5 Nisan 2011 Salı

Şairlikten Kurtulmak İçin Yazıyorum / Yavuz Ulutürk ile Röportaj (Tam Metin)



'Şairlikten kurtulmak için yazıyorum'


 Yavuz ULUTÜRK 
02.04.2011 / Cumartesi

İkinci şiir kitabı İhtiyarın Vefatı'nda, şiirlerini 'yaşlanmak ve ölüm' teması üzerine kuran genç kuşak şairlerden Polat Onat, Dağlarca'nın 'Çocuk ve Allah' kitabındaki çocuk kavramından esinlendiğini söylüyor. Günümüz Türk şiirinin aktığı yolun dışında bir çizgide seyreden Onat, "Şiir ortamımızın en belirgin sorunu, çoğu şairimizin kendi yazdığı tarzdaki şiiri yegâne şiir olarak görmesidir." diyor. 

Polat Onat, genç kuşaktan, kendine özgü bir şiir kurabilmiş isimlerden biri. İstanbul doğumlu, Batman'da yaşıyor. 2000 yılında şiir yazmaya ve yayımlamaya başladı. Varlık, Akatalpa, E, Heves gibi birçok dergide göründü. 2004 yılında şiir yayımlamaya ara verdi. Uzun süren bir suskunluk döneminin ardından, şiirlerini 2009'da 'Son' (Mühür Kitaplığı) adlı kitabında bir araya getirdi. Şimdi de yeni kitabı, "İhtiyarın Vefatı", Şiirden Yayınları'ndan çıktı. Onat, 'İhtiyarın Vefatı'nda geleneksel ve deneysel şiir tekniklerini 'yaşlanmak ve ölüm' teması etrafında işliyor. Kitapta yer alan şiirler de ihtiyarlıkla hayatın parçası haline gelen değişimler, yavaş hareketler, baston, ilaçlar, mezar, dua ve ölüm gibi kavramları konu ediniyor. Onat, Dağlarca'nın 'Çocuk ve Allah' kitabında çocuk kavramı vasıtasıyla zirveye ulaştırdığı metafizik gerilimi, daha minimal boyutlarda ve farklı yöntemlerle ortaya koymayı denediğini söylüyor.  

Günümüz Türk şiirinin aktığı yolun dışında bir çizgisi var kitabın. Teması bir tek konudan hatta kavramdan oluşuyor. Önsöz'de de risk almayı tercih ettiğinizi söylüyorsunuz. Bu riski nasıl ve niçin göze aldınız?

Risk almadan cesurca bir çaba içine girilmez, bir farklılık ortaya koymadan da sanatta iddialı olamazsınız. Dağlarca’nın “Çocuk ve Allah” kitabında çocuk kavramı vasıtasıyla zirveye ulaştırdığı o metafizik gerilimi, ben daha minimal boyutlarda ve farklı yöntemlerle “İhtiyarın Vefatı”nda yaşlılar aracılığıyla ortaya koymayı denedim. Ya da şöyle söyleyeyim, kimi geleneksel ve deneysel şiir tekniklerini “yaşlanmak ve ölüm” teması çerçevesinde harmanlayarak, geniş bir yelpazede çoğu klişeyi elden geçirmeye çalıştım. İsteyen okur “İhtiyarın Vefatı”nı naif ve mütevazı, demode bir çaba olarak algılar, isteyen okur da derin bir ironi ve karanlık bir humor duygusunun yansıması olarak kabul eder. Bunu ben bilemem, ikisine de saygım var. Ama ikisi de değil.

Bir temayı kitap boyutunda işlerken aynı çemberin etrafından dönmek gibi bir tehlike de var. Tekdüzeliğe düşme tehlikesini aşmak için neler yaptınız?

Bunu aşmak için, Türk ve dünya şiirinde geçmişten günümüze uzanan tarihsellik içinde kendine yer edinmiş birçok şiir tekniğini ve formunu, üslup kaygısı gütmeden kendimce yorumladım. Bu kitapta mani de var, görsel şiir de. Garip tarzı şiir de var, düzyazı şiir de. İmge yoğunluklu çalışmalar da var, narrative ürünler de. Ama hepsi de bir amaç örgüsünde kolajlanarak ve bir tuğla işlevi görerek büyük yapıyı yani “İhtiyarın Vefatı”nı oluşturmak amacıyla kullanıldı.  Beni bağışlayın, belki biraz cüretkâr bir ifade olacak ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bu kitapta her beğeni düzeyindeki ve her estetik anlayıştaki kişi, mutlaka ilgisini çekecek en az birkaç şiir bulacak. İşte belki de en çok bu özelliği nedeniyle kısa vadede yadırganabilir “İhtiyarın Vefatı”. Eğer yadırganmazsa bir yerlerde hata yapmışım demektir. Fakat unutmayalım ki hepimiz ihtiyarız; gençler az ihtiyar, yaşlılarsa çok ihtiyar!

Çağımız genç ve güzel olanın peşinde, ihtiyarlar neredeyse hayatın dışına itiliyor. Kitabınız, bana ihtiyarlığın yüceltildiği bir metni, Bediüzzaman’ın İhtiyarlar Risalesi’ni hatırlattı. Böyle bir ilişkiden söz edebilir miyiz ve ihtiyarların toplumdaki yeriyle ilgili ne söylersiniz?

Bir kitabın serüveni, her okurun geçmiş okuma deneyimlerine göre farklı anlam katmanları oluşturması neticesinde zenginleşir. “İhtiyarlar Risalesi”ni beğenen arkadaşlar ondan esin aldığımı söylüyor, “Yaşlı Adam ve Deniz”i seven arkadaşlar oradan ilham aldığımı iddia ediyor, “Artemio Cruz’ün Ölümü”nü önemseyen dostlar ise bu kitaptan ciddi bir etkileşim yaşadığımı öne sürüyor. Eğer ortada özgün bir eser duruyorsa, bu etkileşimlerin pek bir geçerliği kalmaz. Ya hepsi, ya da hiçbiri. Okur istediğini düşünmek ve karşılaştırmakta serbesttir, yanılıyor olsa bile haklıdır. İhtiyarların toplumdaki yeri ise çok geniş kapsamlı sosyolojik bir olgu. Kısaca, ihtiyarların toplumdaki konumunun sürekli bir gerileme süreci içinde seyrettiğini belirtebilirim.

Sizde şiirin karşılığı nedir? Bugünün şiir ortamını nasıl buluyorsunuz?

Öncelikle, çoğu şairimizin kendi içselleştirdiği şiiri yazmak yerine, şiir çevrelerinin ona dayattığı yürürlükteki kalıplaşmış, dahası kolayca formüle edilebilen şiiri, kabul görme beklentisiyle samimiyetsizce çoğalttığı kanısında olduğumu vurgulayayım. İnanmıyorsanız, açın, şöyle belli başlı edebiyat dergilerine bir göz atın. Kabaca ifade edecek olursam, Türk şiiri İkinci Yeni’nin ulaştığı zirvede kaldı, halen patinaj yapıp duruyor aynı noktada derim. Taze ufuklara yelken açmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Eskiden her şey anlaşılır durumdaydı o yüzden anlaşılmazlık kavranamıyordu. Günümüzdeyse her şey anlaşılmaz, bu nedenle anlaşılırlık kolay kavranamıyor. Bir şiire fazlasıyla ham ve yüksek dozda şiirsel parıltı eklemek yerine, az miktardaki şiirselliği mümkün olduğunca çok işçilikten geçirerek okur önüne sunma taraftarıyım. Şiir ortamımızın en belirgin sorunu, çoğu şairimizin kendi yazdığı tarzdaki şiiri yegâne şiir olarak görmesi, kendi bireysel izleklerini şiir evreninin başat ögesi olarak algılaması, dolayısıyla bu dar çerçeve dışındakileri tamamen yok saymasıdır. Eğer şiir yazan birinin, usta olarak gördüğü ve örnek aldığı en önemli ilk beş şair birbirinden nefret etmiyorsa, estetik tercihlerde bir kalıplaşmışlık söz konusudur diye düşünüyorum. Neticede herkes kendi yolunda gidecek; isteyen “iyi şiir”in peşinden koşacak, isteyen “ilginç şiir”i arayacak, isteyen de “faydalı şiir”i öne çıkarmaya çalışacak. Hepsinin kendince bir misyonu ve sınırlı da olsa takipçisi var. Buna kimse itiraz etmemeli, çünkü bir işe yaramaz.

Şiir yazmaya ve yayımlamaya 2000 yılında başlıyorsunuz. Varlık, Akatalpa, E, Heves gibi birçok dergide de çıkıyor. Fakat 2004’de bırakıyorsunuz şiir yayımlamayı. O suskunluk dönemi ve ardından iki kitap: 'Son' ve şimdi de 'İhtiyarın Vefatı'. Bu süreci anlatır mısınız biraz?

Dergilerde şiir yayımlamanın bende bir doyumsuzluğa, savrukluğa ve aceleciliğe yol açtığını sezdiğim zaman dergilere yazmayı bıraktım. Ama elbette her kesimden dergiyi dikkatle takip etmeye devam ederek. Bu durum beni daha verimli, titiz ve dingin kıldı. Bence her işte olduğu gibi sanatta da başarının yolu, sanatçının her ortaya koyduğu ürünü, ömründe yapacağı son çalışma olarak düşünerek oluşturmasından geçiyor. Ben her yazdığım şiiri hayatımda yazacağım en son şiir olarak tasarlıyorum dersem abartmış olmam. İşte bu nedenle ilk kitabımın adı da “Son”du. Fakat trajik olan nedir biliyor musunuz? Söyleyeyim size; insanın her şiir kitabı çıkardığında bu işin ne kadar beyhude bir çaba olduğunu iliklerine dek hissetmesi ama belli bir süre sonra da tekrar şiir okyanusunun tenha kıyılarında acemi bir hevesle yüzme denemelerine devam etmesidir. Okyanusu yüzerek geçemeyeceğini bile bile üstelik. Şunu da belirtmemde fayda var ki, şiir yazanları iki kategoriye ayırabiliriz: Birincisi şair olmak için şiir yazanlar, ikincisi de şairlikten kurtulmak için şiir yazanlar. Ben kendimi hep ikinci gruptakilerden gördüm. Elbette böyle bir kategorizasyonu ortaya koyan birinin de kendini ilk grupta görecek hali yok!

İstanbul’da başlayan hayatınız Bursa, Gümüşhane, Isparta, Samsun ve Elazığ’dan sonra şimdilerde Batman’da devam ediyor. Güneydoğu'da yaşamak şiirinize nasıl yansıyor ya da neler katıyor?

Batman’da yaşamayıp da memleketim Bursa’da hayatıma devam etseydim “İhtiyarın Vefatı”nı yazamazdım gibime geliyor. Çünkü Batman, çoğunlukla haber bültenlerinde çıkan kimi olumsuz görüntülerle gündeme gelme bahtsızlığını yaşasa da, aslında ciddi boyutta kültürel ve tarihsel dokuyu bünyesinde barındıran bir şehir. Batman’ın bu zengin yapısı benim şiirimi besleyen önemli ögelerden biridir diyebilirim. Şimdi ise şiire biraz ara vermeyi planlıyorum. Tezgâhta, romana mı yoksa öyküye mi dönüşeceği daha tam netleşmemiş bir duygu yoğunluğu var. Doğduğum gün içime düşen ve ölene dek yüreğimde taşıyacağım dev bir hüzün.

KÜLTÜR SANAT

1 Nisan 2011 Cuma

TV5 - Fazlı Karaman'dan "Resim" Şiiri (VİDEO)




Fazlı Karaman TV5'teki "Şiirden Şuura" programında, Polat Onat'ın 'İhtiyarın Vefatı' kitabında yer alan "Resim" adlı şiiri okuyor.

25 Mart 2011 Cuma

Baston Şiiri



Yaklaşık on yıldan beri Batman’daki çeşitli ilköğretim okullarında sınıf öğretmeni olarak görev yapan Polat Onat’ın ikinci şiir kitabı “İhtiyarın Vefatı” Şiirden Yayınları tarafından Mart 2011’de yayımlandı.

İlk kitabı “Son”la edebiyat çevrelerinde ilgi ve beğeniyle karşılanan şair Polat Onat, bu çalışmasında farklı bir yapı oluşturarak, tematik bir şekilde yaşlanmak ve ölüm olgularını derinlemesine ele almış.
Değişik şiir teknikleri kullanarak kimi zaman deneysel, kimi zaman geleneksel bir atmosfer oluşturmuş.

Okurlar “İhtiyarın Vefatı”nı tüm seçkin kitabevlerinde bulabilir.

İhtiyarın Vefatı” Kitabından Bir Şiir:

                   BASTON

seni tutuyorum sıkı sıkı bir elimle
sızlayan dizlerime aldırmadan sabah vakti
her gün aynı yolu yürüyorum yavaş adımlarla
sokağın sonundan sağa döndüm mü
dümdüz ilerliyorum mezarlığa doğru
ağaçlardaki kuşların sesini dinleyerek
camiyi geçip yokuşu tırmanıyorum
her zaman oturduğum banka oturup
salıncakta sallanan çocukları seyrediyorum
tahterevallideki neşeli çığlıkları.
tuhaf şey gelecekte yaşamak
gerçekleşmeyecek olayları görerek parkta
hatırlamak tekrar geçip gitmiş hayatı
vah ki beyhude geçmiş ömür,
bir elimle bastonumu tutuyorum sıkı sıkı şimdi
diğer elimle olmayan torunumun minicik parmaklarını.

                                              POLAT ONAT 

                                   (İhtiyarın Vefatı / Sayfa:32)

19 Mart 2011 Cumartesi

Kızım Meryem'den "Öğretmen" Şiiri (VİDEO)


5 yaşındaki Meryem, babası Polat Onat'ın yeni kitabı 'İhtiyarın Vefatı'nda yer alan "Öğretmen" adlı şiiri okuyor.

5 Mart 2011 Cumartesi

"İhtiyarın Vefatı" Nihayet Çıktı


"İhtiyarın Vefatı" mart ayının başında piyasaya çıktı: Belki birkaç okurun imgeleminde küçük ama kalıcı bir yer edinebilme umuduyla...

26 Şubat 2011 Cumartesi

İmzalı Kitap Mezarlığı


Batman, Bursa, Elazığ, Erzurum, İstanbul, Antalya, Isparta, Konya şehirlerinde sahaflardaki araştırmalarım sonucu bulduğum imzalı kitaplardan, yazarları vefat etmiş imzalı kitapların bir kısmını burada paylaşmak istedim:


İlhan SELÇUK (Vefatı: 21.06.2010)
---


Ahmet NECDET (Vefatı: 04.05.2010)
---


Bahri ÇOKKARDEŞ (Vefatı: 28.09.2009)
---


Mehmet TURGUT (Vefatı: 01.07.2009)
---


İlkan SAN (Vefatı: 20.10.2008)
---



Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (Vefatı: 15.10.2008)
---


Memduh GÜLTEKİN (Vefatı: ?.10.2008)
---


Avni ANIL (Vefatı: 14.06.2008)
---


Sabahattin ENGİN (Vefatı: 19.07.2007)
---


Nusret ÖZCAN (Vefatı: 22.06.2007)
---


Ali ERDİN (Vefatı: ?.05.2006)
---


Hüceste AKSAVRIN (Vefatı: 2006)
---



Turgut YARKENT (Vefatı: 28.04.2006)
---


Necdet GÖL (Vefatı: ?.12.2004)
---


Cahit UÇUK (Vefatı: 07.11.2004)
---


Vedat GÜNYOL (Vefatı: 09.07.2004)
---


Faik BAYSAL (Vefatı: 09.12.2002)
---


Melih ÖZER (Vefatı: 2002)
---


İsmail GENÇTÜRK (Vefatı: 15.02.2001)
---


Behzat AY (Vefatı: 09.07.1999)
---


Tahir Kutsi MAKAL (Vefatı: 16.06.1999)
---


Hakkı ÖZKAN (Vefatı: 1999)
---


Burhan GÖKSEL (Vefatı: 09.10.1998)
---


Nimet ARZIK (Vefatı: 28.07.1989)
---


Yılmaz PEKER (Vefatı: 01.05.1989)
---


Fethi SAVAŞÇI (Vefatı: 1989)
---


Mustafa DİŞLİ (Vefatı: 01.11.1985)
---


Nurettin ÜNEN (Vefatı: 23.08.1981)
---


Numan KURTULMUŞ (Vefatı: 23.11.1952)
---


24 Şubat 2011 Perşembe

"Dağlarca'yı Görmeye Gitmek" Romanı Çalışmaları


"Dağlarca'yı Görmeye Gitmek" adını verdiğim, deneysel ve yarı otobiyografik romanımın taslağı üzerinde çalışmalara başladım. Zor bir hazırlık süreci yaşanacak. Şu an için, uzun soluklu bir çaba içinde olmam gerektiğini öngörüyorum. Roman ne zaman mı biter? Belki de hiçbir zaman. Bilemem...

20 Şubat 2011 Pazar

"Son" Hakkında Birkaç Değini




ALİ YÜKSEL'İN "BİRKAÇ ŞİİR KİTABI" ADLI YAZISI:
kitapdelisi.blogspot.com (5 Ağustos 2009)

İnsan zaman zaman kendini şiirin dalgalarına bırakmalı. Kıyıya ulaşmak kaygısı gütmeden salıvermeli kendini. Bu yolculuk durup kendinizi toparlamanıza, yıpranan duygularınızı yenilemenize yardımcı olacaktır. Şiir(cik)ler karalamayı ve iyi şiirler okumayı seven biri olarak bunu zaman zaman yapmaya çalışıyorum. Bir de zihnimin köşelerine aldığım notlar oluyor. İş güç arasında bir köşede beni uyaran birkaç mısra görünce o şiir parçalarını zihnime kodluyorum. Bir kitapçıya yolum düşünce farkında olmadan o isimleri, kitapları arıyorum. Alamadan yahut bulamadan eve dönersem o kitapçı seyahati beni pek mutlu ve huzurlu kılmıyor. Biraz daha devam edersem yazının mecrası kayacak, o yüzden kitabın ortasından konuşmaya başlayayım. Birkaç şiir kitabı topladım bu ve buna benzer yöntemlerle. Onların adını vermek istiyorum:

İlki Mehmet Aycı'nın yeni şiir kitabı, 'Derin'. Aşk teması etrafında dolaşan kitap Ebabil Yayınları arasından çıktı. Mehmet Aycı takip edilesi bir şair. Ben pek çoğunun yapmaya çalıştığı gibi kitabın isminden “Derin espriler” yapmayacağım. Aycı her zaman okunmayı hak ediyor.

Diğeri bir çeviri. Ben evvelden beri çeviri şiiri pek okuyamam. Bazen elime alsam da bir iç ses devamlı bu dizelerin sahici olmadığını salıklar durur. Ancak isim Rainer Maria Rilke olunca kendimi zorluyorum. Alman şairin 1904'te yazdığı 'Dua Saatleri Kitabı' Yüksel Özoğuz tarafından Türkçeye çevrildi. Kitabı kendi iç bütünlüğünde okumak isteyenler için YKY'den çıkan kitap güzel bir çalışma.

Sırada şiiri sevmeme neden olan isimlerin başında gelen şair Nurullah Genç'in yeni kitabı var: 'Ateş Semazenleri'. Bir kısım sanat ehli üvey evlat muamelesi yapsa da ben Nurullah Genç'i hep okudum ve okuyacağım. Bütün kitaplarını aldığım ve de şairine imzalattığım tek isim Genç. Ateş Semazenleri Timaş'tan çıktı.

Son kitabın ismi 'Son'. Bir dönem dergilerde gördüğümüz, sonra ortalıktan kaybolan şair Polat Onat bir şiir kitabıyla çıkageldi. Şairin üzerinde titizlikle çalıştığını söylediği şiirleri Mühür Kitaplığından çıktı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

GÖKHAN ARSLAN'IN "UNUTULMUŞ ŞAİRLER KİTAPLIĞI" ADLI YAZISINDAN:
Sincan İstasyonu Dergisi, Sayı:28, Aralık 2009
www.lavaraci.com

(…)
Zaman zaman düşünürüm, mesleklerle ilgili antolojiler niye hazırlanmıyor, diye…
Sinemacı Şairler Antolojisi, Doktor Şairler Antolojisi, Tiyatrocu Şairler Antolojisi, Mühendis Şairler Antolojisi ve Veteriner Şairler Antolojisi…
Halim Şafak’tan Bedrettin Aykın’a, Seyfettin Başçıllar’dan Polat Onat’a, hatta veterinerlik okuyup da mesleğini yap(a)mayan Tanpınar’dan Yahya Kemal ve Muzaffer İlhan Erdost’a kadar sayısız veteriner şair yetişmiş bu topraklarda. Kim bilir belki biri eğilir bir gün böyle bir çalışmaya.
(…)

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

RAMİS DARA'NIN "JÜRİ SIRT KAŞIMACILIĞI – RUH OKŞAMACILIĞINA SON" ADLI YAZISINDAN:
Akatalpa Dergisi, Sayı: 125, Mayıs 2010, Sayfa: 22

(…)
Gerçek anlamda ve hâlâ dergi olduğumuz için, Gültekin Emre’yle benim yerdiğim İsmet Özel’i Cihan Oğuz över, benim övdüğüm İsmail Uyaroğlu kitabını Gültekin Emre eleştirir, yine benim övdüğüm Polat Onat’ı Utku Özmakas eleştirir, eleştirmiştir.
Bunların bazıları eş zamanlı olarak başka kardeş dergilerde ortaya çıkmış olsa da, işin özü, Akatalpa’nın olduğu kadar yazarlarının da tek tip bakıştan kaçındığının tipik örnekleri sayılmalıdır.
(…)

-------------------------------------------------------------------------------------------------

CANER METE'NİN "EĞİTİMCİ-ŞAİR POLAT ONAT ŞİİR SEVERLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR" ADLI HABERİ:
www.medya72.com (6 Şubat 2010)

Batman Sakarya İlköğretim okulunda görev yapan eğitimci ve şair Polat Onat’ın şiirleri gün geçtikçe daha çok beğeniliyor.

Şiir kalitesinin her geçen gün düştüğünden yakınıldı. Ama dergiler her zaman genç şairlerin kendilerini var ettiği, iyi şairin ve şiirin de yer bulduğu, yeni şiirin kalbi olmaya devam etti. Hal böyle olunca şiir yıllıklarının da ilk başvuru kaynağı hep güncel dergiler oldu.

Bu ay Kitap-lık dergisi, her yıl olduğu gibi okurlarına ‘2009 YKY Şiir Yıllığı’ armağan ediyor. 2005 yılından bu yana Bâki Asiltürk'ün hazırladığı yıllık, bir şekilde tartışmaların, eleştirilerin odağında yer almayı başarıyor. Geçtiğimiz yıl Asiltürk, yıllık şiirlerinin daha çok dergilerden seçildiği, kitapların yeterince değerlendirilmediği, tek tip şiire yer verildiği konusunda eleştiriler almıştı. Bu eleştirilere 2009 YKY Şiir Yıllığı'nın önsözünde cevap veren Asiltürk, bu seçiminin sebebi olarak dergilerdeki şiirlerin 'yeni'liğini ve kitaplara ulaşmanın zorluğunu gösteriyor.

Yıllıkta, Batman’da görev yapan şair Polat Onat’ın ‘Son’ adlı şiir kitabından iki şiir yayımlanmış (Sayfa 173). Polat Onat’ın dergilere şiir yollamamasına rağmen, şiir kitabından iki şiirinin yıllıkta yer alması, Onat’ın şiir severler tarafından takdir edildiği anlamını doğuruyor.

‘Son’ Mühür Yayınevi’nden çıkmıştı. Yıllıkta, 'Eriyiş' ve 'Şiir' adlı şiirleri yayımlanan Polat Onat’ı tebrik eder, kendilerine başarılar dileriz.

Not: Kitap-lık dergisiyle armağan edilmesi gereken Şiir Yıllığı'nı, jelatinli kabından çıkartıp sadece dergiyi gazete bayilerine bırakan dağıtım şirketini de kınıyorum. Bayiler gerekeni yapmalı. Bu saygısızlığı tüm okurlara yapılmış olarak kabul ediyoruz. Başka yerden temin ettiğim jelatinli dergi ile bir bayideki yıllıksız derginin birlikte fotoğrafını çekip yetkililere de bildirdik.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

ZAFER YALÇINPINAR'IN SON'DAN YAPTIĞI ALINTI:
zaferyal.kuzeyyildizi.com (9 Aralık 2009)

BEKLEYİŞ 

köprülere gidecektik gökyüzünden gözlerinle
sıkıca tutmuştun bileklerimi gel de unut
kurtalan istasyonundaki paslı raylara
demir atıyor ölümün köhne feribotu
(…)

(Polat Onat, Son, Sayfa:58) 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

BARIŞ ARSLAN'IN "POLAT ONAT’IN 'SON' ADLI ŞİİR KİTABI ÇIKTI" HABERİ:
Batman Çağdaş Gazetesi, 9 Temmuz 2009
www.batmancagdas.com

Batman’da öğretmenlik yapan genç şair Polat Onat’ın ilk şiir kitabı çıktı.
2000 yılından itibaren şiir yazmaya başlayan şair, birçok dergide de yer aldı.
2002 yılında Rıfat Ilgaz Şiir Yarışmasında mansiyon ödülüne de layık görülen Polat Onat'ın, ilk şiir kitabı Mühür Kitaplığı tarafından yayımladı.
“Son” adlı şiir kitabı geçtiğimiz günlerde seçkin kitapçılarda satışa sunuldu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

17 Şubat 2011 Perşembe

İhtiyarın Vefatı'ndan Bir Şiir: "Anahtar"



ANAHTAR


sabah erken
tepeye çıkan patikada yürüyoruz
kuş cıvıltıları eşliğinde
taşlara bakıyoruz
altlarında kaynaşan böceklere
kurumuş yapraklar
gökyüzü bulutlanıyor
sızlamaya başlıyor romatizmalı bacaklarım
ufukta şimşek çakıyor
konuşmuyoruz
görünmez ellerinle kuşku içinde
paslanmış  bir anahtar uzatıyorsun bana
artık hiçbir kapıyı açmayacak bir anahtar.


         POLAT ONAT
(İhtiyarın Vefatı / Sayfa: 18)