Beklenen saat yaklaşıyor.
24 Nisan 2016 Pazar
23 Nisan 2016 Cumartesi
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
Batman Müzesi Fotoğrafları
20 Nisan 2016 Çarşamba
Kitapsever Öğretmen'den "Şiir Madalyonunun Gizemi" Yorumu
'Şiir Madalyonunun Gizemi' adlı şiirli masal kitabıma,
beğenilerini ifade eden 'Kitapsever Öğretmen' rumuzlu instagram hesabındaki
yorum için, teşekkür ederim:
"Bu kitabı öğrencilerim okusun diye iki yıl önce almıştım. Görünce dayanamayıp aldığım bu kitabı okumak ve okutmak için en uygun zaman 4. sınıf diye karar verip, bugüne kadar da okumadan beklettim.
Kitaptaki hikâyenin konusu çok güzel ve oldukça da farklı geldi bana. Okurken hikâyedeki bazı olaylar Yüzüklerin Efendisi filminin sahnelerini hatırlattı desem sanırım macera dolu ve adından anlaşıldığı gibi de şiir dolu bir hikâye okumuş olduğumu tahmin edersiniz.
Kitabı okuduktan sonra insanın şiir yazası geliyor. Çocukları şiir yazmaya, okumaya teşvik edecek bir hikaye aynı zamanda. Kitapta olaylar anlatılırken okuyan kişi de olaylara ve hikâyeye, yazması için ayrılan bölümlerle dahil oluyor ki, sanırım kitabı sevme nedenlerimden biri de buydu. Kitaptaki çizilen resimlerin güzelliği de kitabı beğenmemin sebeplerinden bir başkası oldu. Uzuuuuun lafın kısası, keyifle okuduğum bu kitabı 9 yaş ve üzeri yaşta olan herkesin okumasını tavsiye ederim."
17 Nisan 2016 Pazar
Gözlemler Tespitler -1 (Düşmanlarımızın Söylediği)
Düşmanlarımızın her söylediğinin tam tersini yapmak, her zaman en mantıklı seçenek değildir.
Çünkü düşmanımızda biraz zeka varsa, bizim tam tersini yapacağımızı öngörerek kendi tercihini belirleyecek ve açıklayacaktır.
POLAT ONAT
14 Nisan 2016 Perşembe
Kıyamet Günlüğü Soruları
- Dünyamızın uydusu Ay'a, hızla çarpacak bir göktaşının ne
etkileri olabilir?
- Doksan dokuz gün sonra kıyametin kopacağı kesin olarak
açıklanırsa, insanların psikolojileri ve davranışları nasıl bir değişime uğrar?
- Genetik mutasyon çalışmalarının, faydaları ve zararları
nelerdir?
- Global olarak sistemli şekilde örgütlenmiş bir siber
devlet mümkün mü?
- Tüm insanlar, her yıl rutin olarak bir günlüğüne hapse
atılsaydı neler olurdu?
- Sanal zekalarla donatılmış robotların, günlük hayatta insanların
hizmetinde kullanımının olumsuz hangi yönleri olacak?
- İnsanların evlenmesinin mecburi olduğu bir dünya nasıl olurdu?
- İnsanların evlenmesinin mecburi olduğu bir dünya nasıl olurdu?
Bu ve buna benzer sorularının cevaplarının hepsi bu romanda:
KIYAMETE SON 99 GÜN
Polat Onat'ın kaleminden... Tuti Kitap etiketiyle...
Pek Yakında...
8 Mart 2016 Salı
Vietnam / Wislawa Szymborska
VİETNAM
“Kadın, adın nedir?”
“Bilmiyorum.”
“Yaşın kaç? Nerelisin?”
“Yaşın kaç? Nerelisin?”
“Bilmiyorum.”
“Niçin o tüneli kazıyordun?”
“Niçin o tüneli kazıyordun?”
“Bilmiyorum.”
“Ne zamandır gizleniyorsun?”
“Ne zamandır gizleniyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“Niçin ısırdın parmağımı?”
“Niçin ısırdın parmağımı?”
“Bilmiyorum.”
“Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?”
“Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?”
“Bilmiyorum.”
“Kimin tarafındansın?”
“Kimin tarafındansın?”
“Bilmiyorum.”
“Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?”
“Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?”
“Bilmiyorum.”
“Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?”
“Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?”
“Bilmiyorum.”
“Şunlar senin çocukların mı?”
“Şunlar senin çocukların mı?”
“Evet.”
Wislawa Szymborska
(1923 - 2012)
22 Şubat 2016 Pazartesi
26 Ocak 2016 Salı
'Kıyamete Son 99 Gün' Romanımın Tanıtım Yazısı
Romanımın Tanıtım Yazısı
*** 2 Aralık 2029 akşamında, bilimsel olarak ispatlı, şok
bir haber, bütün dünyaya dalga dalga yayıldı: "Kıyametin kopmasına doksan
dokuz gün kaldığı kesinleşti."
*** Dünyada, akla, hayale gelmeyecek bir kaos zincirinin
oluşacağı ve insanlık tarihi boyunca beklenmiş tüm gizemli kehanetlerin, tek
tek ortaya çıkacağı, son evre.
*** Birbirinden tuhaf nitelikte, altı tane nadide kitabın
rehberliğinde keşfedilmeye çalışılan, gizemli ve acımasız bir metafizik varlık:
Lucipen.
*** Cinayet ve intihar arasındaki sınır çizgilerinin
belirsizleştiği, tüyler ürpertici nitelikte vahşet içeren, birbiriyle
bağlantılı beş kanlı olay.
*** Ateş, alev ve duman gibi faktörlerin, farklı
zamanlarda belirsiz güçler vasıtasıyla, kendisine karşı oluşturduğu tuhaf
olayların nedenini keşfetmeye çalışan, hayatını 'Esma-ül Hüsna'lar hakkında
şiirler yazmaya adamış, münzevi bir şair.
*** 18. yüzyılda yaşamış, İngiliz, mistik vizyoner William
Blake ile 12. yüzyılın en önemli mutasavvıfı Muhyiddin İbn-i Arabi'nin
kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde, gizemlerle örülü bir ruhsal boyutu yansıtan, şeytani yol ile rahmani yol arasındaki
zıtlıklarla hız kazanan, son derece heyecanlı bir kitap.
*** Farklı kısımlarında içerdiği, on bir farklı youtube
video linki vasıtasıyla, okurlarıyla interaktif iletişimin olanaklarını da
kullanan, tamamen benzersiz bir distopik roman.
POLAT ONAT
20 Ocak 2016 Çarşamba
"Kıyamete Son 99 Gün" Romanımdan Bir Bölüm
77.GÜN 16
Şubat 2030 Cumartesi
/ 17.20
Öğlen yemeği esnasında, aşçım Edimah, ürkütücü bir olaydan bahsetti. İlk başta inandırıcı gelmedi. Ancak, dünyanın yok olmasına yirmi üç gün kala, her şeyin mantıklı bir çerçevede seyretmediği zaten belli. Bu nedenle, anlattıklarına yeterince ikna olduğumu belirtebilirim.
Söylenenlere
bakılırsa, şehrin büyük mezarlığından tuhaf sesler geliyormuş. Yer altından
gelen uğultuların son birkaç gündür daha da arttığına, o çevrede oturan
kişilerin hepsi şahitmiş. Ölülerin, yattıkları mezarda, kıyametin yaklaştığını
hissedebileceklerine pek ihtimal vermiyordum. Fakat son zamanlarda, benim
ummadığım ve beklemediğim o kadar çok olay gerçekleşmişti ki.
İçimde, bu söylentiyi araştırma isteği uyandı. Evdeki
herkes, artık sokağa çıkmanın, büyük ölüm tehlikesi oluşturduğunu öne sürerek,
mezarlığa gitme isteğime karşı çıktı. Ama onları dinlemedim. Hiçbir riskin
gözümü korkutmayacağı bir çizgide yaşamak, eskiden beri ideallerimden biriydi.
Muhtemel vahşi hayvan ve insan saldırılarına karşı, tedbir olarak yanıma bir
tabanca aldım. Oksijen maskemi takmayı unutmadım.
Dışarı çıktığımda, karşımda neredeyse bir hayalet şehir
vardı. Hemen hiçbir hayat belirtisi göze çarpmıyordu. Yol boyunca karşılaştığım
bütün bitkiler kurumuştu. Gri bir hava,
toz, is, pus, duman. Ürkütücü ve sürreal bir ıssızlık tablosu, neredeyse
somut olarak karşımda vücut bulmuştu.
Kaldırımlara dikilmiş olan ve çevredeki parklarda mevcut
ağaçların önemli bir kısmı tamamen kuruyarak yıkılmıştı. Kalanlar ağaçlar da
kendi kendine aniden devriliveriyorlardı. Ara sıra, koca bir ağacın yere
devrilmesinden oluşan ani gürültü haricinde, çevrede başka hiçbir ses yoktu.
Mezarlığa yaklaştığımda bir başkalık hissettim. Duyduğum
şeyi ses olarak tanımlamam, tam bir doğruluk içermeyebilir. Uğultu tabiri daha
yerinde olacaktır. Dipten gelen, yeraltından yükselen tuhaf bir uğultu.
Mezarlığın görkemli demir kapısı kapalıydı. İterek
açtığımda, kısmen paslanmış menteşelerden, mevcut uğultuda bile duyulan bir
gıcırtı yükseldi. İrice birkaç fare hızla kaçışıp, aniden gözden kayboldu.
Cebimdeki tabancayı yoklayarak içeri girdim. Göz alıcı bir simetrik düzenle,
ufka kadar uzanan on binlerce mezar taşının iç karartıcı kasvetini iliklerime
dek hissederek yürümeye devam ettim. Yüzlerce yıldır bu mezarlıkta yatan ıssız
kalabalığın görkemi, adeta ruhuma işliyordu. Mezarlığın içlerine doğru
ilerledikçe mevcut uğultu artıyor, beraberinde, zemindeki toprağı hafifçe
kıpırdatan bir titreşim oluşturuyordu.
Mezarlıktan yükselen bu apaçık uğultu, sanki her dakika
artıyor gibiydi. Ölülerin sabırsızlığı mıydı bu? Kıyametin yaklaştığını
duyumsayan cesetlerin mezarlarına sığamayışı mıydı? Tekrar dirilişi arzulayan
geçmiş insanların sevinç çığlıkları mıydı bunlar? Ya da mahşere kavuşmayı
istemeyen kötücül ruhların, pişmanlıkla yalvararak ağlarken çıkardıkları
hıçkırıklar mı?
Aniden şaşkınlığım daha da arttı. Çünkü az ilerde,
kocaman görkemli yelesiyle irice bir aslan dikkatimi çekmişti. Rahatça yayılmış
oturuyordu. Beni görünce hiç istifini bozmadı ve kıpırdamadı. İnanamayan
gözlerle, daha da yaklaşarak baktım. Yanlış görmüyordum. Aslanın hemen yanı
başında bembeyaz, pamuk gibi bir kuzu da vardı. Minicik kuzu, aslana sürtünerek
yakın çevresinde koşturup duruyor, sanki onunla oyun oynuyordu. Devasa aslan
ise kuzuyla hiç ilgilenmiyor, oturduğu yerde istirahatine devam ediyordu.
Gördüklerim ve duyduklarım bana yetmişti. Hızlı adımlarla
eve dönmek için yürürken, hafif bir yağmurun çiselemeye başladığını fark ettim.
Gökyüzü, milyonlarca yıldır yoldaşlık yaptığı yeryüzünün bu can çekişen haline,
sanki ağlıyor gibiydi.
POLAT ONAT
15 Ocak 2016 Cuma
1 Ocak 2016 Cuma
30 Aralık 2015 Çarşamba
Sandalye (Kısa Hikaye)
SANDALYE
Z.'nin eski nişanlısının düğünündeki sandalyeler ile, Z. için
yapılan taziyedeki sandalyelerin aynı marka olduğunu, fark edemedi hiç kimse.
Polat Onat
30 Kasım 2015 Pazartesi
29 Kasım 2015 Pazar
Fotoğraf / Melih Cevdet Anday
FOTOĞRAF
Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...
Babası daha ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman Efendiyi tanımamış.
Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz.
MELİH CEVDET ANDAY
(1915 - 2002)
Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...
Babası daha ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman Efendiyi tanımamış.
Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz.
MELİH CEVDET ANDAY
(1915 - 2002)
25 Kasım 2015 Çarşamba
Eksik Parça Belgeseli / Taşra Bölümü Fragmanı (VİDEO)
Konuklarımdan biri olduğum, Eksik Parça belgeseli,
27 Kasım 2015 Cuma günü, saat: 12.30'da
TRT-HD kanalında yayınlanacak.
Eksik Parça belgeselinin "Taşra" temalı,
6. ve son bölümünün fragmanı.
9 Eylül 2015 Çarşamba
Safranbolu'nun Tek Deniz Feneri Söndü
SAFRANBOLU'NUN TEK DENİZ FENERİ SÖNDÜ
Şair
yazar Hüseyin Avni Cinozoğlu, tedavi gördüğü Zonguldak Bülent Ecevit
Üniversitesi araştırma hastanesinde, 4 eylül 2015 tarihinde hayatını kaybetti.
Cenazesi 5 eylül cumartesi günü Karabük'ün Safranbolu ilçesindeki Dedeloğlu
camiinde, öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından
Meşeliboğaz'daki aile mezarlığına defnedildi.
Hayatını
şiire ve edebiyata vakfetmiş, Anadolu'daki bir kasabada sanat ve edebiyatın
güçlenmesi ve hayata daha kuvvetli aksedebilmesi için uzun ve zorlu mücadeleler
vermiş değerli bir şairdi.
Cinozoğlu
1955 yılında Karabük'te doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden
1977'de mezun oldu. Şiirleri ve yazıları, 1978 yılından başlayarak, önde gelen
birçok edebiyat dergisinde uzun yıllar yayınlandı. Yazdığı denemeler, öyküler,
şiirler, belgesel senaryoları, çeşitli ulusal ödüllere değer görüldü. Şairin on
dokuz şiir kitabı yayınladı. İlk şiir kitabı 1977 yılında yayınlanan "Her
Şafakta Büyüdüler", son şiir kitabı 2011'de çıkan "Makam-ı Aşk Her
Dem Ali" adlı eseridir.
Hüseyin
Avni Cinozoğlu edebiyatın çoğu alanında çalışan üretken bir sanatçıydı.
Deneysel roman, öykü seçkisi, eleştirel deneme, monografi, belgesel
senaryoları, çocuk hikayeleri içeren çeşitli kitaplar da yazmıştır. 2009 yılında
çıkarmaya başladığı "Zalifre Yazıları" adlı dergiyi Temmuz 2015'e
kadar 24 sayı boyunca okuruna ulaştırmıştır.
Ben
şahsen kendisini kişisel olarak tanımam, hiç görmedim. O Safranbolu'da ben
Batman'da. Birbirinden epeyce uzak mekanlarda ikamet ettik. Zalifre Yazıları
dergisine aboneliğim ve imzalı kitap koleksiyonculuğum nedeniyle tanışmıştık. Yüz
yüze konuşmak hiç nasip olmadı. Sadece edebiyat ortak paydasında, nadir olarak
yazıştık.
Yaklaşık
iki hafta önce telefonumu aramıştı. Müsait olamadığım için açamamış, ertesi gün
ben onu aramıştım. Hemen hiç görüşmediğimiz için, neden aradığını epeyce merak
etmiştim. Telefonda rahatsızlığından bahsetti, hastanede yattığını ifade etti.
Helalleştik. Dua edeceğimi tekrar tekrar ifade ettim. Sevindi. Bunu şunun için
anlatıyorum. Yaşlı bir şairin, kendisine hiç hakkı geçmemiş, yüz yüze dahi
görüşmediği benim gibi bir okuruyla telefon etme nezaketini gösterip,
helalleşme inceliği, beni ziyadesiyle etkilemişti.
Bugün
Hüseyin Avni Cinozoğlu'nun vefatını öğrenip, büyük bir teessür içinde bu yazıyı
yazarken, şairin kişisel sosyal medya hesabında paylaşılmış bir video
röportajındaki sözleri, beni daha da sarstı:
- Allah geçinden versin ama yarın Hüseyin Avni
Cinozoğlu öldüğü vakit nasıl anılmak ister?
- Ben öldükten sonra, benden
bahseden kişilerin "Yahu ne iyi adamdı, keşke burada olsaydı." demelerini
isterdim. İnsan böyle şeyleri istiyor. Bir de şunu hayal ediyorum. Bizim gibi
yazarların asıl doğumu ölümünden sonradır. Bunu ben hissedebiliyorum. (...) O
da Allah'ın bir ikramı. Mesela, şu duayı hep ederim ben: "Allahım, ne
olur, iyi bir insan olmam için bana yardımcı ol."
Bence,
Hüseyin Avni Cinozoğlu her şeyden öte, kendi dualarında istediği gibi, iyi bir
insan olmayı başardı. Ki bu herkese nasip olmayacak büyük bir haslettir.
Ayrıca, tutarlı çabaları olan değerli bir sanatçıydı. Şiirimize katkı sunmuş
önemli bir şairdi. Yüce Allah, bu şairimizin ebedi mekanını cennet eylesin.
POLAT ONAT / 9 Eylül 2015
20 Ağustos 2015 Perşembe
Aytuğ Uslutekin'in Babasının Son Sözleri
Hasan Sururi Uslutekin'in
Son Sözleri:
"Yolun ve ufkun açık olsun evladım."
"...ile Konuşmalar", Aytuğ Uslutekin, Sayfa:311
18 Ağustos 2015 Salı
İngilizceye Çevrilen Bir Şiirim: Yol / The Road
İngilizceye çevrilerek, Londra'da yayınlanan "Turkish Poetry Today" seçkisinde yer alan beş şiirimden biri:
YOL / THE ROAD
gerçek hayattaydık yolun siyah çölünde
unutamadığın anılar olmamış şeyler yani
sıkıntı yazgımızdır ömrün sonuna dek yaşamak
hep şair kadar acemi hazırlandım ölüme
sabah ıssız rüzgârı gözleriyle duyunca
anlıyorum beni hiç sevmediğinizi yapayalnız
bir yürek gibi dalgalanıyordu ipteki çamaşırlar.
YOL / THE ROAD
gerçek hayattaydık yolun siyah çölünde
unutamadığın anılar olmamış şeyler yani
sıkıntı yazgımızdır ömrün sonuna dek yaşamak
hep şair kadar acemi hazırlandım ölüme
sabah ıssız rüzgârı gözleriyle duyunca
anlıyorum beni hiç sevmediğinizi yapayalnız
bir yürek gibi dalgalanıyordu ipteki çamaşırlar.
POLAT ONAT
Çevirenler: Nesrin Eruysal & Ken Fifer
Çevirenler: Nesrin Eruysal & Ken Fifer
5 Ağustos 2015 Çarşamba
Muhabirimiz Serkan Çelik Yazdı: "Polat Onat'ın Yeni Kitabının Büyük İzdihamı"
Muhabirimiz Serkan Çelik İstanbul'dan bildiriyor.
Basın tarihine geçecek bu haber, BBC ve CNN gibi uluslar arası ajanslarca "Son Dakika - Flaş Haber" olarak duyuruldu :
"İlk kitabı 'Son' ile, evet yanlış okumadınız Son ile 2009 yılında okuyucuyla buluşan, sonra İhtiyarın Vefatı, İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü kitaplarıyla, alışılmışın dışındaki tarzıyla şiirdeki başarısını sürdüren, daha sonra galiba öğretmen olmasından dolayı çocuklar için yazdığı Dias’ın Maceraları: Şiir Madalyonunun Gizemi ile sadece öğrencileri için değil bütün çocukların, çocukluklarını kaybetmeyenlerin, hatta bazı yetişkinlerin sevgisini kazanan ve en son 2014 yılında En Sevgili’ye Kelimeden Çiçekler ile sadece şiir değil hikaye alanında da kendini ispatlayan şair, öğretmen yurdumuzun değerli aydınlarından olan Polat ONAT suskunluğunu bozdu.
Uzun zamandır merakla beklenen son kitabının yarın satışa sunulacağını duyan binlerce kişi, bugünden itibaren kitap satış noktalarında kuyruğa girmiş bulunmakta. Yarın saat sekizde dükkanların açılmasıyla başlayacak olan kitap satışında izdiham çıkmaması için polis tüm birimleriyle güvenlik önlemlerini almış bulunuyor. Hatta Emniyet Genel Müdürlüğü bir çok ilde izinlerin kaldırıldığını hususunda açıklama yaptı. Çoğu zaman iPhone kuyruklarında gördüğümüz kuyruklar değerli yazar Polat ONAT’ın yeni kitabının oluşturduğu kuyruğun yanında solda sıfır kalacağa benziyor."
3 Ağustos 2015 Pazartesi
11 Temmuz 2015 Cumartesi
6. Kitabımın Yayıncısı Belli Oldu
6. kitabımın yayıncısı belli oldu.
Bugün, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ile sözleşme imzaladım.
8 Temmuz 2015 Çarşamba
Kıyamet Şiiri (İhtiyarın Vefatı, Polat Onat)
KIYAMET
bugün kıyamet günü kimse farkında değil
yapışkan bir sıcak kaplamış ortalığı
eskici sessizce geziyor el arabasıyla
güvercin uçuruyor iki delikanlı
dondurmasını yalıyor sevimli çocuk
asıyor çamaşırları yeni gelin balkonda
araba hızla geçiyor sokaktan
bahçede toprağı eşeliyor tavuklar
sallanarak uzaklaşıyor berduşun biri.
oturduğu bankta tüm bunları
gülümseyerek izleyen yaşlı bilge,
terini siliyor elinin tersiyle
ve hızla kararan ufka bakarak
uzun zamandır seni bekliyorduk, diyor
hoş geldin ey kıyamet günü
ey kıyamet günü hoş geldin.
POLAT ONAT
İhtiyarın Vefatı, 2011, sayfa: 47
2 Temmuz 2015 Perşembe
Oğlum Said Fazıl'ın İftar Duası
Allah'ım, tüm ölmüşlerimizi cennete eyle.
Bizi de cennete eyle. Orada bize güzel yiyecekler ısmarla.
Bana ailemi verdiğin için çok teşekkür ederim.
Büyüyünce bakkalcı, futbolcu ve doktor olayım.
AMİN.
Said Fazıl Onat / Batman
Ramazan Sayfası, 1 Temmuz 2015 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










.jpg)










