiyarın Vefatı, sayfa: 44
Polat Onat Kuralları
POLAT ONAT KURALLARI
2. Birinci madde üzerinde herhangi bir değişiklik asla mümkün değildir.
3. İkinci madde, gerekli görülen durumlarda kısmen değiştirilebilir.
4. Maddeler üzerinde yapılacak değişiklikler, ilk maddenin çerçevesi dışına çıkamaz.
5. Son iki madde üzerinde kısmen değişiklik değil, tamamen değişiklik söz konusu olabilir.
6. İlk madde geçersizdir ve son madde bu değildir.
22 Mayıs 2016 Pazar
Kabul Edilen Dualarımız
Truman Capote'un bir sözünü okumuştum:
"Kabul edilen dualara, edilmeyenlerden daha çok gözyaşı dökülmüştür."
Ben de bu hoş sözden ilhamla:
"Kabul edilen dualarımız, en çok tekrar
ettiğimiz dualarımızdır."
diyorum.
Bu gece Berat kandili. Bu vesileyle, herkesin kandilini içtenlikle kutlarım.
21 Mayıs 2016 Cumartesi
Thomas More'un İdamından Önceki Son Sözleri
"Ne de olsa sakalım vatana ihanet etmedi, o da idam edilmesin!"
(Kaynak: Mina Urgan / Edebiyatta Ütopya Kavramı ve Thomas More)
19 Mayıs 2016 Perşembe
Gözlemler Tespitler -2 (Uygulanamayacak Prensip)
İnsanların, tamamen doğru bulsalar bile, kendi hayatlarında
uygulayamayacakları bir prensip söyleyeyim:
Birinin kişiliğinin tek bir parçası, ya da benliğinin tek
bir yönü, o bireyi, iyi ya da kötü olarak tanımlamak için asla yeterli olamaz.
Tamamen doğru bulduklarımız kadar uygulanması zor, çok az şey vardır.
Tamamen doğru bulduklarımız kadar uygulanması zor, çok az şey vardır.
POLAT ONAT
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Kemal Sunal'ı Gördüğümde / Anı Denizi -1
KEMAL SUNAL'I GÖRDÜĞÜMDE
Yirmi yıl geçmiş. Sene 1995. İstanbul Selimiye Veteriner Lisesi, ikinci sınıfta okuyorum. Okuldan birkaç arkadaşla, bir hafta sonu, Altunizade'deki Capitol alışveriş merkezine gittik.
Capitol'un en üst katında dolaşırken, Bowling salonunda bir hareketlilik fark edince oraya yöneldik.
O sıralar, Kemal Sunal'ın başrolünde olduğu "Şaban Askerde" adlı bir dizi yayınlanıyor. Bowling salonunda çekim yapıyorlar. Çekime ara verilmiş. Kemal Sunal, üzerinde çekimlerde kullandığı asker kıyafeti, elinde bir bardak çayla, kapının yanındaki bir masada oturmuş, dinleniyor.
Kemal Sunal'ı görünce, ilk şaşkınlığım nedeniyle, büyük bir sevinç ve heyecanla haykırdım: "Aaa, arkadaşlar! Şaban'a bakın. İnek Şaban'ı gördünüz mü?"
Kemal Sunal, benim bu çığlığımı duyunca, kafasını bize doğru çevirip baktı. Ben de, onun filmlerdeki sempatik tavırlarını düşünerek, o efsane komik gülüşünü yakalayabilmek umuduyla, sevinçle el salladım.
Sonra ne mi oldu?
Kemal Sunal, yüzünü buruşturup bir şeyler mırıldanarak, elinin tersini öfkeyle sallayıp bizi kovaladı.
Bizde renk mosmor oldu elbette. Hemen oradan uzaklaştık.
Ne zaman Kemal Sunal'ın bir filmine denk gelsem, bu naif olayı hatırlar ve gülümserim.
İlk gençliğimdeki bu ham tavrımdan dolayı utanır, değerli Kemal Sunal için Allah'tan rahmet dilerim.
Polat ONAT
Anı Denizi -1
15 Mayıs 2016 Pazar
Selimiye Veteriner Lisesi Gurur Tablosu
İstanbul Selimiye Veteriner
Lisesindeki büyüklerimizin, beni okulun "Gurur Tablosu"na almaya layık gördüklerini öğrendim.
Mezuniyetimin 20.yılında gelen bu hoş sürprizde, emeği geçenlere teşekkür ederim.
24 Nisan 2016 Pazar
23 Nisan 2016 Cumartesi
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
20 Nisan 2016 Çarşamba
Kitapsever Öğretmen'den "Şiir Madalyonunun Gizemi" Yorumu
'Şiir Madalyonunun Gizemi' adlı şiirli masal kitabıma,
beğenilerini ifade eden 'Kitapsever Öğretmen' rumuzlu instagram hesabındaki
yorum için, teşekkür ederim:
"Bu kitabı öğrencilerim okusun diye iki yıl önce almıştım. Görünce dayanamayıp aldığım bu kitabı okumak ve okutmak için en uygun zaman 4. sınıf diye karar verip, bugüne kadar da okumadan beklettim.
Kitaptaki hikâyenin konusu çok güzel ve oldukça da farklı geldi bana. Okurken hikâyedeki bazı olaylar Yüzüklerin Efendisi filminin sahnelerini hatırlattı desem sanırım macera dolu ve adından anlaşıldığı gibi de şiir dolu bir hikâye okumuş olduğumu tahmin edersiniz.
Kitabı okuduktan sonra insanın şiir yazası geliyor. Çocukları şiir yazmaya, okumaya teşvik edecek bir hikaye aynı zamanda. Kitapta olaylar anlatılırken okuyan kişi de olaylara ve hikâyeye, yazması için ayrılan bölümlerle dahil oluyor ki, sanırım kitabı sevme nedenlerimden biri de buydu. Kitaptaki çizilen resimlerin güzelliği de kitabı beğenmemin sebeplerinden bir başkası oldu. Uzuuuuun lafın kısası, keyifle okuduğum bu kitabı 9 yaş ve üzeri yaşta olan herkesin okumasını tavsiye ederim."
17 Nisan 2016 Pazar
Gözlemler Tespitler -1 (Düşmanlarımızın Söylediği)
Düşmanlarımızın her söylediğinin tam tersini yapmak, her zaman en mantıklı seçenek değildir.
Çünkü düşmanımızda biraz zeka varsa, bizim tam tersini yapacağımızı öngörerek kendi tercihini belirleyecek ve açıklayacaktır.
POLAT ONAT
14 Nisan 2016 Perşembe
Kıyamet Günlüğü Soruları
- Dünyamızın uydusu Ay'a, hızla çarpacak bir göktaşının ne
etkileri olabilir?
- Doksan dokuz gün sonra kıyametin kopacağı kesin olarak
açıklanırsa, insanların psikolojileri ve davranışları nasıl bir değişime uğrar?
- Genetik mutasyon çalışmalarının, faydaları ve zararları
nelerdir?
- Global olarak sistemli şekilde örgütlenmiş bir siber
devlet mümkün mü?
- Tüm insanlar, her yıl rutin olarak bir günlüğüne hapse
atılsaydı neler olurdu?
- Sanal zekalarla donatılmış robotların, günlük hayatta insanların
hizmetinde kullanımının olumsuz hangi yönleri olacak?
- İnsanların evlenmesinin mecburi olduğu bir dünya nasıl olurdu?
- İnsanların evlenmesinin mecburi olduğu bir dünya nasıl olurdu?
Bu ve buna benzer sorularının cevaplarının hepsi bu romanda:
KIYAMETE SON 99 GÜN
Polat Onat'ın kaleminden... Tuti Kitap etiketiyle...
Pek Yakında...
8 Mart 2016 Salı
Vietnam / Wislawa Szymborska
VİETNAM
“Kadın, adın nedir?”
“Bilmiyorum.”
“Yaşın kaç? Nerelisin?”
“Yaşın kaç? Nerelisin?”
“Bilmiyorum.”
“Niçin o tüneli kazıyordun?”
“Niçin o tüneli kazıyordun?”
“Bilmiyorum.”
“Ne zamandır gizleniyorsun?”
“Ne zamandır gizleniyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“Niçin ısırdın parmağımı?”
“Niçin ısırdın parmağımı?”
“Bilmiyorum.”
“Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?”
“Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?”
“Bilmiyorum.”
“Kimin tarafındansın?”
“Kimin tarafındansın?”
“Bilmiyorum.”
“Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?”
“Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?”
“Bilmiyorum.”
“Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?”
“Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?”
“Bilmiyorum.”
“Şunlar senin çocukların mı?”
“Şunlar senin çocukların mı?”
“Evet.”
Wislawa Szymborska
(1923 - 2012)
22 Şubat 2016 Pazartesi
26 Ocak 2016 Salı
'Kıyamete Son 99 Gün' Romanımın Tanıtım Yazısı
Romanımın Tanıtım Yazısı
*** 2 Aralık 2029 akşamında, bilimsel olarak ispatlı, şok
bir haber, bütün dünyaya dalga dalga yayıldı: "Kıyametin kopmasına doksan
dokuz gün kaldığı kesinleşti."
*** Dünyada, akla, hayale gelmeyecek bir kaos zincirinin
oluşacağı ve insanlık tarihi boyunca beklenmiş tüm gizemli kehanetlerin, tek
tek ortaya çıkacağı, son evre.
*** Birbirinden tuhaf nitelikte, altı tane nadide kitabın
rehberliğinde keşfedilmeye çalışılan, gizemli ve acımasız bir metafizik varlık:
Lucipen.
*** Cinayet ve intihar arasındaki sınır çizgilerinin
belirsizleştiği, tüyler ürpertici nitelikte vahşet içeren, birbiriyle
bağlantılı beş kanlı olay.
*** Ateş, alev ve duman gibi faktörlerin, farklı
zamanlarda belirsiz güçler vasıtasıyla, kendisine karşı oluşturduğu tuhaf
olayların nedenini keşfetmeye çalışan, hayatını 'Esma-ül Hüsna'lar hakkında
şiirler yazmaya adamış, münzevi bir şair.
*** 18. yüzyılda yaşamış, İngiliz, mistik vizyoner William
Blake ile 12. yüzyılın en önemli mutasavvıfı Muhyiddin İbn-i Arabi'nin
kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde, gizemlerle örülü bir ruhsal boyutu yansıtan, şeytani yol ile rahmani yol arasındaki
zıtlıklarla hız kazanan, son derece heyecanlı bir kitap.
*** Farklı kısımlarında içerdiği, on bir farklı youtube
video linki vasıtasıyla, okurlarıyla interaktif iletişimin olanaklarını da
kullanan, tamamen benzersiz bir distopik roman.
POLAT ONAT
20 Ocak 2016 Çarşamba
"Kıyamete Son 99 Gün" Romanımdan Bir Bölüm
77.GÜN 16
Şubat 2030 Cumartesi
/ 17.20
Öğlen yemeği esnasında, aşçım Edimah, ürkütücü bir olaydan bahsetti. İlk başta inandırıcı gelmedi. Ancak, dünyanın yok olmasına yirmi üç gün kala, her şeyin mantıklı bir çerçevede seyretmediği zaten belli. Bu nedenle, anlattıklarına yeterince ikna olduğumu belirtebilirim.
Söylenenlere
bakılırsa, şehrin büyük mezarlığından tuhaf sesler geliyormuş. Yer altından
gelen uğultuların son birkaç gündür daha da arttığına, o çevrede oturan
kişilerin hepsi şahitmiş. Ölülerin, yattıkları mezarda, kıyametin yaklaştığını
hissedebileceklerine pek ihtimal vermiyordum. Fakat son zamanlarda, benim
ummadığım ve beklemediğim o kadar çok olay gerçekleşmişti ki.
İçimde, bu söylentiyi araştırma isteği uyandı. Evdeki
herkes, artık sokağa çıkmanın, büyük ölüm tehlikesi oluşturduğunu öne sürerek,
mezarlığa gitme isteğime karşı çıktı. Ama onları dinlemedim. Hiçbir riskin
gözümü korkutmayacağı bir çizgide yaşamak, eskiden beri ideallerimden biriydi.
Muhtemel vahşi hayvan ve insan saldırılarına karşı, tedbir olarak yanıma bir
tabanca aldım. Oksijen maskemi takmayı unutmadım.
Dışarı çıktığımda, karşımda neredeyse bir hayalet şehir
vardı. Hemen hiçbir hayat belirtisi göze çarpmıyordu. Yol boyunca karşılaştığım
bütün bitkiler kurumuştu. Gri bir hava,
toz, is, pus, duman. Ürkütücü ve sürreal bir ıssızlık tablosu, neredeyse
somut olarak karşımda vücut bulmuştu.
Kaldırımlara dikilmiş olan ve çevredeki parklarda mevcut
ağaçların önemli bir kısmı tamamen kuruyarak yıkılmıştı. Kalanlar ağaçlar da
kendi kendine aniden devriliveriyorlardı. Ara sıra, koca bir ağacın yere
devrilmesinden oluşan ani gürültü haricinde, çevrede başka hiçbir ses yoktu.
Mezarlığa yaklaştığımda bir başkalık hissettim. Duyduğum
şeyi ses olarak tanımlamam, tam bir doğruluk içermeyebilir. Uğultu tabiri daha
yerinde olacaktır. Dipten gelen, yeraltından yükselen tuhaf bir uğultu.
Mezarlığın görkemli demir kapısı kapalıydı. İterek
açtığımda, kısmen paslanmış menteşelerden, mevcut uğultuda bile duyulan bir
gıcırtı yükseldi. İrice birkaç fare hızla kaçışıp, aniden gözden kayboldu.
Cebimdeki tabancayı yoklayarak içeri girdim. Göz alıcı bir simetrik düzenle,
ufka kadar uzanan on binlerce mezar taşının iç karartıcı kasvetini iliklerime
dek hissederek yürümeye devam ettim. Yüzlerce yıldır bu mezarlıkta yatan ıssız
kalabalığın görkemi, adeta ruhuma işliyordu. Mezarlığın içlerine doğru
ilerledikçe mevcut uğultu artıyor, beraberinde, zemindeki toprağı hafifçe
kıpırdatan bir titreşim oluşturuyordu.
Mezarlıktan yükselen bu apaçık uğultu, sanki her dakika
artıyor gibiydi. Ölülerin sabırsızlığı mıydı bu? Kıyametin yaklaştığını
duyumsayan cesetlerin mezarlarına sığamayışı mıydı? Tekrar dirilişi arzulayan
geçmiş insanların sevinç çığlıkları mıydı bunlar? Ya da mahşere kavuşmayı
istemeyen kötücül ruhların, pişmanlıkla yalvararak ağlarken çıkardıkları
hıçkırıklar mı?
Aniden şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü az ilerde,
kocaman görkemli yelesiyle irice bir aslan dikkatimi çekmişti. Rahatça yayılmış
oturuyordu. Beni görünce hiç istifini bozmadı ve kıpırdamadı. İnanamayan
gözlerle, daha da yaklaşarak baktım. Yanlış görmüyordum. Aslanın hemen yanı
başında bembeyaz, pamuk gibi bir kuzu da vardı. Minicik kuzu, aslana sürtünerek
yakın çevresinde koşturup duruyor, sanki onunla oyun oynuyordu. Devasa aslan
ise kuzuyla hiç ilgilenmiyor, oturduğu yerde istirahatine devam ediyordu.
Gördüklerim ve duyduklarım bana yetmişti. Hızlı adımlarla
eve dönmek için yürürken, hafif bir yağmurun çiselemeye başladığını fark ettim.
Gökyüzü, milyonlarca yıldır yoldaşlık yaptığı yeryüzünün bu can çekişen haline,
sanki ağlıyor gibiydi.
POLAT ONAT
15 Ocak 2016 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























