31 Mart 2013 Pazar

Lütfen Okuduğunuz Kitapların Arasında Bir Şeyler Unutun Arkadaşlar!

*Zaman Gazetesi,  31 Mart 2013

   Kendinize ya da sevdiklerinize on sene sonrası için hoş bir sürpriz yapmak ister misiniz? 

   Okuduğunuz kitapların arasına takvim yaprağı, fiş, bir gazete küpürü, fotoğraf, bir çiçek ya da yaprak, küçük bir not, o anınızla ilgili basit bir nesne koyun lütfen. 

   On sene sonra siz bu dünyada yoksanız bile, kitabınızı sahafta bulup satın alacak kitapseveri çok sevindireceksiniz.

   Kendimden biliyorum, sahafta karıştırdığım eski kitapların sayfalarının arasında unutulmuş ne hoş kartpostallara, kurumuş çiçeklere, eski fotoğraflara, kartvizitlere rastladım. Bir emanet gibi aynı yerlerinde muhafaza ediyorum onları. Benden sonraki sahipleri için...

22 Mart 2013 Cuma

Zaman ve Hayat

Zaman ve Hayat

   Bugün yarın dündür. Zaman katalizatörünün insicamını böyle özetlemek varlıksal örneklemeyi okuyamaz ki... Bazen, zaman donsa, bugün hiç bitmese, şu an neyle uğraşıyorsak sonsuza dek öyle kalsak, diye hayal kuruyorum yazmaya kaptırmışken...
Adem Yoksun

15 Mart 2013 Cuma

Şiir Veriminin Bilançosu: Yıllıklar


ŞİİR VERİMİNİN BİLANÇOSU: YILLIKLAR

            Edebiyatın en devingen alanlarından biri olan şiir üzerine, sene bazında yapılan değerlendirmeler, her seferinde sert tartışmalara ve uzayıp giden polemiklere vesile olmuştur. Belki de bunun neticesi olarak, uzun yıllardır düzenli olarak yayımını sürdüren Baki Asiltürk’ün hazırladığı YKY Şiir Yıllığı geçtiğimiz yıl son kez selamladı okurlarını. Ayrıca yine epeyce zamandır değerli şiir yıllıkları hazırlayan Veysel Çolak ve Hakan Arslanbenzer de bu serüvenlerini noktalayarak şiirseverleri üzdüler.

            Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, edebiyat çevrelerinin yıllık talebini karşılamak için yeni ve doyurucu çalışmalar da ortaya konmuyor değil. Mart ayının girişiyle birlikte geçtiğimiz senenin şiir edebiyat ürünlerini bir belgelik hüviyeti taşıma iddiasıyla değerlendiren şiir yıllıkları birbirinin peşisıra raflardaki yerini almaya başladı.

            Dil ve Edebiyat Dergisi’nin Şubat sayısının yanında verilen 438 sayfalık Dil ve Edebiyat Şiir Yıllığı Zafer Acar tarafından hazırlanmış. Mevcut yıllık anlayışına yeni bir soluk getiren ve ilk kez çıkan bu çalışmanın belirgin iki özelliği var: Çeviri şiirlere ayrı bir yer vermesi ve poetik yazıların, eleştirilerin seçilen şiirlerden daha fazla yer kaplaması. Ayrıca yıllığın başındaki, Hilmi Yavuz ile yapılmış çarpıcı söyleşi de arşivlenmesi gereken bir içerik barındırıyor. Zafer Acar’ın kendine has üslubuyla yaptığı belirgin teşhisler ve öznesi somutlanmış net eleştiriler heyecanlı bir okuma macerası vaat ediyor.

            Edebiyat Ortamı Dergisi’nin Mart-Nisan sayısının armağanı olan 244 sayfalık Edebiyat Ortamı Şiir Yıllığı Mustafa Aydoğan tarafından derlenmiş. Dört yıldan beri düzenli olarak yayımlandığı için kendine has bir izlerçevre edinmiş bir yıllık bu. Önceki senelerden aşina olduğumuz formatını değiştirmeden şiire bolca sayfa ayırmaya devam ediyor. Yanısıra “Mısralar” bölümü, “Dergiler” bölümü, “Şiir Kitapları” bölümü, “Poetik Alıntılar” bölümü meraklılarını bekliyor.

            Etki Yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan 367 sayfalık Şimşiir Ağacı Şiir ve Şiir Kitapları Yıllığı’nı Mustafa Ergin Kılıç hazırlamış. Şimşiir Ağacı Yıllığı’nı geçen sene ilk kez derleyen Mustafa Ergin Kılıç, gelen eleştirileri ve önerileri de göz önüne alarak geçtiğimiz yıla nazaran daha dolu, özenli, kuşatıcı bir çalışma ortaya koymayı başarmış. Bu ürünün, diğer yıllıklardan ayrıldığı en önemli nokta; salt edebiyat dergileri paralelinde bir taramayla yetinmeyip, titiz bir çabayla şiir kitaplarına da eğilme fedakârlığını gösterebilmesi. Böylesi bir anlayış, şiire daha geniş bir perspektifte bakabilme olanağını sunarak, yapıtın içeriğinin daha da zenginleşmesine vesile oluyor muhakkak.

            Mühür Yayınları’nın ürünü olan ve bu ayın başında piyasaya çıkan 240 sayfalık Şair Dağın Doruğunda Şiir Seçkisi Mustafa Fırat’ın imzasını taşıyor. Bu seneyle birlikte dördüncü kez yayımlanma sürekliliğini gösteren çalışma, önceki yıllara nazaran daha kaliteli ve özenli baskısı ve sert kapağı ile ilk anda dikkatleri çekiyor. Diğer yıllıklardan en büyük farkı ise; kısa bir sunuş yazısı haricinde hiç düzyazı barındırmaması ve bütünüyle şiir içermesi.

            Genel olarak, ülkemizde edebiyat, şiir dergilerinin çok az satıldığı ve okunduğu herkesin ifade ettiği net bir gerçek. Kültür sanat açısından epeyce olumsuzluk içeren bu durumun kısa vadede değişmeyeceğini de rahatlıkla ifade edebiliriz. Dolayısıyla dergileri takip etmekten mahrum kalan ciddi okurların, büyük emeklerle hazırlanmış bu dört şiir yıllığından en azından birisini olsun satın alıp okumaları ne hoş olurdu. Hızla yaygınlaşmaya devam eden çoksatar romanlara odaklanmış okurların, günümüz Türk şiirini hiç olmazsa yıl bazında hayatlarına bir çeşni olarak ekleme tavrını yaygınlaştırması naçizane bir temennimdir, deyip bitireyim.

POLAT ONAT 
13 Mart 2013 /  Kültür Sanat Sayfası


11 Mart 2013 Pazartesi

Neşet Ertaş'ın Son Sözleri

Neşet Ertaş'ın son sözleri:
"Bana insan babam de."

*Zaman Gazetesi, 10 Mart 2013

10 Mart 2013 Pazar

Akşamüstü Sohbeti (VİDEO)

Bir akşamüstü sohbeti... 
Canım annem, biricik anneannem ve değerli komşusu... 

9 Mart 2013 Cumartesi

Hugo Chavez'in Son Sözleri

Hugo Chavez'in son sözleri: 
"Ölmek istemiyorum. Lütfen ölmeme izin verme."

*Zaman Gazetesi, 8 Mart 2013

7 Mart 2013 Perşembe

Batman Sanat Tiyatrosu'ndan (BST) Mütevazı Bir Hezimet: Adaptasyon



   Haftasonu şehirde dolaşırken, Batman'ın her yanına asılmış afişlerle haberdar oldum "Adaptasyon" adlı oyundan. Batman Sanat Tiyatrosu, yıllardan beri oldukça güzel çalışmalara imza atmış bir ekip. BST'nin bu yeni oyununun prömiyerine gitmeyi planladım.

   Oyun başlamadan on dakika önce salona vardığımda, bilet satan kişiye önlerden bir bilet istediğimi söyledim. Bana "Elimizde sadece iki tane bilet kaldı." diye cevap verdi. Hemen kalan biletlerden birini 5 lira ödeyerek aldım. Oyuna böylesine yoğun ilgi olmasından memnuniyet duydum doğrusu. Tüm koltuklar doluydu, hatta bazı izleyiciler taburelerde oturuyordu.

   Oyun başlamadan hemen önce, bu çalışmayı yazan ve yöneten Ahmet Seven kısa ve anlamlı bir konuşma yaptı. Ben bu arada dekoru inceledim, gördüğüm kadarıyla hakikaten emek verilmiş ve hoş bir dekor ortaya konmuş. Bu tarz bir organizasyon için görkemli sayılabilecek bir prodüksiyonla karşılaştığımı gözlemlediğimi ifade etmem gerekiyor. Bu hususta emeği geçenlere teşekkür etmek gerek.

   Oyun başladığında biraz şaşırdım. Karanlık bir ışık altında tuhaf bir giriş yapıldı oyuncularca. İlk on beş dakika bu atmosferde geçti. Hatta, önümdeki sıradaki koltukta oturan bir gencin yanındaki arkadaşının kulağına "Bu ne abi! Korku filmine mi geldik?" diye fısıldadığını duydum. Sonrasında metnin elverdiği ölçüde atmosferde bir genişleme oldu, ferahlık hissedildi. Yer yer bazı izleyicilerin komik bulduğu sahneler oluştu.

  Açıkçası bunca kalabalık bir salonda, bir komedi oyununun, bunca az kahkahayla karşılaşması, bence en hafif tabiriyle "mütevazı bir hezimet" olarak algılanabilir. İzleyicilerin yüzünü şöyle bir incelediğimde, kahkahayı bir tarafa koydum, tebessüm edenlerin bile azınlıkta kaldığını gördüm. 

   Haklarını yememek lazım. Oyuncuların ciddi bir emek verdiğini ve önemli bir performans gösterdiklerini söylemem gerekiyor. Ancak bu iyi niyetli çaba, oyun metninin parıltı içermemesi, ince ve düşünmeye dayalı espri içermemesi nedeniyle güme gidiyor. Kimi nispeten kaba şakalarla, izleyicisini memnun etmeye çalışıyor. Seyirciden en çok olumlu tepki alındığı bölümler ise, karikatürize edilmiş bazı tiplemelerin aşırı tepkimelerinden oluşan tuhaf davranışlarının oluşturduğu anlık komikliklerden ibaret. 

 "Adaptasyon" adlı bu çalışma, daha inceltilmiş ve rafine bir mizahı seven birisi olarak bana pek hitap etmedi. Ancak bu yetenekli, dahası yürekten bir performans ortaya koyan ekibin ileride daha önemli işlere imza atacağına inandığımı son söz olarak söylemek isterim.   

2 Mart 2013 Cumartesi

Mezarlıkta Yemek Yiyen Kediler

   Bursa'da, Setbaşı'nın üst taraflarındaki "Akbıyık Sultan Türbesi"nin önünde, sokak arasında yer alan, küçük bir tarihi mezarlıkla karşılaştım. 
   Şehrin uğultusunun hemen yakınında böylesine mistik bir manzarayla karşılaşmak beni şaşırttı. 
   Mezarlığın duvarında yemek yiyen kediler gördüm. Bu enstantane sanki gerçeküstü bir manzaraymış gibi zihnime kazındı. 
   Zengin bir metafor oluşturucu çağrışımlar içerdiğini düşündüğüm bu fotoğrafları paylaşıyorum.