Bir filmin artık bittiğini tahmin ettiğiniz zamanda, daha filmin en iyi sahnesi gelmemişse, o film çok iyidir. (Polat ONAT)
11 Kasım 2012 Pazar
6 Kasım 2012 Salı
Adem Yoksun'un Kitabının Kısa Tanıtımı (VİDEO)
2010 yılında intihar ederek aramızdan ayrılan şair Adem Yoksun'un yazdığı kitabın kısa bir tanıtım klibi.
3 Kasım 2012 Cumartesi
Batman Sanat Tiyatrosu'ndan Etkileyici Bir Oyun: Maskeliler
Dün okul çıkışı, yorgun argın eve gittim. Yemekten sonra, televizyon karşısında uyuklayarak istirahat etmeye niyetliydim ki, mail adresime gelmiş olan, Batman Sanat Tiyatrosu'nun yeni oyunu olan "Maskeliler"in tanıtım mesajına rastladım. İlgimi çekti ve gitmeye karar verdim. Aynı grubun, birkaç ay önce gördüğüm "Deliriyoruz" adlı komedi oyunu pek hoşuma gitmemişti. Ancak bunda en büyük etken, benim komedi türünü pek sevmeyişim olabilir.
"Maskeliler" oyunu ise daha başlangıcında insanı içine alan bir atmosferde açılıyor zaten. Dekorlar, ışık, müzik gibi teknik detaylar oldukça başarılı. Psikolojik derinliğini yavaş yavaş ortaya koyan Ilan Hatsor'un yazdığı senaryo, merak ögesini sonuna dek diri tutmaya vesile olacak bir kurguyla kotarılmış. Oyunculuklarda ise gerek Caner Turan'ın, gerek Salih Demir'in performansı hoştu doğrusu. Yer yer abartıya kaçan jest ve mimikler göze çarpsa bile, bu olumsuzluk, seyir zevkini zedeleyici, dolayısıyla da rahatsızlık verici bir boyutta değildi.
Yönetmen ve aynı zamanda başrol oyuncusu Ahmet Seven'e ayrı bir paragraf açmakta fayda var. Oldukça etkili bir oyunculuk ortaya koyduğu şüphe götürmez. Oyunda canlandırdığı karakterin çelişkilerini, psikolojik gelgitlerini incelikle ortaya koymuş. Ancak bence Ahmet Seven'in en güçlü özelliği sesini kullanmaktaki, yönlendirmekteki şaşırtıcı başarısı. Aktör, iletmek istediği duygu nüanslarını, sesinin perdeleriyle oynamak vasıtayla daha net belirginleştiriyor kanısındayım.
Filistin'de yaşanan insanlık dramına, toplumsal ve siyasal bakımdan çok, daha dar açıdan, psikolojik ve sosyolojik yönden yaklaşan bu ilginç oyun tiyatro meraklılarını memnun edecek kalitedeydi fikrini taşıyorum.
Ancak seyirci sayısı bence azdı. Böylesine emek mahsulü, kalburüstü bir çalışmanın, daha çok izleyiciye ulaşmasını arzu ederdim doğrusu. Bundan sonraki gösterimlerde umarım bu dileğim gerçekleşir. Herkese tavsiye ederim.
24 Ekim 2012 Çarşamba
"İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü"nün Kapağı ve Arka Kapak Yazısı
Bu kitap acaba ne?
Monolog tarzı tuhaf bir oyunsal uzun hikaye mi?
İronik bir postmodern kısa roman mı?
Mükemmel imgelerin billurlaştığı bir şiir dosyası mı?
Manifestovari bir poetik metin çalışması mı?
Dramatik bir intihar mektubu mu?
Spesifik bir novella denemesi mi?
Ben, bunların hepsi de doğru, demeyi tercih ederim.
Ama son kararı her zaman olduğu gibi yine siz vereceksiniz.
Evet siz.
23 Ekim 2012 Salı
Eti Arkeoloji Müzesi (Eskişehir)
Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi'ni bu yaz gezdim. Gerçekten güzel, kapsamlı ve zengin bir müzeydi. Bu gezi esnasında yanımda olan değerli arkadaşım Serkan Çelik'e teşekkür ederim.
16 Ekim 2012 Salı
Ahmak Kimdir?
Eğer Lokman Hekim'in söylediği bu sözün doğru olduğunu kabul edersek, bahsedilen niteliklerin kendimde olup olmadığını samimiyetle düşündüğümde, benim için üzücü bir sonuç ortaya çıkıyor yazık ki: Beşte beş :-)
15 Ekim 2012 Pazartesi
Dağlarca'nın Şairlere Verdiği Son Öğütler
www.gercekedebiyat.com sitesinden alınmıştır.
Fazıl Hüsnü Dağlarca, Temmuz 2004 yılında TRT'de
yayınlanan -şair Birhan Keskin'in danışman olduğu- bir edebiyat
programında şiiri üzerine daha önce bilmediğim önemli vurgular yapmıştı.
Gelecek kuşaklara şiirinin gizini vermek istermişçesine
konuşmasının arasında bunları söylemiş ve ben de -şair olmadığım halde- not
almıştım. Bilgisayarımda geçen gün tesadüfen rastladığım bu konuşmayı her
okuduğumda zengin deneyi ve imgesel gücü karşısında ürperiyorum.
Ölümünün 4. yılında bu öğütleriyle onu anıyoruz.
Ahmet YILDIZ
*******************************************************************
* İnsanın şiirleri insanın alınyazısıdır. İsteseniz de
istemezseniz de size kendilerini yaşatırlar.
* Şiiri seversen şiir de seni sever.
* Gerçek şiir büyük bir coğrafya ve tarihtir. Önceyi, bugünü
ve sonrayı da kapsar.
* Asıl şiir, beyindeki değişik katmanların birbirini
anlamasıdır.
* Dağa göre ben uzanamam, uzanamaz dağ bana göre.
* Şair adayları sürekli şiir yazmalı ve hemen çöpe
atmalılar. Bu yalnızca parmakları alıştırmak içindir.
* (Sağ elini Camoka’nın -Yoksa kedi adam Danyal
Topatan’ın mı?- pençesi gibi kaldırdı ve tırnaklı parmaklarını oynatarak): Ben
bir şiir yazarken ölsem bile, öldükten sonra bu parmaklarım şiiri tamamlar!
* Türkçe muazzam bir dünyadır. Çok başka bir şeydir. Körlere
ben kör demem, sağırlara sağır; kim ki konuşması gereken yerde güzel Türkçeyi
kullanmaz da susar ya da Arapça, Farsça konuşur; ki onlar yaşamlarını yok
etmişlerdir. (Burada, Türkçeden söz ederken sağ gözü sulandı gibi. Sanki
ağlıyordu.)
* Bir şair ne kadar şiir yazsa yazmadıkları da o oranda
birikir.
* Büyük şiir, Türkçenin dibine varmaktır.
* Çünkü Türkçe daha dokunulmamış bir gömüdür.
* Hangi ülke dile el atmış ve çözmüşse o uygar olmuştur.
Uygarlığı dil ile birlikte ele almak gerekir.
* Cemal Süreya benim şiirimi ikiye ayırmış. Sezgi dönemi,
akıl dönemi. Tabi benim için iyi duygularla bir şeyler söylemiş. Oysa benim
şiirimde akıl makıl yoktur! Bir otun ne kadar aklı varsa o kadar aklı
vardır. Benim şiirimde yaşamın doğallığı vardır. Ben bir bitkiyim. Bir ağacım.
Yeşil, sarı, kahverengi filan olurum.
* Ben bir ağaçtan başka bir şey değilim. Yemin ediyorum.
* Doğadaki bütün yaratıklarla ben eşitim.
* Bana öyle geliyor ki artık şairlerimiz şiir dışında başka
şeyleri şiir sayıyorlar. Anlamsız şeylerle kendilerini oyalıyorlar. Evet şiir
gazete yazısı gibi kolay değildir. Ama bir anlam taşımalıdır. İki üç hecenin
tezatıyla şiir orijinal olmuyor. O dili, o sözcüğü konuşan halkının ekmeğiyle,
yeryüzüyle ilgili olmalıdır.
* Şiir bir duyarlılıktır ama elden geçerken bir teknik
kazanır.
* Çünkü yalnızca bir otobüs şoförü olmak, direksiyon
kullanmak şair olmak için yetmez. Dağılmış bir motorun parçalarını bir araya
getirecek teknik yetkinlikte olmalıdır.
* Bir şairin yaşama kültürü, bir şairin sözcüğü büyük
anlamda kullanmasına yardımcı olur; kendini yinelemeden kurtulur.
* Sözcükler o kadar önemlidir ki, onunla bir uygarlık
kurulur. İmgelemsiz bir uygarlık kurulamaz.
* Bundan binlerce, on binlerce yıl önceki ilk şairler ayı
övmüştür, yıldızlardan söz etmiştir. Bugün uygarlık aya gitmiştir, yıldızlara
gitmiştir.
* Sözcükler uygarlığın ilk adımıdır.
* Bilim bile dilden doğar!
* Kitaplarım bir dize gibidir. Hepsi birlikte okunursa bir
şiir eder.
* Eskiden elle dizilen matbaalar vardı. Ben büyük bir baskı
makinesiyim. Evren harf harftir.
* Gündüz hep şiire çalışırım. Gece olur. Ama ayrılmak
istemem. Uyumak istemem. Gece de onunla yaşamak isterim. Sabaha kadar şiirle
olurum, ona çalışırım çoğu kez.
* Benim maddemi, ağırlığımı tartsalar şiir çıkar!
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
11 Ekim 2012 Perşembe
Ümmügül Nine'nin Çiçekleri
Anneannemin kıymetli arkadaşı ve komşusu Ümmügül Nine'nin çiçeklerini annem ve kızımla beraber görmeye gittiğimizde çektiğim fotoğraflar.
6 Ekim 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






































